Menfi’den seçim yasasına vurgu

Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
TT

Menfi’den seçim yasasına vurgu

Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)
Menfi, New York’taki bir toplantı sırasında (Başkanlık Konseyi medya ofisi)

Libya Temsilciler Meclisi ve Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi arasında 26 Eylül’de yeni bir anlaşmazlık baş gösterirken Başkanlık Konseyi, 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerdeki adayları, ‘oylama için yasal çerçeve üzerinde anlaşma olmadıkça’ seçimlere katılmamaya çağıracağını açıkladı. Meclis başkanı Akile Salih ise “Seçimler, Libya halkının iradesini kazanmak ve ülkeyi istikrar aşamasına ulaştırmak amacıyla bölünmüşlük halini ve kaosu sona erdirmek için tek çözümdür” dedi.
Salih, geçen cumartesi günü el-Kubbah şehrindeki ofisinde Öğrenci Birliği üyeleriyle yaptığı görüşmede, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı. Bu açıklamayla eş zamanlı olarak de yeni Temsilciler Meclisi yasa tasarısını görüşmek üzere Libya’nın doğusundaki Tobruk şehrindeki ofisinde bugün düzenlenmesi planlanan oturuma bir belirsizlik atmosferi hakim.
Meclis sözcüsü Abdullah Bilehik, milletvekillerinin erteleneceğini söylediği oturumun düzenlenmesine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı. Bilehik, 26 Eylül’de yaptığı açıklamada “Libya’da bir yol haritası uyarınca cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin mutabık kalınan tarihte yapılmasından başka siyasi bir çözüm yok” dedi.
Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 46 üyesi, forumun sponsorluğunu yapan BM misyonunu ‘Libya’daki yol haritasının uygulanmasını neyin engellediğini bulmak için’ acil bir oturum düzenlemeye çağırdı. Üyeler, ‘ülkenin birliğini, istikrarını ve güvenliğini tehdit eden, istikrar ve barışın sağlanmasını engelleyebilecek ve seçimlerin belirlenen sürede yapılmasıyla elde edilen demokratik süreci bozabilecek’ tırmanan tehlikeli gelişmelere dikkati çekti.
Misyonun başkanı Jan Kubis’e gönderdikleri bir mektupta üyeler, 26 Eylül’de ‘ön aşama için yol haritasının uygulanmasını neyin engellediğini tartışmak ve siyasi sürecin çöküşünü tehdit eden koşullar için uygun çareler önermek’ üzere bu oturumu düzenleme çağrısı yaptı. Mektup, forum üyelerinin ‘olumlu ve proaktif hareket etme, ülkeyi kurtarma ve yol haritasını uygulama’ kararlığına dikkati çekti.
Öte yandan Menfi, BM Genel Kurulu toplantılarına katıldığı New York’tan Reuters’a yaptığı açıklamada, “Seçimler ve bir sonraki aşama için vizyon eksikliği başlı başına bir tehlikedir” dedi. Muhammed el-Menfi, hedefinin, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin planlandığı gibi devam etmesini sağlamak olduğuna dikkati çekti.
2022’den önce yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yasasıyla ilgili kriz hattına girme olasılığına değinen Menfi, “Sorun sadece hukuki bir sorun ya da bu yasaların çıkarılması değil, aynı zamanda siyasi bir sorundur” dedi. Seçimlerin yasal dayanağının hem parlamento hem de Devlet Yüksek Konseyi tarafından onaylanması gerektiğini belirten Muhammed el-Menfi, “Seçim kanunu ve anayasal kuralla ilgili kısım, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi’ne bağlı olarak anayasal bir süreç kapsamındadır” açıklamasında bulundu.
Menfi, “Herhangi bir seçimden önce, yasal zeminde bir anlaşma olduğundan ve tüm adayların sonuçları kabul edeceğinden emin olmak esastır. Uzlaşı olmadığı durumunda fedakârlık yapmak gerekir. Seçim sonuçlarının kabulü konusunda aralarında fikir birliği olmaması halinde fedakârlık, Başkanlık Konseyi başkanı da dahil olmak üzere adayların bir sonraki seçimlere dahil olmamasıdır” dedi.
Bununla birlikte BM ve Diyalog Forumu’nun yanı sıra diğer organlar (Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi), bir yasal çerçeve üzerinde uzlaşı sağlamadıkça Başkanlık Konseyi’nin müdahale etmeyeceğini vurgulayan Menfi, seçimlerin zamanında yapılmasına odaklandıklarını ifade etti.
Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Konsey, seçim hazırlığını, başarısını ve anayasal temelin ve yasal çerçevelerin kolayca çözülebilmesini etkileyecekse, geçmiş yıllarda sahneye çıkan aktörleri bu kez seçimlere katılmamaya çağırabilir. Bu durum, Konseyin, başkanı Menfi aracılığıyla BM Genel Kurulu’nda açıkladığı girişimle masaya yatırılacak bir fikirdir. Bu, eğer kabul edilirse, Başkanlık Konseyi üyelerini de içerecektir” dedi. Konseyin önceliği, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini, kısmen de olsa mümkün olan en büyük uzlaşıya sahip bir yasal çerçeve içinde yapmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Sözcü Vehibe, “Konseyin girişimi, bahsettiğimiz gibi, seçimlerin başarısında rol oynayan tüm Libyalı tarafları tek bir masada bir araya getirerek, anayasal temel sorununun nasıl çözüleceği de dahil olmak üzere seçimlerin zamanında yapılmasını tehdit eden zorlukları tartışmak üzerine kuruludur” açıklamasında bulundu. Girişimin ‘önerilen bir fikir olduğunu ve başarısının, Libyalı taraflarca kabul edilmesine bağlı olduğunu’ söyleyen Necva Vehibe, “Başarısız olursa, konseyin o zaman açıklanacak başka seçenekleri ve girişimleri olacaktır” dedi.
Vehibe, bu girişimin, Başkanlık Konseyi tarafından yönetilen ve denetlenen siyasi bir girişim olduğunu ve diğer ülkelerin öncülük ettiği önceki tüm girişimlerin aksine Libyalıların sahip olduğu ilk girişim olduğunu vurguladı. Sözcü, girişimin özünün ‘Libya siyasi sürecini kurtarmakla ilgili siyasi partileri bir araya getirmek, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını tehdit eden tüm zorluklar hakkında tek bir masada müzakere etmek ve seçimlerin yapılması için anayasal bir temel oluşturmak üzere bir yol bulmak’ olduğunu açıkladı.
Vehibe, “Temsilciler Meclisi’nin Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki birlik hükümetine olan güvenoyunu geri çekme kararı, (sahnenin en önemli görevi olan) Libyalıların beklediği parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik hazırlıkların ilerlemesini etkilememelidir” ifadelerini kullandı. Sözcü ayrıca, özellikle kurumları birleştirme ve uzlaşma açısından elde edilen siyasi kazanımların çoğunun korunması çağrısında bulundu.
Sözcü Vehibe sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Ülkedeki egemen otoritenin temsilcisi ve ordu başkomutanı sıfatıyla Başkanlık Konseyi, tüm tarafları yürürlükteki hükümlere, mevzuata ve Diyalog Forumu çıktılarına uygun olarak taraflara verilen görevlere uymaya çağırıyor. Yasama makamı, yasal ve ulusal sorumluluğunu üstlenmeli ve seçim sürecini tamamlamak için gereken mevzuatı uygulamalıdır. Aynı şekilde BM misyonuna, üzerinde anlaşmaya varılan yol haritasının uygulanmasını tamamlamak için gerekli desteği sağlama çağrısında bulunmalıdır.”
Öte yandan Muhammed el-Menfi, geçen cumartesi günü New York’ta Libya’nın komşu ülkelerinin toplantısına başkanlık ederken, ‘ister bir bütün olarak Afrika Birliği aracılığıyla, isterse de kıta ülkelerinin bireysel çabalarıyla olsun, Libya krizinin çözümünde Afrika’nın rolünün önemine değindi. Menfi, komşu ülkelerin, siyasi diyalogu ve sonuçlarını destekleyerek, Libyalı taraflar arasındaki çatlağı kapatma ve siyasi süreci ilerletme girişimlerine övgüde bulundu.
Geçen Şubat ayında iktidara gelmesinden bu yana Başkanlık Konseyi ve birlik hükümetinin önemli adımlarına dikkat çeken Menfi, ‘bölünmüş çeşitli devlet kurumlarını birleştirme çabalarına, ordu dahil diğer kurumları birleştirmeye yönelik eylem mekanizmasına ve sonuçları herkes tarafından kabul edilecek özgür ve adil seçimlerin önünü açacak ulusal uzlaşı projesinin başlatılmasına’ atıfta bulundu. Muhammed el-Menfi, tüm komşu ülkelerin, istikrar aşamasına geçilmesi ve demokratik bir devlet kurulması için tüm Libyalılar arasında ulusal uzlaşının sağlanması yoluna katkı sağlaması çağrısında bulundu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.