Küresel piyasalar ABD iş gücü piyasasına odaklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Küresel piyasalar ABD iş gücü piyasasına odaklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Küresel pay piyasaları, artan enflasyon endişeleri, tedarik zincirindeki aksaklıklar ve enerji arzındaki sıkıntılarla satıcılı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler ABD'de açıklanacak iş gücü piyasaları verilerine çevrildi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ekonomilere olumsuz etkileri farklı şekillerde ortaya çıkmaya devam ediyor.
Artan enflasyon baskılarıyla kısmen şahinleşen ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası söylemleri sonrası ABD'nin uzun dönemli tahvil faizlerinde önemli yükseliş kaydedildi.
Benzer şekilde, küresel ekonomilerdeki belirsizlikler sonrası artan dolar talebiyle dolar endeksi en son Eylül 2020'de gördüğü 94,4 seviyelerine çıktı.
Avrupa ve Asya'da da enerji arzı gündemin ana maddelerinden birini oluştururken, Çin'de kamu şirketlerine ne pahasına olursa olsun enerji güvenliğinin sağlanması ve bu konuda tedarik sıkıntısı yaşanmaması talimatı verildi.
Salgınla birlikte önemli kırılmaların yaşandığı tedarik zincirindeki aksamalar dünya genelinde enflasyonist baskıları artırmaya devam ederken, son olarak doğal gaz arzının yetersiz kalabileceği endişesi doğal gaz fiyatlarında rekor üzerine rekor kırılmasına neden oldu.
Analistler, Avrupa'da kış mevsiminin kendini hissettirmeye başlamasıyla artan ısınma ihtiyacının tüketici harcamalarında ciddi etkileri olmasının beklendiğini ifade ederek, söz konusu durumun enflasyonist etkilerinin güçlü olabileceğine dikkati çekti.
Doğal gaz vadelileri eylülde yüzde 90,2 artışla 51,4 avrodan 97,8 avroya çıktı.
Bu gelişmelerle küresel pay piyasaları satış ağırlıklı bir seyir izlerken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 1,56 ile 14 Haziran haftasından bu yana en yüksek seviyeye çıkmasının ardından gerilese de haftayı yaklaşık 2 baz puanlık artışla yüzde 1,4730'dan kapattı.
Altının ons fiyatı küresel piyasalarda artan belirsizlikler sonrası üç haftalık düşüş eğilimini sonlandırarak haftalık yüzde 0,54 değer kazancıyla 1.760 dolara yükseldi.
Azalan petrol stokları ve petrol üreticisi ülkelerin petrol arzını teknik sebeplerden dolayı artıramayacak olması nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı, yükseliş eğilimini üst üste altıncı haftaya taşıyarak haftalık bazda yüzde 2,33 eğer kazancıyla 79 dolar oldu.

ABD'de gözler iş gücü piyasası verilerine çevrildi
ABD'de hafta boyunca gündemin odağında bulunan geçici bütçe tasarısı Senato ve Temsilciler Meclisi'nde onaylanırken, gelecek hafta gözler Fed'in varlık alımlarının azaltılmasında dikkate alacağını belirttiği iş gücü piyasalarına yönelik verilere çevrildi.
Hafta içinde açıklamalarda bulunan Fed Başkanı Powell, varlık alımlarının azaltılmasında dikkate aldıkları maksimum istihdam ve enflasyon hedeflerine değinerek, maksimum istihdam hedefinden çok uzakta olduklarını kaydetti.
Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu düşündüklerine ilişkin görüşlerini yineleyen Powell, enflasyonun kontrolden çıktığını düşünmeleri halinde ise Fed'in durumu kontrol altına almak için gerekli araçlara sahip olduğunu bildirdi.
Analistler, iş gücü verilerinin ise varlık fiyatlarında oynaklığı artırabileceğini söyledi.
ABD'de açıklanan makroekonomik verilere göre, ABD ekonomisi ikinci çeyrekte beklentilere paralel yüzde 6,7 büyüdü.
Söz konusu gelişmelerle S&P 500 endeksi haftalık bazda yüzde 2,21, Nasdaq endeksi yüzde 3,20 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,36 değer kaybetti.
4 Ekim ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi günü fabrika siparişleri ve dayanıklı mal siparişleri, salı dış ticaret dengesi ve hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), çarşamba ADP istihdam raporu, perşembe haftalık işsizlik başvuruları ve cuma tarım dışı istihdam, işsizlik oranı ve toptan stoklardaki değişim takip edilecek.

Avrupa'da doğal gaz fiyatları rekor kırdı
Avrupa'da doğal gaz arzına ilişkin sıkıntılar gündemin odağındaki yerini koruyor.
Rusya'nın doğal gaz rezervlerinin ortalamanın altında olması ve tedarik zincirindeki kırılmaların enerji arzında oluşturduğu belirsizliklerle doğal gaz fiyatları rekor üzerine rekor kırarken, Avrupa'da enflasyon baskıları da artırıyor.
Söz konusu artışların ardından İtalya'da elektrik üretiminde maliyet artışları nedeniyle hane halkının kullandığı elektriğe yüzde 29,8, doğal gaza yüzde 14,4 zam yapıldı.
Almanya'daki seçimlerde Maliye Bakanı Olaf Scholz liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti en çok oyu alırken, koalisyon kurulmasının haftalar alabileceği ifade ediliyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın hafta içinde yaptığı açıklamalarda ise bankanın destekleyici duruşunu sürdüreceğini bir kez daha yinelendi.
Lagarde, büyüme görünümünün belirsizliğini korumaya ve Kovid-19 salgınındaki gelişmelere bağlı kalmaya devam ettiğini belirtti.
Avro, dolar karşısında değer kaybetmeye devam ederek düşüş eğilimini üst üste dördüncü haftaya taşırken, 1,1562 ile Temmuz 2020'den beri en düşük seviyesini gördü. Parite, haftalık yüzde 1,08 değer kaybıyla 1,5995'e geriledi.
Bu hafta, Almanya'da DAX endeksi yüzde 2,42, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,35, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 3,27 ve İtalya'da MIB 30 endeksi ise yüzde 1,36 değer kaybetti.
Gelecek hafta, salı bölge genelinde hizmet sektörü PMI ve Avro Bölgesi'nde Üretici Fiyat Endeksi (PMI), çarşamba Almanya'da fabrika siparişleri ve Avro Bölgesi'nde perakende satışlar, perşembe Almanya'da sanayi üretimi ve cuma Almanya'da dış ticaret dengesi verileri takip edilecek.

Çin enerji arzı konusunda önlemleri sıkılaştırıyor
Asya'da, tedarik zincirindeki sıkışma ve Çin'deki bir haftalık tatil öncesi artan elektrik talebi enerji arzına ilişkin sıkıntıları ortaya çıkarırken, söz konusu gelişmeler küresel enflasyon baskılarını artırdı.
Çin bazı bölgelerdeki fabrikalardan üretimlerinde kısıtlamaya gitmelerini isterken, Çin hükümeti kamu kuruluşlarından ne pahasına olursa olsun enerji arzını güvence altına almalarını istedi.
Öte yandan, Çinli emlak devi Evergrande'nin tahvil ödemelerine ilişkin belirsizlik sürüyor. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings şirketin kredi notunu CC'den C'ye indirdi.
Japonya'da, iktidardaki Liberal Demokrat Parti'nin (LDP) liderlik seçimini Fumio Kishida kazanırken, Kishida'nın en kısa sürede bir ekonomik destek paketini devreye alması bekleniyor.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kuroda Haruhiko, hafta başında başbakanlığı üstlenmesi beklenen Kişida Fumio hükümetinde, BoJ'un "agresif para politikalarını" koruyacağını söyledi.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,24, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 4,89 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 3,39 değer kaybederken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,59 değer kazandı.
4 Ekim ile başlayan haftanın veri takviminde, salı Japonya'da Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve cuma Japonya'da dış ticaret dengesi ile Çin'de Caixin hizmet sektörü ve bileşik PMI verileri takip edilecek. Çin borsası, cuma gününe kadar resmi tatil dolayısıyla kapalı olacak.

Yurt içinde enflasyon takip edilecek
Yurt içinde bu hafta Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi küresel pay piyasalarından pozitif ayrışarak yükseliş eğiliminde hareket ederken, gelecek hafta gözler pazartesi açıklanacak TÜFE rakamlarına çevrildi.
AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TÜFE'nin eylülde yüzde 1,34 artmasını bekliyor.
Ekonomistlerin eylül ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 1,34) göre bir önceki ay yüzde 19,25 olan yıllık enflasyonun yüzde 19,69'a yükseleceği hesaplanıyor.
BIST 100 endeksi, üst üste üç haftalık düşüş eğilimini sonlandırarak haftayı yüzde 1,21 artışla 1.401,46 puandan tamamladı. Dolar/TL ise haftayı yüzde 0,26 değer kaybıyla 8,8620'den kapattı.
Gelecek hafta yurt içinde, pazartesi ayrıca Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), salı TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru ve perşembe günü hazine nakit dengesi verileri takip edilecek.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times