Eski İsrail Savunma Bakanı Barak: İran'ı nükleer projesini durdurmaya zorlamak mümkün

Eski İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak. (Reuters)
Eski İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak. (Reuters)
TT

Eski İsrail Savunma Bakanı Barak: İran'ı nükleer projesini durdurmaya zorlamak mümkün

Eski İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak. (Reuters)
Eski İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak. (Reuters)

İsrail Başbakanı Naftali Bennett bu akşam, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda (BMGK) İran’ın nükleer projesiyle mücadeleye odaklanacağı bir konuşma yapmak için New York'a gitmeye hazırlanıyor. İsrail siyasi ve askeri arenasında ise bu konuya dair tartışmalar artmış durumda. Diğer yandan Eski İsrail Başbakanı ve Savunma Bakanı Ehud Barak yaptığı açıklamada trenin kaçtığını, İran’ın ‘nükleer eşikte bir devlet’ haline geldiğini vurguladı. Eski Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Moşe Yaalon da İran'ı askeri nükleer projesini durdurmaya zorlamanın mümkün olduğunun altını çizdi.
Barak'ın İran'ın nükleer eşikte bir devlet olmaya yalnızca bir ay uzaklıkta olduğu açıklamasına katıldığını belirten Yaalon, söz konusu durumun eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun teşvikiyle, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın izlediği başarısız politikanın bir sonucu olduğunu söyledi. ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin İran'ın yükümlülüklerinden ve taahhütlerinden kurtulmasına ve yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirmeye başlamasına yol açtığını vurgulayan Yaalon ancak trenin kaçtığını söylemenin İran'a teslim olmak anlamına geldiğini ve bunun doğru olmadığını kaydetti.
Yaalon, Yedioth Ahronoth gazetesinde dün yayımlanan makalesinde tarihin Ali Hamaney'in nükleer projeyi durdurduğunu ve 2003 yılında iki kez askeri nükleer üretme kararı aldığını gösterdiğine işaret etti. Zira 11 Eylül 2001 olaylarının ardından ABD’nin savaş çıkaracağı olasılığını hisseden İran’ın 2012'de, üzerindeki Batı baskısı doruğa ulaştığında nükleer bomba yapmak ile rejimi sürdürmek arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığını hatırlattı.
Bugün Hamaney'i benzer bir denkleme yöneltmenin zamanı geldiğini vurgulayan Yaalon sözlerine şöyle devam etti:
“Peki, bu nasıl olacak? Şöyle ki öncelikle Netanyahu döneminde olanların aksine, ABD yönetimiyle tam bir koordinasyon içerisinde olunmalı. ABD’lilerle yapılan görüşmelerde önceki anlaşmaya dönüşten bahsetmeyi bırakmalıyız; bu büyük bir hatadır. ABD yönetimini Trump'ın bozduğu koalisyonu yeniden inşa etmeye ve üç bileşenden oluşacak bir politika oluşturmaya odaklanmaya ikna etmeliyiz. Bunlar İran rejimini diplomatik izolasyona maruz bırakmak, birincil, ikincil ve üçüncül düzeyde olmak üzere katı ekonomik yaptırımlar ve güvenilir bir askeri seçenek hazırlamaktır. Askeri bir saldırı ile nükleer bir İran'a teslim olmak arasındaki yüzeysel tartışma, asıl noktanın kaçırılmasına sebep oluyor. Nükleer bir İran ile bir arada yaşayamayacak olan yalnızca İsrail değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu, Avrupa ve dünyanın geri kalanıdır. Çıkarlarından taviz verirlerse o ayrı. Maalesef hükümetlerinin görev süresi dört yıl olan ülkeler meydan okumayı üstlenmek yerine kararı bir sonraki yönetime ertelemeye çalışıyorlar. Ancak İsrail hükümeti, bu yönde bir an önce diyaloga girmeli.”



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.