Kovid-19’a bağlı can kaybı 5 milyona yaklaşıyor… Vaka sayısı ise 230 milyona ulaştı

WHO hastalara ilk kez koruyucu bir ilaç öneriyor

Çin bulunan Kovid-19 test merkezlerinden biri (AFP)
Çin bulunan Kovid-19 test merkezlerinden biri (AFP)
TT

Kovid-19’a bağlı can kaybı 5 milyona yaklaşıyor… Vaka sayısı ise 230 milyona ulaştı

Çin bulunan Kovid-19 test merkezlerinden biri (AFP)
Çin bulunan Kovid-19 test merkezlerinden biri (AFP)

Yeni yayınlanan bir istatistik, dünya genelinde 230,53 milyondan fazla insanın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile enfekte olduğunu, virüse bağlı toplam can kaybının ise 4 milyon 931 bin vakaya ulaştığını gösterdi. 2019 yılı Aralık ayında Çin’de ilk vakanın ortaya çıkmasından bu yana, Kovid-19 vakaları 210’dan fazla ülke ve bölgede kaydedildi.
Reuters haber ajansı tarafından yayınlanan istatistikte, salgından en çok etkilenen 5 ülke arasında, yaklaşık 683 bin can kabı ve 42,7 milyon vaka ile ABD başta geliyor. ABD’yi 446 bin can kaybı ve 33,5 milyon vaka ile Hindistan, yaklaşık 592,3 ölüm ve 21,3 milyon vaka ile Brezilya, 135,8 bin ölüm ve 7,6 milyon vaka ile İngiltere ve 410 bin ölüm ve 7,4 milyon vaka ile Rusya izliyor.
Diğer yandan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Kovid-19’a karşı yüksek risk altındaki kişilerde ağır semptomların önlenmesi için ilk kez bir ilaç kombinasyonunun kullanılmasını tavsiye etti. WHO, ABD merkezli biyoteknoloji firması Regeneron ile İsviçre merkezli ilaç firması Roche işbirliğinde üretilen Casirvimab ve İmdevimab ilaçlarının kombinasyonunun, hastaların hayatta kalma şanslarını artırabileceğini gösteren çalışmalara dikkat çekti.
WHO, halihazırda başka hastalığı olan kişilere, Kovid-19 enfeksiyonunda şiddetli semptom gösterme riski olan kişilere ve yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören Kovid-19 hastalarına Casirivimab ve İmdevimab ilaçlarının uygulanmasını tavsiye etti. WHO bu yeni tavsiyelerini British Medical Journal’da yayınladı.
WHO yaptığı açıklamada, hastaneye yatma riski daha yüksek olan hastalar ve Kovid-19’a karşı doğal antikor geliştirmemiş hastaların söz konusu ilaç tedavisinden en çok fayda gören iki hasta grubu olduğunu da belirtti. Üreticilere ve hükümetlere, Regeneron tarafından geliştirilen antikor kombinasyonunun yüksek fiyat ve sınırlı üretim konularını ele alma çağrısında bulunan WHO, fiyatların düşürülmesi, bağışların yapılması ve dünya çapında adil dağıtım konularında Roche ile görüşmelerin yapıldığını da belirtti.
İki gün önce Kovid-19 enfeksiyonundan kaynaklanan tehlikeli semptomları hafifletmek üzere geliştirilen üç ilacı içeren küresel bir çalışmanın başlatıldığını duyuran WHO dün salgından etkilenen kişilerin tedavisinde kullanılmasını önerdiği ilaçlara, Caserifimab ve İmdivimab adlı iki ilacın eklenmesi için yeşil ışık yaktı. Bununla birlikte üretici firmalara ve ilgili hükümetlere, Regeneron şirketi tarafından üretilen iki ilacın binlerce dolarlık fahiş fiyatının düşürülmesi çağrısında bulundu. WHO dün söz konusu antikor kombinasyonun kolay bir şekilde zarar görebilmesi ve etkinliğini kaybederek tüketiciler için tehlike oluşturabilmesi sebebiyle sağlık yetkililerinden monoklonal antikor kombinasyonunun güvenliğinin sağlanmasını istedi.
2006 yılında kurulan ve uluslararası WHO himayesinde faaliyet gösteren UNITAID, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) aracılığıyla dağıtılmak üzere bir miktar ilaç bağışı yapılmasını talep etmesinin ardından, halihazırda bu ilacı düşük fiyatlarla üreterek yoksul ve orta gelirli ülkelere dağıtmak için çalışan Roche şirketi ile görüşmeler gerçekleştiriyor.
WHO ayrıca ilaçların üretiminin hızlanması, ihtiyacı olan ülkelere tedarik edilmesi ve mevcut miktarın artırılması için ilaçlarının dağıtılmasına yönelik onay isteyen şirketlerin taleplerini sunmaya başlamaları çağrısında bulunan WHO mümkün olan en geniş kapsamda dağıtımını sağlamak için biyolojik olarak benzeyen ilaçların üretilebilmesi için bilgi ve teknoloji paylaşımı yapılaması çağrısında bulundu.
WHO, mevcut dozların son derece hassas bir şekilde belirlenmiş miktarlarda olması ve damar yoluyla uygulanması sebebiyle, bu antikor kombinasyonunun güvenli bir şekilde uygulanmasını sağlamak için yüksek seviyede eğitime sahip uzman klinikler ve sağlık personellerinin gerekli olduğuna yönelik uyarıda bulundu.
Bunun yanı sıra, Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın pandeminin ilk aşamalarında enfekte olduğu zaman bu ilaçla tedavi gördüğü biliniyor.

Ek doz 65 yaş üstü kişilere de uygulanabilecek
ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) Kovid-19’a karşı geliştirilen aşıların ek dozunun uygulanması konusunu görüşmek üzere görevlendirilen Danışma Komisyonu’nun, ek dozu 65 yaş üstü kişilere ve tehlikeli bir enfeksiyon geçirme riski yüksek olan kişilere uygulanmasını oybirliği ile onayladığını açıkladı. WHO’nun Bağışıklama Komitesi’nin iki gün önce, Kovid-19 ile ciddi bir enfeksiyon riskini artıran kronik hastalıklara sahip yaşlılara ve yetişkinlere ek doz uygulanmasını oybirliğiyle kabul etmesinden sonra WHO çevreleri, bu adımın önümüzdeki günlerde Pfizer aşısına yönelik üçüncü doz uygulaması için verilecek nihai kararın önünü açmasının mümkün olduğunu belirtti.
Diğer yandan, Afrika Birliği dün, İngiltere’nin Afrika’da uygulanan aşıları, kişilerin İngiltere’ye negatif bir test sonucuna gerek olmaksızın girmesini sağlaması açısından geçerli olarak tanınmaması kararını eleştirdi. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) Direktörü Dr. John Nkengasong kararın Afrika’daki aşı kampanyaları için büyük bir engel oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri sözlerine ekledi:
“İngiliz makamlarına, hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan, Afrika ülkelerindeki vatandaşların aşıya olan güvenini sarsan ve aşıya karşı isteksiz olmalarına neden olan bu prosedürden vazgeçme çağrısında bulunuyorum.”
İngiliz hükümeti, 4 Ekim itibariyle AstraZeneca, Pfizer, Moderna ve Johnson&Johnson aşıları Avrupa ve ABD’nin yanı sıra Avustralya, Japonya, İsrail ve Güney Kore gibi bazı ülkelerin sağlık sistemleri tarafından uygulanmadığı takdirde, tam dozlarının uygulanmasının geçerliliğini tanımama kararı almıştı. İngiltere tarafından alınan yeni yöntemler, Afrika’da aşıyı olan yolcuların, İngiltere’ye girdiklerinde aşı olmamış gibi karantinaya tabi olmalarını gerektiriyor.
WHO ise İngiltere makamlarına, COVAX programı aracılığıyla Afrika kıtasında dağıtılan tüm aşıların, WHO’nun bilimsel birimlerinin onayını almış olduğunu hatırlattı. WHO’nun Afrika’daki salgınla mücadele direktörü yardımcısı Dr. Richard Mihigo “COVAX tarafından Afrika’da uygulanan aşıların çoğu, İngiltere de dahil olmak üzere zengin ülkeler tarafından bağışlanan aşılar” açıklamasında bulundu.

 


Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.