Suudi Arabistan Ulusal Günü… Yazılmamış sayfalar!

Üst sıra (Soldan sağa) 1-Muhammed Şeref Rıda - Abdullah eş-Şeybi  - Salih Şata  - Fuad Hamza                                                                                 Alt sıra (Soldan sağa) Ahmed Banaca    -Reşid en-Nasır  -Muhammed Abdulkadir Muğayribi - Abdulvehhab Naibulharem
Üst sıra (Soldan sağa) 1-Muhammed Şeref Rıda - Abdullah eş-Şeybi - Salih Şata - Fuad Hamza Alt sıra (Soldan sağa) Ahmed Banaca -Reşid en-Nasır -Muhammed Abdulkadir Muğayribi - Abdulvehhab Naibulharem
TT

Suudi Arabistan Ulusal Günü… Yazılmamış sayfalar!

Üst sıra (Soldan sağa) 1-Muhammed Şeref Rıda - Abdullah eş-Şeybi  - Salih Şata  - Fuad Hamza                                                                                 Alt sıra (Soldan sağa) Ahmed Banaca    -Reşid en-Nasır  -Muhammed Abdulkadir Muğayribi - Abdulvehhab Naibulharem
Üst sıra (Soldan sağa) 1-Muhammed Şeref Rıda - Abdullah eş-Şeybi - Salih Şata - Fuad Hamza Alt sıra (Soldan sağa) Ahmed Banaca -Reşid en-Nasır -Muhammed Abdulkadir Muğayribi - Abdulvehhab Naibulharem

Kral Abdulaziz, ‘Savtu’l Hicaz (Hicazın Sesi)’ gazetesinin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Salih Nasif’e, modern Suudi Arabistan ulusal tarihinin ‘Ülkenin Birleşmesi Bildirgesi ve Suudi Arabistan Krallığı olarak Yeniden Adlandırılması’ yönünü ayrıntılı bir şekilde belgelemek ve gerçekleri açıklığa kavuşturmak amacıyla türünün nadide örneği bir röportaj vermişti. Nasif, bu röportajı, 12 Eylül 1932 (11 Cemaziyelevvel 1351) Pazartesi günü yayınlanan 23’üncü sayıda ‘Sevgili Kral Hazretlerinin Tehlikeli Bir Konuşması’ başlığı altında yayınlamıştı. Kurucu Kral, ülkesinin birleşmesinin ilanından birkaç gün önce verdiği röportajda birçok konuya değindi:
“Yapmaya çalıştığım en önemli şey, ülkemin şehirlerinde, çöllerinde ve hatta ıssız çorak arazilerinde bile; yani her yerinde güvenliği sağlamaktır. İlk görevim, herkesi hakkıyla buluşturmak açısından ülkem ve halkıyla salih seleflerin yolunda yürümektir. Her seviyeden insan rahat ve güvenli bir şekilde yaşamalı ve bu kademeli yolu izleyerek ülkenin olanaklarını iyileştirmeye ve yönetimi için gerekli sistemleri düzenlemeye çalışmalıdır.”
Kral Abdulaziz röportajını şu ifadelerle sonlandırmıştı:
“Eğer Arapların şanı, hayrı ve birliği amaçlanan, karşılığı yalnızca Allah rızası olan bir işe çağrılırsam, âdetim olduğu üzere ben Arap ümmetinden bir fert olur (…), bu yolda mümkün olan her türlü yardımı sunarım.”

Krallığın birleştirilmesi ilanının hikayesi
Hicaz Valisi Prens Faysal bin Abdulaziz bundan 10 gün sonra, 23 Eylül 1932 Cuma günü takriben saat 09.00 sularında Mekke-i Mükerreme’deki Ecyad semtinde bulunan el-Hamidiye Sarayı’ndaki hükümet konağından Suudi Arabistan Krallığı’nın doğduğunu resmi olarak açıklamıştı. 18 Eylül 1932 (17 Cemaziyelevvel 1351) tarihli 2716 sayılı Kraliyet Kararnamesi’ni okuyan Prens Faysal, ‘Hicaz ve Necid Krallığı’ adının ‘Suudi Arabistan Krallığı’ olarak değiştirildiğini duyurmuştu. O şanlı günün anısına 101 topçu atışı yapılmıştı.
Prens Faysal, perşembe akşamı Taif’ten Mekke’ye geçmişti. Gündoğumu ile birlikte Vali Yardımcısı, Şura Meclisi Başkan Yardımcısı ve Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Abdullah bin Muhammed El-Fadl, Kral'ın Danışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Fuad Hamza da Mekke’ye ulaşmıştı. Hamza, Kral Abdulaziz Yayınları tarafından basılan hatıratında o güne dair şu ifadeleri kullanmıştı:
“22 Eylül 1932 (21 Cemaziyelevvel 1351) Perşembe günü Krallığın birleştirilmesinin açıklanması için bir tören düzenleme önerimizin Kral tarafından onaylandığı ve Kral hazretlerinin bize teşekkürlerini bildirdiği bir telgraf aldık. Yayınlanması için bir rejim formu ve ayrıca prensler tarafından yapılması gereken işler hakkında talimatlar gönderdim. Komisyonları geçiş hakkında bizzat bilgilendirdim. Tevfik’e (Yayın Sicili Başkanı Tevfik Hamza’yı kastediyor) bir not yazıp, temsilcilere (yabancı ülkelerin büyükelçilerine) gönderdim. Bu konuyu resmi olarak duyurmak için Mekke'ye gidilmesine karar verildi.”

Ummu’l Kura gazetesinde, Suudi Arabistan Krallığı’nın kuruluşunun ilanı münasebetiyle yapılan kutlamalara ilişkin yayınlanan haber.

İlanın arka planı
Ülkenin birleştirildiğinin ilanı ve bugünlerde 91’inci yıl dönümü kutlanan Suudi Arabistan Krallığı adının verilmesine ilişkin hikâyenin başlığı bu olabilir. Ancak daha fazla araştırmayı, belgelemeyi, incelemeyi ve analizi hak eden birçok ayrıntı var. Bu konunun araştırma ve diğer çalışmaların ana temaları bağlamında bile genellikle derinlemesine ve ayrıntıya girilmeden, hatta çevredeki arka planlar ve koşullar sorgulanmadan veya araştırılmadan genel bir şekilde ele alınması dikkat çekicidir. Şimdiye kadar bu konuda kapsamlı, bağımsız çalışma görmedim. Bu hikâyenin kahramanları ve olayların başrollerinin birçoğu belgelenmemekle beraber bazıları hakkındaki kaynaklar oldukça kıttır.
Bu girizgahın amacı, tarihi kaynakların izini sürerek bu hikayenin önemli yönlerini ve arka planını açıklığa kavuşturmaktır. Resmi gazeteye (Ummu’l Kura) başvuracak olursak; 23 Eylül 1932 (22 Cemaziyelevvel 1351) Cuma günü yayınlanan 406’ıncı sayısındabu ayrıntılı habere ‘Hicaz ve Necid Krallığı’nın Suudi Arabistan Krallığı’na Dönüşümü’ ana manşeti ile yer verildi. Haberin içeriğinde Abdullah el-Fadl’ın evinde önemli isimler tarafından yapılan birkaç toplantıya değinildi. Haberde söz konusu toplantılarda Kral Abdulaziz’e aşağıdaki konuların onaylanmasını talep eden bir dilekçe sunma konusunda anlaştıkları aktarıldı:
1-Ülkenin isminin Suudi Arabistan Krallığı’na dönüştürülmesi
2-Bir yönetim ve tahtı miras bırakma sisteminin yürürlüğe girmesi
Söz konusu isimler, halk desteğini harekete geçirmek için bu fikri Hicaz Krallığı’nın tüm şehirlerinde yaydılar. Önerinin desteklendiği yüzlerce telgraf toplanarak Kral Abdulaziz’e sunuldu. Kral, bu öneriye onay verdi.
Kanaatimce yerel, bölgesel ve uluslararası olarak öncelikle tarihi arka plan ve çevredeki koşullara, ayrıca bu ilanın öncesinde ve eşzamanlı olarak meydana gelen olaylara bakmak gerekir. Buna ek olarak Kurucu Kral’ın Hicaz'a girmesinden bu yana yasal ve anayasal yönlerle olan ilişkileri, Hicaz ve Necid Krallığı’nda rejimin istikrarını sağlayan ve ülkenin birliğinin ilanının yolunu açan entegre örgütsel gelişmelerin, aşağıdaki sıraya göre dikkatle ele alınması gerekiyor:
1-1924 (1343) yılı ortalarında gerçekleştirilen ve Şeyh Abdulkadir eş-Seybi’nin başkanlık ettiği ‘Birinci Ulusal Şura Konseyi’nin seçimi.
2- 1925 (1344) yılının başında gerçekleştirilen ve Muhammed el-Merzuki’nin başkanlık ettiği ‘İkinci Ulusal Şura Konseyi’nin seçimi.
3-1925 (1344) yılının başında Yargı Başkanlığı’nın kurulması.
4-1926(1345) yılının ortalarında Prens (Kral) Faysal’ın Hicaz Valisi olarak atanıp, kendine yardımcı olacak bir danışma meclisi kurması.
5-1926 (1345) yılının ortalarında Abdulkadir eş-Şeybi başkanlığında, ‘Anayasa Oluşturma Komitesi’ olarak görev yapan ‘Kurucu Danışma Komisyonu’nun seçilmesi.
6-1926 (1345) yılının sonlarında eş-Şerif Şeref Adnan başkanlığında ‘Danışma Şura Konseyi’ kurulması.
7-1926 (1345) yılının başlarında, devletin idari ve siyasi örgütsel entegrasyonunun anayasal temeli ve başlangıcı kabul edilen ‘Hicaz Krallığı için Temel Talimatları’nın yayımlanması.
8- 1926 (1345) yılında Hicaz Valisi başkanlığında Genel Şura Meclisi’nin kurulması.
9-1927 (1346) yılının başlarında çıktıları ilk idari reform programı sayılan ‘Teftiş ve Islah Komisyonu’nun oluşturulması.
10- 1927 (1346) yılının başlarında Başsavcı başkanlığında Şura Konseyi sisteminin yayınlanması ve yeniden kurulması
11- Özel görevlere sahip komite ve organların kurulması yoluyla devlet kurum ve yapılarının yeniden yapılandırılması sürecini sürdürmek için birçok müdürlük ve bakanlığın kurulması, hükümetin çalışmalarının düzenli ve yasal yapısını belirleyen onlarca yönetmelik ve mevzuatın çıkarılması ve üç merciin (adli, teşkilat ve yürütme) inşasının tamamlanması.
12- 1931 (1350) yılı ortalarında Temsilciler Meclisi’nin kurulması.
1932 (1351) yılında ülkenin birleştiğinin ilanı ve adının Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirilmesine kadar devletin inşasında çok önemli birçok başlık olduğu söylenebilir. Bunlar özenle planlandı. Fuad Hamza'nın ‘sistem’ olarak tanımladığı belgeyi veya fikri imzalayanlar özenle seçildiler.

Ummu’l Kura gazetesinin ülkenin birleştirilmesi ve isminin Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirilmesinin ilanı hakkındaki haberi
İlanın arkasındaki isimler
‘Önerilen Sistem’ belgesini imzalayan isimleri doğru bir şekilde belirtmeyi önemli buluyorum.  Ummu’l Kura gazetesi söz konusu kişilerden bazılarının isimlerini yayınlamıştı. Bunlar, diğer bazı önemli şahsiyetlerin isimleri ile benzerlik gösteriyor. Örneğin Abdullah el-Fadl gibi. Hepsi o dönemde önde gelen siyasi, idari ve ekonomik figürler arasındaydı. Ancak dikkat çekici olan, eğitim düzeyleri ve geçmişlerinin ve uzmanlıklarının çeşitliliğidir. (Şeriat, yönetim, hukuk, ticaret, düzenlemeler ve anayasalar, finans, ekonomi, eğitim, güvenlik, siyaset ve uluslararası ilişkiler, gazetecilik ve medya).
İlerlemelerini takip etmeye ve çalışma hayatlarının bazı yönlerini ve sahip oldukları pozisyonları belgelemeye özen gösterdim. Bu, söz konusu görevi üstlenmeyi seçme nedenlerini ve her birinin sahip olduğu deneyimlerin kalitesini açıklıyor. Bu isimler söyle sıralanıyor:
1-Fuad Hamza: Tam adı Profesör Fuad (Bey) bin Emin bin Ali Hamza’dır. Lübnan’da eğitim gören Fuad Hamza, Daru’l Muallimin’den mezun oldu, ardından Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi’nde eğitim görevlisi olarak çalıştı. Daha sonra hukuk diploması alan Hamza ileri seviyede İngilizce ve Fransızca biliyordu. Hicaz’ın ilhakından sonra Kral Abdulaziz’in hizmetine girdi. Çeşitli mevkilerde görev aldı. Dışişleri Müdür Yardımcısı, Teftiş ve Reform Komisyonu, Yönerge ve Yönetmelik Çıkarma Komisyonu Üyesi ve Başsavcıya Yardımcı Yürütme Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Kraliyet Mahkemesi’nin siyasi kanadında danışman olarak çalıştı. Dışişleri Bakanlığı'nın kuruluşundan sonraki ilk müsteşarı ve Temsilciler Meclisi üyesi oldu. Fransa ve ardından Türkiye'ye Olağanüstü Tam Yetkili Bakan (Büyükelçi) olarak atandı. Daha sonra Maliye Bakanlığı'nda inşaat ve şehir işleri ile yatırım şirketlerinden sorumlu Devlet Bakanı olarak görevlendirildi. Çeşitli heyet ve komitelerin başkanlığına ve üyeliklerine seçilmiş ve çeşitli görevlere atandı.
2-Salih Şata: Tam adı Salih bin Ebubekir bin Muhammed Şata. Ailesi ve Hicaz’da bulunan önde gelen alimler tarafından yetiştirildi. Mescid-i Haram’da ders verme icazeti kazandı. Suudi döneminin oluşumundan sonra Eğitim Müdürlüğü yapan ilk kişi oldu. Hicaz'da Vali Yardımcılığı görevine getirildi. Danışma kurucu organına üye olarak seçildi. Teftiş ve Reform Komisyonu üyeliğine atandı. Şura Meclisi üyesi olan Şata, Temsilciler Meclisi üyesi seçildi. Daha sonra Şura Meclisi Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.
3-Abdullah eş-Şeybi: Şeyh Abdullah bin Abdulkadir bin Ali eş-Şeybi (Suudi döneminde Beytullah’ın ikinci büyük koruyucusuydu). Zamanının alimleri tarafından Mescid-i Haram’da eğitildi. Emr-i bi’l Maruf ve Nehyi ani’l Münker Komisyonu’na başkanlık etti. Genel Şura Konseyi üyesi olarak atandı. İki Mescid-i Haram Vakfı Cemiyeti Başkanlığı ve Acil Tıp Kurumu Başkanlığı görevlerini üstlendi. Şura Konseyi üyesi olarak atanan Şeybi, Konsey’in İkinci Başkan Yardımcısı oldu.
4-Muhammed Şeref Rıda: Tam adı eş-Şerif Muhammed Şeref bin Rıda bin Mansur Al Yahya. O zamanlar soyluların oğullarının adeti olduğu üzere özel profesörler tarafından eğitildi. Daha sonra Mescid-i Haram’daki bazı alimlerden eğitim aldı. Haşimi döneminde birçok görevde bulundu. Kral Abdulaziz’in Hicaz’a girişinden sonra kamu maliyesinin yönetimini (daha sonra Maliye Bakanlığı) devralan ilk kişi oldu. Genel Şura Konseyi üyesi olarak atandı. Şura Konseyi üyesi olarak seçilen Rıda, Konsey’in İkinci Başkan Yardımcısı oldu. Kral Danışmanı olarak atanan Şeref Rıda daha sonra Temsilciler Meclisi Üyesi olarak görevlendirildi.
5- Abdulvehhab Naibulharem: Tam adı Abdulvehhab bin Ahmed bin Abdulvehhab Naibulharem. Zamanının alimlerinden dersler alan Naiubulharem daha sonra kendisi Mescid-i Haram’da ders verdi. Türkiye’ye giderek hukuk eğitimi aldı. İleri seviyede Türkçe bilen Naibulharem, Suudi yönetimine ilhak edildikten sonra Hicaz'a döndü. Kral Abdulaziz tarafından Asir’deki mali işleri düzenlemekle görevlendirildi. Suudi döneminde Mekke'deki ilk belediye meclisinin başkanı seçildi. Mekke-i Mükerreme'deki belediye dairesine başkanlık etti. Şura Meclisi üyesi olarak atanması için bir kararname çıkarıldı. Ardından Mekke-i Mükerreme'deki vakıfların yönetimini devraldı.
6- İbrahim el-Fadl: Tam adı Şeyh İbrahim bin Abdurrahman bin Abdullah el-Fadl’dır. Uneyze’deki okullarda döneminin alimlerinden dersler alan el-Fadl daha sonra eğitimine Hindistan'da devam etti. İngilizce ve Urduca’yı çok iyi biliyordu. Hindistan’da Al Fadl (Kral Abdulaziz Temsilcileri) ajansında çalıştı. Hicaz’a dönen İbrahim el-Fadl, Finans Kurumu’nun yanı sıra birçok mevkide görev aldı. Hicaz Valisi’nin ikici yardımcısı olarak görev yapan el-Fadl, Temsilciler Meclisi Başkanlığı, Temsilciler Meclisi Üyeliği, Şura Konseyi Üyeliği görevlerinde bulundu. Çok sayıda komitenin üyesi olmasının yanı sıra birçok teftiş görevinde de bulundu.
7-Muhammed Abdulkadir Muğayribi: Tam adı Şeyh Muhammed bin Abdulkadir Muğayribi Fetih. İstanbul'daki Amerikan Üniversitesi'nden Ekonomi ve Siyaset Bilimi alanında lisans derecesinde mezun oldu. Lozan Üniversitesi'nden Uluslararası Hukuk ve Siyaset eğitimi aldı. İyi derecede İngilizce, Türkçe, İtalyanca, Almanca ve Fransızca biliyordu. Prens Hail Suud bin Abdulaziz er-Reşid’in danışmanı olarak görev yaptı. Hicaz'daki durumun istikrarsızlığı nedeniyle birçok ülkeye seyahat etti. Kral Abdulaziz, Hicaz'ın ilhakından sonra kendisini çağırarak İslam Konferansı organizasyonuna katılmasını istedi. Konferansta Kral Abdulaziz'i temsil eden heyetin üyeliğine seçildi. Şura Meclisi üyesi olarak atandı. Ayrıca Maarif Şurası, Haremeyn-i Şerifeyn Vakfı Komisyonu ve Para Kontrol Makamı gibi birçok kurulun ve komisyonların üyeliklerinde görev aldı.
8-Reşid en-Nasır: Tam adı Şeyh Reşid (Paşa) bin Nasır bin Reşid bin Leyla. Hail’de dönemindeki birçok alimde eğitim aldı. İleri düzeyde Türkçe bilen Nasır birçok görevde bulundu. Al Reşid Emirliği döneminde Hail’de görev yaptı. İstanbul’a temsilci olarak atandı. Kral Abdulaziz döneminde birçok görev verilen Nasır, Ulusal Konferans üyeliğine seçildi. Daha sonra Şura Konseyi üyesi olarak atandı. Ardından Irak Başkonsolosu ve Maslahatgüzar olarak atanması emri verildi. Ardından da Kral Abdulaziz’in Suriye Başkonsolosu olarak atandı.
9-Ahmed Banaca: Tam adı Şeyh Ahmed (Efendi) bin Abdurrahman bin Yusuf Banaca. Cidde'deki er-Reşide Okulu'nda eğitim gördü. Eğitimine daha sonra zamanının alimlerinin elinde devam etti. Türkçe ve İngilizce biliyordu. Mekke’de Belediye Saymanı olarak görev yaptı. Haşimi döneminde Maliye Bakanlığını devraldı. Mekke’de Darphane'nin kurulmasında ve çalışmalarını denetlemesinde büyük rol oynadı. Kral Abdulaziz'in himayesine girdi ve resmi çevrelere yakın kaldı. Ancak kaynaklarda, onun Suudi döneminde ticari ve ekonomik konularla ilgili bazı komitelerdeki üyeliği dışında herhangi bir hükümet görevinde bulunduğu bulunmuyor.
10- Abdullah el-Fadl: Tam adı Şeyh Abdullah bin Muhammed bin Abdullah es- Salih el-Fadl. Uneyze’de eğitim alan Fadl daha sonra Hindistan’a taşındı. Hindistan’da Al Fadl (Kral Abdulaziz Temsilcileri) ajansında çalıştı. Siyasi ufku o sırada İngiliz etkisi altında bulunan Bombay’da açıldı. İleri düzeyde Urduca ve İngilizce biliyordu. Erken dönemde Kral Abdulaziz’in hizmetine giren el-Fadl, Aden’de temsilcisi oldu. Birçok görevde bulunan el-Fadl, çok sayıda delegasyon ve komiteye başkanlık etti. Kraliyet Mahkemesi'nde Daimi Komite üyesi olarak atandı. Prens (Kral) Faysal'ın en önemli yardımcılarından biri olarak kabul edilen el-Fadl, Hicaz'da vali yardımcılığı görevinde bulundu. Ayrıca Şura Meclisi Birinci Başkan Vekili ve Temsilciler Meclisi Başkan Vekili olarak görev yaptı.
11-Halid el-Karkanni: Tam adı Şeyh Halid (Ebu’l Valid) bin Ahmed bin iyad Al Hud el-Karkani. Nesebi Tunus’taki Karkanne Adası’na dayanıyor. Kral Abdulaziz ona Ebu Velid künyesini verdi. Eğitimini Trablus’un batısında alan Karkanni’de aldı. Er- Reşide Okulu’ndan mezun oldu. Fransızca, İtalyanca ve Türkçe dillerine hakimdi. Sömürgecilik karşıtı hareketlere katılan Karkanni, Hicaz’a giderek ticaretle uğraştı. Daha sonra Kral Abdulaziz’in hizmetine girdi. Hicaz Valisi Başyardımcısı olarak atandı. Ayrıca Kraliyet Mahkemesi'ne danışman olarak görevlendirildi. Birçok delegasyona başkanlık etti. Bunun yanı sıra kendisine çok sayıda teftiş görevi verildi. Kral Abdulaziz'in Almanya'daki özel elçisiydi. Alman lider Hitler ile görüştü.
12- Muhammed Şeref Adnan: Tam adı eş-Şerif Muhammed Şeref (Paşa) bin Ahmed Adnan bin Abdulmuttalib Al Galip. İlk eğitimini birçok özel öğretmenden aldı. Ardından zamanının alimlerinden dersler gören Adnan daha sonra Hicaz’dan ayrılarak eğitimine Mısır ve Türkiye’de devam etti. Kaynaklar onun birkaç dili akıcı şekilde konuşabildiğini gösteriyor. Kral Abdulaziz Mekke’ye girer girmez geri döndü. Adnan, Hicaz Valisi’nin danışmanlığı, Ulusal Şura Konseyi üyeliği, Danışma Kurucu Meclis üyeliği gibi birçok görevde yer aldı. Ayrıca onu Danışma Şura Konseyi Başkanı olarak atayan bir kararname yayınlandı. Daha sonra Hicaz Valisi başkanlığında oluşturulan Genel Danışma Meclisi üyeliğine atandı. Teftiş ve Reform Komisyonu üyesi oldu. Hicaz Valisi adına Şura Konseyi oturumlarına başkanlık etti.
13-Hamid Ruveyhi: Tam adı Şeyh Hamid bin Ahmed emin Ruveyhi. Cidde’de eğitim gören Ruveyhi noter olarak görev alana dek birçok işte çalıştı. Daha sonra Kral’ın vekili olarak Hicaz Valiliği’ne atandı.  Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nda çeşitli görevlerde bulundu. Devlet dairelerinin işlerine bakmak ve yapılanları incelemek amacıyla, Araştırma ve Denetim Komitesi'ni oluşturmak için yayınlanan kararnamenin ardından söz konusu komitenin üyesi oldu. Ayrıca Teşvik ve Disiplin Kurulu üyeliğine seçildi.
14-Hüseyin Baselame: Tam adı Şeyh Hüseyin Abdullah bin Muhammed Baselame. İlk eğitimini Mekke'de aldı. Ardından Taif'teki Reşidiye Okulu'nda eğitim gördü. Eğitimini Mekke ve Taif'te devrinin alimlerinin elinde sürdürdü. Daha sonra eğitimine devam etmek üzere Suriye ve Mısır’a seyahat etti. Haşimi döneminde öğretmenlik yaptı ve ardından Senato Sekreteri olarak çalıştı. En önemli bilim adamlarından, yazarlardan ve tarihçilerden biri olarak biliniyor. Kral Abdulaziz’in Hicaz'a gelişinden sonra idari alanda sorumluluklar ve resmi görevler üstlendi. Danışma Kurucu Meclisi üyeliğine seçildi. Daha sonra Genel Şura Konseyi'nin üyesi oldu. Hac Konseyi üyeliğine seçilen Baselame, Şura Konseyi üyesi olarak atandı.
15- Muhammed Salih Nasif: Tam adı Şeyh Muhammed Salih bin Hasan Nasif. Eğitimini Cidde’de aldı. Dönemin alimleri tarafından eğitilen Nasif, derslerine kendi çabalarıyla devam etti. Cidde'nin ileri gelenlerinden ve Cidde'nin İslam bilimini yaymakla ilgilenen en eski ailelerden olan Nasif ailesinin önde gelenlerinden biri olarak kabul edilir. Aynı zamanda matbaanın öncülerinden olan Kurucu Kralla da ilişkilendirilir. ‘Hicaz Post’ gazetesini, ardından ‘Hicaz’ın Sesi’ gazetesini ve Mekke'de Selefi Kütüphane ve Matbaası’nı kurdu. Cidde Belediye Başkanlığı’nı üstlendi. Haşimi Merkez Bankası'nın kuruluşuna katıldı. Suudi döneminde, Cidde Vakıflar Başkanlığı’nı üstlendi. El-Ahsa Finans Direktörü, Cazan Finans ve Gümrük Müdürü olarak atandı. Ayrıca Şura Konseyi üyesi olarak görevlendirildi.
16-Abdulvehhab Attar: Tam adı Şeyh Abdulvehhab bin Ahmed bin Abdulvehhab Attar. Mekke’deki okullarda eğitim alan Attar, eğitimine Mescid-i Haram’daki birçok alimin elinde devam etti. Haşimi döneminde birçok görevde bulundu. Bunlar arasında Emlak Konseyi Başkanlığı ve Senato üyeliği de vardı. Mekke’nin önde gelen isimlerinden ve tüccarlarından biri olarak kabul edilir. Siyasi şartlar nedeniyle Hicaz'dan ayrıldı. Daha sonra Kral Abdulaziz'in girişinden sonra geri döndü. Genel Şura Konseyi üyesi oldu. Ardından Şura Konseyi’ne üye olarak atandı. Çeşitli dernek ve komitelere üye oldu. Acil Tıp Kurumu, Haremeyn-i Şerifeyn Vakfiyesi Derneği ve Kiralama Komitesi bunlardan birkaçıydı.
17-Mehdi el-Kaleli: Tam adı Profesör Mehdi (Bey) bin Kadri bin Salih Kaleci ya da Kaleli. Soyadının tarihi Halep Kalesi’ne dayanıyordu. Kral Abdulaziz ona, ‘muslih (reformcu)’ lakabını verdi. Reformcu Mehdi Bey olarak tanınırdı. Irak'ta eğitim gördü. Daha sonra Osmanlı ordusuna katıldı. Medine’ye gönderildi. Haşimi döneminde polis olarak görev yaptı. Suudi hükümetine katıldıktan sonra Medine'deki polis bölümünü denetlemekle görevlendirildi. Daha sonra Mekke’ye taşındı. Ardından da Genel Güvenlik Müdürlüğü’ne dönüştürülecek olan Emniyet Genel Müdürlüğü'nün kurulmasına ve müdür olarak Mehdi Bey'in atanmasına karar verildi. Görev yaptığı dönemde Mekke'de Polis Okulu (Kral Fahd Güvenlik Koleji) kuruldu. Yetimler ve yoksullar için mektepler, hasta ve yaşlılar için yuvalar oluşturdu.
Yukarıda verilen bilgilerden söz konusu isimlerin farklı geçmişlere ve deneyimlere sahip ‘devlet adamları’ olduğu açıktır. Görüşmeleri, buğun Taf’in es-Selame semtinde yer alan, resmi olarak Hicaz Valisi Başyardımcısı ve Başbakan Yardımcısı (Temsilciler Meclisi) Abdullah bin Muhammed el-Fadl'ın evinde gerçekleşiyordu. Kral'a sunulan ‘Önerilen Sistem’ adındaki resmi belgeyi imzaladılar. Halkın desteğini aldılar. Bu, Kral Abdulaziz'in halkın katılımına olan ilgisinden kaynaklanıyordu. Bunun birçok kanıtı da vardı. Belirli şehirlerin sakinlerinden, önde gelen isimlerinden ve hatta yetkililerden gelen telgraflara gelince; bunlar ‘Önerilen Sistemi’ destekler nitelikteydi.
Bu konunun daha fazla araştırma ve inceleme gerektiren başka yönleri de var. Örneğin birleşmenin ilanından önce atılan ve yolu açan adımlar, Kral Abdulaziz’i bu kararı almaya sevk eden sebepler, ilanın zamanlaması ve kamuoyunun kararla etkileşimi gibi... Bu konunun hak ettiği bir şekilde araştırılması için üniversitelerin tarih bölümlerine başvuruda bulunuyorum.



Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.


Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Medya Forumu dün akşam Riyad’da düzenlenen törenle ödül kazananları onurlandırdı. Törene çok sayıda medya mensubu katıldı.

Suudi televizyonunda haber spikeri olarak görev yapan Dr. Hüseyin en-Neccar, ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülüne layık görüldü. Şarku’l Avsat ise iki ödül kazandı. Gazetenin yazarlarından Dr. Muhammed Rumeyhi, gazetecilikteki uzun soluklu deneyimi dolayısıyla ‘köşe yazısı’ dalında ödül alırken, gazeteci Abdülhadi Habtur, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı röportajla ‘gazetecilik söyleşisi’ dalında ödüle layık görüldü. Ödüller, forumun kapanışı kapsamında dün akşam düzenlenen törende takdim edildi.

El-İktisadiyye gazetesi, gazeteci Halid el-Bedr imzasını taşıyan çalışmayla ‘gazetecilik dosyası’ dalında ödül kazanırken, araştırmacı Lema es-Sehli ise ‘medya alanlarında akademik araştırma’ dalında ödülün sahibi oldu.

dcf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Dr. Hüseyin en-Neccar'a ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülünü takdim etti. (Şarku’l Avsat)

İçerik ödülleri kapsamında, ABD’den Luma AI ‘yapay zekâ ile üretilen içerik’ dalında ödüle layık görüldü. Fas’tan Rashid Show programı toplumsal sohbet temalı televizyon programları dalında ödül kazanırken, Podcast 1949 ise söyleşi temalı podcast programları kategorisinde birincilik elde etti.

Suudi Arabistan Ulusal Günü’ne yönelik en iyi medya çalışması ödülü, Turizm Geliştirme Fonu’nun hazırladığı ‘Suudi Arabistan hakkında neler duydunuz?’ adlı çalışmaya verildi. Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘el-Avca’ filmi, Suudi Arabistan Kuruluş Günü için en iyi medya çalışması ödülüne layık görülürken, Vizyon 2030 sosyal medya hesabına ait ‘Bayrağımız bizim adımıza konuşuyor’ çalışması ise Bayrak Günü çalışmalarına yönelik ödülün sahibi oldu.

Forumun özel ödülleri kapsamında, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) Genel Müdürü Dr. Abdullah er-Rebia, ‘Küresel Öncü’ ödülüne layık görüldü.

dcfgthy
Abdulhadi Habtur ‘gazetecilik söyleşisi’ ödülünü aldı. (Şarku’l Avsat)

Karar alıcılar, düşünce liderleri ve dünyanın farklı ülkelerinden 300’ü aşkın yönetici ve uzmanın yoğun katılımıyla düzenlenen 5. Suudi Arabistan Medya Forumu’nda gerçekleştirilen paneller, medya sektörünün yaşadığı hızlı dönüşümleri anlamaya ve geleceği keşfetmeye yönelik kapsamlı bir çalışma platformu niteliği taşıdı.

Suudi Arabistan Medya Forumu 2026, benzeri görülmemiş bir ilgiye sahne oldu. Dünyadaki en büyük medya etkinliği olarak kayda geçen forumu 65 bin 603 kişi ziyaret ederken, bu rakamla Guinness Rekorlar Kitabı sertifikası da elde edildi.