Emtia piyasası arz şokları ve talep endişeleriyle geçen hafta yön arayışına girdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Emtia piyasası arz şokları ve talep endişeleriyle geçen hafta yön arayışına girdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

5,695 dolarla Şubat 2014'ten bu yana en yüksek seviyeyi gören doğal gaz, geçen haftayı yüzde 2,5 kazançla tamamladı, Brent petrol de yüzde 3 arttı.
Arz şokları ve talep endişelerinin etkisiyle geçen hafta emtia piyasasında yön arayışı hakim oldu.
Emtia piyasasında geçen hafta kayda değer yükselişlerin yanı sıra göze çarpan düşüşler de görüldü. 17 Eylül Cuma günü düşüşlerin hızlanmasıyla emtia fiyatlarındaki satışlar da hızlandı.
Geçen hafta emtia piyasasına enerji fiyatlarındaki yükselişler damga vurdu. Metallerde negatif, tarım emtialarında ise karışık bir seyir izlendi. Böylece geçen hafta emtia piyasasında yön arayışı hakim oldu.
Özellikle arz şokları ve teslimatlar, tedarike yönelik sıkıntılar emtia fiyatlarının yükselmesine neden olurken, gelişmiş ülke merkez bankalarının şahinleşebileceğine yönelik endişeler, doların güçlenmesi ve Çin'in emtia piyasasına müdahale etmesi de fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı artırdı.
Analistler, artan ham madde fiyatlarından dolayı üreticilerin emtia tedariki konusunda temkinli davrandığını, bunun da özellikle metalleri olumsuz etkilediğini belirtti.

Geçen haftaya doğal gaz damga vurdu
Doğal gaz fiyatları geçen haftaya da damgasını vurdu. Artan tüketim, Avrupa'da yeraltı depolama tesislerindeki doluluk oranlarının azalması ve kış öncesi arzda kısıntı yaşanabileceğine yönelik endişelerle doğal gaz fiyatları rekor seviyelere ulaştı.
Rusya'dan Almanya'ya doğal gaz sağlanması için kurulan Kuzey Akım 2 projesinin beklenenden daha geç bir tarihte açılabileceği ve bu kışın sert geçeceğine ilişkin uzman görüşlerinin ardından elektrik ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişler görüldü.
Son haftalarda sürekli rekor tazeleyen ve 5,695 dolarla Şubat 2014'ten bu yana en yüksek seviyeyi gören doğal gaz, haftalık bazda artışını yüzde 7'nin üzerine çıkarmasına karşın daha sonra kazançlarının bir kısmını geri verdi ve geçen haftayı yüzde 2,5 kazançla tamamladı.
Geçen hafta Brent petrol yüzde 3 arttı. Brent petrol fiyatlarındaki yükselişte, ağustos sonunda ABD'nin Meksika Körfezi'ndeki petrol ve gaz üretiminin Ida Kasırgası sebebiyle sekteye uğramasından sonra yaşanan arz kesintileri etkili oldu.
Dünyanın en büyük petrol üreticisi ABD'nin Meksika Körfezi'nde, Ida Kasırgası'nın ardından petrol ve gaz üretimi henüz normale dönmeden yaklaşan başka bir kasırga tehlikesiyle karşı karşıya kalması da petrol fiyatlarının yükselmesine neden başka bir unsur oldu.
Libya'da devam eden protestolar nedeniyle ülkenin petrol arzında yaşanan kesintiler de petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi. Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mustafa Sanalla'nın görevden alınmasını isteyen göstericiler, geçen hafta çarşamba günü Es Sider ve Ras Lanuf limanlarında faaliyetleri durdurmuştu.
ABD'nin ticari ham petrol stoklarının beklenenden fazla düşmesi de talebin toparlandığı algısıyla Brent petrol fiyatlarını yukarı yönlü destekledi.
Altın geçen hafta yüzde 1,9 azalış kaydetti. Analistler, gelişmiş ülke merkez bankalarının şahinleşen tutumunun altının ons fiyatını baskıladığını söyledi.

Paladyum, gümüş ve kurşunda sert düşüşler görüldü
Geçen hafta paladyum, gümüş ve kurşunda sert düşüşler görüldü.
Yeniden artışa geçen Delta varyantı vaka sayıları nedeniyle büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revizyonu, metal fiyatları için risk oluşturan önemli faktörler arasında yer alıyor.
Geçen hafta kurşun yüzde 6, paladyum yüzde 5,8, gümüş yüzde 5,7, nikel yüzde 2,8, bakır yüzde 2,2, alüminyum yüzde 1,2 ve platin yüzde 1,3 değer kaybetti.
Özellikle küresel bazda otomobil üretiminin aksayacağına yönelik endişeler, paladyum ve platin fiyatlarını olumsuz etkiledi. Önceki hafta sert yükseliş kaydeden alüminyum da geçen hafta metallerdeki düşüş eğiliminden etkilenerek değer kaybetti.
Ekonomik toparlanmaya ilişkin endişeler bakır fiyatlarını da baskıladı.

Tarım emtialarında karışık seyir
Tarım emtialarına geçen hafta karışık bir seyir hakim oldu.
Özellikle teslimatlardaki gecikmeler, üretim tahminlerinin düşmesi ve ihracattaki artış tarım emtia fiyatlarını yukarı yönlü etkilerken, Delta varyantı nedeniyle oluşan önlemlerle talebe yönelik endişeler fiyatlarda değer kaybını beraberinde getirdi.
Geçen hafta buğday yüzde 2,7, mısır yüzde 2 ve şeker yüzde 1,6 değer kazanırken, kahve yüzde 0,6 ve pamuk yüzde 1,2 değer kaybetti.

"Kısa vadeli arz endişelerinin devam ettiğini söyleyebiliriz"
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dolar endeksindeki güçlenme ile emtiaların genelinde baskının arttığını belirtti.
Küresel olarak halen konteyner talebinin yüksek olması nedeniyle yüklemelerde gecikme yaşandığını ifade eden Ergezen, "Bu nedenle kısa vadeli arz endişelerinin devam ettiğini söyleyebiliriz" dedi.
Ergezen, Çin ekonomisinden gelen verilerin beklentilerin altında kalmasının emtialar genelinde talep endişelerini artırdığını vurguladı.
Buğdayın geçen haftayı yükselişle kapattığını bildiren Ergezen, Kanada, Avrupa ve Rusya'da buğday üretim beklentilerinin azalmasının vadeli piyasada alımlara yol açtığını söyledi.
Ergezen, mısır piyasasında yüksek talebin devam ettiğini, bununla beraber özellikle yüklemelerde yaşanan gecikmenin kısa vadeli arz endişelerine yol açtığını, böylece fiyatlarda anlık yükselişler görüldüğünü kaydetti.
Petrol fiyatlarındaki yukarı seyrin mısır fiyatlarını da olumlu etkilediğini belirten Ergezen, "Mısır, biyodizel üretimi için kullanılan ürünlerden biri. Petrol fiyatları yükselince mısır talebi artacağı beklentisi oluyor" dedi.
Petrol fiyatlarının yüksek olmasının şeker fiyatlarına da pozitif yansıdığını ifade eden Ergezen, şeker kamışının etanol üretimi için kullanılan ham maddelerden biri olduğunu hatırlattı. Ergezen, petrol fiyatlarındaki değişimin üreticilerin şeker veya etanol üretimini tercih etmesine neden olduğunu kaydetti.
Ergezen, Delta varyantının ve dolar endeksindeki artışın pamuk ve kahveye olan talebin azalmasına yol açtığını da söyledi.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times