Suriye’nin kuzeyinde Türkiye yanlısı muhalif gruplara karşı saldırılar artıyor

Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye yanlısı muhalif gruplara karşı saldırılar artıyor

Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki Afrin'in merkezinde bomba yüklü bir otomobilin hava uçurulmasının ardından olay yerinden bir kare (Şarku’l Avsat)

Suriye'nin kuzeyindeki Afrin kentinde Pazartesi günü bomba yüklü bir aracın infilak etmesi sonucu aralarında sivillerin de bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye'nin kuzeyindeki saldırılardan kaynaklı kayıpları arttı.
Afrin’de TSK’nın ve Suriye'nin kuzeyindeki Türkiye yanlısı Suriyeli muhalif grupların kontrolündeki diğer bölgelerde zaman zaman bomba yüklü araçlar ve motosikletlerle düzenlenen bombalı saldırılar meydana geliyor. Saldırıların sorumluluğunu ise nadiren bir grup veya taraf üstleniyor. Ankara, sık sık ‘terörist’ olarak nitelendirdiği Kürt milisleri bu işin arkasında olmakla suçluyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), tarafından aktarılan bilgilere göre Ceyşu’l-İslam grubunun karargahının ve şehirdeki bir sebze halinin yakınlarında bomba yüklü bir araç infilak etti.
Saldırıda, üç sivil, Ceyşu’l-İslam grubundan en bir unsur ve kimliği belirsiz iki kişinin öldü. Ayrıca ikisi çocuk 12 sivil ve unsur da yaralandı.
SOHR, yerel polisin olaya karıştıklarından şüphelenilen iki genci tutukladığını bildirdi.
Afrin'de, muhalif grupların Şam yakınlarındaki eski kalesi Doğu Guta'nın en güçlü grubu olarak kabul edilen Ceyşu’l-İslam grubu unsurları gibi, Suriye rejimi güçlerinin kontrolü ele geçirmesinin ardından ülkenin birçok bölgesinden tahliye edilen binlerce muhalif savaşçı ve sivil ikamet ediyor.
Afrin bölgesinin nüfusu ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşuyordu. Türk güçlerinin Kürt milislere karşı başlattığı büyük bir saldırının ardından 2018 yılının Mart ayında Suriyeli muhalif gruplarla birlikte buranın kontrolünü ele geçirmesinden önce Afrin’de üçüncü Kürt Özerk Yönetimi bölgesi oluşturuluyordu. Türkiye ve Türkiye yanlısı Suriyeli muhalif gruplar, 2016 yılından bu yana, Kürt milislere ve DEAŞ terör örgütüne karşı düzenlediği birkaç saldırının ardından Suriye'nin kuzeyindeki geniş sınır bölgelerinin kontrolünü ele geçirdiler.
SOHR, Eylül ayı boyunca Afrin’de bomba yüklü araçla düzenlenen 4 saldırının gerçekleştiğini belgeledi. Bu saldırılardan Afrin’in Eşrefiye mahallesindeki Ternede yolu üzerinde bulunan bir akaryakıt deposunun önünde bomba yüklü bir aracın havaya uçurulması sonucu bir kişi öldü, 4 kişi de ağır yaralandı. Afrin'in Raco ilçesinde Ankara'ya bağlı Hamza Tümeni’nden bir komutanın ve iki arkadaşının bulunduğu bir araçta meydana gelen bir diğer patlamada, araç içindekiler olay yerinde hayatlarını kaybettiler. Geçtiğimiz 14 Eylül'de de sivil bir araçta meydana gelen patlamada çok sayıda sivil yaralandı, maddi hasara neden oldu. Eşrefiye mahallesinde, muhalif bir grubun üyesinin aracını hedef alan bir bombalı saldırıda ise sadece maddi zarar meydana geldi.
Halep'in kuzeyindeki el-Bab bölgesinden bir aktivist Ekrem el-Hüseyin patlamalar ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Son dönemde, Türkiye’nin ve ona bağlı muhalefet gruplarının nüfuzu altındaki şehirlerdeki (Afrin, el-Bab, Cerablus, er-Rai ve Cinderes), çarşılar, ticaret merkezleri ve diğer sivil noktalarda 122 patlama belgelendi. Patlayıcılar ve bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılardan bazıları, muhalif grupların liderlerine ve askeri yetkililerine ait arabaları hedef alırken, bazıları da patlamanın yerine göre sivilleri hedef aldı”.
Son zamanlarda, Türkiye’nin Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekat bölgelerinde patlamaların meydana gelmesi ve sivilleri hedef alması sonucunda, muhalif gruplar Suriye Kurtuluş Cephesi ve Azm Odası çatısı altında birleştiler. Bu iki askeri blok çatısı altında birleşmenin amaçlarından bazılarının güvenliği sağlamak, askeri bloklar için belirlenen alanda güvenliği sağlamakla ilgili yetkili kurumun sorumluluklarını belirlemek, terör eylemleri ve bombalı saldırılar düzenledikleri gerekçesiyle aranan kişileri veya şüphelileri takip etmede ve adalete teslim etmede güvenlik birimlerinin ve yargının rolünü güçlendirmek olduğu bildirildi.
Erdoğan: Artık tahammülümüz kalmamıştır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinden gelen tehditleri ortadan kaldırmaya kararlı olduğunu söyledi. Reuters’ın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG’nin düzenlediği saldırıda iki özel harekat polisinin şehit olmasının artık bardağı taşıdığını belirtti. Kabine Toplantısı'nın ardından basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'den ülkemize yönelik terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri, ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte ya da kendi imkanlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde faaliyet gösteren TSK arasında zayiatın arttığı bir dönemde bu açıklamaları yaptı. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep'in kuzey kırsalındaki Mare kentinde sadece üç gün içinde düzenlediği iki saldırıda, bir asker ve iki özel harekat polisi şehit oldu. Gaziantep'in Karakamış ilçesine ise dün Suriye tarafından atılan 5 havan mermisi düştü.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da dün Twitter aracılığıyla yaptığı açıklamada, Tel Rıfat’tan düzenlenen güdümlü füze saldırısı sonucu Fırat Kalkanı Harekatı bölgesi Mare’de, iki özel harekat polisinin şehit olduğunu duyurdu. Aynı saldırıda Suriyeli muhalif gruplardan üç unsur ise yaralandı.
İçişleri Bakanlığı’ndan dün gece saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, SDG'nin omurgasını oluşturan YPG’nin, Tel Rıfat’tan düzenledikleri güdümlü füze saldırısıyla Mare ve Azez kentleri arasında kalan Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde bir Türk zırhlı aracını hedef aldığı belirtildi. SOHR ise Halep'in kuzey kırsalındaki Mare kenti yakınlarındaki Sendef yolu üzerinde gerçekleşen saldırının ‘Afrin Kurtuluş Güçleri’ tarafından düzenlediğini bildirdi.
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise iki özel harekat polisinin şehit olmasından ötürü başsağlığı dilenirken şehit polislerin intikamının alınacağı vurgulandı. Türk topçu birlikleri de saldırıya hızla yanıt verdi. Halep'in kuzey kırsalındaki SDG’nin kontrolü altındaki bölgelerden Şeyh İsa köyü bombalandı. Yine bir başka SDG bölgesi el-Beyluniye köyü çevresini de silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile bombaladı.
SOHR'a göre Türk güçleri ve Türkiye yanlısı muhalif gruplar, iki özel harekat polisinin şehit edildiği saldırıya yanıt olarak Afrin kırsalının Şeran ilçesine bağlı Mer'anaz ve Alkamiye köylerini 50'den fazla roket ve top mermisiyle hedef aldılar.
İki özel harekat polisinin şehit olduğu saldırı, YPG’nin Mare'da Türk güçlerinin konuşlu olduğu bölgelere yönelik ikinci saldırı oldu. YPG, daha önce 8 Ekim'de Mare'daki Türk gözlem noktalarından birine füze saldırısı düzenledi. Bu saldırıda ise bir Türk askeri şehit oldu. TSK, bu saldırıya 6 YPG üyesini öldürerek karşılık verdi.
Bu arada Gaziantep'in Karakamış ilçesine dün sabah Suriye topraklarından fırlatılan 5 havan mermisi düştü. Türkiye’deki yetkili kaynaklar, iki merminin ilçedeki gümrük alanı yakınlarına, birinin bir evin çatısına ve bir diğerinin ise ilçe merkezindeki bir parka düştüğünü bildirdiler. Alınan bilgilere göre beşinci mermi şehrin askeri bölgesinin yakınlarına düşerek maddi hasara yol açarken, herhangi bir yaralanma veya can kaybı olmadı.
Diğer taraftan Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ilinin güneyinde yer alan Cebel ez-Zaviye’de, muhalif gruplar ile Suriye rejimi güçleri arasında aralıklı olarak çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda her iki taraftan da ölümler ve yaralanmalar meydana geldi.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.