CIA'in Julian Assange'ı öldürme planları deşifre oldu

WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, 2017'de Londra'daki Ekvador büyükelçiliğinin balkonunda (Reuters)
WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, 2017'de Londra'daki Ekvador büyükelçiliğinin balkonunda (Reuters)
TT

CIA'in Julian Assange'ı öldürme planları deşifre oldu

WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, 2017'de Londra'daki Ekvador büyükelçiliğinin balkonunda (Reuters)
WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, 2017'de Londra'daki Ekvador büyükelçiliğinin balkonunda (Reuters)

ABD'nin, WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange'ı kaçırmak veya ortadan kaldırmak istediğine dair bazı iddialar ortaya atıldı.
Yahoo News'in 30'dan fazla eski ABD'li yetkiliye dayandırdığı 26 Eylül tarihli haberde ABD'nin, o dönem Birleşik Krallık'ın (BK) başkenti Londra'daki Ekvator Büyükelçiliği'nde olan Assange'ı kaçırmayı veya öldürmeyi düşündüğü öne sürüldü.
Zach Dorfman, Sean D. Naylor ve Michael Isikoff imzasıyla yayımlanan yazıya göre eski ABD Başkanı Barack Obama'nın döneminde CIA, Assange dahil olmak üzere bazı gazetecileri "bilgi simsarı" olarak tanımlamak istedi. Zira bu damgayı yiyen kişiler hakkında istihbarat çalışmaları daha rahat yapılıyor. Ancak Beyaz Saray, CIA'in bu isteğini reddetti.
WikiLeaks'in, Obama'nın halefi Donald Trump zamanında 2017'de "Vault 7" adlı belgeleri sızdırmasıyla işler değişti. Yazıda, "CIA tarihinin en büyük sızıntısı" olarak görülen olaydan sonra Assange'a karşı topyekûn bir savaş başlatıldığı öne sürüldü. O dönem ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nda görev yapan ve adı açıklanmayan üst düzey bir yetkili şöyle konuştu:
"Mike Pompeo (2017'de CIA başkanı olan ve daha sonra dışişleri bakanlığına getirilen isim) ve diğer üst düzey liderler, Vault 7 yüzünden çok utanmıştı ve gerçeklikten tamamen kopmuştu. Gözlerini kan bürümüştü."
Pompeo bu olayın ardından 13 Nisan 2017'de WikiLeaks'i, Rusya gibi ülkeler tarafından kışkırtılan "devlet dışı düşman istihbarat örgütü" olarak tanımlamıştı.
Kimliği saklı tutulan eski istihbarat görevlileri, bu tanımın CIA'in Wikileaks'e karşı "daha agresif eylemlerde bulunmasına" kapı açtığını öne sürdü. Zira ABD casuslarının, Assange'ın ve pek çok WikiLeaks çalışanının iletişim ağlarıyla hareketlerini ABD Kongresi'ne bilgi vermek zorunda kalmadan izlemeye başladığı düşünülüyor.
Pompeo ve CIA Başkan Yardımcısı Gina Haspel, 4 eski görevlinin iddiasına göre Vault 7'nin ardından intikam için Assange'ın kaçırılması fikrini tartmaya başladı. Pompeo ve ekibi, Assange'ın büyükelçilikten alınarak ve gizlice ABD'ye getirilmesini önerdi.
ABD ajanlarının Assange'ı dışarı çıkarıp Britanyalılara teslim etmesi de bir başka fikirdi. Ancak Yahoo News, bu tür operasyonların diplomatik kriz çıkartabileceğine dikkat çekti. Bir kaynak da fikirleri "saçma" diye niteledi:
Burası Pakistan veya Mısır değil. Londra'dan bahsediyoruz.
Bir başka yetkili, BK'nin topraklarında bu tür operasyonlara izin vermediğini söyledi.
Bununla birlikte adı açıklanmayan 3 kaynak, fikirlerin bununla sınırlı kalmadığını ve Assange'a suikast yapılmasının düşünüldüğünü iddia etti. 3 kaynaktan biri, İlkbahar 2017'deki bir toplantıda Trump'ın, CIA'in Assange'ı öldürüp öldürmeyeceğini sorduğunu öne sürdü.
Haberde, Assange'ı öldürme planlarının ne kadar ciddi olduğunun bilinmediği yazıldı. Kıdemli bir yetkili, "Bunların sadece laf salatası olduğu söylendi. Trump, Trumplık yapıyordu" diye konuştu.
Ancak başka bir isim, o dönem CIA yöneticilerinin Assange'ı öldürme planlarının hazırlanmasını istediğini ve taslakları incelediğini öne sürdü:
"Assange'ı öldürmenin mümkün ve yasal olup olmadığı tartışıldı."
Bazı yetkililerse suikast konusunda hiçbir şey duymadıklarını iddia etti. Trump da Yahoo News'e yaptığı açıklamada suikastı hiçbir zaman düşünmediğini öne sürdü:
"Bu tamamen yanlış. Anlatılanlar hiçbir zaman yaşanmadı. Aslında Assange'a çok kötü davranıldığını düşünüyorum."
Öte yandan Eski ABD Ulusal İstihbarat Başkanı William Evanina o dönem Rusya'nın, Assange'ı 2017'nin kış mevsiminde büyükelçilikten gizlice kaçırıp Moskova'ya götüreceği planlarına dair istihbaratın elde edildiğini söyledi.
Yazıda, bunun ardından bir dizi plan yapıldığı öne sürüldü. Bunlar arasında ABD ve BK ajanlarının Assange'ı kaçırmaya çalışan Ruslarla sokakta çatışmaya girmesi, Assange'ın bindirildiği araca saldırılması veya uçağın havalanmasını önlemek için lastiklerine ateş edilmesi var.
Habere göre Trump'ın ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki avukatları, yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle bu tür operasyonların hayata geçirilmesine itiraz etti. Fikirlerin uygulanmamasının arkasındaki bir sebep de şu: ABD yasalarına göre bu tür operasyonlar, Assange'ın ülkede yargılanmasını imkansız kılıyor.
Bir başka ifşacı olan Edward Snowden'ın başkanlık koltuğunda oturduğu Basın Özgürlüğü Vakfı, Yahoo News'in haberinin ardından bir açıklama yaptı. Vakıf, CIA'i "rezil" olarak nitelerken ABD Kongresi'nin ve Adalet Bakanlığı'nın konuyu soruşturması gerektiğini kaydetti ve Assange aleyhindeki bütün suçlamaların derhal düşürülmesi istendi.
Assange'ın avukatı Barry Pollack da bu haberin ardından BK mahkemelerinin müvekkilini ABD'ye iade etmemesini umduğunu söyledi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe