ABD ve İsrail, İran nükleer dosyasıyla yüzleşmek için ‘B Planı’ hakkında temaslarda bulundu

Meir Ben Shabbat - Jake Sullivan
Meir Ben Shabbat - Jake Sullivan
TT

ABD ve İsrail, İran nükleer dosyasıyla yüzleşmek için ‘B Planı’ hakkında temaslarda bulundu

Meir Ben Shabbat - Jake Sullivan
Meir Ben Shabbat - Jake Sullivan

İsrail hükümetindeki Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı Meir Ben Shabbat dün yaptığı açıklamada, ABD yönetimiyle dostane diyalogları bulunan İsrail hükümetinin, kendi talebi üzerine, nükleer müzakereleri başlatma çabalarının başarısız olması durumunda bir “B Planı”nın devreye sokulması hususunda temaslarda bulunduğunu belirtti.
Ben Shabbat, İsrail Hayom gazetesine verdiği röportajda, Naftali Bennett hükümetinin "İran'la diplomasi yoluyla bir çözüme varma ve gelişmiş bir nükleer anlaşmaya ulaşma" konusunda ABD ile aynı fikirde olduğunu ancak anlaşmanın uygulanması için bir son tarih belirlenmesini istediğini söyledi.
Ben Shabbat, kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplarla İsrail'in bu konudaki tutumunu ortaya koydu. Röportaj şu şekilde gerçekleşti:
Hayom: Diplomatik çaba mı istiyorsunuz?
Ben Shabbat: Kesinlikle, yüzde yüz olarak.
Hayom: Peki B planınız nedir? Diplomatik çabalar başarısız olursa bundan sonra ne yapacaksınız? Daha güçlü ve daha uzun vadeli bir anlaşma mı istiyorsunuz?
Ben Shabbat: İran düzensiz olarak ilerlemeye devam ederse ona karşı ne zaman harekete geçeceğimizi belirleyeceğiz.
Hayom: İran’a karşı kovuşturmanıza daha ne kadar devam edeceksiniz? Bunun bir sonu var mı?
Ben Shabbat: Her durumda bir şeyler yapıyoruz. Sadece açıklamalarla yetinemeyiz. Aşamaları ve zaman çizelgelerini tanımlamamız ve her senaryo için bir plan geliştirmemiz gerekiyor.
(Ben Shabbat’ın eski Başbakan ve şu anki muhalefet lideri olan Netanyahu’ya yakın olduğu ve onun katı İran politikasını desteklediği biliniyor.)
Bu açıklamalar, ABD ile İsrail arasında geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen, üst düzey güvenlik yetkililerinin de katıldığı, 2015 nükleer anlaşmasını canlandırma müzakerelerinin başarısız olması durumda neler yapılacağına dair gizli görüşmelere ilişkin bilgilerin Tel Aviv ve Washington’da yayınlanmasının ardından geldi. Stratejik konularda uzmanlaşmış bir Axios muhabiri olan İsrailli gazeteci Barak Ravid konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Bu tartışmalar geçen hafta doruk noktasına ulaştı. İran konusunda çok gizli yürütülen bu çalışma grubuna yeni İsrail hükümetinin geçen Haziran’da göreve başlamasından bu yana ilk kez bu denli üst düzey bir katılım oldu. Güvenli bir şekilde gerçekleştirilen video konferansına ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve İsrail Başbakanlık Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Eyal Hulata başkanlık etti.”
Barak Ravid şöyle devam etti: “İkili görüşmeler sırasında İsrail tarafı, İran'ın nükleer dosyasına ilişkin diplomatik görüşmelerdeki çıkmaz ve İran'ın nükleer prosedürlerini hızlandırması nedeniyle İran'a yönelik bir "B Planı"nın koordinasyonunda ilerlemeye ihtiyaç olduğunu vurguladı. Amerikalılar, İran müzakerelerinin yakın gelecekte yeniden başlamaması halinde İran'a ek yaptırımlar uygulama niyetlerini teyit ettiler. Ancak, Viyana'daki müzakerelerin "yakın gelecekte" yeniden başlayacağına dair işaretler bulunduğunu ve İran ile nükleer anlaşmayı canlandırmak için bir anlaşmaya varmayı tercih ettiklerini vurguladılar.”
Bu bağlamda Haaretz gazetesi genel yayın yönetmeni Aluf Benn, dün yaptığı açıklamada, eski İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun bu yılın başlarında İran liderliğiyle doğrudan bir iletişim kanalı açmaya çalıştığını ancak Tahran’ın bunu reddettiğini söyledi. Benn, “İki taraf arasında, İran'ın Şah döneminde elde ettiği petrol gelirleri için İsrail'den mali tazminat talep etmesi üzerine İsviçre mahkemelerinde tahkim sürecinde olan bir dava çerçevesinde temaslar var. Eğer iki taraf arasında doğrudan bir iletişim kanalı açılmış olsaydı, bu, aralarındaki mevcut gerilimi azaltacaktı” dedi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe