Çin Tayvan’a yönelik ilhak söylemini sürdürüyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Tayvan'a ‘dış müdahaleye’ karşı uyardı

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, dün Pekin'de 1911 Devrimi'nin 110. yıldönümü münasebetiyle Büyük Halk Meclisinde düzenlenen toplantıya katıldı (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, dün Pekin'de 1911 Devrimi'nin 110. yıldönümü münasebetiyle Büyük Halk Meclisinde düzenlenen toplantıya katıldı (AFP)
TT

Çin Tayvan’a yönelik ilhak söylemini sürdürüyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, dün Pekin'de 1911 Devrimi'nin 110. yıldönümü münasebetiyle Büyük Halk Meclisinde düzenlenen toplantıya katıldı (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, dün Pekin'de 1911 Devrimi'nin 110. yıldönümü münasebetiyle Büyük Halk Meclisinde düzenlenen toplantıya katıldı (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, “Tayvan'a dış müdahaleye” karşı uyarıda bulunurken, Pentagon Sözcüsü John Supple, “ABD'nin Tayvan Boğazı da dahil olmak üzere Hint-Pasifik bölgesinde sağlanacak barış, güvenlik ve istikrarda sıkı bir çıkarı olduğunu” belirtti.
Sözcü, Şarku'l Avsat'a gönderdiği yazılı açıklamada, ABD'nin iki halkın istekleri ve çıkarları doğrultusunda boğaz genelinde barışçıl bir çözümü desteklemeye devam edeceğini ifade etti.
Washington’un Tayvan Boğazı'ndaki sorunların barışçıl yollarla çözümüne destek vermeye devam edeceğini söyleyen Supple, "ABD'nin Tayvan'a desteği tek Çin politikamız, Tayvan İlişkileri Yasası, üç ABD-Çin Ortak Bildirisi ve altı Güvence Mutabakatı'nda sıralanan Amerikan taahhütleri doğrultusunda güçlü, ilkeli ve iki taraflı olarak devam ediyor" açıklamasında bulundu.
ABD'nin Tayvan ile savunma ilişkisinin, Tayvan İlişkileri Yasası tarafından yönlendirildiğini dile getiren Pentagon sözcüsü, Tayvan'ın savunma ihtiyaçlarının 40 yılı aşkın bir süredir olduğu gibi Çin Halk Cumhuriyeti'nin oluşturduğu tehdidin değerlendirilmesine dayandığını kaydetti.
Çin Hava Kuvvetleri'nin Tayvan Özel Savunma Bölgesi'ndeki son hava ihlallerine atıfta bulunan Supple, “Çin'in Tayvan, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi çevresinde istikrarı bozduğuna ve yanlış hesaplama riskini artırdığını düşündüğümüz askeri faaliyetlerini yoğunlaştırması da dahil olmak üzere Tayvan'ı ve diğer müttefikleri ve ortakları sindirme ve onlara baskı yapma çabalarını hızlandırdığını belirtmek isterim.” diye konuştu.
Sözcü, Pentagon'un adada ABD güçlerinin varlığı iddialarına ilişkin tutumunu şu sözlerle yineledi: “Spesifik operasyonlar, angajmanlar veya eğitim hakkında herhangi bir yorumum yok ancak açıkça belirtmek isterim ki Tayvan ile olan destek ve savunma ilişkilerimiz Çin Halk Cumhuriyeti'nin oluşturduğu mevcut tehditle paralel olarak devam ediyor. Üç bildiride de belirtildiği gibi Pekin'i Boğazlarla ilgili anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne olan bağlılığını yerine getirmeye çağırıyoruz."
Bu açıklamalar, bir ABD nükleer denizaltısının "gizemli" bir kazaya maruz kalmasının sonucu olarak bölgede tansiyonun tırmandığı bir zamanda geldi. Pentagon sözcüsü doğrudan bu konuyla ilgili yorum yapmak istemedi.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, geçen hafta Çin savaş uçaklarının hava savunma sahasına girmesiyle askeri gerilimin yaşandığı Tayvan'a "barışçı yollarla yeniden birleşme" çağrısı yaptı.
Şarku’l Avsat’ın Çin haber ajansı Xinhua'dan aktardığı haberine göre, Devlet Başkanı Şi, Çin Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yolunu açan 1911 devriminin 110. yıl dönümü vesilesiyle Büyük Halk Meclisinde düzenlenen toplantıda konuştu.
Şi, barışçı koşullardaki bir uyanışın Tayvan dahil tüm Çin ulusunun çıkarına olacağına işaret ederek "Tayvan Boğazı'nın her iki yakasındaki vatanseverler, tarihin doğru tarafında konumlanmalı ve Çin'in topyekun birleşmesini, Çin ulusunun topyekun uyanışını sağlamak için el ele vermelidir" ifadesini kullandı.
Tayvan sorununun tamamen Çin'in iç sorunu olduğunu ve hiçbir dış müdahaleye konu edilemeyeceğini vurgulayan Şi, "Ülkemizin topyekun birleşmesi gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Çin'in Tayvan'ın herhangi bir bağımsızlık girişimini reddetmesine de değinen Şi, "Miraslarını unutanların, anavatanlarına ihanet edenlerin ve ülkeyi bölmek isteyenlerin sonu iyi olmayacak" dedi.
Çin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan "Çin Cumhuriyeti" iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.
Pekin yönetimi, "Tek Çin" ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor.
Tayvan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Xavier Chang, Çin Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman Çin Halk Cumhuriyeti'nin bir parçası olmadığını ve geleceğine yalnızca kendi halkı tarafından karar verilen egemen ve bağımsız bir ülke olduğunu dile getirdi.
Chang yaptığı açıklamada, "Tayvan halkının, 'tek ülke, iki sistem' modelini büyük ölçüde reddettiği ve özgürlüğü ve demokratik bir yaşam biçimini şiddetle savunduğu açıktır" dedi.
Çin, iki eski Avrupa kolonisi olan Hong Kong ve Makao üzerinde yeniden kontrol sağlamak için bu modeli benimsemişti.
Chang, 1997'de iktidarın İngiliz yönetiminden Pekin yönetimine devredilmesinin ardından Pekin'in Hong Kong'a 50 yıl boyunca yüksek derecede özerklik sözü verdiğini ancak bu sözü yerine getirmemesi nedeniyle bu modelin başarısız olduğunu da sözlerine ekledi.
Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Colin Kahl ve Hintli mevkidaşı Ajay Kumar dün (Cuma) ABD-Hindistan Savunma Politikası Grubu'nun 16. toplantısına eş başkanlık ettiler.
Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, grubun bilgi alışverişi, deniz işbirliği, lojistik ve savunma ticareti gibi bir dizi ikili önceliği tartıştığı belirtildi. Bu durum ABD ve Hindistan arasındaki gelişen savunma ilişkilerini yansıtıyor.
ABD'li ve Hindistanlı yetkililer, Güney Asya ve Hint Okyanusu da dahil olmak üzere ortak çıkarların olduğu bölgesel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulundular. Taraflar, Hint-Pasifik bölgesinin özgürlüğünü ve dışa açık yapısını korumak için benzer düşünen ortaklarla işbirliğini geliştirme fırsatlarını da tartıştılar.
 Liderler ayrıca, uzay ve internet gibi yeni savunma alanlarında işbirliğini teşvik etmek de dahil olmak üzere, birlikte daha sorunsuz çalışmak için ABD ve Hint orduları arasındaki karşılıklı işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği derinleştirmeye olan bağlılıklarını da pekiştirdiler.



Trump, İran'la iş yapan tüm ülkelere gümrük vergisi uygulanmasını öngören emri imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran'la iş yapan tüm ülkelere gümrük vergisi uygulanmasını öngören emri imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün, İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 oranında gümrük vergisi uygulanmasını öngören bir başkanlık kararnamesi imzaladığını açıkladı.

Bu durum, iki ülke bu hafta görüşmeler yapmış olmasına rağmen, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemde ortaya çıkıyor.


Trump, İran ile yapılan görüşmeleri övdü ve görüşmelerin önümüzdeki haftanın başlarında yeniden başlayacağını doğruladı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran ile yapılan görüşmeleri övdü ve görüşmelerin önümüzdeki haftanın başlarında yeniden başlayacağını doğruladı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İran arasında Umman'da yapılan dolaylı görüşmelerin ardından Washington'un İran konusunda "çok iyi görüşmeler" gerçekleştirdiğini söyledi ve iki tarafın "önümüzdeki haftanın başlarında" tekrar bir araya geleceğini doğruladı.

Trump, hafta sonu için Florida'daki Mar-a-Lago'ya giderken Air Force One uçağında gazetecilere şunları söyledi: "İran hakkında çok iyi görüşmeler yaptık ve İran'ın bir anlaşma yapmak istediği anlaşılıyor."

"Önümüzdeki haftanın başlarında tekrar görüşeceğiz" dedi.

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin başlamasından önce ABD elçisi Steve Wittkoff ve Jared Kushner'ı kabul etti (AP)Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin başlamasından önce ABD elçisi Steve Wittkoff ve Jared Kushner'ı kabul etti (AP)

Görüşmelere katılan İran heyetine başkanlık eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada "çok olumlu bir atmosfer" olduğunu belirterek, "Müzakerelerde bulunduk ve karşı tarafa görüşlerimizi ilettik" dedi ve iki tarafın "müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını" ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)

Arakçi, görüşmelerin yalnızca nükleer meseleye odaklandığını ve Amerikalılarla başka hiçbir konuyu görüşmediklerini vurguladı. ABD ise İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin de ele alınması gerektiğinde ısrar ediyor.

İran Dışişleri Bakanı, görüşmelerin devam etmesi için Washington'dan ülkesine yönelik "tehditlerini" durdurmasını istedi ve müzakerecilerde izlenecek yolu her iki başkentle de istişarede bulunduktan sonra belirleyeceklerini açıkladı.

Müzakerelerin sona ermesinden kısa bir süre sonra Washington, İran'ın petrol sektörüne yönelik yeni yaptırımlar açıkladı; bu yaptırımlar 15 kuruluşu, iki şahsı ve 14 gemiyi hedef alıyordu.

Bunlar, ABD'nin haziran ayında İsrail'in İran'a karşı başlattığı 12 günlük savaş sırasında İran'ın nükleer programının kilit noktalarına yönelik saldırılarından beri yapılan ilk görüşmelerdi.

 Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, müzakerelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede (AP)Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, müzakerelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede (AP)

İran devlet televizyonu görüşmelerin dolaylı olarak yapıldığını bildirirken, Umman Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad el-Busaidi'nin her heyetle ayrı ayrı görüştüğünü gösteren fotoğraflar yayınladı.

Ancak ABD haber sitesi Axios, iki kaynağa dayanarak, Umman'da Arakçi, Witkoff ve Kushner arasında doğrudan görüşmelerin gerçekleştiğini bildirdi.

Umman Dışişleri Bakanı “X” platformunda yaptığı açıklamada, “Bugün Maskat'ta İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında çok ciddi görüşmeler yapıldı” ifadelerini kullandı. Bakanlık görüşmelerin “İran ve Amerika'nın pozisyonlarını netleştirmek ve olası ilerleme alanlarını belirlemek açısından faydalı olduğunu” vurguladı.

Arakçi daha önce de ülkesinin “herhangi bir aşırı talep veya Amerikan provokasyonuna karşı egemenliğini ve ulusal güvenliğini savunmaya hazır olduğunu” teyit etmişti.

X platformunda şunları yazdı: “İran, açık gözlerle ve geçen yılın acı hatırasıyla diplomasiye giriyor… İyi niyetle görüşmeler yürütüyoruz ve haklarımızı kararlılıkla savunuyoruz.”

Sıfır nükleer kapasite

Washington'da, Beyaz Saray sözcüsü Caroline Leavitt perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD heyetinin İran ile "sıfır nükleer yetenek" konusunu görüşeceğini söyledi. Leavitt, Trump'ın "diplomasi dışında birçok seçeneği bulunduğunu" belirterek, "tarihin en güçlü ordusunun başkomutanı" olduğunu vurguladı.

Görüşmeler, Washington'un Ortadoğu'daki askeri varlığını güçlendirdiği, USS Abraham Lincoln uçak gemisini ve saldırı grubunu bölgeye konuşlandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; İran ise saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağını belirtmişti.

Umman'ın resmi haber ajansı tarafından yayınlanan bir videoda, Ortadoğu'daki operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper'ın ülkesinin heyetine katıldığı görüldü.

Görüşmeler, İran'da binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların yaygın bir şekilde bastırılmasından haftalar sonra yapıldı.

İranlı yetkililer, protestolara katılan "isyancılar"ın yanı sıra çoğunluğu güvenlik personeli ve sivillerden oluşan yaklaşık 3 bin kişinin öldürüldüğünü kabul etti.

İnsan hakları örgütleri ise daha yüksek rakamlar bildirdi. ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA, çoğunluğu protestocu olmak üzere 6 bin 941 kişinin ölümünü belgelediğini ve 51 bin gözaltı kaydettiğini belirtti.

Perşembe günü Trump, "Müzakere ediyorlar...saldırmamızı istemiyorlar" dedi ve ABD'nin bölgede "büyük bir filo" konuşlandırdığını söyledi.

Protestocuları desteklemek amacıyla İran'a saldırmakla tehdit ettikten sonra, ABD Başkanı odağını nükleer programa çevirdi.

Batı ülkeleri ve İsrail, İran'ı nükleer bomba edinmeye çalışmakla suçluyor; Tahran ise bu iddiayı reddederek sivil nükleer program hakkını savunuyor.

Görüşmeler başlamadan önce, Çin Dışişleri Bakanlığı, İran'ın egemenliğini, güvenliğini, ulusal onurunu, meşru haklarını ve çıkarlarını koruma konusunda İran'a desteğini teyit ederek, tek taraflı zorbalığa karşı olduğunu belirtti.

Gerginliğin artma riskleri

İran, yaptırımların kaldırılması için yalnızca nükleer meseleyi görüşmek istediğini ısrarla belirtiyor ve füze programı veya bölgedeki silahlı gruplara, özellikle Lübnan Hizbullahı'na, Filistin Hamas hareketine ve Yemen'deki Husilere verdiği destekle ilgili herhangi bir müzakereyi reddediyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters) ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Görüşmelerin somut sonuçlar vermesi için, balistik füzelerinin menzili, bölgedeki terör örgütlerine verdikleri destek, nükleer programları ve kendi halklarına karşı tutumları gibi belirli noktaları içermesi gerektiğini” kesin bir dille ifade etti.

 ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü ise “Tahran'ın ABD taleplerini karşılamada uzlaşmaz tavrını sürdürmesi, İran ve ABD'nin diplomatik bir çözüme ulaşma olasılığını azaltıyor” değerlendirmesinde bulundu.


Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
TT

Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi

Umman Sultanlığı'nda bugün gerçekleştirilen İran ve ABD arasındaki görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, iki tarafın bugünkü görüşmelerde dile getirilen mesajlar konusunda her iki ülkenin başkentleriyle istişarede bulunduktan sonra görüşmelere devam etme konusunda anlaştığını açıkladı.

İran ve Amerikan heyetleri, Umman arabulucusu Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi aracılığıyla mesaj alışverişinde bulundular. El-Busaidi, bugünkü görüşmelerin "çok ciddi" olduğunu ve her iki tarafın pozisyonlarını netleştirmeye ve ilerleme kaydedilebilecek olası alanları belirlemeye yardımcı olduğunu söyledi.

Arakçi, görüşmelerin atmosferinin "iyi" olduğunu ve bir sonraki oturumun tarih ve yerinin birkaç gün içinde belirleneceğini ifade etti.

Washington, Tahran ile yapacağı görüşmelerde İran'ın nükleer programını, balistik füzelerini, bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği ve kendi halkına yönelik muamelesini de ele almak istiyor. Ancak İran, yalnızca nükleer konuları görüşmek istiyor.