Sisi, İsrail ile barış anlaşmasına övgüde bulunarak bölge liderlerini Enver Sedat'ın örneğini takip etmeye çağırdı

Sisi’nin açıklaması, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin 6 Ekim zaferini kutladığı törene katılımı sırasında geldi.

Sisi, Silahlı Kuvvetler’in 6 Ekim zaferini kutladığı tören sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Silahlı Kuvvetler’in 6 Ekim zaferini kutladığı tören sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi, İsrail ile barış anlaşmasına övgüde bulunarak bölge liderlerini Enver Sedat'ın örneğini takip etmeye çağırdı

Sisi, Silahlı Kuvvetler’in 6 Ekim zaferini kutladığı tören sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Silahlı Kuvvetler’in 6 Ekim zaferini kutladığı tören sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 40 yıl önce imzalanan Mısır-İsrail Barış Anlaşması’na övgüde bulunarak, bölgedeki liderler ve yetkililere, ‘yerleşik literatür ve anlayışların’ üstesinden gelmede Mısır’ın merhum Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ı örnek almaya çağırdı.
Mısır, İsrail ile 1979'da barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Ancak son zamanlarda ekonomik düzeyde bir iyileşme kaydedilmeden önce iki ülke arasındaki ilişkiler güvenlik ve siyasi işbirliği ile sınırlıyken, yıllarca ‘durgun’ olarak nitelendirildi.
Mısır Hava Yolları logosunu (EgyptAir) taşıyan bir uçak, bu hafta başlarında Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havaalanı’na iniş yaptı. Mısır’dan İsrail’e doğrudan seferlerin başlaması İsrail Sivil Havacılık Otoritesi ve İsrail’in Kahire Büyükelçiliği tarafından tarihi bir adım olarak nitelendirildi. Öte yandan, İsrail Başbakanı Naftali Bennett, geçen ay Şarm eş-Şeyh'te 10 yıl aşkın bir sürenin ardından ilk kez başbakan düzeyinde bir ziyaretle Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya geldi.
Mısır dün, 6 Ekim 1973 Mısır-İsrail Savaşı’nın 48. yıldönümünü kutladı. Cumhurbaşkanı Sisi, Silahlı Kuvvetler’in Ekim 73 ve Geleceğe Geçiş başlıklı sempozyum töreninde yaptığı açıklamada, "Mısır halkı Mısır için Ekim 1973 savaşından önce ve sonra birçok fedakarlıkta bulundu” dedi.
Sisi, savaşta ve öncesinde Mısır'ın yanında yer alan Arap halklarını selamlayarak, "1967 krizinde Mısır savaşında yalnız değildi. Arap kardeşleri  asker, silah ve para gücüyle destek ve yardımla yanında oldu. Mısır'ın istikrarı sağlama ve  Ekim zaferini elde etmek için iyi hazırlanma yeteneğindeki en önemli faktörlerden biri buydu. Mısır Arap kardeşlerin bu desteğini unutmayacaktır” diye konuştu.
Barış kararı almadan önce savaş kararını veren ve bunun sorumluluğunu üstlenen Mısır’ın merhum Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat'a övgüde bulunan Sisi, Sedat'ın barış girişimini ‘zamanının yerleşik fikirlerini aşma yeteneği” olarak değerlendirdi. Sisi açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Allah ona bu fikirlerin, kültürlerin, temellerin ve anlayışların Ekim Savaşı'ndan sonra devam etmeyeceğini ve yeni anlayışlarla aşılması gerektiğini görmesini nasip etmiş. Böylece 40 yılı aşkın bir süre sonra bunun şuanda mevcut olan gerçek bir söz olduğunu kanıtlayan barış girişimini başlatmıştır. Şu anda gördüğümüz şey, bu okumanın ve bu engeli aşmanın zamanının ötesinde bir okuma olduğunu doğruluyor."
Sisi, yöneticileri ve bölgedeki krizleri ve sorunları yönetmekten sorumlu olanları yerleşik anlayışları ve kavramları aşmaya ve Sedat'ın yaptığı gibi daha derinlere inmeye çağırdı.
Ürdün, 1994 yılında  İsrail ile barış anlaşması imzalayan ikinci Arap ülkesi oldu. Geçen yıla kadar askıya alınan anlaşmalar, Tel Aviv ile BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik bir dizi anlaşmayla geçen yıl yeniden başladı.
Diğer taraftan Sisi, vatandaşlarını sürekli sıkı çalışma yoluyla Mısır'ın duruşunu korumaya çağırarak, farkındalığın ve Mısır'ın karşı karşıya olduğu tüm zorluklara karşı her zaman hazırlıklı olmanın önemini vurguladı.
Sisi açıklamasında, "Ekim bize Mısır'da varlığını sürdürecek ilham verici bir ruh veriyor. Mısır halkının, ordunun ve devlet kurumlarının zorluklarla mücadele yeteneğini doğrulayan dersleriyle ilham veriyor" dedi.
Ülkedeki diğer kurumlarla birlikte son 7 yılda elde edilen gelişmede ordunun rolüne övgüde bulunan Sisi, “Ordunun terör ve teröristlerle yüzleşmesi ve Sina’nın temizlenmesi konusundaki rolü bir gerçek. Ancak Mısır'ın ulusal güvenliğini sağlamadaki rolüne ek olarak, mümkün olduğunda kalkınma sürecine de katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısırlılar arasında anlaşmazlık yaratma girişimlerine karşı uyararak onları "her zaman bir tek kişinin kalbi üzerinde olmaya (yani gönülleri beraber olmaya)" çağırdı.
Mısır devletinin istisnai durumlarda, sadece Mısır için değil, tüm dünya için elinden gelenin en iyisini yaptığını belirten Sisi, “Mısır'ın hak ettiği bu olduğu için ülkenin her yerinde kalkınma, inşaat ve yeniden yapılanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Sisi ayrıca "Mısır'ın şimdiki ilk meselesi, tüm devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında ortak bir sorumluluk haline gelen bilinçlenme meselesidir" ifadesini kullandı.
Mısır Cumhurbaşkanı, 6 Ekim savaşının yıldönümü münasebetiyle bazı mahkumlar için 2021 tarihli 448 sayılı Karar çerçevesinde bir af emri çıkardı. Mısır TV internet sitesinde yer alan habere göre, İçişleri Bakanı Yardımcısı başkanlığındaki Cezaevleri İdaresi Sektörü’ne bağlı güvenlik makamlarından, bu kararın hükümlerine göre kimlerin af kapsamına alınacağını değerlendirmek üzere bir üst komite oluşturuldu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.