ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

ABD’li yetkili Tahran yaptırımlarından kaçma girişimlerini izlediklerini söyledi.

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
TT

ABD, Çin’in İran’dan petrol alımını azaltması için diplomasi yürütüyor

Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)
Endonezya makamlarının ocak ayında yasadışı petrol taşıdıklarından şüphelenilen İran ve Panama bandıralı iki gemiyi durdurdu (Reuters)

Fransa’nın dolaylı yoldan Çin’i uyarmasının ardından dün bilgi veren batılı kaynaklar ABD’nin, Çin’in İran ham petrol alımını azaltması amacıyla diplomasi yürüttüğünü bildirdi. Öte yandan büyük devletler, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakereleri yeniden başlatılması konusunda İran’ı ikna etmeye çalışıyor.
ABD uyguladığı yaptırımlarla İran'ın petrol gelirlerini azaltarak nükleer programında değişiklik yapması için baskı kurmaya çalışıyor. Bu nedenle batılı ülkeler Çinli şirketlerin İran'dan petrol almaya devam etmesinin İran'ın ekonomisini ayakta tutmaya yardım ettiğine inanıyor.
Konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen üst düzey ABD'li bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Çinli şirketlerin yaptığı İran petrol alımlarından haberdarız” dedi.
Yetkili, “Çin ile iş yapan şirketler de dahil olmak üzere İran'a uygulanan yaptırımlardan kaçanları caydırmak için yaptırımlarımızı kullanıyoruz. Gerekirse bunu yapmaya devam ederiz" dedi.
Aynı yetkili, "Ancak İran’la ilgili politika konusunda yürüttüğümüz diyaloğun kapsamında diplomatik kanallar üzerinden Çinlilerle temas halindeyiz ve genel olarak bu yolun endişelerimizi aktarmak için daha verimli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Nükleer faaliyetler hakkında yürütülen diplomasinin hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen Avrupalı yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman'ın Temmuz ayında Çin'e düzenlediği ziyaret sırasında gündeme getirdiği konular arasında bu meselenin de olduğunu söyledi.
Avrupalı yetkili, Çin'in İran'ı korumaya devam ettiğini ve Batı ülkeleri için önemli konulardan birinin Çin'in İran'dan ne kadar petrol aldığı olduğunu söyledi.
Emtia analiz firması Kpler, Çin’in yıl başından Ağustos ayına kadar İran’dan günde ortalama 553 bin varil petrol ithal ettiğini tahmin ediyor.
İran ve ABD, 2015 anlaşmasını canlandırmak için dolaylı yoldan yürüttüğü ve özellikle İran petrol satışlarına yönelik yaptırımların kaldırılmasının beklendiği müzakerelere başlamadan önce gemi seferlerini takip eden güvenilir kaynaklar İran gemilerinin Mart ayı boyunca Çin’e 30 milyona yakın varil petrol taşıdığını bildirdi.
İran ve ABD arasında Nisan’da başlayan ve 6 tur düzenlenen dolaylı müzakereler, Hasan Ruhani’den sonra aşır muhafazakar İbrahim Reisi’nin İran’ın yeni cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından donduruldu. Müzakereleri daha önce Ruhani hükümeti yürütüyordu.
İran, nükleer anlaşma uyarınca, bölgede nükleer silah üretiminin yaygınlaşmasına yol açması muhtemel uranyum zenginleştirme programını sınırlandırdı. Eski ABD Başkanı Donald Trump 2018’de nükleer anlaşmadan çekildi ve İran’a yönelik ekonomik yaptırımları tekrardan yürürlüğe koydu. Ancak buna rağmen İran, Çinli şirketlerin de aralarında bulunduğu müşterilerine yasaklı petrol satışına devam etti.
İran yaklaşık bir yıl bekledikten sonra Trump’ın anlaşmadan çekilme kararına misilleme kapsamında, o günlerde “nükleer anlaşmadan kademeli çekilme süreci” diye isimlendirdiği süreci başlattı ve anlaşma uyarınca durdurduğu nükleer faaliyetlerine yeniden geri döndü.
Trump’ın ardından gelen Joe Biden, İran ile “diplomasiyi öncelediğini” söyledi. Bununla birlikte Biden, müzakerelerin başarısız olması halinde başka seçeneklere dönmeye hazır olduğunu vurguladı fakat bu seçenekler hakkında detay vermedi.
Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili salı günü yaptığı açıklamada İran'ın, müzakereleri baltalayabilecek diplomatik bir gerilimi önlemek için Washington ve Tahran'ın anlaşmaya geri dönmesi amacıyla Viyana düzenlenen görüşmelere geri dönmesi gerektiğini ifade etti. Yetkili, “Bu süreçte Rusya ve Çin dahil olmak üzere Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (nükleer anlaşmanın) tüm taraflarıyla yakın temasta kalmamız gerek. Özellikle Çinlilerin kendilerini ifade etmelerini ve daha kararlı davranmalarını bekliyoruz. İran’a baskı uygulamalıyız. ABD Dışişleri Bakanlığı henüz Avrupalı ve ABD'li yetkililerin açıklamaları hakkında bir yorumda bulunmadı. Bu vazgeçilemez bir şey” dedi. İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, ülkesinin nükleer anlaşmaya yeniden bağlı kalınması amacıyla yürütülen müzakereler “çok yakında” döneceğini söyledi fakat bununla ilgili açık bir tarih vermedi.
ABD’nin İran petrolüyle ilgili yürüttüğü diplomasiye Çin’den henüz bir yanıt gelmedi. ABD ve Çin arasında insan hakları ve koronavirüsün kaynağıyla ilgili şeffaflık gibi konularda somut bir ilerleme kaydedilememesi nedeniyle iki ülke ilişkileri bu yıl en alt seviyede seyrediyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü 24 Eylül’de düzenlediği basın toplantısında, nükleer anlaşma konusunda sorumluluğu İran yerine ABD’ye yükledi. Sözcü, “İran nükleer anlaşma meselesiyle ilgili gerilimde yeni bir dönem başlatan taraf olması nedeniyle ABD, İran üzerindeki maksimum baskı şeklindeki hatalı politikalarını düzeltmeli, Tahran’a yönelik tüm yasadışı yaptırımları ve üçüncü şahıslar üzerindeki uzun vadeli yargı tedbirlerini kaldırmalı ve müzakereleri yeniden başlatmak ve hızlı sonuç almak için çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
ABD yaptırımları kapsamındaki Çin ve İran, Nisan ayında müzakereler başlamadan önce aralarında uzun zamandır var olan ekonomik ve siyasi ortaklıklarını güçlendirmek için 25 yıllığına işbirliği anlaşması imzaladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan o dönem yapılan açıklamada, Pekin’in, “ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına ve yargı yetkisi kapsamını genişletmesine” karşı çıkmaya devam edeceği vurgulandı. Bakanlık Washington’a “yasadışı yaptırımları” en kısa zamanda kaldırma çağrısı yaptı.
İran petrol tankerleri takip edilmemek için genellikle navigasyon cihazlarını kapatıyor. Ancak uydular aracılığıyla Umman Sultanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak limanlarını yakından izlemek mümkün. Bu tankerlerden bazıları Çin’e gitmeden önce yüklerinin bir kısmını Singapur veya Malezya yakınlarındaki diğer gemilere aktarıyor.
Rusya ve Çin’in öncülük ettiği Şangay İşbirliği Teşkilatına bu ay İran’a tam üyelik verilmesini onayladı.
İran kamuoyu Çin ile işbirliği anlaşmasının ve Şangay İşbirliği Teşkilatına kabulün, ülkenin yüzünü doğuya daha çok çevirmesine neden olabileceği görüşünde. Nitekim İran’ın dini lideri Ali Hamaney de Batı yaptırımlarıyla mücadelede Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkını güvence altına almak için bu seçenekte ısrar ediyor.
İran merkezli Cihan-i Sanat (Jahanesanat) Gazetesi, cumartesi günü yayınladığı bir haberde, İran’ın Şangay İşbirliği Teşkilatı ve Rusya’nın liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği gibi ekonomi ittifaklarına katılması ve Irak ile ticaret hacmini artırması sayesinde petrol satışını artırdığını yazdı. Habere göre Tahran’ın Viyana müzakerelerinde talep çıtasını yükseltmesinin sebepleri arasında İran’ın komşu ülkelerle ilişkileri geliştirme çabası bulunuyor.



ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
TT

ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)

Geçen yılın ortalarında, Trump yönetiminin, İran'ın yaygın kullandığı ölümcül drone'a karşı savunma sistemlerini güçlendirme konusunda Ukrayna'dan gelen yardım teklifini reddettiği bildirildi.

Şimdiyse, İran drone'larının çok sayıda ABD askerini öldürmesinin ardından, Amerikalı yetkililer ilk girişimin göz ardı edilmesini büyük bir hata olarak görüyor.

Bir ABD yetkilisi Axios'a, "Eğer bu [İran'daki savaş] öncesinde yaptığımız taktiksel bir hata veya yanlış varsa, işte buydu" diye konuştu

Geçen ağustosta, Ukraynalı yetkililerin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için cephaneliğinin önemli bir parçası haline getirdiği İran'ın düşük maliyetli, isimsiz, kamikaze Şahid drone'larına karşı koymak için ABD'ye savaşta kendini kanıtlamış teknolojiyi satmaya çalıştığı bildirildi.

Ukraynalıların bu teklifi, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda dile getirdiği ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'nin Trump'a ilişkileri güçlendirmenin bir yolu olarak önleyici drone teklif ettiği bildirildi. Hatta iddialara göre teklif, o dönemde varsayım olan bir İran savaşı sırasında drone'ların Ortadoğu'da nasıl bir tehdit oluşturabileceğini anlatan slaytları içeren PowerPoint sunumuyla son buldu.

Başkanın ekibinden Ukrayna'dan gelen teklifi incelemesini istediği ancak teklifin sonraki aylarda ele alınmadığı ve Trump yönetimindeki bazı isimlerin Zelenski'nin gösteriş yaptığını düşündüğü bildiriliyor.

Ağustosta gerçekleştiği bildirilen görüşmeden aylar önce, Trump ve Zelenski arasında Oval Ofis'te yapılan bir görüşme, Ukrayna liderinin ABD yardımına yeterince minnettar olmadığı yönünde gergin bir tartışmaya dönüşmüş, üstelik tüm bunlar haber kanallarının kameraları önünde yaşanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, The Independent'a, "İran'ın misilleme saldırıları yüzde 90 azaldı çünkü balistik füze kabiliyetleri tamamen yok ediliyor" dedi.

Bu korkak isimsiz kaynakların yaptığı bu betimleme doğru değil ve sadece dışarıdan baktıklarını kanıtlıyor. Bakan Hegseth ve ordu, İran rejiminin olası tüm tepkilerine karşı planlama yaparken inanılmaz bir iş çıkardı ve Destansı Öfke Operasyonu'nun tartışmasız başarısı ortada.

Artık durum tersine döndü. ABD, İran Şahidleri'nin doğrudan tehdidi altında ve Ukrayna'nın dronesavar teknolojisi, Ortadoğu'daki ABD ve müttefik üslerindeki birçok yüksek maliyetli, geleneksel hava savunma sistemine göre çok daha ekonomik bir yol sunuyor.

sdfgrthyj
Rusya'nın ülkeye karşı savaşında düşük maliyetli drone'ları önemli bir unsur haline getirmesi nedeniyle Ukrayna, drone saldırılarına karşı koymada öncü hale geldi (AP)

Askeri liderlerin geçen hafta meclis üyelerine, İran drone'larının beklenenden daha fazla zorluk çıkardığını çünkü ABD hava savunmasının hepsini durduramadığını söylediği bildirildi.

Zelenski'ye göre ABD yardım için kendisine başvurdu ve Ukrayna lideri, Ürdün'deki ABD üslerini korumaya yardımcı olmak için drone ve uzmanlar gönderdiğini söyledi.

Ukrayna, kamuoyunda müttefik ülkelerden daha fazla ABD yapımı Patriot füzesi talep etti.

Ayrıca ABD, düşük maliyetli İran yapımı Şahid drone'larından esinlenerek geliştirdiği Lucas drone'larını da sahaya sürdü.

Başkanın oğulları Eric ve Donald Trump Jr.'ın, orduya tedarik sağlayabilecek Florida merkezli bir drone şirketini desteklediği bildiriliyor.

İran drone'larıyla ilgili zorluklara rağmen ABD, İran ordusunun büyük bir bölümünü felç ettiğini ve kamuoyu desteğini giderek kaybeden savaşın yakında sona ereceğini savunuyor ancak başkan ve ekibi ayrıntı vermiyor.

Independent Türkçe 


Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
TT

Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve ölü pedofil Jeffrey Epstein'i ünlü bir film sahnesini canlandırırken tasvir eden yeni heykel, salı günü ABD Kongre Binası yakınındaki National Mall’a yerleştirildi.

Dünyanın Kralı adlı büyük heykel, 1997 yapımı gişe canavarı Titanik'teki (Titanic), kahramanlarının batacak geminin pruvasında birlikte durdukları ünlü sahneye gönderme yapıyor.

Heykelin kaidesindeki levhada, "Jack ve Rose'un trajik aşk hikayesi lüks bir yolculuk, gürültülü partiler ve gizli çıplak çizimler üzerine kurulmuştu" deniyor.

Bu anıt, Donald Trump'la Jeffrey Epstein arasındaki bağı onurlandırıyor.

Turistler, Trump ve Epstein'in fotoğraflarının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesinin yer aldığı bir dizi pankartın önünde bulunan heykelin fotoğraflarını çekerken görüldü.

The New Republic'e göre bu, üyeleri anonim olan Secret Handshake adlı grup tarafından National Mall'a yerleştirilen en yeni protesto sanat eseri.

dsfbhtyj
Heykelin arkasında, Trump ve Epstein'in fotoğrafının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesini gösteren bir dizi pankart vardı (AFP)

Eylülde grup, Cumhuriyetçi başkan ve Epstein'in el ele tutuştuğu bir heykeli Kongre binasının önüne dikmiş, bu heykel hızla kaldırılmıştı.

6 Ocak isyancılarını eleştiren bir dışkı heykeli ve Trump'ın Epstein'e yazdığı iddia edilen doğum günü mektubunun büyük bir kopyasının da arkasında bu grup vardı.

Trump'ın Epstein'le ilişkisi, Adalet Bakanlığı'nın kasımda yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca ölen cinsel suçlu hakkındaki dosyalarını yayımlamaya başlamasından bu yana yoğun bir şekilde inceleniyor. Dosyaların birçoğunda Trump'ın yanı sıra diğer üst düzey isimlerin de adı geçiyor.

ABD Adalet Bakanlığı bu ay 79 yaşındaki başkanın adını içeren yeni bir dosya grubu yayımladı. Bu belgeler arasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia eden bir kadınla FBI'ın yaptığı görüşmeleri detaylandıran üç not da bulunuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, iddia hakkında "tamamen asılsız" ve "hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmiyor" dedi.

Birçok Demokrat da başkanın, Bill ve Hillary Clinton'ın yanı sıra Epstein'in uzun süredir ortağı olan Les Wexner'ı da sorgulayan Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermesi çağrısında bulundu. Ancak komitedeki Cumhuriyetçiler, Trump'ın herhangi bir yanlış yapmadığının kanıtlandığını söyledi.

Trump, 1990'lar ve 2000'lerde Epstein'i sosyal olarak tanıyordu ve ikili, Mar-a-Lago ve New York'taki Plaza Oteli de dahil birçok yerde birlikte fotoğraflandı. Epstein, 2017'de hapishanede intihar olarak değerlendirilen ölümünden iki yıl önce, yazar Michael Wolffe'a Trump'ın "en yakın arkadaşı" olduğunu söylemişti.

Başkan, hüküm giymiş cinsel suçluyla ilişkisini yıllar önce kestiğini ve herhangi bir yanlış davranışta bulunmadığını defalarca dile getirdi. Epstein tartışmasını Demokratlar tarafından uydurulmuş bir "aldatmaca" diye niteledi.

Independent Türkçe


İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
TT

İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) göre İran'ın şimdiye dek fırlattığı 300 balistik füzenin yaklaşık yarısı misket bombası taşıyordu.

IDF'nin salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın kullandığı misket bombaları nedeniyle pazartesi günü iki kişinin öldüğü, bir kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Açıklamada, İran füzelerindeki misket bombalarının yaklaşık 10 kilometre yarıçapında yayılarak kontrol edilemez şekilde hasar yarattığı belirtildi.

Salı günü de İsrail'in Kudüs bölgesindeki Beyt Şemeş şehrine misket bombası taşıyan bir füze fırlatıldığı fakat can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan İsrailli askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin misket bombası taşıyan füzelerin etkisini tamamen engellemekte zorlandığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl haziranda patlak veren 12 günlük savaşta da İran'ın İsrail'e en az üç kez misket bombası attığını duyurmuştu.

Tahran yönetimi, misket bombası kullandığına dair iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Diğer yandan Guardian'ın Kasım 2025'teki analizinde, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırılarda benzer misket bombaları kullandığı ortaya konmuştu. İsrail'in bunları 155 milimetrelik M999 Barak Eitan ve 227 milimetrelik Ra'am Eitan güdümlü füzelerine yerleştirdiği tespit edilmişti. Tel Aviv yönetimiyse iddiaları ne doğrulamış ne de reddetmişti.

2010'da yürürlüğe giren Misket Bombası Anlaşması (CCM), bu mühimmatın kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklıyor. Türkiye'nin yanı sıra ABD, İsrail ve İran da anlaşmaya taraf değil.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı harekatta ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü. Hamaney'in yerine oğlu Mücteba'nın geçtiği de 8 Mart'ta duyurulmuştu.

Tel Aviv ve Washington farklı hedeflere sahip

İran'a saldırılar sürerken Washington'la Tel Aviv'in savaşın gidişatına ilişkin görüş ayrılığı yaşadığı aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de pazartesi düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetimiyle savaşın "çok yakında biteceğini" öne sürmüş, İran ordusunun gücünü kaybettiğini savunmuştu. Cumhuriyetçi lider, önceki açıklamalarında operasyonun 4 haftadan uzun sürebileceğini söylemişti.

Wall Street Journal'ın analizine göre Trump, savaşı “kendi koşullarıyla" kısa sürede bitirmek isterken İsrail lideri Binyamin Netanyahu, İran'da rejim değişikliği koşulları oluşana dek harekatı sürdürmeyi planlıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın İran'daki enerji altyapısını vuran İsrail'i uyararak bunu tekrarlamamasını istediğini de söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Trump, insanlık tarihinin en eski dersini öğreniyor olabilir: Savaş başlatmak, sona erdirmekten çok daha kolaydır. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmek için her türlü motivasyona sahipken, İsrail ise kendi kampanyasını durdurmak için hiçbir neden görmeyebilir.

Times of Israel'in analizine göre savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı da ABD'yle İsrail arasındaki görüş farklılıklarını etkiliyor.

George W. Bush döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu danışmanı olarak görev yapan Michael Singh, İsrail'in saldırıları sürdürmek isteyeceğini vurgularken, "ABD uzun süreli bir çatışmaya pek istekli olmayabilir" diyor.

Analizde özellikle ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu'dan almak istediği yatırımların çatışmalar nedeniyle tehlike altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal