Suudi Arabistan Veliaht Prensi Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu

Suudi Arabistan’ın yıllık 500 milyar dolarlık akışla dünyanın en büyük 15 ekonomisi arasına girmesi hedefleniyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, 2030 Vizyonunu gerçekleştirmeye yönelik Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, 2030 Vizyonunu gerçekleştirmeye yönelik Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, 2030 Vizyonunu gerçekleştirmeye yönelik Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, 2030 Vizyonunu gerçekleştirmeye yönelik Ulusal Yatırım Stratejisi’ni duyurdu (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan'daki ekonomik dönüşüm girişimleri kapsamında yeni bir adım daha atıldı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Ekonomi ve Kalkınma Konseyi Başkanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, 2030 Vizyonu'nun hedeflerine ulaşmasını sağlayacak başlıca adımlardan biri olarak Ulusal Yatırım Stratejisi’ni başlattı.
Ulusal Yatırım Stratejisi, Veliaht Prens tarafından duyurulduğunda ana hatlarıyla belirtilen 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak için atılan başlıca adımlardan biri. Veliaht Prens Muhammed bin Selman, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın çok büyük yatırım imkanlarına sahip olduğunu, ülke ekonomisinin lokomotifi ve ülke için ek kaynak olması amacıyla çalışacaklarını söyledi. Veliaht Prens, ülkesinin stratejik konumundan, yatırım gücünden ve Arap ve İslami köklerden gelen güçlü yönlere yatırım yapmak istediklerinden bahsetti.
Stratejinin, ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlaması ve kaynaklarını çeşitlendirmesi bekleniyor. Böylece özel sektörün gayri safi yurtiçi hâsılaya (GSYİH) katkısının yüzde 65'e çıkması, doğrudan yabancı yatırımın GSYİH'nın yüzde 5,7'sine ulaşması, petrol dışı ihracat oranının GSYİH'nın yüzde 16'sından yüzde 50'sine yükselmesi, işsizlik oranının yüzde 7'ye inmesi ve Suudi Arabistan’ın 2030 yılına kadar Küresel Rekabet Edebilirlik Endeksi'nde ilk 10 arasına girmesi gibi 2030 Vizyonu’nun birçok hedefi gerçekleştirilecek.

Fırsatların artması
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkesinin özel sektörün güçlendirilmesi ve özel sektöre büyük fırsatlar sunulması amacıyla yerli ve yabancı yatırımcılar için fırsatların sayısını ve kalitesini artırmadaki başarısına dayalı yeni bir yatırım süreci başlattığını söyledi.
Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hiç şüphesiz yatırım, ekonominin gelişimi, çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilirliği, teknoloji transferi ve yerelleştirme, altyapıyı geliştirme, yaşam kalitesini artırma, iş olanakları sağlama ve gelecek nesillere refah içinde bir ülke miras bırakma hedefiyle insan kaynaklarımızın becerilerini geliştirmek gibi 2030 Vizyonu’nun hedeflerini ve özlemlerini gerçekleştirmemize yardımcı olacak araçlardan biridir.”

Yatırımları artırmak
Veliaht Prens Ulusal Yatırım Stratejisi ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Strateji, yatırımcı sayısını artırmaya, yatırım fırsatlarını çoğaltmaya, finansman çözümleri sağlamaya ve rekabet gücünü artırmaya yöneliktir. Artık özel sektörün kapılarını açmayı hedefliyoruz. Üretim ve büyüme fırsatları olduğundan, kamu ve özel sektör arasındaki ortaklığın daha etkin hale gelmesine katkıda bulunuyor.”
Veliaht Prens, Ulusal Yatırım Stratejisi ile bir sonraki aşamada sanayi, yenilenebilir enerji, ulaşım ve lojistik, turizm, dijital altyapı ve sağlık gibi sektörler için ayrıntılı yatırım planları geliştirilmesinin hedeflendiğini de sözlerine ekledi.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın iddialı yatırım hedeflerine ulaşmasının, Kamu Yatırım Fonu (PIF) gibi kuruluşların stratejisine uygun olarak Suudi Arabistan’a yatırım yapılmasına yönelik ortak çabalarıyla, özel sektörün katkısıyla ve diğer özel sektör yatırımları ve yabancı yatırımların yanı sıra Suudi Arabistan’ın büyük şirketlerinin ‘Şerik’ (Ortak) programı aracılığıyla daha fazla ulusal yatırıma katkısı sayesinde olacağını açıkladı.

Büyük miktarlarda para akışı
Çeşitlendirilmiş ve sürdürülebilir bir ekonomi tarafından desteklenen bir geleceğe yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Veliaht Prens, yatırımın 2030 Vizyonu çerçevesinde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınma sisteminde önemli bir unsur olduğunu belirtti.
Veliaht Prens’in açıklamalarına göre 2030 yılına kadar yerel ekonomiye 12 trilyon riyali (3,2 trilyon dolar) aşan yatırımlar gerçekleşecek. Bu yatırımların beş trilyon riyallik kısmı Şerik programı girişimlerinden ve projelerinden, üç trilyon riyallik kısmı yerel yatırımlara ayrılan PIF’den ve dört trilyon riyallik kısmı ise Ulusal Yatırım Stratejisi çerçevesinde çeşitli yerli ve yabancı şirketlerin yatırımlarından gelecek.
Veliaht Prens dün yaptığı açıklamada, “Ekonomiye önümüzdeki 10 yıl boyunca devletin genel bütçesinden 10 trilyon riyal (2,6 trilyon dolar) daha harcama yapılacak. Aynı dönem için 5 trilyon riyal özel tüketim harcaması daha alacak. Bu da toplamda 2030 yılına kadar yaklaşık 27 trilyon riyallik (7,2 trilyon dolar) harcama yapılacağı anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Yatırım akışları
Ulusal Yatırım Stratejisi çerçevesinde, 2030 yılına kadar doğrudan yabancı yatırım akışını yıllık 388 milyar riyale (103 milyar dolar), yurt içi yatırımı da yıllık yaklaşık 1,7 trilyon riyale (453 milyar dolar) yükseltilmesi ve toplamda yerli ve yabancı yatırım akışının yıllık 500 milyar doları aşması hedefleniyor. Aynı zamanda 2030 yılına kadar Suudi Arabistan ekonomisinin dünyanın en büyük 15 ekonomisinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak şekilde yatırım oranının GSYİH’ya katkısının yüzde 22'den yüzde 30'a çıkarılması hedefleniyor.
Strateji, yatırım ortamını iyileştirerek, yatırım çekme ve rekabet etme gücünü artırarak, düzenleyici ve yasal çerçeve düzeyinde temel önlemleri uygulayarak, yatırım fırsatlarını belirleyerek, geliştirerek ve yatırımcılara sunarak, kaliteli yatırım projeleri için teşvik paketleri hazırlayarak, uluslararası şirketlerin bölgedeki merkezlerini Suudi Arabistan’a taşımalarını sağlayarak, yerli şirketlerin yatırımlarını ve çalışmalarını destekleyerek, uluslararası arenadaki konumlarını geliştirmek ve yatırımlarını, ürünlerini ve hizmetlerini bölgesel ve küresel pazarlarda yüksek verimlilik ve rekabet gücü ile sunmalarını ve pekiştirmelerini sağlayarak ülkedeki yatırımları daha yüksek ve daha hızlı bir şekilde ilerletmeye itecek.

Stratejinin diğer programlarla entegre edilmesi
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Ulusal Yatırım Stratejisi, daha önce duyurulan ve yatırımın önemli bir yer tuttuğu 2030 Vizyonu programları ile entegre edilmiştir.  Bu programlar arasında PIF Programı, Ulusal Sınai Kalkınma ve Lojistik Programı, Özelleştirme Programı, Finans Sektörü Geliştirme Programı, Yaşam Kalitesini Artırma Programı ve diğer ulusal stratejiler yer alıyor.
Ulusal Yatırım Stratejisi çerçevesinde, Veliaht Prens'in başkanlık ettiği Ulusal Yüksek Yatırım Komitesi aracılığıyla stratejinin uygulamasının denetlenmesi için kapsamlı bir yönetim kadrosunun oluşturulması, kaliteli yatırımlar için teşviklerin belirlenmesi ve onaylanmasının yanı sıra yatırım fırsatlarının belirlenmesi ve geliştirilmesi hedefleniyor.
Strateji bünyesinde birçok girişim yer alıyor. Bunlardan arasında, öncelikli sektörlerde yatırımlar yapılması için rekabetçi düzenlemeler ve cazip teşvikler ile özel ekonomik bölgelerin oluşturulması, stratejik tedarik zincirlerinin Suudi Arabistan’a kaydırılmasına ve tedarik zincirlerinde pazar payı elde edilmesine yönelik bir programın uygulanması ve sermaye oluşumunu teşvik etmek amacıyla özel sektör için yeni finansman çözümleri geliştirmek gibi çeşitli finansman girişimlerinin yanı sıra Suudi Arabistan’daki mevcut yatırım fırsatlarını sunmak ve pazarlamak için ulusal bir platform olacak olan ‘Suudi Arabistan'da Yatırım’ platformunun geliştirilmesi bulunuyor.
 



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times