ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

ABD’li yetkili Tahran yaptırımlarından kaçma girişimlerini izlediklerini söyledi.

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
TT

ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)

Fransa’nın dolaylı yoldan Çin’i uyarmasının ardından dün bilgi veren batılı kaynaklar ABD’nin, Çin’in İran ham petrol alımını azaltması amacıyla diplomasi yürüttüğünü bildirdi. Öte yandan büyük devletler, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakereleri yeniden başlatılması konusunda İran’ı ikna etmeye çalışıyor.
ABD uyguladığı yaptırımlarla İran'ın petrol gelirlerini azaltarak nükleer programında değişiklik yapması için baskı kurmaya çalışıyor. Bu nedenle batılı ülkeler Çinli şirketlerin İran'dan petrol almaya devam etmesinin İran'ın ekonomisini ayakta tutmaya yardım ettiğine inanıyor.
Konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen üst düzey ABD'li bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Çinli şirketlerin yaptığı İran petrol alımlarından haberdarız” dedi.
Yetkili, “Çin ile iş yapan şirketler de dahil olmak üzere İran'a uygulanan yaptırımlardan kaçanları caydırmak için yaptırımlarımızı kullanıyoruz. Gerekirse bunu yapmaya devam ederiz" dedi.
Aynı yetkili, "Ancak İran’la ilgili politika konusunda yürüttüğümüz diyaloğun kapsamında diplomatik kanallar üzerinden Çinlilerle temas halindeyiz ve genel olarak bu yolun endişelerimizi aktarmak için daha verimli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Nükleer faaliyetler hakkında yürütülen diplomasinin hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen Avrupalı yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman'ın Temmuz ayında Çin'e düzenlediği ziyaret sırasında gündeme getirdiği konular arasında bu meselenin de olduğunu söyledi.
Avrupalı yetkili, Çin'in İran'ı korumaya devam ettiğini ve Batı ülkeleri için önemli konulardan birinin Çin'in İran'dan ne kadar petrol aldığı olduğunu söyledi.
Emtia analiz firması Kpler, Çin’in yıl başından Ağustos ayına kadar İran’dan günde ortalama 553 bin varil petrol ithal ettiğini tahmin ediyor.
İran ve ABD, 2015 anlaşmasını canlandırmak için dolaylı yoldan yürüttüğü ve özellikle İran petrol satışlarına yönelik yaptırımların kaldırılmasının beklendiği müzakerelere başlamadan önce gemi seferlerini takip eden güvenilir kaynaklar İran gemilerinin Mart ayı boyunca Çin’e 30 milyona yakın varil petrol taşıdığını bildirdi.
İran ve ABD arasında Nisan’da başlayan ve 6 tur düzenlenen dolaylı müzakereler, Hasan Ruhani’den sonra aşır muhafazakar İbrahim Reisi’nin İran’ın yeni cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından donduruldu. Müzakereleri daha önce Ruhani hükümeti yürütüyordu.
İran, nükleer anlaşma uyarınca, bölgede nükleer silah üretiminin yaygınlaşmasına yol açması muhtemel uranyum zenginleştirme programını sınırlandırdı. Eski ABD Başkanı Donald Trump 2018’de nükleer anlaşmadan çekildi ve İran’a yönelik ekonomik yaptırımları tekrardan yürürlüğe koydu. Ancak buna rağmen İran, Çinli şirketlerin de aralarında bulunduğu müşterilerine yasaklı petrol satışına devam etti.
İran yaklaşık bir yıl bekledikten sonra Trump’ın anlaşmadan çekilme kararına misilleme kapsamında, o günlerde “nükleer anlaşmadan kademeli çekilme süreci” diye isimlendirdiği süreci başlattı ve anlaşma uyarınca durdurduğu nükleer faaliyetlerine yeniden geri döndü.
Trump’ın ardından gelen Joe Biden, İran ile “diplomasiyi öncelediğini” söyledi. Bununla birlikte Biden, müzakerelerin başarısız olması halinde başka seçeneklere dönmeye hazır olduğunu vurguladı fakat bu seçenekler hakkında detay vermedi.
Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili salı günü yaptığı açıklamada İran'ın, müzakereleri baltalayabilecek diplomatik bir gerilimi önlemek için Washington ve Tahran'ın anlaşmaya geri dönmesi amacıyla Viyana düzenlenen görüşmelere geri dönmesi gerektiğini ifade etti. Yetkili, “Bu süreçte Rusya ve Çin dahil olmak üzere Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (nükleer anlaşmanın) tüm taraflarıyla yakın temasta kalmamız gerek. Özellikle Çinlilerin kendilerini ifade etmelerini ve daha kararlı davranmalarını bekliyoruz. İran’a baskı uygulamalıyız. ABD Dışişleri Bakanlığı henüz Avrupalı ve ABD'li yetkililerin açıklamaları hakkında bir yorumda bulunmadı. Bu vazgeçilemez bir şey” dedi. İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, ülkesinin nükleer anlaşmaya yeniden bağlı kalınması amacıyla yürütülen müzakereler “çok yakında” döneceğini söyledi fakat bununla ilgili açık bir tarih vermedi.
ABD’nin İran petrolüyle ilgili yürüttüğü diplomasiye Çin’den henüz bir yanıt gelmedi. ABD ve Çin arasında insan hakları ve koronavirüsün kaynağıyla ilgili şeffaflık gibi konularda somut bir ilerleme kaydedilememesi nedeniyle iki ülke ilişkileri bu yıl en alt seviyede seyrediyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü 24 Eylül’de düzenlediği basın toplantısında, nükleer anlaşma konusunda sorumluluğu İran yerine ABD’ye yükledi. Sözcü, “İran nükleer anlaşma meselesiyle ilgili gerilimde yeni bir dönem başlatan taraf olması nedeniyle ABD, İran üzerindeki maksimum baskı şeklindeki hatalı politikalarını düzeltmeli, Tahran’a yönelik tüm yasadışı yaptırımları ve üçüncü şahıslar üzerindeki uzun vadeli yargı tedbirlerini kaldırmalı ve müzakereleri yeniden başlatmak ve hızlı sonuç almak için çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
ABD yaptırımları kapsamındaki Çin ve İran, Nisan ayında müzakereler başlamadan önce aralarında uzun zamandır var olan ekonomik ve siyasi ortaklıklarını güçlendirmek için 25 yıllığına işbirliği anlaşması imzaladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan o dönem yapılan açıklamada, Pekin’in, “ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına ve yargı yetkisi kapsamını genişletmesine” karşı çıkmaya devam edeceği vurgulandı. Bakanlık Washington’a “yasadışı yaptırımları” en kısa zamanda kaldırma çağrısı yaptı.
İran petrol tankerleri takip edilmemek için genellikle navigasyon cihazlarını kapatıyor. Ancak uydular aracılığıyla Umman Sultanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak limanlarını yakından izlemek mümkün. Bu tankerlerden bazıları Çin’e gitmeden önce yüklerinin bir kısmını Singapur veya Malezya yakınlarındaki diğer gemilere aktarıyor.
Rusya ve Çin’in öncülük ettiği Şangay İşbirliği Teşkilatına bu ay İran’a tam üyelik verilmesini onayladı.
İran kamuoyu Çin ile işbirliği anlaşmasının ve Şangay İşbirliği Teşkilatına kabulün, ülkenin yüzünü doğuya daha çok çevirmesine neden olabileceği görüşünde. Nitekim İran’ın dini lideri Ali Hamaney de Batı yaptırımlarıyla mücadelede Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkını güvence altına almak için bu seçenekte ısrar ediyor.
İran merkezli Cihan-i Sanat (Jahanesanat) Gazetesi, cumartesi günü yayınladığı bir haberde, İran’ın Şangay İşbirliği Teşkilatı ve Rusya’nın liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği gibi ekonomi ittifaklarına katılması ve Irak ile ticaret hacmini artırması sayesinde petrol satışını artırdığını yazdı. Habere göre Tahran’ın Viyana müzakerelerinde talep çıtasını yükseltmesinin sebepleri arasında İran’ın komşu ülkelerle ilişkileri geliştirme çabası bulunuyor.



İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
TT

İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)

İngiltere, düşman devletler adına faaliyet gösteren unsurlarla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa hazırlamaya hazırlanıyor. Düzenleme kapsamında, İngiliz makamlarına bu kişileri yargılayabilmeleri için daha geniş yetkiler verilmesi planlanıyor. Adım, ülkedeki yabancı devlet bağlantılı faaliyetlerin artması ve antisemitik saldırıların yükselişe geçmesi sonrasında gündeme geldi.

Başbakan Keir Starmer, Britanya’daki Yahudi toplumunu hedef alan bir dizi saldırının ardından hükümetin “kötü niyetli devletlere bağlı aktörlerle” mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Hükümet programının ana hatlarını açıkladığı konuşmada Kral Charles da, İngiltere’nin “yabancı devlet kuruluşları ve onların vekillerinden kaynaklanan büyüyen tehditle mücadele etmek için” yeni bir yasa çıkaracağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre antisemitizmle mücadele amacıyla da acil önlemler alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları için olası yasak

İngiliz milletvekillerinden bazıları, İran’daki Şii dini yönetimini korumayı amaçlayan seçkin askeri güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yasaklanması çağrısında bulundu. Söz konusu yapı, İran ekonomisinin geniş bölümlerini de kontrol ediyor.

Starmer, yeni yasanın hedefleri arasında İran Devrim Muhafızları’nın adını açık şekilde zikretmedi. Ancak Kral’ın konuşmasını sunarken yaptığı açıklamada, İngiltere’nin “İran gibi Birleşik Krallık’a düşman yabancı güçler tarafından desteklenen aşırılık dâhil olmak üzere” radikalizmle mücadele edeceğini söyledi.

Bu adım, Londra’da Yahudilerle ve İranlı muhaliflerle bağlantılı noktalara yönelik kundaklama saldırılarının ardından geldi. Polis, saldırıların İran bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.

İngiliz güvenlik kurumları uzun yıllardır İran, Rusya ve Çin gibi “düşman” devletlerden kaynaklanan tehditler konusunda uyarılarda bulunuyor. Son yıllarda bu ülkeler adına casusluk yapmak veya başka suçlar işlemekle suçlanan kişilere yönelik çeşitli mahkûmiyet kararları da verildi.

Yeni suçlar ve daha sert önlemler

Yeni yasa kapsamında hükümet, casusluk, sabotaj, müdahale veya benzeri yollarla ulusal güvenliği tehdit eden yabancı hükümet destekli kuruluşları resmen tanımlayabilecek.

Geçen yıl yapılan bir inceleme, mevcut İngiliz hukuk sistemi çerçevesinde hükümet bağlantılı kuruluşların yasaklanmasının ciddi hukuki zorluklar içerdiğini ortaya koymuştu.

Yeni düzenlemeyle birlikte, bu tür örgütlere üye olmak veya onlara destek toplamak da yeni suç kapsamına alınacak. İngiliz hükümeti, söz konusu önlemlerin birlikte “yabancı istihbarat servisleri ve onların ajanları için çok daha sert bir faaliyet ortamı oluşturacağını” belirtti.

Kral Charles ayrıca konuşmasında, belirli bir ideolojiden açık biçimde etkilenmemiş olsa bile şiddeti benimseyen ve toplu saldırılar planlayan kişileri hedef alan yeni bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılacağını duyurdu.

Yeni yasa, internetteki en zararlı içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasını da suç kapsamına almayı hedefliyor. Hükümet, devletin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadeleyi terörle mücadele yaklaşımıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan tasarının, “devlet güvenliğini tehdit eden suçları işleyenlerle mücadelede mevcut araçlar arasına yalan makinesi testini de ekleyeceğini” açıkladı.


Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.


Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım
TT

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere Pekin’de. Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığını yineleyerek, ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “İran ya ABD ile iyi bir anlaşmaya varacak ya da yıkımla karşı karşıya kalacak” dedi.

Trump ayrıca, İran savaşını sona erdirmek ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için Pekin’in yardımına ihtiyaç duyacağını düşünmediğini söyledi.

Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreci, Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından açık bir çıkmaza girdi. Bu durum, kırılgan ateşkesin askeri dengelerin yeniden şekillendirildiği bir sürece dönüşebileceğine dair işaretleri artırdı.

Bu arada, ay başında hazırlanan ve New York Times tarafından yayımlanan gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın askeri ve füze kapasitesinin büyük bölümünü yeniden toparladığını ortaya koydu. Bu değerlendirmeler, Trump’ın İran ordusunun “tamamen ezildiği” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.