ABD'de Demir Kubbe yardımının geçici bütçe metninden çıkarılması İsrail'de tedirginlik yarattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD'de Demir Kubbe yardımının geçici bütçe metninden çıkarılması İsrail'de tedirginlik yarattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail, Demir Kubbe hava savunma sistemleri mühimmatının tedariki için ABD'den alacağı yardımın ABD kongresindeki Demokrat Partililerin çabaları sonucu geçici bütçe metninden çıkarılmasıyla büyük bir güvenlik endişesiyle karşı karşıya kaldı.
Her biri 50 bin dolar değerindeki Demir Kubbe füzelerinin olmaması durumunda İsrail'in Hamas karşısında savunma gücünün bir hayli düşeceği tahmin ediliyor.

AIPAC: Kararla bölgede çatışma riski artabilir
Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi "AIPAC", İsrail'e Demir Kubbe füzelerinin satın alınması için ABD bütçesinden 1 milyar dolar sağlayan maddenin kaldırılmasına "Kongredeki aşırılık yanlıları İsraillilerin ve Filistinlilerin hayatlarıyla siyaset oynuyor." ifadeleriyle tepki gösterdi.
ABD'deki en büyük İsrail lobisi olan "AIPAC", İsrail'in "ilerici demokratlar" olarak adlandırdığı ABD’lilere sert eleştiriler yöneltiyordu. "İlerici demokratlar" İsrail yönetiminin Filistinlilere yönelik sert ve saldırgan uygulamaları nedeniyle ABD'nin İsrail'e yardımının kısıtlanmasını talep ediyordu.
AIPAC’in Facebook hesabından yapılan paylaşımda, şu ifadeler yer aldı:
"Hayat kurtarmak için tasarlanmış bir savunma sistemine ayrılmış fonun kaldırılması çağrısı, değerlerimize bir hakarettir. Fonun kaldırılması daha fazla çatışma riskini ortaya çıkaracaktır ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından yapılan ve Kongre tarafından desteklenen taahhüde aykırıdır."

İsrail basınında geniş yankı buldu
İsrail gazetesi Jerusalem Post, söz konusu kararın alındığı toplantının Kongre üyeleri Alexandria Cortez ve Raşide Tuleyb tarafından yönetildiğini yazdı.
Haberde, Demir Kubbe finansmanını engelleyen İlerici Demokratların, Gazze'ye mayıs ayında düzenlediği son saldırıları sırasında gerekli silahların İsrail'e ulaşmasını engellemek için lobi yapanlar arasında yer aldığı kaydedildi.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, ismi açıklanmayan bir İsrailli kaynağa dayandırdığı haberinde "Demokrat Parti'nin sözde ilerici kanadına mensup bir dizi üyesi, İsrail'e Demir Kubbe sistemlerinde kullanılan müdahale birimlerini finanse etmek için bir milyar dolar yardım sağlanmasını öngören hükmün geçişini engelledi" ifadelerine yer verdi.
Haberde, Senato ve Temsilciler Meclisinde İsrail'e acil yardımı onaylayan bir çoğunluğun olduğu, ancak Demokrat Parti içindeki ilerici kanadın bunu engellediği, yardımın en nihayetinde onaylanacağı iddia edildi.
İsrail merkezli Wala haber sitesi de ABD Temsilciler Meclisinde bütçe yasasının oylanmasından birkaç saat önce bazı Kongre üyelerinin, Demir Kubbe maddesini içermesi durumunda bütçe lehinde oy kullanmayacaklarını açıkladığına haberinde yer verdi.
ABD Bütçe Yasası'nın Demir Kubbe bölümünün kaldırılmasının, İsrail'e ek yardım transferinde önemli bir gecikme anlamına geldiği belirtilen haberde, Kongre'nin İsrail'e savunma amaçlı yardımı onaylamamasının nadiren yaşanan bir olay olduğuna dikkat çekildi.

Siyasiler Netanyahu dönemini suçluyor
İsrail siyasi çevreleri ise Demokrat temsilcilerin Demir Kubbe yardımı maddesine oy verilmesini engellemesinin, önceki Başbakan Binyamin Netanyahu dönemindeki İsrail hükümetinin hatalarının bir neticesi olduğu görüşünde.
Eski Savunma Bakanı Moşe Yaalon Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Bir grup Demokrat'ın, Demir Kubbe'ye yardımın kabul edilmesine muhalefeti, Netanyahu hükümetinin Cumhuriyetçileri destekleyerek Amerikan siyasetine bariz müdahalesinin sonucudur" ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Yair Lapid ise yine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Bir önceki hükümetin Kongre ve Demokrat Parti'yi ihmal ettiği ve İsrail-Amerikan ilişkilerine büyük zarar verdiği uzun yıllar sonrasında, bugünlerde Kongre ile güven ilişkisini yeniden inşa ediyoruz."
Lapid daha sonra Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Stanny Hoyer ile temasa geçti.
Hoyer, Lapid ile görüşmesinin ardından sosyal medya hesabı Twitter'da şu paylaşımda bulundu:
"Demir Kubbe finansmanına güçlü desteğimi görüşmek üzere Lapid ile konuştum. İsrail'in bu gerekli yardımı almasını sağlama konusundaki taahhüdümü yineledim ve İsrail için iki partili (Cumhuriyetçi ve Demokrat) desteğin önemini yineledim."
Kongre'nin Demir Kubbe'yi tam olarak finanse etmek için bu hafta yasayı ele alacağını kaydeden Hoyer, İsrail'in kendini savunma kabiliyetini sağlamak için çalışacaklarını, bunun için iki partiden güçlü bir destek beklediğini ifade etti.
Hoyer ile ABD'nin Demir Kubbe sistemine yaptığı yardım hakkında konuştuğunu ve İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarının mümkün olan en kısa sürede karşılanması gerektiğini ilettiğini belirten Lapid, yaşananları "teknik bir gecikme" olarak değerlendirirdi.
ABD Temsilciler Meclisinde Demokratların itirazlarının ardından dün, ABD federal hükümeti geçici bütçesine ilişkin yasa tasarısından İsrail'e yönelik 1 milyar dolarlık askeri yardım fonu çıkarılmıştı.
Ülkede bütçe görüşmeleri devam ediyor.

Biden söz vermişti
İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalardan sonra İsrail Demir Kubbe mühimmatı başta olmak üzere bazı parçalarının tedariki için ABD'den yardım talebinde bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi daha önce birden fazla vesileyle İsrail "Demir Kubbe"sine mühimmat sağlama sözü verdi.
Washington, geçen yıl eski Başkan Barack Obama tarafından 2016 yılında imzalanan ve Tel Aviv'e 10 yılda 38 milyar dolarlık bir yardım paketi verilmesini öngören anlaşmanın parçası olarak, 1,6 milyar doları İsrail'e Demir Kubbe sistemini yenilemesi olmak üzere hepsi askeri amaçlı 3,8 milyar dolarlık mali yardımda bulundu.
İsrail ordusunun 10-21 Mayıs tarihleri ​​arasında Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında, Filistinli grupların Gazze’den İsrail bölgelerine attıkları roketlere karşı koymak için büyük miktarda Demir Kubbe füzesi kullanılmıştı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe