Hartum’un ‘yatırımlarına’ el koyduğu Hamas: Sudan’da yatırımımız yok

El konulan mal varlığı içinde bir gayrimenkul, bir otel, bir döviz şirketi ve bir de TV istasyonu bulunuyor.

Hamas hareketinin siyasi büro başkanı İsmail Haniye ile eski Sudan cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir arasındaki görüşme (Hamas’ın web sitesi)
Hamas hareketinin siyasi büro başkanı İsmail Haniye ile eski Sudan cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir arasındaki görüşme (Hamas’ın web sitesi)
TT

Hartum’un ‘yatırımlarına’ el koyduğu Hamas: Sudan’da yatırımımız yok

Hamas hareketinin siyasi büro başkanı İsmail Haniye ile eski Sudan cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir arasındaki görüşme (Hamas’ın web sitesi)
Hamas hareketinin siyasi büro başkanı İsmail Haniye ile eski Sudan cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir arasındaki görüşme (Hamas’ın web sitesi)

Hamas, Sudanlı yetkililerin Hamas’ın Sudan topraklarındaki yatırımlarına el koyduğuna dair haberler hakkında Sudan'da herhangi bir yatırımları olmadığını açıkladı. Hamas'ın yurtdışındaki genel başkan yardımcısı Musa Ebu Merzuk, "Haberlerin bir kısmı eski ve çoğunun bizimle ilgisi yok. Bu konuda yeni bir şey yok. Kısacası tüm bunlar asılsız haberler" açıklamasında bulundu.
Reuters haber ajansı Sudanlı kaynaklara dayandırdığı dünkü (perşembe) haberinde, Sudanlı yetkililerin yıllardır Hamas'a destek sağlayan kâr amaçlı birçok kuruluşa el koyduğunu belirtti. Ajans, Sudan’da bulunan bu kuruluşların, Eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetiminde Sudan’ı Hamas için ne kadar büyük bir sığınağa çevirdiğine dikkat çekti.
Yetkililerin Hamas'la bağlantılı olduğunu söylediği en az bir düzine şirkete el konulması, Ömer el-Beşir'in 2019'da devrilmesinden bu yana Sudan'ın Batı ile uyum sürecini hızlandırmaya yardımcı oldu. Geçen yıl Sudan, ABD'nin, teröre destek veren devletler listesinden çıkarıldı ve 50 milyar doları aşan borç indirimi elde etmeye yaklaştı.
Sudanlı ve Filistinli analistler, Hamas'ın, üyelerinin ve destekçilerinin yaşayabileceği, para toplayabileceği ve İran silahlarını ve finansmanını Gazze Şeridi'ne sızdırabileceği bir dış üssü kaybettiğini söylediler. Sudanlı resmi kaynaklar ve Batılı bir istihbarat servisinden bir kaynak tarafından operasyonla ilgili açıklanan ayrıntılar, ele geçirilen servetin büyüklüğünü ve bu şebekelerin çalışmalarının kapsamını gözler önüne seriyor.  
Beşir rejimini dağıtmak için oluşturulan bir çalışma grubundan yetkililer, bu servetin şirket hisseleri ve gayrimenkullerini, Hartum'da mükemmel bir konumdaki bir oteli, bir döviz şirketini, bir televizyon istasyonunu ve bir milyon dönümden fazla tarım arazisini içerdiğini söylüyor.  30 Haziran 1989 Rejimini Tasfiye ve Yetkilendirmeyi Kaldırma adlı çalışma grubunun önde gelen üyelerinden Vecdi Salih, Sudan'ın kara para aklama ve terörün finansmanı için bir merkez haline geldiğini söyleyerek, sistemin "içerde ve dışarıda kara para aklamak ve terörü finanse etmek için büyük bir kılıf ve paravana" dönüştüğünü de sözlerine ekledi.
Batılı bir istihbarat servisinden olan bir kaynak ise Reuters’a şu açıklamalarda bulundu: "Sudan'da kullanılan yöntemler organize suçlar arasında yaygın. Şirketlere, yetki devri yapılmış hissedarlar başkanlık etti, kiralar nakit olarak tahsil edildi ve döviz büroları aracılığıyla transferler yapıldı.”
El-Beşir, Hamas'ı açıkça destekliyordu ve liderleriyle dostane ilişkiler içindeydi. İsminin açıklanmasını istemeyen bir komite üyesi, "İhalelerde ayrıcalıklı muamele gördüler ve vergilerden muaf tutuldular. Hamas ve Gazze'ye kısıtlama olmaksızın para transfer etmelerine izin verildi" dedi.

Sudan’ın kademeli dönüşümü
Sudan'ın önemsenmeyen bir devlet olmaktan çıkıp Amerikan müttefikine dönüşümü kademeli oldu. Beşir'in 1989 yılında iktidarı ele geçirmesinden sonraki 10 yıl içinde Sudan, İslamcı aşırılık yanlıları için bir merkez haline geldi, birkaç yıl boyunca Usame bin Ladin'e sığınak sağladı ve Filistinli militanlarla bağlantıları nedeniyle ABD tarafından yaptırıma maruz kaldı. Bundan sonra Beşir, Washington ile güvenlik iş birliğini güçlendirerek İslami aşırıcılıktan uzaklaşmaya çalıştı. 2016 yılında Sudan, İran'la bağlarını kesti ve ertesi yıl, Washington'un talebiyle Hamas'a verdiği desteği de kesmeyi kabul etmesinin ardından ABD'nin Hartum'a yönelik ticari yaptırımları kaldırıldı. Ancak Hamas'ı destekleyen şebekeler varlığını El-Beşir'in düşüşüne kadar sürdürdü.
30 Haziran Rejimini Tasfiye Komitesinden bir yetkili, Hamas'ın Sudan'daki yatırımlarının, gayrimenkul ve inşaat sektörüne yayılmadan önce fast food restoranları gibi küçük projelerle başladığını söyledi. Bunun örneklerinden birinin, bir çimento şirketi kuran ve büyük gayrimenkul geliştirme projelerinde faaliyet gösteren Hasan ve el-Abid Şirketi olduğunu belirtti. Komite, bu şirketlerin, birbirlerinde hisseleri olan on büyük şirketten oluşan bir şebekenin parçası olduklarını, El Beşir'in müttefiki Abdulbasıt Hamza ile bağlantılı olduklarını ve banka aracılığıyla yurtdışındaki hesaplara büyük miktarlarda para transfer ettiklerini belirtiyor.
Bu şirketlerin en büyüğü, 2007 yılında kurulan, Hartum Menkul Kıymetler Borsası'na katılan ve yan kuruluşları da bulunan El-Ruvad Gayrimenkul Geliştirme Şirketi idi. Batılı istihbarat kaynakları, bu şirketin, Hamas'ı finanse etmek için kara para akladığını ve döviz ticareti yaptığını söylüyor. Hamza, Nisan ayında yolsuzluk suçlamasıyla on yıl hapis cezasına çarptırıldı ve El-Beşir'in Hartum'da tutulduğu hapishaneye nakledildi. Komisyon Hamza’nın servetinin 1,2 milyar dolar olduğunu belirtiyor. Beşir'i de temsil eden Hamza'nın avukatına ise ulaşılamıyor.
20 milyon dolar değerindeki ikinci şebeke, Taiba TV kanalı ve El-Mişkat adlı bağlı bir yardım kuruluşu etrafında dönüyordu. Taiba'yı yönetmekle görevlendirilen muhafız Mahir Ebu’l-Cuh, kanalın vatandaşlık almış, iş ve emlak hisselerine sahip iki Hamas üyesi tarafından yönetildiğini söyledi. Ebu’l-Cuh, "TV kanalı Körfez'den kaçakçılık yapıyor ve milyonlarca doları aklıyordu" diye ekledi.
Reuters ile temasa geçen Hamas yetkilisi Sami Ebu Zuhri, hareketin Sudan'da yatırımları olduğunu yalanladı, ancak Sudan'daki siyasi dönüşümün yansımaları olduğunu kabul ederek, "Ne yazık ki, hareketin bölgedeki varlığını zayıflatan ve onunla ilişkilerini sınırlayan birçok önlem var” dedi.

Hamas: Sudan'da herhangi bir yatırımımız yok
Öte yandan "Hamas" hareketi, Perşembe günü yaptığı açıklamada Sudan'da herhangi bir yatırımları olmadığını belirtti. Bu açıklama, Hamas sözcüsü Hazım Kasım'ın Anadolu Ajansı’ndan bir muhabir ile yaptığı röportajda yer aldı. Röportajda Kasım ayrıca, "Hiçbir Sudanlı herhangi bir grup ile sorunumuz olmadığını teyit ediyoruz" dedi.
Sudan geçen yıl umutsuzca borçların hafifletilmesi ve uluslararası borç verenlerin desteği için ön koşul olan “teröre destek veren devletler listesinden çıkmak” için çalışıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin baskısı altında Sudan, İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için yapılan anlaşmayı uygulamakta yavaş hareket etmesine rağmen Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas'a katılarak İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecine girdi.
Trump yönetiminden Sudan meselelerinde uzmanlaşmış eski bir ABD diplomatı, Hartum ile müzakerelerin odak noktasının Hamas şebekesinin kapatılması olduğunu söyledi.
Sudanlı bir kaynağa ve Batılı bir istihbarat kaynağına göre, ABD Sudan'a kapatılacak şirketlerin bir listesini verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı bu konuda yorum yapmaktan kaçındı. 30 Haziran Rejimini Tasfiye Komitesi’ndeki bir yetkili, Hamas'la bağlantılı birçok kişinin bir miktar likit fonla Türkiye'ye gittiğini, ancak yatırımlarının yaklaşık yüzde 80'ini geride bıraktıklarını söyledi.
Filistinli analist Adnan Ebu Amir, "El-Beşir'e yönelik darbe, Hamas ve İran için gerçek bir sorun yarattı. El-Beşir'e yapılan darbe ansızın geliştiği için var olmayan alternatifleri düşünmek zorunda kaldılar” değerlendirmesinde bulundu.

 


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.