Yeni Lübnan hükümeti İran akaryakıtı konusunda ne yapacak?

Lübnan hükümetinden İran'da gelen kaçak akaryakıt konusunda tutum takınması bekleniyor

Hizbullah militanları, Perşembe günü İran yakıtının gelişini kutlamak için Baalbek'te hava ateş açtı (AP)
Hizbullah militanları, Perşembe günü İran yakıtının gelişini kutlamak için Baalbek'te hava ateş açtı (AP)
TT

Yeni Lübnan hükümeti İran akaryakıtı konusunda ne yapacak?

Hizbullah militanları, Perşembe günü İran yakıtının gelişini kutlamak için Baalbek'te hava ateş açtı (AP)
Hizbullah militanları, Perşembe günü İran yakıtının gelişini kutlamak için Baalbek'te hava ateş açtı (AP)

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, “Hizbullah'ın gerçekleştirdiği, ilk etapta İran'dan gayri resmi yolla Lübnan’a sokulan 4 bin ton akaryakıt kaçakçılığının Lübnan egemenliğinin ihlal edilmesi olduğunu, bu durumdan duyduğu üzüntüyü” dile getirmişti. İlgili kaynakların dün bildirdiğine göre, Mikati hükümeti “İran'dan herhangi bir akaryakıt sevkiyatı talep etmediğini” yineledi. Öncesinde İran Dışişleri Bakanlığı ise Suriye üzerinden Lübnan'a gönderilen yakıt sevkiyatının ‘Lübnanlı yetkililerin talebi üzerine’ olduğunu açıklamıştı.
İran yakıtının “Lübnan piyasası tarafından doğal ve normal bir satın alma süreci kapsamında Lübnan'a gönderildiğinin” altını çizen İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, Lübnan hükümeti de İran’dan yakıt almak istediği taktirde hemen verileceğini ifade etti. Mikati'nin açıklamalarına yanıt olarak ise, “İran İslam Cumhuriyeti dostlarına ve dost hükümetlere her zaman destek verir. Lübnan'daki barış, güvenlik ve istikrar bizim için her şeyden önemlidir. Lübnan hükümetinin bu yolda başarıya ulaşmasına yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Hizbullah da İran'ın Suriye üzerinden Lübnan'a yeni yakıt sevkiyatları göndermesini bekliyor. Ancak Lübnan kamuoyu, bu durumun Lübnan'ın egemenliğini ve dış ilişkilerini tehlikeye attığı gerekçesiyle yeni hükümetin İran akaryakıtı konusunda net bir tavır talep ediyor.
(Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi’nden Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Lübnan'da, Hizbullah'ın silahlı yapısından kaynaklanan vesayet sayesinde İran'ın Lübnan'ın içişlerine müdahalede bulunduğu bir durum içerisindeyiz. Devletin müzakeresiyle değil de bir siyasi partinin kararıyla akaryakıt sevkiyatı yapılması egemenlik ihlalidir. Egemenliğin ihlalindeki ısrar, son yıllarda Mişel Avn’ın Cumhurbaşkanlığı ve Hassan Diyab hükümeti döneminde kaydedildi. Bu, Lübnan'ın Körfez ülkeleriyle ilişkilerine bir darbe vurdu” ifadelerine başvurdu.
Yeni hükümetten ‘Lübnan egemenliğini ve dış ilişkileri koruma düzeyinde uygun bir tutum takınma’ çağrısında bulunan kaynaklar, kaçakçılığın yeni hükümetin kurulma aşamasında parlamentonun güvenoyu alması öncesinde gerçekleştiğini, bu nedenle Mikati hükümetinin bundan sorumlu olmadığını da ekleyerek “Nitekim bir emrivaki ile bir arada yaşıyoruz. Bu duruma karşı çıkılmadığı taktirde Lübnan dışlanacak, egemenliği yok sayılacak, devlet yok olmaya devam edecek” vurgusunda bulundu.
Ancak Yakın Doğu ve Körfez Askeri Analiz Enstitüsü (INEGMA) Direktörü Riyad Kahveci ise Mikati'nin İran’dan mazot sevkiyatıyla ilgili ‘üzüntüsünün’ devletin resmi tutumu değil de kendi hissiyatı olduğunu vurguladı. Devletin bu yönde izin veya ret yoluyla bir tutum takınabileceğini belirten Kahveci, “Başbakan, devlet çıkarlarına göre kararlar alır, ülkeler arasındaki ilişkilerde hiçbir anlam ifade etmeyen duygularını dile getirmekle yetinmez” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Kahveci, “Devletin sevkiyat konusunda net bir tavır almaması, tutumunu belirsiz tutması yönünde net bir karar var. Zirâ bir emrivaki mevcut. Mikati, ABD'nin onayı olmaksızın İran petrolü için resmi talepte bulunmanın kendisi ve hükümet aleyhinde yaptırımlara yol açacağının farkında. Önemli olan, Hizbullah hükümetten bağımsız bir şekilde yakıt ithalatına devam ettiği taktirde ABD ve Fransa'nın nasıl hareket edeceği” açıklamalarında bulundu.
Lübnanlı tanınmış yazar ve siyasi analist Kasım Kasir ise Mikati’nin yalnızca bu konudaki itirazını duyurmayı amaçladığını, hükümetin olup bitenlerle hiçbir ilgisinin olmadığına dair mesaj göndermek istediğini ifade etti. Şarku’l Avsat’a konuşan Kasir, “Gerekli sebepler varsa, kriz devam ederse ve ABD ile İran arasında bir anlaşmaya varılırsa ithalat artabilir. Ancak bu kayıt dışı ithalat şimdilik Hizbullah'ın sponsor olduğu formülle devam edecek; diğer taraflar hatta daha sonradan girebilir” dedi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.