Çipten gıdaya küresel arz dar boğazları enflasyonu körüklüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çipten gıdaya küresel arz dar boğazları enflasyonu körüklüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Çipten gıdaya birçok üründe yaşanan arz dar boğazları çoğu ülkede enflasyonu körüklerken, devam eden lojistik sıkıntılar, iş gücü eksikliği ve yüksek enerji fiyatları gibi küresel fiyat baskıları enflasyonun geçici olacağı görüşüne meydan okuyor.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Delta varyantı ve tedarik zinciri dar boğazları küresel ekonomiyi olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Lojistik sıkıntılar, iş gücü eksikliği ve yüksek enerji fiyatları gibi küresel fiyat baskıları beklenenden daha hızlı artıyor.
Birçok yerde gemiler yüklerini boşaltamadan kıyılarda beklerken, kara yolu ve demir yolu taşımacılığında tıkanmalar yaşanıyor.

Arz dar boğazlarının 2022'ye kadar sürmesi bekleniyor
Lojistik sıkıntılar nakliye maliyetlerini artırırken, aynı zamanda sektörde Kovid-19 salgınının da etkisiyle çalışacak eleman bulmak zorlaşıyor.
Küresel tedarik zincirlerinin parçası olan çalışanlar, gerekli önlemlerin alınmaması halinde küresel ulaşım sisteminin çökebileceği uyarısında bulunuyor. Son olarak, küresel kara, hava ve deniz yolu taşımacılığı örgütlerinin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na gönderdikleri mektupta, tüm taşımacılık sektörlerinde işçi sıkıntısı yaşandığına dikkati çekildi.
Tedarik zincirindeki kırılma, enerji arzından navlun fiyatlarına neredeyse bütün ekonomik işleyişi olumsuz etkiliyor.
Kovid-19 salgının başlangıcında geçici olarak görülen arz dar boğazlarının 2022'ye kadar sürmesi bekleniyor.

Gelişmiş ülkelerde enflasyonunu 2022'de yüzde 2'nin üzerinde kalması bekleniyor
Küresel ticarette yaşanan arz dar boğazları ve yüksek emtia fiyatları, üretici ile tüketici fiyatlarını yukarı yönlü baskılıyor.
Çipten gıdaya birçok ürünün tedarikinde yaşanan sıkıntı, ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde dahi enflasyonu körüklüyor.
Gelecek yılın başında salgın döneminde devreye alınan KDV indirimleri gibi bazı "bir kereye mahsus önlemlerin" ortadan kalkması beklenirken, başta doğal gaz olmak üzere enerji fiyatlarındaki son dalgalanma, devam eden tedarik zinciri sorunları ve ekonominin kademeli olarak normalleşmesiyle artan talebe bağlı olarak yaşanan fiyat artışlarının sürmesi bekleniyor.
Bu kapsamda, gelişmiş ülkelerde enflasyonunu 2022'nin büyük bölümünde yüzde 2'nin üzerinde kalacağı öngörülüyor.
AA muhabirinin son açıklanan verilerden derlediği bilgilere göre, ABD'de yıllık enflasyon ağustosta yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleşirken, Avro Bölgesi'nde de eylülde yüzde 3,4 ile son 13 yılın en yüksek seviyesinde bulunuyor.

Yüksek enflasyonda enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar öne çıkıyor
Dünya genelinde yaşanan yüksek enflasyonda, enerji ve gıda fiyatlarındaki yükselişler öne çıkıyor.
Son açıklanan TÜFE verileri, ABD'de enerji fiyatlarının ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını ortaya koyuyor.
Son 13 yılın en yüksek enflasyonunun kaydedildiği Avro Bölgesi'nde de enerji fiyatlarındaki yıllık artışın eylülde yüzde 17,4'ü bulması dikkati çekiyor.
Avrupa ve ABD'de enerji kalemi altında doğal gaz fiyatlarındaki artışlar yakından takip edilirken, gaz fiyatlarının bu yıl Avrupa'da yüzde 350'den, ABD'de ise yüzde 120'den fazla arttığı hesaplanıyor.
Kovid-19 salgınına yönelik kısıtlamaların gevşetilmeye başlanması, aşırı sıcak ve soğuk hava nedeniyle elektrik ile doğal gaz tüketiminin artması karşısında arzın yetersiz kalmasının doğal gaz fiyatlarının artmasına neden olduğu belirtiliyor.
Avrupa'da doğal gaz vadelileri eylülde yüzde 90,2 artışla 97,8 avroya çıkarken, söz konusu gelişmelerin halihazırda yüksek seyreden küresel enflasyon baskılarını desteklemesi ve dünya ekonomilerini daha zorlu bir pozisyona sürüklemesinden endişe ediliyor.

Küresel gıda fiyatlarında yüzde 30'un üzerinde artış
Lojistik aksaklıklar ve nakliye maliyetlerinin artması tarımsal emtia fiyatlarında da artışa yol açıyor. Bu doğrultuda artan fiyat baskıları gıda fiyatlarındaki artışı da beraberinde getiriyor.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verileri, küresel gıda fiyat endeksinin ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 32,9 arttığına işaret ediyor.
TÜFE verileri ise gıda enflasyonunun ağustosta ABD'de yıllık yüzde 3,7 ve Avro Bölgesi'nde eylülde yüzde 2,1 arttığını gösteriyor.

Çip krizi otomobil ve elektronik fiyatlarını etkiliyor
Dünya genelinde çip arzında yaşanan sıkıntılar da elektronikten otomobil ve beyaz eşyaya kadar fiyatlarda dalgalanmaya neden oluyor.
Birçok otomobil firması çip sıkıntısı nedeniyle üretimlerinin düştüğünü belirtirken, düşen otomobil üretimi ikinci el araçlarda dahi fiyatların artmasına neden oluyor.
Çip sıkıntısının 2023'e kadar otomobil fiyatlarını yüksek seviyelerde tutması bekleniyor.

Merkez bankalarının yetkilileri enflasyonun geçici olduğu görüşünde
Gelişmiş ülkelerdeki yüksek enflasyon endişe kaynağı oluştururken, ekonomistler iki farklı görüş ortaya koyuyor.
Bazı ekonomistler, enflasyonun arkasındaki itici faktörlerin geçici olduğunu, baz etkilerinin 2022'nin ilk yarısında ortadan kalkacağını savunuyor. Bazıları ise Kovid-19 sonrası uygun zemin olduğu için enflasyonun hızlanma riskinin geniş olduğunu belirtiyor. İş gücü piyasasındaki gevşekliğin enflasyonu frenleyeceği görüşü de son zamanlarda ivme kazanıyor.
Merkez bankalarının yetkilileri, enflasyonun geçici olduğu görüşünü savunurken, artan fiyat baskıları bu görüşe meydan okuyor.
ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Jerome Powell ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, enflasyonun kalıcı olmayacağını belirtiyor. Ancak Powell, son açıklamalarında, enflasyonun temelinde yatan arz yönlü kısıtlamaların daha da kötüleştiğine işaret ederek, enflasyonun düşürülebilmesi için önce arz dar boğazlarının çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

"Enflasyon süreci yeniden açılmayla bağlantılı"
19 ülkeli Avro Bölgesi'nin para politikasını belirleyen ve uzun bir süredir yüzde 2'ye yakın enflasyon hedefine ulaşmada sıkıntılar yaşayan ECB'nin başkanı Lagarde da son açıklamalarında, Kovid-19 sonrası ekonomilerde güçlü toparlanmanın enflasyon eğilimlerini desteklediğini belirtiyor. Lagarde, "Şu anda yeniden açılmayla bağlantılı geçici bir enflasyon süreci görüyoruz." değerlendirmesinde bulunuyor.
Salgından güvenli biçimde çıkmak ve enflasyonu sürdürülebilir yüzde 2 seviyesine çekmek için uyumlu para politikası izlenmesi gerektiğini ifade eden Lagarde, salgın öncesindeki 10 yılda gelişmiş ülke ekonomilerinde enflasyonun düşük seyrettiğini anımsatıyor.
Avro Bölgesi'nde enflasyonun ağustos ayında yüzde 3'e ulaştığını hatırlatan Lagarde, bu oranın gelecek aylarda daha da yükselmesini bekliyor.
Avro Bölgesi'ndeki toplam enflasyonun yarısının enerji fiyatlarından kaynaklandığını belirten Lagarde, bazı sektörlerde arz ve talep arasındaki dengesizliklerin fiyatları yukarı ittiğine işaret ediyor.
Lagarde, hizmetler sektöründe de enflasyonun yükseldiğini anımsatarak, salgın kaynaklı etkiler geçtikten sonra enflasyonun düşeceğini öngörüyor.

ABD'de 1960'lı yılların sonları ile kıyaslanıyor
ABD'de yıllık enflasyonun ağustosta yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleşmesi gelecek aylarda fiyatların yükseleceği korkusunun artmasına sebep oluyor. ABD basınında, mevcut ekonomik durum ile 1960'lı yılların sonları arasında kıyaslamalar yapılarak "enflasyon bir kez yükselmeye başladığında suni resesyon oluşturmadan enflasyonu dizginlemenin çok zor olacağına" yönelik yorumlara yer veriliyor.
Ülkede 1960'ların sonlarında ekonominin aşırı ısınmasına göz yumulmuş ve enflasyonun kontrolü kaybedilmişti. Bu da 1970'li yılların başından itibaren 10 yıllık bir süreçte fiyatların yükselmesine sebep olmuştu.
Eski ABD Hazine Bakanı ve Dünya Bankası Başekonomisti Larry Summer, Alman Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, enflasyon konusunda gelişmelerin 1960'lı yılların sonralarıyla benzerlik gösterdiğini ifade ederek, ABD'deki tehlikenin Avrupa'dakinden daha büyük olduğuna dikkati çekti.
Summer, "Fiyat gelişmeleri konusunda ciddi endişelerim var. ABD'deki ve dünyadaki enflasyon risklerinin hafife alındığına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"Enflasyonun etkisi azalmaya başlayacak"
Moody's Analytics Kıdemli Ekonomisti Ryan Sweet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok ülkede görülen enflasyon artışının geçici olduğunu söyledi.
Ekonominin yeniden normalleşmesi, küresel tedarik zinciri sorunları ve çok sayıda emtia eksikliğinin tüketici fiyatlarındaki hızlanmanın arkasındaki nedenler olarak sıralayan Sweet, "Ekonominin yeniden açılması tek seferlik bir olay ve emtia kıtlığı önümüzdeki yıl içinde çözülecektir. Tedarik zinciri sorunları gelecek yıla kadar sorunlu olmaya devam edecek ancak enflasyonun etkisi azalmaya başlayacak" dedi.
Sweet, artan ücretlerin harcanabilir gelirleri artırdığı, mal talebini yükselttiği ve fiyatların artmasına neden olan bir ücret-fiyat sarmalının gelişmesi halinde ABD'deki enflasyonun mevcut krizi daha kötü bir şeye dönüştürebileceğini, bunun genellikle geçici olmadığını söyledi. Sweet, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerine çıkmasına neden olabileceği için Fed'i endişelendirecek bir tür talep yönlü enflasyon olduğunu kaydetti.

"Enflasyon sorunu daha kalıcı hale gelme sinyali verirse merkez bankaları sıkılaşacak"
Gelecek birkaç yıl içinde enflasyonun önemli bir sorun olmaktan çıkacağına işaret eden Sweet, artan kamu borcu, demografi, siber güvenlik ve jeopolitik gerilimlerin daha büyük zorluklar yaratacağını kaydetti.
Sweet, enflasyonun hanehalkının satın alma gücünü azalttığını ancak Kovid-19 pandemisinde küresel çapta artan tasarruf miktarı nedeniyle etkisiz kaldığını ifade etti.
Merkez bankalarının enflasyonu ehlileştirmek için stratejileri olduğunu vurgulayan Sweet, "Birincil araç, politika faizlerini yükselterek para politikasını sıkılaştırmaktır. Enflasyon sorunu daha kalıcı hale gelme sinyali verirse merkez bankaları sıkılaşacak" dedi.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times