SMDK Başkanı Muslat, Şarku’l Avsat’a konuştu:  ABD, Suriyeli muhalifler arasında taraf tutuyor

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) başkanı Salim el-Muslat, Amman’a Şam ile normalleşmeme çağrısı yaptı.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Salim el-Muslat.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Salim el-Muslat.
TT

SMDK Başkanı Muslat, Şarku’l Avsat’a konuştu:  ABD, Suriyeli muhalifler arasında taraf tutuyor

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Salim el-Muslat.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Salim el-Muslat.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el-Muslat, Washington’da Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD’li taraflarla olan görüşmelerin ‘büyük ölçüde olumlu’ geçtiğini ancak iyi yöndeki sözlerin sahaya yansıması için daha fazla eyleme ihtiyaç olduğunu vurguladı.
62 yaşındaki Muslat, geçtiğimiz haziran ayında SMDK Başkanı olarak seçildi. 1978'de ABD'de siyasal bilgiler eğitimini tamamladı ve Dubai'deki Körfez Araştırma Merkezi'nde araştırmacı olarak çalıştı. Muslat SMDK Başkanı olmadan önce Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi Genel Sekreterliği görevinin yanı sıra Irak ve Suriye’de varlık gösteren El-Cubur Kabilesi’nin şeyhiydi. Washington’da düzenlediği toplantıların ardından Şarku’l Avsat’a konuşan Muslat, SMDK heyetinin Beyaz Saray, ABD Dışişleri ve Savunma bakanlıklarından bazı yöneticilerin yanı sıra Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin senatörleriyle de görüştüğünü aktardı. Muslat söz konusu görüşmelere katılan tüm ABD’li yetkililerin, Washington’ın  Suriye devrimini destekleme ve Sezar Yasası’nın uygulanmasından geri adım atılmayacağı yönündeki taahhüdünü yinelediğini belirtti.
Bununla birlikte Muslat, ABD’li politikacıların Suriyeli muhalif gruplardan birini (Suriye Demokratik Meclisi’ne atıfla) diğerine göre daha fazla desteklediğini, SMDK heyeti üyelerinin de görüşmeler sırasında taraf tutulduğunu gözlemlediklerini kaydetti.
ABD’li yetkililerin bu taraflı tutumunun ‘Suriyeliler arasında çatlağa sebep olduğunu’ ifade eden Muslat açıklamasında “ABD yönetimiyle çalışmanın önemi konusunda ikna oldum. Washington yönetiminin yeni aldığı pozisyon şimdiye kadar birçok kişi için açık değildi” dedi.
ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki Suriyeli aktörlerle ilişkisinde taraflı tutumun daha da belirginleştiği Kürt bölgelerinde varlık gösterdiğine işaret eden Muslat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arkadaşlar bir tarafın aleyhine olacak şekilde diğerinin yanında değil, tüm tarafların yanında durur. Kürtler, Arap aşiretlerinin veya Türkmenlerin pahasına ihmal edilemez. Bunun tersi de geçerlidir. Biz, tüm bu aktörlerin savunmasını üstleniyoruz. Onlar Suriye’deki halkımızdır.”
Washington’daki temasları sırasında ABD yönetiminden Suriye rejimine baskı yapmaya ve boykot etmeye devam etmesini istediklerini aktaran Muslat, Sezar (Ceaser) Yasası’nın uygulanmasının Suriyelilere zarar vermediğini, bilakis rejimi zulmü durdurmaya zorladığını ifade etti.

Muslat açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“ABD yönetimi halen Sezar Yasası'nı uygulamakta kararlı ve Suriye halkı bu (yasa) yüzünden ölmüyor. Bilakis Suriye rejiminin yaptırımları sebebiyle savaş ve yıkımla karşı karşıyalar. Bu sırada İranlılar ve rejimin destekçileri ülkenin servetinden, petrolünden ve olanaklarından faydalanıyorlar. Biz, hem sınırdaki mülteci kamplarında yaşayan hem de rejimin kontrol ettiği bölgelerde ekmek kuyruğuna giren kadınları temsil ediyoruz. Düsturumuz tüm Suriye halkını temsil etmektir. Ziyaretimizin amacı, siyasi süreci Amerikalılarla yeniden masaya yatırmaktı. Çünkü artık bu, dünyanın birçok ülkesinde insani yardımlarla sınırlı bir mesele haline gelmeye başladı. Biz, bu çerçevede katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz. Fakat bizim meselemiz siyasidir. Halkımızın karşısında buna bağlı baldık. Bu çileye son verecek siyasi bir çözüm istiyoruz. Ülkemizin İranlı ve Rus milisler ile İran projesinin bayraktarlığını yapan Esed’den kurtulduğuna şahit olmak istiyoruz. Bu yönde gerçekçi eylemler görmemiz için 10 yıl yeterli. Bu zor bir dönem ve herkesten çok Arap dayanışmasını gerektiriyor. Esad sadece Suriye'ye değil tüm Arap ülkelerine zarar veriyor. Bu Arap dünyasının ve uluslararası toplumun kararıdır.”

Muslat, Ürdün ile Suriye rejimi arasındaki ekonomik yakınlaşmayla ilgili soruya da şu cevabı verdi:
“Suriye rejimi ile normalleşme, rejimin Suriyelilere karşı işlediği suçları ödüllendirmek anlamına gelir. Ürdün’ün bunu istediğini düşünmüyorum. Ürdünlülerin halkımızla güzel ilişkileri var.”

Ürdün’e böyle bir adım atmama çağrısında bulunan Muslat konuya dair açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü Esed rejimi Ürdün ve Araplar için tehdit oluşturuyor. Aynı şekilde Suriyeliler için de tehlike arz ediyor. Hiçbir ülkeye bunu yapmasını (normalleşmeyi) tavsiye etmiyoruz. Bilakis bunu yapmadan önce yerinden edilen, öldürülen ve mülteci olan milyonlarca Suriyeliyi düşünmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz.”
ABD Dışişleri Bakanlığı’yla Suriye rejimi ile normalleşme ve ilişkileri yeniden başlatma meselesini de görüştüklerini aktaran Muslat, Bakanlığın Arap ülkelerine böyle bir adım atmamalarını tavsiye ettiğini söyledi. Muslat’a göre Bakanlık, SMDK heyetine, Suriye rejimiyle ilişkileri normalleştirmenin tehlikelerini tam olarak farkında olduğunu belirterek bundan tümüyle uzak durdukları konusunda güvence verdi.

Muslat, Anayasa Komitesi’nin 18 Ekim’de Cenevre’de düzenleyeceği toplantılara ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu tarih, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in yaptığı üç görüşmenin ardından belirlendi. Bu görüşmelerden ilki İstanbul’da, ikincisi BM Genel Kurul toplantıları sırasında New York’ta, sonuncusu da BM toplantılarından sonra yapıldı. Bu tarih BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmemizden sonra belirlendi. Ancak Guterres gelecek toplantıyla ilgili herhangi bir iyimserlik göstermedi. Bu altıncı tur ve ben de iyimser değilim. Çünkü toplantılar, BM tarafından sunulan anayasa çerçevesi etrafında dönüyor, anayasa içeriği hakkında değil. Evet, 2254 sayılı kararın ve Suriye krizini sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaların yanındayız. BM Temsilcisi’nin söylediği tüm gereklikleri onayladık. Fakat siyasi süreçleri uzatan ve ciddiyetsiz olan Suriye rejim heyetidir.”



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
TT

Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Rusya’ya ait bir gemi konvoyunun Suriye’nin batısındaki Tartus’a ulaşmasıyla birlikte, Rusya’nın Akdeniz kıyısındaki iki üssünden birinin bulunduğu bu limana Moskova-Şam mutabakatının ardından gelen ilk gemilerin ne taşıdığı gündeme geldi. Söz konusu mutabakat, Rusya’nın Suriye topraklarındaki varlığının geleceğine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.

Rus konvoyunda yer alan dört gemi, bu ayın 7’sinde Akdeniz’e ulaştı. Rus çarlarının, 2024’ün sonlarında başlıca müttefikleri olan Suriye eski Devlet Başkanı Beşşar Esed’in devrilerek Moskova’ya kaçmasının ardından da Akdeniz’deki varlığını korumaya çalıştığı biliniyor.

Askeri-teknik iş birliği

Deniz istihbarat şirketi Sea Max’in uydu görüntüleri üzerinden yaptığı ilk incelemeye göre Rusya’ya ait Sparta ve ikmal gemisi Akademik Paşin konvoyda yer aldı. Reuters ise konvoydaki iki gemiyi görüntülerken, Rus petrol tankeri General Skobelev’in Suriye açıklarında demirlediğini ve boşaltma operasyonu sırasında limanın üzerinde bir gözetleme balonunun uçtuğunu bildirdi.

Bu sırada Sparta gemisi, Hmeymim ve Tartus üslerine gönderilen mühimmatın da bulunduğu malzemeleri boşalttı. Konvoydaki dördüncü gemi ise Rusya’ya ait Amiral Levçenko destroyeri. Konvoyun Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e yönelmesi ve gemilerin sinyal yayınlarını kesmesinin ardından, uydu takibiyle Suriye kıyılarına ulaştıkları doğrulandı.

Rus siyasi işler uzmanı Dr. Roland Bijamov yaptığı değerlendirmede, Rus gemilerinin faaliyetlerinin iki ülke arasındaki yeni ilişkiler ve ikili iş birliği çerçevesinde, askeri-teknik iş birliğinin yeni bir modeli kapsamında yürütüldüğünü söyledi. Bijamov, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Hmeymim Üssü’ne gerçekleştirdiği ilk ziyaretin, tarafların son dönemde vardıkları anlaşmaları fiilen uygulama aşamasına geçtiğini gösterdiğini belirtti.

 Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)
Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)

Bijamov’a göre Rusya Akdeniz’den çekilmeyecek; Tartus ve Hmeymim’deki varlığını sürdürecek, ancak buradaki faaliyetlerini ortak eğitim merkezleri ve lojistik merkezler şeklinde yeniden yapılandıracak.

Rusya’nın yeni Suriye ordusuna silah tedariki konusunda ise Bijamov, bunun mümkün olduğunu ancak sürecin kademeli ve pratik şekilde ilerleyeceğini, ilk aşamada Şam yönetimine yeni ordunun ihtiyaç duyduğu yedek parçalar ile askeri teçhizat bileşenlerinin sağlanmasıyla sınırlı kalacağını ifade etti.

Rus gemilerinin gelişinin, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üssüne gerçekleştirdiği askeri heyet ziyarete paralel olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Bijamov, iki gelişmenin aynı sürecin birbirine bağlı parçaları olduğunu belirtti. Bijamov’a göre Moskova, yeni koşullar altında varlığını sürdürürken, Şam da diğer uluslararası aktörlere karşı elini güçlendiren bir konum elde ediyor. Sürecin temelinde ise pragmatizm ve ortak çıkarlar bulunuyor.

Mutabakat ve Rusya’nın varlığı

Suriye-Rusya ilişkilerini takip eden uzmanlara göre, gerçekleşen gelişmeler Şam’ın dış politikasında, Suriyelilerin hafızasında önemli yer tutan en karmaşık meselelerden birinin çözümü açısından yeni bir adım oluşturuyor. Böylece iki taraf arasındaki eski düşmanlık, barış ve karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştürülürken, uzun süre Rusya’nın mutlak nüfuzu altında bulunan bir bölgede Suriye egemenliğinin yeniden tesis edilmesi hedefleniyor.

Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üslerine yaptığı ziyaretin ardından Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani de cuma günü Lazkiye Uluslararası Havalimanı’nı ziyaret etti. Şeybani’ye Genelkurmay Başkanı, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile askeri istihbarat başkanı eşlik etti. Heyet, mutabakatın uygulanmasına ilişkin süreci takip etmek ve üzerinde anlaşmaya varılan uygulama adımlarının ne aşamada olduğunu değerlendirmek üzere bazı Rus yetkililerle bir toplantı gerçekleştirdi.

Moskova ile Şam arasında Rusya’nın iki üssünün geleceğine ilişkin müzakereler bir buçuk yılı aşkın süre devam etti. Taraflar, sivil nitelikteki tesislerin yönetiminde Suriye egemenliğini güvence altına alan bir anlaşmaya vardı. Buna göre Hmeymim Havalimanı ve Tartus Limanı’ndaki dördüncü ticari rıhtım gibi tesislerin kademeli olarak yeniden işletmeye alınması ve sivil yatırımlara açılması öngörülüyor.

Buna karşılık mutabakat, askeri nitelikteki tesislerde Rusya’nın varlığını yeniden düzenlerken, Akdeniz kıyısındaki bu bölgede Suriye’nin ulusal egemenliğini de güvence altına alıyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasına göre yeni düzenlemelerin uygulanması için üç ayı aşmayacak net bir takvim belirlendi.

Eğitim ve silahlandırma

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre taraflar, 9 Ağustos’ta imzalanan mutabakat kapsamında askeri üs ve tesislerin işlevlerini yeniden düzenleyerek bunları ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürme konusunda anlaşmaya vardı.

Askeri analist Ahmed Kabalan yaptığı açıklamada, anlaşmanın yeni Suriye ordusuna teknik destek sağlanmasının yanı sıra eğitim ve yetiştirme faaliyetlerine katkıda bulunmasının önünü açtığını söyledi. Kabalan, özellikle Şam’ın kurtarılmasının ilk günlerinde İsrail hava saldırılarında imha edilen ağır araçların ve hava savunma sistemlerinin onarımı konusunda iş birliği yapılabileceğini ifade etti.

Kabalan’a göre bunun karşılığında Moskova Akdeniz’deki iki üssünü koruyacak. Tartus Üssü’nün, Rusya’ya Akdeniz’in güney kesimindeki NATO faaliyetlerini izleme imkânı sağlaması nedeniyle önemli olduğunu belirten Kabalan, üssün kaybedilmesinin bölgedeki güç dengesini etkileyebileceğini, ayrıca farklı ülkelerde yürütülecek operasyonlar için bir ikmal ve hareket noktası niteliği taşıdığını ifade etti.

Suriye Gelecek Hareketi ise yayımladığı açıklamada, mutabakat hükümlerinin uygulanmasının hızlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, açık bir uygulama planı, kesin takvimler ve askeri tesislerin sivil ve eğitim merkezlerine fiilen dönüştürülmesini denetleyecek mekanizmalar oluşturulması istendi. Ayrıca Lazkiye Havalimanı ve Tartus Limanı’nın geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırlanması ve geri alınan tesislerin yönetiminde şeffaflığın artırılması, işletme faaliyetleri ve gelirler konusunda düzenli raporlar yayımlanması talep edildi.

Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı

Moskova, 2011’de Suriye’de halk hareketinin başlamasının ardından ülkenin içişlerine doğrudan müdahil oldu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Rusya, Çin’le birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisini kullanarak Esed yönetimi ile muhalifler arasındaki çatışmaları sona erdirecek uluslararası kararların önünü kesti.

Askerî açıdan Rusya’nın Suriye’deki varlığı 2015’te önemli ölçüde arttı. Moskova, önceki Suriye yönetimine silah ve teknoloji desteği sağlarken, Hmeymim ve Tartus’taki faaliyetlerini genişletti; ayrıca ülkenin farklı bölgelerinde çok sayıda askeri üs ve nokta kurdu.

Esed’in devrilmesine kadar devam eden bu varlığın ardından, muhaliflerin 27 Kasım 2024’te Halep’e yönelik operasyon başlatmasıyla Rusya, kentteki son askeri noktası olan Esed Askeri Akademisi’nden personelini çekti. Rusya ayrıca ağır araçlarını ve gelişmiş savunma sistemlerini batıdaki Hmeymim ve Tartus üslerine taşıdı ve varlığını korumak amacıyla diplomatik çözüm arayışlarına yöneldi.