Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Küresel piyasalarda enflasyonist endişelerle dün satış ağırlıklı bir seyir izlenmesinin ardından, bugün ABD'de açıklanacak eylül ayı enflasyonu ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) toplantı tutanakları takip edilecek.
Emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü seyrin devam etmesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası arz ve talep kaynaklı faktörlerle yükselen enflasyonun beklenenden daha uzun süre gündemde kalacağı endişelerini artırdı. Büyümeye dair aşağı yönlü baskıların olduğu bir ortamda artan enflasyonist kaygılar para politikalarına dair belirsizlikleri beraberinde getirirken, bu kapsamda ABD'de bugün açıklanacak enflasyon verisi ile Fed Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) eylül ayı toplantı tutanaklarının yatırımcı algısının şekillenmesinde önemli rol oynayacağı belirtiliyor.
Analistler, Fed'in eylül ayı toplantısında ekonomideki gelişimin beklenildiği gibi devam etmesi halinde "yakında" varlık alım hızının yavaşlatılabileceği mesajı verdiğini anımsatarak, piyasada beklentilerin, Fed tarafından bu adımlara aralıkta başlaması ve 2022 ortasında tamamlanması yönünde olduğunu söyledi.
Bugün açıklanacak eylül ayı enflasyon verisinin de para politikasının geleceğine dair önemli ipucu vereceğini aktaran analistler, ağustosta yüzde 5,3 düzeyinde gerçekleşen veriye dair beklenti üzeri bir gerçekleşmenin sıkılaşma yol haritasını teyid edeceğini vurguladı. Beklentiler yıllık enflasyonun yüzde 5,3 seviyesinde kalacağı yönünde.
Makroekonomik tarafta dün New York Fed'in eylül ayına ait Tüketici Beklentileri Anketi'nin sonuçlarına göre, gelecek 12 ayı kapsayan kısa vadeli medyan enflasyon beklentileri eylülde 0,1 puan artışla yüzde 5,3'ye yükseldi. Art arda 11 aydır yükseliş gösteren kısa vadeli enflasyon beklentileri, anketin yapılmaya başlandığı 2013'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Öte yandan ABD'de JOLTS Açık İş Sayısı ağustosta 10 milyon 439 bine gerileyerek Aralık 2020'den bu yana ilk kez düşüş kaydetti.
Bu gelişmelerle dün New York borsasında satış ağırlıklı bir seyir izlenirken, Dow Jones endeksi yüzde 0,34, S&P 500 endeksi yüzde 0,24, Nasdaq endeksi yüzde 0,14 değer kaybetti. Dolar endeksi dün 94,6 ile 28 Eylül 2020'den bu yana en yüksek seviyeyi görmesinin ardından bugün 94,3 seviyelerinde bulunuyor. Dün yüzde 1,63 seviyelerinden düşüşe geçerek yüzde 1,57'nin altını gören ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ise bugün yüzde 1,58'de dengelendi. ABD'nin endeks vadeli kontratlarının bugüne karışık seyirle başlaması dikkati çekerken, bugün başlayacak bilanço sezonunun hisse bazlı hareketleri artırabileceği belirtiliyor.
Avrupa tarafında, dün Kovid-19'un ekonomik sonuçlarıyla mücadele için hazırlanan kurtarma programının finansmanı kapsamında Avrupa Birliği (AB) ilk defa yeşil tahvil ihraç etti. Söz konusu ihraca rekor düzeyde talep geldi. Açıklanan veriler de ekonomik toparlanmaya dair güveni sarsmaya devam ederken, bu gelişmelerle Avrupa borsalarında dün satış ağırlıklı bir seyir izlendi. İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,23, Almanya'da DAX 30 endeksi ve Fransa'da CAC 40 endeksi de yüzde 0,34 değer kaybetti. Avro/dolar paritesi dün yüzde 0,2'lik düşüşle 1,1530 seviyesinden kapanmasının ardından bugün 1,1550 seviyesine yükseldi. Avrupa endeks vadeli işlem kontratlarının yeni güne karışık başladığı görülüyor.
Asya'da bugün açıklanan verilere göre, Japonya'da ağustos ayı çekirdek makina siparişleri artış beklentilerinin aksine aylık bazda yüzde 2,4 düşüş kaydetti. Çin'de ise eylülde bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 28,1 ve ithalat yüzde 17,6 arttı. Ülkede dış ticaret fazlası, beklentilerin üzerinde gelen ihracat verilerinin desteği ile 46,8 milyar dolarlık öngörüleri aşarak 66,8 milyar dolar oldu.
Makroekonomik verilerin karışık sinyaller vermesinin yanı sıra Çin'de çeşitli sektörlere yönelik regülasyon adımları, emlak sektöründe borçların yapılandırılması ve tedarik sorunlarına ilişkin gelişmeler gündemin odağındaki yerini koruyor. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4, Hindistan'da Sensex endeksi yüzde 0,6 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1 değer kazanırken, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3 düşüş kaydetti.
Yurt içinde, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, dün güne yükselişle başlamasının ardından döviz kurlarındaki yükseliş ve azalan küresel risk iştahının etkisiyle kapanışa yakın kazançlarını geri verdi ve günü yüzde 0,04'lük sınırlı artışla 1.416,82 puandan tamamladı. Dolar/TL ise dün tarihi zirvesini 9,0471'e taşımasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 9,0410 seviyelerinden işlem görüyor.
Bu arada, Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine yönelik büyüme tahminini 2021 için yüzde 5,8'den yüzde 9'a yükseltirken, 2022 için yüzde 3,3 düzeyinde bıraktı.
Analistler, rekor seviyelere yükselen emtia fiyatlarının küresel bazda enflasyon baskısı oluşturmaya devam ettiğini, artan belirsizliklerin pay piyasalarını negatif etkilediğini söyledi.
Bugün yurt içinde konut satış istatistiklerinin, yurt dışında ise FOMC toplantı tutanakları, ABD ve Almanya'da enflasyon ile Avro Bölgesi'nde sanayi üretimi başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini aktaran analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.370 puanın destek, 1.420 ve 1.440 seviyelerinin direnç konumunda bulunduğunu bildirdi.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
09.00 İngiltere, ağustos ayı sanayi üretimi
09.00 Almanya, eylül ayı TÜFE
10.00 Türkiye, eylül ayı konut satışları
12.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı sanayi üretimi
15.30 ABD, eylül ayı TÜFE
21.00 ABD, eylül ayı FOMC toplantı tutanakları



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times