Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile gerçek anlamda ortaklıklarda bulunmayı planlıyoruz’

Nazım, kültürün Arap ülkelerini birleştiren büyük bir şemsiye olduğunu vurguladı

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
TT

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, Şarku'l Avsat'a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile gerçek anlamda ortaklıklarda bulunmayı planlıyoruz’

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım
Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım

Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hasan Nazım, ülkesinin 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na onur konuğu olarak katılımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Nazım,söz konusu katılımın, Irak ile Suudi Arabistan’ın gelişen ilişkiler ve çeşitli düzeylerde gerçek ortaklıklar kurma yolunda atılan diplomatik adımlar ve yürütülen sıkı çalışmalar kapsamında gerçekleştiğini vugruladı. Böylece iki ülke arasındaki ortaklığın güçlendiği ve iki kültür arasındaki bağların daha da kuvvetli hale geldiği özel bir durumu yansıttığını kaydetti.
Şarku’l Avsat’a özel açıklamlarda bulunan Nazım, Irak ile Arap dünyası arasındaki diplomatik ilişkilerin yeni bir aşamada olduğunu vurguladı. Bakan Nazım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak kültürü, özellikle Arap kültürü ile bağların yeniden kurulduğu, niteliksel özelliklere sahip koşullar ile karşı karşıya. Zira kültür, Arap ülkelerini bir araya getiren büyük bir şemsiyedir. Yüzyılı aşkın süredir bu kültürün aktörü olan Irak, şimdi Arap dünyası ve özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilerine yeni bir statü ile geri dönüyor.”
Suudi Arabistan Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın Nisan 2019'da Irak'ın başkenti Bağdat'a yaptığı ziyaretin ülkesinde olumlu yankılar uyandırdığını vurgulayan Bakan Nazım, kendi deyimiyle bu ‘alışılmadık’ ziyareti iki ülke arasındaki gerçek kültürel iş birliğinin başlangıcı olarak nitelendirdi.
Irak'tan kaçırılan arkeolojik hazine Gılgamış Destanı tableti teslim almak için Riyad Uluslararası Kitap Fuarı açılışı öncesinde gittiği Washington’da Şarku’l Avsat ile röportaj gerçekleştiren Bakan Nazım kültür alanında Irak’tan Arap coğrafyasına, uluslararası alanda yankılanan son gelişmelere kadar birçok merak edilen soruyu cevapladı:

Irak'ın 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Irak'ın bu yıl Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'na hayati önemdekikatılımı, istisnai koşullar altında gerçekleşti. Zira Suudi Arabistan Krallığı ile hem kültürel hem de ekonomik açıdan ilişkilerimiz yoğunlaşıyor. Bu katılım, Krallık’ın ve Irak'ın iki ülke arasındaki bu çok önemli ve temel bağları yeniden kurmak için gösterdiği tüm çabaların zirve noktası sayılır. Kültürel bağların toplumlar arasındaki ilişkilerin oluşumu için gerekli olduğunu biliyoruz. Aslında kültürel bağların hiç kopmadığını düşünüyorum. Zira her iki ülkeden aydınlar, sanatçılar ve üniversite hocaları süreçte kültür sanat alanlarında çalışmalarını sürdürdüler ve sürekli temas halinde bulundular. Suudi akademik ve kültürel çevrelerle de kişisel ilişkilerim de var. Hatta bu fuara katılım öncesinde de ziyaretlerimiz oldu. Nitekim iki ülke arasındaki ortaklıkları artıran, kültürleri arasındaki bağları güçlendiren ve sanatsal faaliyetleri artıran özel bir süreçte gelen bu katılım, iki ülke arasında kısa süre önce imzalanan mutabakat zaptı ile daha fazla ortaklığa imkan sağlıyor.

Hem iki ülke hem de kültürel ve edebi mirasları arasındaki bu kültürel iletişim sizin için ne ifade ediyor?
İki ülke arasındaki kültürel iletişim değişmez bir durum. Zira bu iki ülke, ortak bir kültürü paylaşıyor. Bu mirası, tarihi ve kültürel bağlantıları ispat için kanıta ihtiyacımız yok. En nihayetinde Suudi Arabistan ve Irak iki komşu ülke. Aralarında kültürel, ailevi ve aşiret uzantıları gibi birçok kültürel fenomen var. Bu nedenle iki ülke arasında ortak özellikler bulmak şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan'daki kültürün Irak'ta edebiyat, şiir, hatta düşünce düzeyinde kökleri mevcut. Irak, Arap kültürünün temel direği sayılıyor. 1970’lerden bu yana Krallık’ta çalışmış büyük profesörlerimiz var. Krallık'taki deneyimleri, Arap kültürünü zenginleştirip Irak kültüründe etki bırakan Suudi aydınların kültürel etkisinin yanı sıra dikkate değer bir yankı buldu. Bu alışveriş, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimi için kapsamlı bir temel oluşturuyor.

Irak edebiyatı, düşüncesi ve sanatının sembollerinin kutlandığı 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı’nda meşhur şairler Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Bedir Şakir es-Seyyab, Ali Cevad et-Tahir’in şiirleri, Nasir Şemme’nin müziğinin ritmi, Sadun Cabir’in şarkıları, Ur, Babil, Babil ve Nemrud şehirleri kalıntıları ile buluşacak. Irak'ın bu köklü varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın onur konuğu konumundaki Irak Cumhuriyeti için hazırladığı program, şiir akşamları, entelektüel seminerler ve konferanslardan oluşan kapsamlı, cömert ve organize bir etkinlik. Eşlik ettiğimiz büyük heyette Iraklı aydınlar, sanatçılar ve şairler var. Dediğiniz gibi fuarda meşhur Arap şairi Muhammed Mehdi el-Cevahiri, modern Arap şairi Bedir Şakir es-Seyyab ve Suudi üniversitelerinde eğitim görmüş Ali Cevad et-Tahir anılacak. Nasir Şemme ve Sadun Cabir’in parçaları eşliğinde sanat dolu zengin bir program düzenlenecek. Irak arkeolojisi üzerine konuşulacak. Bu katılımı sağlayıp organize etmede büyük çaba sarf eden Suudi ekibine tüm bu program için teşekkür ederiz.

Kültür ve miras, Suudi Arabistan Krallığı ile Irak arasındaki bağları nasıl canlandırabilir?
Bazı siyasi koşulların bir kopuşa yol açtığı yıllarda bile kültürel bağlar kopmadı. Her iki ülkedeki aydınlar ve üniversite profesörleri birbirleriyle temas halindeydi. Entelektüel ve kritik alanlar, felsefe, çeviri ve dilbilimde bir süreklilik mevcut. Bu konuda tüm Arap ülkelerindeki aydınlar arasında bir etkileşim var. Gerçek şu ki sınırları aşan kültür, siyasi koşullardan ve ülkeler arası ilişkilerdeki kopuşlardan fazla etkilenmiyor.

Bu durum, kültüre ve aydınlara ek bir sorumluluk mu getiriyor?
Elbette. Suudi Arabistan ile Irak kültürü arasındaki temel bağları yeniden kurma yönündeki uygun koşulların ışığında kültür şimdi daha büyük bir görevle karşı karşıya. Suudi-Irak Koordinasyon Konseyi aracılığıyla geçmişin geride bırakıldığı, birçok düzeyde yeni ilişkilerin başlatıldığı temellerin atıldığı bir çağdayız. İki ülke arasında kültür de dahil olmak üzere birçok alanda bir işbirliği çerçevesi kuruldu, anlaşmalar yapıldı. Önümüzdeki dönemde, kültürel bağların daha fazla kaynaştığına tanık olacağız.

Suudi Arabistan Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan ile aranızda karşılıklı ziyaretler oldu. İki ülke arasındaki kültürel iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir süre önce Irak'ı ziyaret eden Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Irak kültürünü soludu. Irak kültürünün simgesi Mutanabbi Sokağı’nı ziyaret etti. Kendisiyle Zoom üzerinden yaptığım görüşmede, olumlu ve harika bir atmosfer eşliğinde rahatça fikir alışverişinde bulunduk. Bu fuara katılımımızı, Bağdat ve Riyad'da kültür ve sanat haftaları düzenlemeyi planladık. Bu süreç ve  şartlarda elimizden gelen her şeye açık olan Suudi Bakan Ferhan aynı zamanda Irak’ın 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nda onur konuğu olması için oldukça büyük özen gösterdi. Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı’nın fuara dair bu tutumu, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği ve gelişimi için bir sevinç ve iyimserlik kaynağı. Nitekim temeller atıldı ve çarklar döndü. Geriye bakmak gerekmeyecek. Irak Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı olarak Arap kardeşlerimiz ve tüm Arap ülkeleriyle çalışmak konusunda kararlıyız. Bu yönde Suudi Arabistan’ın ülkemiz için büyük bir anlamı var.

İki ülke arasında su an uygulanmakta olan kültürel, edebi ve sanatsal projeler var mı? Önümüzdeki yıllar için planlanan projelere dair görüşleriniz neler?
Irak-Suudi Koordinasyon Konseyi kapsamında ortak çalışmalar bulunuyor. Antik hac yolu Derbi Zübeyde’nin Dünya Mirası Listesi'ne kaydedilmesi yönünde ortak bir çaba mevcut. İki ülke arasındaki bu coğrafi ve kültürel etkileşim için arkeolojik açıdan ortak noktalar da var. Teknik projelerin tamamlanması için planlar geliştirilmesi hedefleniyor. Kültürel düzeyde de Bağdat ve Riyad'da kültür sanat haftaları düzenlenmesi için ön anlaşma yapıldı.

Irak, Riyad Kitap Fuarı'na kaç yayınevi ve kitap ile katılıyor?
Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndaki Irak yayınevleri sayısı; kitap basımından sorumlu genel kültür işleri dairesi olan Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı, Dar Mamoon Çeviri ve Yayıncılık, Kürt ve Arap kültürleri arasında köprü kurmakla sorumlu Kürt Yayınevi, meşhur Sümer dergisi gibi kitap ve dergi yayınına katkıda bulunan Tarihi Eserler ve Miras Genel Müdürlüğü de dahil olmak üzere 20'yi buluyor. Riyad’daki fuarda 500'e yakın başlık sunacaklar.

Irak'tan kaçırılan arkeolojik hazine Gılgamış Destanı tabletini teslim almak için Washington'dasınız. Bu eserlerin ve mekanlarının bir kaydı var mı?
Irak’tan çalınan çok sayıda eski eser mevcut. Burada sadece Irak Müzesi'nden çalınanlardan bahsetmiyoruz. Bunlar kayıt altına alınıyor. İstatistikler ve belgeler var. Biz de onları takip ediyoruz. Bazılarını geri aldık, diğerlerini de almak için çalışıyoruz. Tarihi Eserler ve Miras Genel Müdürlüğü ve Irak Dışişleri Bakanlığı da bağlantıları ve elçilikleri aracılığıyla bu konuda bize yardımcı oluyorlar. Eski eser kaçakçılığını önleyen, bunu suç sayan dost ülkelerin yasaları da bu konuda yardımcı konumunda. Bazı eserler, Irak topraklarında yapılan gelişigüzel kazılarda çalındı. Geniş bir coğrafyaya sahip Irak'ın tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığı malum. Nereye giderseniz gidin, Asur, Babil, Sümer, Akad, Kiş ve diğer uygarlıklara ait izlerle karşılaşacaksınız. Irak’ın tamamı tarihi eserlerle dolu. Bu nedenle arkeoloji polisiyle, hatta teknolojiyle bile toprakları kontrol etmek çok zor. Bu konuda birçok saldırıya maruz kalıyoruz. Ancak durum şimdi daha sakin. 2003 sonrasında olduğu gibi pek şiddetli değil. Kontrol daha iyi.

Bu coğrafyadaki eski eserleri korumaya yönelik yürütülen bölgesel çabalar neler?
Yerel düzeyde, tarihi kalıntıların anlamı ve özen verilmesi gerektiği konusundaki farkındalık artıyor. Tarihi eserlere rastlayanlar, bunları Kültür ve Tarihi Eserler Bakanlığı'na iade ediyorlar. Bu bilincin komşu ülkelere de yayılması gerekiyor. Komşu ülkeler, Irak'taki eski eser kaçakçılığı için istasyonlar kurdu. ABD ve Avrupa'ya ulaşan bu eski eserler doğrudan Irak’tan değil, komşu ülkelerden geçti. Bu nedenle komşu ülkeleri tarihi eser kaçakçılığını önlemeye, bunu suç sayan kanunlar çıkarmaya çağırıyoruz. Böylece büyük bir mirasa ev sahipliği yapan Irak da dahil bölgenin mirasına sahip çıkılabilir. Zira Irak, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye ve İran gibi ülkeler tarihi eser açısından oldukça zenginler. Kaçakçılıktan korunacak yasalar çıkarmak herkesin yararına olacaktır.

Irak’taki arkeolojik alanları dünyanın her yerinden ziyaretçilere ne zaman açılacak?
Irak'ta arkeoloji turizminin hiçbir zaman canlanamadığı gerçeğini kabul etmeliyiz! 2003 öncesi diktatörlüklerin politikalarına bakarsak, otoriter rejimlerin genellikle turizmi teşvik etmediğini görürüz. Bu alandaki çalışmalar, hükümetle anlaşmaya vararak araştırma yapan arkeologlar, madenciler ve yabancı kazı misyonları ile sınırlıydı. Irak değişimin ve ülkedeki açılımın ardından güvenlik sorunları ve büyük bir terör dalgası ile karşı karşıya kaldı. Tüm bunlar, sadece arkeoloji turizmi için değil, genel olarak tüm turizm için de güvensiz bir ortam oluşturdu. Ancak şimdi terörün ortadan kaldırılmasının ve nispeten güvenli bir ortamın sağlanmasının ardından arkeoloji turizmini canlandırma yönünde yoğun bir çalışma programları ve planlar hazırlandı. Özellikle Papa’nın Nasiriye’deki Zi Kar Valiliği’ni ve Hazreti İbrahim'in doğduğu Ur antik kentini ziyareti ardından bu yönde bir teşvik mevcut. Irak'ta arkeoloji turizmini, bazı dinlerin kutsallığını temsil eden yerleri, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren Babil ve Asur'daki antik eserleri canlandırmayı planlıyoruz. Ancak ekonomik açıdan biraz toparlanmaya ihtiyacımız var. Zirâ turistik alanların yeniden hayata geçirilmesi, ziyaretçilerin ve turistlerin hizmetine girecek arkeolojik alanların bakımını ve bu alanlarda altyapının kurulmasını gerektiriyor. Bu yönde planlarımız var. İnşallah ekonomimiz düzelecek, arkeoloji turizmi de toparlanacak.

Bir profesör, araştırmacı, eleştirmen ve yazar olarak Irak'taki kültürel ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Irak'taki kültürün halen üretken ve etkili olduğunu, kültürlerin siyasi sistemler ile birlikte çökmeyeceğini düşünüyorum. Evet bazı sorunlar ve ikilemler yaşadık, zor şartlardan geçtik. 2003 yılından sonra ülke, diktatörlük rejiminin bıraktığı zorlukların ve meydan okumaların yanı sıra işgale de maruz kaldı. Tüm bunlar Irak kültürü ve üretimi üzerinde iz bırakmış olabilir. Ancak bence devletler çöker, kültür ve medeniyetler ayakta kalır!
Bu topraklarda halen aydınlar ve profesörler doğuyor. Entelektüel alanda girişimler mevcut. İhtiyacımız olan tek şey, çalışmalarına devam etmeleri yönünde entelektüelleri ve sanatçıları destekleyecek daha fazla altyapı sağlamak.

Hükümetin çevre ile iletişimde yeni yaklaşımından bahsediyorsunuz. Bu amaca ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Komşu ülkeler ve tüm dünya ile yeni bir iletişim aşamasındayız. 2021’i diplomasi yılı ilan eden Irak hükümeti, bu yönde son iki yıldır çabalıyor. Hükümet öncülüğündeki bu açılım, bölgesel komşularla ilişkiler konusunda yeni bir bakış açısını, Irak’ın bölgedeki aktif rolüne geri dönüşünü temsil ediyor. Bu yönde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelere ziyaret turları düzenleyen Başbakan Mustafa el-Kazımi, Ürdün ve Mısır ile üçlü zirve düzenliyor. Bu yöndeki çabalar yalnızca Irak kültürünü canlandırmayı ve dünya ile bağını yeniden kurmayı değil, aynı zamanda ülkemizi genel olarak ekonomik ve sosyal düzeyde desteklemeyi sağlıyor. Nitekim Irak kültürü, özellikle Arap kültürüyle bağlarının yeniden tesis edileceği niteliksel koşulların eşiğinde. En az bir asırdır bu kültürün bir aktörü olan Irak, şimdi başta Suudi Arabistan gibi komşu Arap ülkeleri olmak üzere tüm Arap dünyası ile ilişkilerinde yeni bir aşamaya giriyor.



Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
TT

Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)

Libya’da Seyfülislam Kaddafi’nin korumasını üstlenen askeri tabur komutanının açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşledi. Komutan, Kaddafi'nin güvenliğindeki zafiyetleri ve ona yönelik suikast planlarından haberdar olduğunu ilk kez itiraf etti.

Tabur Komutanı Albay Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi’nin geçtiğimiz 3 Şubat’ta suikasta kurban gitmesinden bu yana ilk kez konuştu. Kaddafi’nin 2011 yılından itibaren Zintan şehrinde ikamet ettiği dönemin perde arkasına dair bilgiler paylaşan el-Atiri şunları söyledi:

"Başlangıçta tabur tarafından çok sıkı bir güvenlik çemberine alınmıştı. Ancak 'Genel Af Yasası' çıktıktan sonra, Zintan halkından gönüllülerin yardımıyla kendi güvenliğini kendisi sağlamaya başladı."

Hatalı davrandı, tedbirsizdi

Albay el-Atiri, Kaddafi’nin son dönemindeki tutumunu eleştirerek sürecin nasıl suikasta evrildiğine dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: Hatalı bir yol izledi. Güvenli olmayan bir bölgede, oldukça kısıtlı koruma ekibiyle kalmayı tercih etti. Durumu hafife aldı, aşırı bir kayıtsızlık içinde hareket etti ve ziyaretçi kabul etmeye başladı.


Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali Falih ez-Zeydi dün, Irak'ın krizleri yönetme ve İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Irak'ın diplomatik süreci destekleyen ve anlaşmazlıkların çözümü ile krizlerin yönetiminde diyalogu benimseyen tutumunu’ dile getirdi. Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Zeydi, Irak'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolüne katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.

Açıklamaya göre görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ve bu ilişkilerin desteklenmesi ile güçlendirilmesinin yolları ele alındı. İki taraf, önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretler gerçekleştirme konusunda mutabık kaldı.

Hatırlanacağı üzere Pakistan, arabulucu olarak geçtiğimiz ayın başlarında İran ile ABD arasında bir müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak başta İran'ın nükleer programı olmak üzere çeşitli konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu tur başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik müzakereler ikinci haftasına girerken, gözler Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile arabulucuların yürüttüğü temasların sonuçlarına çevrildi. Taraflar arasında anlaşmanın ikinci aşamasına, yani Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in bölgeden çekilmesine geçilememesi dikkat çekerken, Hamas ilk aşamanın tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda özellikle yardımların artırılması ve İsrail ihlallerinin durdurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarafların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındığı bu süreç, uzmanlara göre anlaşmaya varma yolunda zorluklara işaret ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, arabulucuların yoğun çabalarına ve Mladenov’un İsrail ziyareti gibi diplomatik temaslara rağmen ilerlemenin sınırlı kaldığını belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in somut adımlar atmadan süreci oyalamayı sürdürebileceğini, buna karşılık arabulucuların yeni bir müzakere turu için ısrarcı olacağını öngörüyor.

İsrail medyasında müzakerelerin ‘çöktüğü’ yönünde haberler yer alırken, Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak bu iddiaları yalanladı. Kaynak, arabulucular ile Hamas ve diğer Filistinli gruplar arasında görüşmelerin sürdüğünü ifade ederek, Mladenov’un Tel Aviv’den döndükten sonra İsrail’in sunulan önerilere vereceği yanıtın beklendiğini aktardı. Bu yanıtın, Kahire’de devam eden müzakerelerin geleceğini ve gerekli düzenlemelerin ardından ‘teknokrat komitenin’ devreye girip girmeyeceğini belirleyeceği kaydedildi.

Arabulucuların sürekli hamleleri

Kahire’de yürütülen müzakereler ikinci haftasına girerken, Mladenov dün Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme, Mladenov’un ofisinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Görüşmenin ardından Mladenov, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu ile ‘gelecek süreç hakkında olumlu ve kapsamlı bir görüşme’ gerçekleştirdiklerini belirtti. Tüm taraflarla birlikte bu taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için çalıştıklarını kaydeden Mladenov, ilerleme sağlanabilmesi için bazı kararların alınması gerektiğini ifade etti, ancak bu kararların içeriğine ilişkin detay vermedi.

İsrail Ordu Radyosu ise pazartesi günü, Mladenov’un pazar gecesi İsrail’e ulaştığını duyurdu. Yayında, Mladenov’un Kahire’de Hamas ile yürüttüğü görüşmelerin ‘çökmesinin’ ardından İsrail’e geldiği öne sürülerek, Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişine izin verilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarının azaltılması yönünde talepte bulunacağı iddia edildi.

Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti iki haftadır Kahire’de bulunmayı sürdürürken, İsrail Kamu Yayın Kurumu, hareket ile Mladenov arasında yürütülen görüşmelerin ‘çıkmaza girdiğini’ ileri sürdü.

dsvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevinden dağıtılacak yemeği bekleyen Filistinliler (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu ve İsrail Ordu Radyosu, pazar günü yayımladıkları haberlerde, Hamas’ın ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşama maddelerinin eksiksiz uygulanmasında ısrar ettiğini aktardı. Haberlere göre Hamas, silahsızlanma konusunun yalnızca kapsamlı bir ulusal çerçevede ve Filistin devletinin kurulmasının güvence altına alınması durumunda ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca hareketin, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmadan ve İsrail güçleri bölgeden çekilmeden silahsızlanma dosyasının gündeme getirilmesine karşı çıktığı ifade edildi.

Mısırlı siyasi analist Halid Ukkaşe, İsrail’in çekilme yükümlülüğünden kaçınmak için süreci oyaladığını ve bu tutumunu sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Ukkaşe, Kahire’nin müzakerelerin başarıya ulaşmasına ve Gazze anlaşma planındaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesine önem verdiğini vurgulayarak, ikinci aşamaya geçilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Mısır’ın görüşmelerin çökmesine izin vermeyeceğini ifade eden Ukkaşe, Washington ile paralel bir diplomatik hat açılarak sürecin ilerletilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise Mladenov’un, Gazze Şeridi’nde silahsızlanmanın aşamalı şekilde gerçekleştirilmesine yönelik öneriye İsrail’den yanıt almaya çalıştığını söyledi. Rakab, Tel Aviv’in müzakerelerin başarısız olduğu yönündeki söylemlerinin, Gazze Şeridi’nin geri kalanını kontrol altına alma isteğiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Rakab ayrıca, İsrail’in birkaç ay sonra yapılacak seçimler (ekim ayında) nedeniyle mevcut önerileri kabul etmesinin zor olduğunu ifade etti. İsrail kamuoyunda savaş hedeflerinin gerçekleştirilememiş olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Rakab, bu şartlarda anlaşmaya varılmasının siyasi kayıp anlamına gelebileceğini savundu.

Öte yandan Rakab, İsrail ile Mladenov arasında bir anlaşma sağlanarak Gazze’ye yönelik bir komitenin devreye girmesi ihtimalini de düşük gördü. Bu değerlendirmesini, İsrail’in seçimler tamamlanana kadar sürece yönelik süregelen itirazlarına ve sahada ne uluslararası istikrar güçlerinin ne de bir Filistin polis gücünün bulunmamasına dayandırdı.

Olası bir savaş

Bu diplomatik hareketlilik, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak verebileceği yönündeki endişelerle birlikte yaşanıyor. İsrail Kamu Yayın Kurumu cumartesi günü yaptığı haberde, güvenlik kabinesinin, Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirmeye hazırlandığını aktardı.

Maariv gazetesine konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise, “bir sonraki çatışmanın Gazze Şeridi’nde olabileceğini, çünkü savaşın henüz sona ermediğini” söyledi. Zamir, Hamas’ın silahsızlanma sürecini engellemesi durumunda ordunun savaşı tüm gücüyle yeniden başlatmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

ddfvferv
Gazze şehrindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesinin yanında göz yaşı döken yakınları (AFP)

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim cumartesi günü yaptığı açıklamada, hareketin ‘direnişin silahı’ konusunun müzakere edilmesini reddettiğini söyledi. Naim, bunun meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, kalıcı bir ateşkes sağlanmadan ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleri oluşturulmadan bu konunun tartışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Ukkaşe, Kahire’nin müzakere sürecinin devamına büyük önem vereceğini ve İsrail’in oyalama taktiklerini boşa çıkarmak amacıyla yeni görüşme turlarının gündeme gelebileceğini belirtti.

Rakab ise Mısır ve Türkiye’nin Hamas ile yürüttüğü temasların yeni turlarla devam etmesini beklediğini dile getirdi. Rakab, hareketin gelecekteki düzenlemelerde söz sahibi olmayı hedeflediğine dikkat çekti. Ayrıca İsrail’in hem seçim hesapları doğrultusunda kazanım elde etmek hem de müzakereler sırasında Hamas üzerinde baskı kurmak için savaş seçeneğini gündemde tutmayı sürdürebileceğini ifade etti.