Husilerin yeni kararı Sana'da yeni bir ulaşım krizine neden oldu

Sana'nın merkezindeki eski bir binanın önünden geçen Yemenli bir vatandaş (EPA)
Sana'nın merkezindeki eski bir binanın önünden geçen Yemenli bir vatandaş (EPA)
TT

Husilerin yeni kararı Sana'da yeni bir ulaşım krizine neden oldu

Sana'nın merkezindeki eski bir binanın önünden geçen Yemenli bir vatandaş (EPA)
Sana'nın merkezindeki eski bir binanın önünden geçen Yemenli bir vatandaş (EPA)

Yemen'in başkenti Sana'nın bazı sokaklarındaki otobüs şoförleri, Husi milislerinin kendilerine karşı keyfi önlemler dayatmasının ardından peş peşe dördüncü gün de genel grevlerine devam etti. Husiler, otobüslerin başkentin güneyinden kuzeyine olan güzergahlarını değiştirerek, çoğu grubun liderlerine ait olan minibüsleri otobüslerin güzergahına yönlendirdi.
Greve katılan otobüs şoförleri, Şarku'l-Avsat'a yaptıkları açıklamada, birkaç gün önce grubun kontrolündeki Ulaşım Ofisi’nden ani bir ihbar alarak bazı ana caddelerde güzergah değiştirdiklerini ve daha fazla yakıt tüketen ve daha uzun süren diğer uzak yollara yönlendirildiklerini bildirdi.
Sana'daki güzergahtan (Mezbah-es-Sittin-Şumeyle) sürücüler, darbe yetkililerinin bu önlemi trafiği hafifletme bahanesiyle aldığını ve Husi liderlerine ait yüzlerce numarasız minibüsün bu hatta çalışmasına izin verdiğini belirtti. Kendilerinin ve birçok meslektaşının geçtiğimiz günlerde bu prosedürlerin uygulanmasının ardından zulme ve gasplara maruz kaldıklarını belirten sürücüler, bazı kavşaklardan ve ana caddelerden geçişlerinin engellendiğini, nadiren taksi arayan birini buldukları harap ve boş hatlardan geçmek zorunda bırakıldıklarını açıkladılar.
Sürücüler, bu uygulamaları grubun kendilerine karşı savaşı olarak nitelendirdi. Husilerin üzerlerindeki boğucu baskıyı artırmaya devam etmeyi ve bu meslekte çalışan kendi takipçilerine alanda yer açmayı hedeflediklerini vurguladılar.
Sana'daki birçok vatandaşın, otobüslerin sürekli olarak kullanılamaması ve özellikle başkentteki birkaç ana ve ara caddeye ayrılan uzun bir ana hat üzerinde boğucu bir ulaşım krizine ilişkin şikayetlerine rağmen, sürücüler Husi milisler taleplerine cevap verene kadar grevlerini sürdürmeye devam edeceklerini vurguladılar. 
Sana'daki İç Ulaşım Şoförleri Sendikası'ndan bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, sendika üyelerinin Sana'da grubun kontrolü altındaki Ulaştırma Ofisi tarafından maruz kaldıkları durumu protesto etmek amacıyla başkentin bazı sokaklarında otobüs seferlerinin durmaya devam ettiğini belirtti. 
Sana'da A. S. adlı bir otobüs şoförü, grubun kendilerine karşı farklı türlerde ihlaller icat etme konusundaki süregelen ustalığı nedeniyle meslektaşlarıyla birlikte bir dizi acıya katlandıklarını belirtti.
Sana'da bir kavşakta, grubun yasadışı talimatlarına uymadığı gerekçesiyle trafik polisi üniforması giyen silahlı Husiler tarafından gözaltına alındığına ve otobüsüne el konulduğuna dikkati çeken otobüs şoförü, serbest bırakılması ve otobüsünü geri alması karşılığında milislere 50 bin riyal para cezası ödediğini belirtti.
Şarku'l Avsat'a konuşan otobüs şoförü, bu tedbirlerin normal trafik hattına gitmek isteyen bazı yolcularda birçok soruna yol açtığını, ayrıca bu meslekte çalışanlar olarak grubun yüksek fiyatlar, yakıt ve gaz eksikliği ve karaborsa alanındaki faaliyetleri nedeniyle geçmişteki acılarına ek olarak büyük acılar yaşattığını ifade etti. 
Husi darbesi yıllarında Sana ve diğer Yemen şehirlerindeki otobüs şoförleri, defalarca taciz ve haraç kampanyalarına maruz kaldılar. Bu kampanyaların bir kısmı birçoğunun tutuklanması ve ardından ödemelerin yapılarak serbest bırakılmasıyla sonuçlandı. Grup, Ağustos ayının sonlarında sürücülerin ve vatandaşların kınamasına rağmen Sana sokaklarında iç ulaşımdaki otobüs şoförlerine yeni vergiler getirdi.
Şarku'l Avsat'a konuşan otobüs şoförleri, daha sonra milislerin kendilerine karşı şiddetli bir kampanya başlattığını ve her sürücü için günlük 800 riyal vergi uyguladığını söyledi.
Darbeci milisler devlete tam hakimiyet kurduktan sonra kurumlarını ve tüm gelirlerini yağmalarken, iç ulaşım sektörü de dahil olmak üzere tüm hayati sektörlere yatırım yaptılar.
Yemenli kaynaklar daha önce Saada'dan (milislerin kalesi) önde gelen Husi liderlerini başkent ve Zimar, İbb, Amran, Hudeyde, Mahvit, Saada ve diğer şehirlerdeki ulaşım sektöründe yarı gizli yatırımlara başvurmakla suçlamıştı. 
Kaynaklar, grubun yüzlerce minibüs satın alıp günlük bir bedelle kendi takipçilerine kiraladıktan sonra geçen yılın sonlarında, tüm yaşam koşulları kötüleştikten sonra ailelerine destek olmak için geçim kaynağı olarak minibüs satın almak isteyen binlerce Yemenlinin önünü kesmek için kendi bölgelerine minibüs ithalatını engellemeye yönelik "ani" olarak nitelenen bir karar aldığını söyledi. 
Kaynaklar, milislerin daha sonra kontrolleri altındaki güvenlik görevlilerine, kararda belirtilen otobüs ve araçların geçişlerden girişine izin verilmemesi talimatını verdiğini, ayrıca ilgili makamın tacirlere ve satış yapanlara yönelik bir genelge yayınlayarak otobüs ve minibüs ithal etmelerini engellediklerini bildirdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.