Irak seçimleri, ‘milis’ listelerinin varlığına tanık oluyor

Seçim yarışında Haşdi Şabi de dahil olmak üzere güvenlik ve askeri kurumların unvanlarının kullanılması hukuka aykırıdır.

Gözlemciler, Irak seçimlerine katılan silahlı grupların sayısının yaklaşık 20 olduğunu tahmin ediyor (AFP)
Gözlemciler, Irak seçimlerine katılan silahlı grupların sayısının yaklaşık 20 olduğunu tahmin ediyor (AFP)
TT

Irak seçimleri, ‘milis’ listelerinin varlığına tanık oluyor

Gözlemciler, Irak seçimlerine katılan silahlı grupların sayısının yaklaşık 20 olduğunu tahmin ediyor (AFP)
Gözlemciler, Irak seçimlerine katılan silahlı grupların sayısının yaklaşık 20 olduğunu tahmin ediyor (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta silahlı milislerin ‘sürekli olarak seçim listeleriyle ilişkisi olmadığını’ kanıtlamaya çalışmasının ve silahlı grupları için farklı unvanlar kullanmasının ardından ülkedeki seçim senaryosu bu kez farklı görünüyor. Birçok milis bazen açık unvanlarla müdahale ediyor, bazen de seçim listelerinin önde gelen silahlı milislerle bağlantılı olduğunu açıklıyor.
Milislerin Irak seçimlerine katılımı, Irak’ta geniş bir çevrede boykot eylemini bu kadar açık bir şekilde artırsa da şu an sorular, bu grupların seçim yarışına katılımının yasallığı etrafında dönüyor.
Uzmanlar, Irak yasalarının silahlı milislerin seçim yarışına katılımını yasakladığına dikkati çekiyor. Ancak silahlı gruplarla bağlantılı olduğu kanıtlanan listelere karşı herhangi bir önlem alınmadı. Gözlemciler, bunu milislerin ülkedeki siyasi durumu kontrol etmesine bağlıyor.
Gözlemciler, yaklaşan seçimlere katılacak silahlı grupların sayısının, ‘bağımsız aday’ statüsünü seçen ve önde gelen milislerle bağları olan diğerlerinin yanı sıra, yaklaşık 20 silahlı grup olacağını tahmin ediyor.
Silahlı milislerle bağlantısı olan en belirgin blokların, Kays el-Hazali liderliğindeki ‘Ashab-ül Ehlül Hak’ milislerinin siyasi kanadı olan es-Sadikun Hareketi, Cund el-İmam Tugayı’ndan sorumlu Milletvekili Ahmed el-Esedi liderliğindeki ‘es-Saad’ birliği ve Seraya Cihad’dan sorumlu Hasan Radi liderliğindeki Bina ve Cihat Hareketi’nin yanı sıra, en büyük silahlı gruplardan biri olan ‘Bedir’ milislerini içeren Hadi el-Amiri liderliğindeki ‘Fetih Koalisyonu’ olduğu belirtildi.
Öte yandan parlamento seçimlerine katılan Sadr hareketi, ‘Seraya es-Selam’ milislerini de içeriyor.

Milisler açık unvanlar paylaşıyor
Silahlı milislerle bağlantılı listeler, Fetih ve Sairun blokları arasındaki geleneksel rekabetle sonlanmıyor. Bu kez seçimler, yeni listelere sahip birçok başka milis grubunun varlığına tanık oluyor.
Geçmiş yıllarda savaş eylemleriyle suçlanan ‘Sarallah (Allah'ın İntikamı)’ milisleri de Irak seçimlerine katılıyor. Öyle ki eski Başbakan Nuri el-Maliki, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Irak’ın güneyindeki Basra vilayetinde eylemcileri öldürme suçlamalarına ek olarak, milis liderinin ölüm cezasına çarptırıldığını belirtmişti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, güvenlik güçleri, Basra’daki karargahlarının önünde toplanan protestoculara ateş açtıktan sonra 11 Mayıs 2020 tarihinde Basra vilayetinde en az beş silahlı milisi tutukladı ve karargahlarını kapattı. Başbakan Mustafa el-Kazimi ve İran yanlısı gruplar arasındaki ilk çatışmada bir eylemci hayatını kaybetmişti.
Bir dizi başka adayın yanı sıra milis lideri Yusuf Sanavi Musavi de Basra vilayeti seçimlerinde yarışıyor.

‘Haklar’ hareketi, Hizbullah Tugayları için siyasi bir unvan
Öte yandan Hizbullah Tugayları milisleri de milis lider Hüseyin Muennes liderliğindeki ‘Haklar’ hareketi üzerinden Irak seçimlerine giriyor. Hareket, milisler tarafından kurulan ilk siyasi oluşum olarak Ağustos ayı başlarında kuruldu.
Birkaç medya platformu, harekete Haziran 2020’de siyasi araştırmacı Hişam el-Haşimi suikastına karıştığı yönünde suçlamalarda bulunmuştu.
Medya organlarında çıkan haberler, hareketin lideri Hüseyn Muennes’in uzun süredir Irak başbakanına açık tehditler savuran Hizbullah Tugayları’nın güvenlik sorumlusu ‘Ebu Ali el-Askeri’ olduğunu bildirdi.
Irak seçimlerine birden fazla seçim dairesinde çok sayıda adayla giren ‘Haklar’ hareketi, ilk kez Hizbullah Tugayları ile ilişkisini açıkça beyan eden bir listeyle katılıyor. Hizbullah Tugayları, grup çerçevesi dışındaki aktif gruplara ek olarak Haşdi Şabi grubunda üç tugaya sahip.
Bu listelerin yanı sıra birçok milis ve onların önde gelen isimleri, farklı listeler ve bağımsız adaylar başlığı altında seçimlere katılıyor. Yeni partiler arasında, İmam Ali Tugayları’nın liderlerinden Muhammed Şakir eş-Şammari başkanlığındaki ‘Ulusal Irak Hareketi’ de yer alıyor.

Yasanın ve anayasanın ihlali
Hukukçuların, ‘milislerin seçimlere katılımının Irak anayasasına ve ülkedeki partiler hukukuna aykırı olduğu’ yönündeki görüşüne rağmen, ihlalci listelere karşı herhangi bir işlem yapılmadı.
Hukuk uzmanı Tarık Harb, “Seçim yasası, milislerin seçim yarışına katılımı konusunu ele almadı. Ancak partiler yasası adaylıklarını engelledi. Ama bu, ihlal listelerine karşı dava açılmasını gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Harb, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, seçim yarışında halk kitlesi de dahil olmak üzere güvenlik ve askeri kurumların unvanlarının kullanılmasının ‘hukuk ihlali’ olduğunu dile getirdi. Irak seçim yasasının, seçim yarışında ‘güvenlik güçlerinin ve diğer herhangi bir devlet kurumunun kullanılmasını’ yasakladığı belirtildi.
Harb, “Yasanın yanı sıra anayasa maddeleri de milislerin seçim yarışına katılmasını yasaklamakta ve güvenlik güçlerinin istismar edilmesini engellemekte. Ayrıca cezai hükümler içermemekte ve tarafların bu kapsamda dava açmasını zorunlu kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Dikkat çekici bir gelişme olarak Irak’ın en yüksek dini mercii Şii lider Ali es-Sistani, yaklaşan seçimlere geniş katılım çağrısı yaparken, ‘Irak halkının değişmezlerine ve ülkenin yüksek çıkarlarına inananların’ seçilmesi çağrısında bulundu.
Sistani açıklamasında “Seçimlerden sorumlu olanlar, seçimleri paranın, yasa dışı silahların veya dış müdahalenin yan etkilerinden uzak, güven verici bir atmosferde gerçekleştirmeye çalışıyorlar” dedi.

‘Son şans’ seçimleri
Eylemcilerin taleplerine yanıt olarak yaklaşan Irak seçimlerinin, Irak sokakları için daha inandırıcı olması bekleniyor. Ancak bu sorunlar boykot seçeneklerini büyük ölçüde artırdı.
Iraklı yazar ve gazeteci Muhammed Habib, “Irak seçimleri, özellikle 50 binden fazla silahlıya sahip bir siyasi taraf ile şaka gibi görünüyor” dedi. Habib, bu sayıda milisin, İran yanlısı grupları ‘Seçim Komisyonu tarafından yapılan kontrollere veya Irak hükümetinin talimat ve emirlerine ve ayrıca militanların katılımını yasaklayan anayasal maddelere’ kayıtsız hale getirdiğini söyledi.
Silahlı gruplarla bağlantılı güçlerin, şu an ‘açık isimlerle ve milislerle’ rekabet ettiği, çünkü yaklaşan seçimlerin son şansları olduğuna inandıkları belirtildi.
Habib, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri’nin konuşmasının, açıkça koalisyonunun Haşdi Şabi’yi temsil ettiğini ve yasayı açıkça ihlal ettiğini gösterdiğine dikkati çekti.
29 Eylül’de Amiri, kendisini dinleyenlere ‘seçimlere geniş şekilde katılım’ çağrısı yaptı. Amiri ayrıca, “Fetih Bloğu, Irak’ı savunmak için direnen ve silaha sarılan taraftı” dedi.
Avukatlar, seçim kampanyalarında güvenlik hizmetlerinin kullanılmasının yasa ve anayasa ihlali olduğunu savunuyor.
Belki de milis liderleri yaklaşan seçimlerin ‘son şansları’ olduğuna inanmaya başladılar. Bu bağlamda Habib, Haşdi Şabi sloganlarının ve Irak savunmasının yavaş yavaş parlaklığını yitirdiğini dile getirdi. Muhammed Habib ayrıca, “Bu durum, milis liderlerini ‘Sarallah milislerinde olduğu gibi veya Hizbullah Tugayları milislerine bağlı Haklar listesi veya Fetih koalisyonundaki gibi bazı listelerin silahlı gruplarla ilişkilendirilmesine açıkça atıfta bulunularak’, milis liderlerini açık unvanlarıyla seçimlere katılmaya teşvik etti” dedi.
Habib, Şii din adamı Ali es-Sistani’nin açıklamasının ‘seçimlere katılım seviyesini yükseltebileceği için büyük sürprizleri tetikleyebileceğini’ dile getirdi. Muhammed Habib, “Milislere ait listeler, hesaplarını seçimlere düşük katılım temelinde inşa ettiler. Bu, Sistani’nin açıklamasını, özellikle Sistani’nin kitlesinin bu milislere artan kızgınlığıyla baltalayabilir” şeklinde konuştu.
Habib ayrıca, “Milislerin gelecek seçimlerdeki sonuçları, sızmalarına, ihlallerine ve seçim sürecine silahla kendilerini dayatmalarına rağmen hayal kırıklığı yaratabilir” dedi.

Boykot ivmesi arttı
Silahlı milislerin katılımı yaklaşan seçimleri zorlaştırıyor. Bu durum, ülkede seçimlerin boykot edilmesi gerektiğini savunanların iddialarını güçlendirirken, seçimlerin bütünlüğünü sağlamada ve militanların sürece etkisini önlemede yasal organların rolüne ilişkin soruları yeniden gündeme getiriyor.
Siyasi ilişkiler araştırmacısı Ahmed eş-Şerifi, “Silahlı milislere bağlı partilerin veya silahlı grupların açık unvanlarıyla katılımı, seçim sürecini düzenleyen ve bütünlüğünü güvence altına alan yasanın rolü konusunda Irak kamuoyunda soru işaretlerine neden oluyor” dedi.
Şerifi’nin dediği gibi Irak anayasasının milislerin siyasi sürece katılımını yasaklayan netliğine rağmen milisler, artık ülkedeki siyasi gerçekliği silah zoruyla kontrol ediyor.
Ahmed eş-Şerifi, “Milislerin açık unvanlar ve silahlı gruplarla bağlantılarını kullanarak birçok listede seçim yarışına girişi, Seçim Komisyonu’nda büyük bir kusura işaret ediyor” diyerek, bu konunun diğer faktörlerin yanı sıra ‘boykot hareketinin ivmesini artırmaya katkı sunduğunu’ söyledi.
Irak’taki milislerin, yaklaşan seçimlerin kendileri için ‘kadersel bir olay’ olduğunu hissetmeye başladıklarını belirten Şerifi, bu durumun da onları ‘silahlı gruplarının seçim listeleriyle ilişkisini açıkça ilan etmeye’ teşvik ettiğini dile getirdi.
Ahmed eş-Şerifi, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri’nin ‘bloğunun, Haşdi Şabi hakkında konuşurken Irak’ı savunduğunu’ belirttiğini ifade etti.
Şerifi ayrıca, silahlı milislerle bağlantılı listelerin komisyon prosedürlerini atladığını ve ‘seçim sonuçlarının, daha geniş bir boykot çağrısı yapan milisler ve partiler tarafından kontrol edileceğine’ dair hakim inancı güçlendirdiğini vurguladı.



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.