BM’nin iklim temsilcisi Janet Rogan, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın iklim eylemini ve küresel taahhütleri artırmadaki rolü umutlarımızı yeşertiyor

BM yetkilisi, iklim değişikliği tehlikelerinin gezegendeki yaşamı tehdit ettiği uyarısında bulundu.

COP26 Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Büyükelçisi Janet Rogan.
COP26 Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Büyükelçisi Janet Rogan.
TT

BM’nin iklim temsilcisi Janet Rogan, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın iklim eylemini ve küresel taahhütleri artırmadaki rolü umutlarımızı yeşertiyor

COP26 Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Büyükelçisi Janet Rogan.
COP26 Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Büyükelçisi Janet Rogan.

Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi, Addis Ababa Eylem Gündemi (AAEG), Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi ve Paris İklim Anlaşması 2015’te imzalandı. 26. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı (COP26) Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Büyükelçisi Janet Rogan’ın ifade ettiğine göre tümü birbiriyle bağlantılı bu anlaşmalar, ulusal düzeyde devletlerin, yerel düzeyde hükümetlerin, özel sektörün ve sivil toplumun süreçte önemli rolleri olduğunu teyit eder nitelikte. Şarku'l Avsat'a konuşan Rogan, BM’nin iklim eylemini ve küresel taahhütleri desteklemede Suudi Arabistan’ın rolüne umut bağladığını vurguladı.
Paris Anlaşması; sera gazı emisyonlarının azaltılması, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin adaptasyonu, gezegen ve toplumlar için dayanıklılık oluşturma yoluyla küresel sıcaklık artışının 2derecenin olabildiğince altında tutulması, hatta 1,5 dereceyi geçmemesini hedefliyor. Hükümetler, söz konusu küresel çabalar kapsamında Ulusal Katkı Beyanları (NDC) adı altında kendi planlarını oluşturuyor. Rogan konuya dair açıklamasında “Planlarımızın yüksek amaçlarımızı yansıtmasını sağlamak için yıllık ilerleme raporları sunmayı, NDC planlarını her beş yılda bir güncellemeyi kabul ettik” dedi.
Birleşik Krallık, Paris Anlaşması’nın 2015 yılında kabul edilmesi ardından kaydedilen gelişmeyi inceleme ve iklim eylemi için güncel bir küresel gündem sağlama yönünde bu yıl kasım ayında Glasgow'da gerçekleşecek COP26 zirvesine başkanlık edecek. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) yakın tarihli raporu, şimdiye kadar yapılan çabaların yeterli etki yaratmadığını, gezegenin halen ısındığını açıkça ortaya koymuştu.
Her zamanki gibi, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi himayesinde yürütülecek olan COP gündemi Paris Anlaşması ve iklim kayıtlarını ele alacak. 1-2 Kasım tarihlerinde dünya liderleri zirvesi düzenlenecek. On binlerce ulusal ve uluslararası müzakereci, hükümet temsilcisi, iş insanı ve vatandaş, 12 gün boyunca sürecek görüşmelere ve etkinliklere katılacak. Birleşik Krallık, COP26 Konferansı'nda ülkelerin ve toplumların her kesiminin iklim felaketine gerçek planlarla yanıt vereceği, gezegenimiz ve insanlarımız için yeşil, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme sözünde duracağını umut ediyor.

Suudi Arabistan’ın iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü
Janet Rogan, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda Suudi Arabistan Krallığı’nın iklim değişikliğiyle mücadelede oynadığı rolün önemine dikkat çekti. Riyad’ın Kasım 2020'de arazi bozuklukları, mercan kayalığı araştırma ve geliştirme çalışmaları, döngüsel karbon ekonomisi için liderler düzeyinde onaylar alınması gibi yeni girişimleri onayladığını hatırlattı. Suudi Arabistan'ın 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilecek elektrik oranını yüzde 50'ye çıkarma hedefine dikkat çeken Rogan, bu yıl mart ayında ağaçlandırma, emisyonları azaltma, biyolojik çeşitliliği artırma ve çevre korumayı destekleme taahhütleriyle ‘Suudi Yeşil Girişimi’ ve ‘Yeşil Orta Doğu Girişimi’nin başlatıldığının altını çizdi.  

Rogan açıklamasını şöyle sürdürdü:
“COP26 başlamadan önce, Riyad'da bu yönde yapılacak olan konferanslarda söz konusu girişimlerin nasıl devam edebileceği hakkında daha fazla bilgi almak için sabırsızlanıyoruz. Krallığın bu konuda artan isteğinin, küresel olarak artan iklim eylemini ve taahhütlerini Glasgow öncesinde etkilemesini umuyoruz.”
Krallığın söz konusu konferans öncesinde ve sonrasında aktif rol oynayacağına dikkat çeken Rogan, konferansın bugün karşı karşıya kalınan küresel krizlerden, toplumsal ve ekonomik büyümeye yönünde birlikte ilerlemenin gereğini vurguladı. Rogan açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“COP26 yaklaşırken halen yapılacak çok şey var. Birleşik Krallık da dahil olmak üzere Paris Anlaşması’na taraf birçok ülke, güncel ve nitelikli NDC planlarını henüz sunmadı. Bunlar zamanında sunulmalı ki COP26’da tartışılmak üzere BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi analizine dahil edilebilsinler.”

İklim konferansından beklentiler
Rogan, konferansın amaçlarına ilişkin şunları söyledi:
“Birleşik Krallık, COP26 konferansı başkanlığında özel sektör ve sivil toplum da dahil olmak üzere tüm ülkelerle ve ortaklarla birlikte çalışıyor. Buradaki amaç, iklim eylemini dört ana hedef çerçevesinde hızlandırmak. Bunlardan ilki, bu yüzyılın ortasına kadar net sıfıra varan emisyon oranlarına ulaşma yoluna girmek. 1,5 derece yolunda bu gerekli. İkinci hedef ülkelerin, endüstrilerin ve toplumların iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamasına, aşırı hava olaylarına karşı direnç oluşturulmasına yardımcı olarak insanları ve doğayı iklim değişikliğinin kötü etkilerinden korumak. Üçüncü hedef iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve gelişmekte olan ülkelerde insanları ve doğayı koruma yönünde mevcut meblağı artırmak. Bu hedeflere ulaşma yönünde çeşitli düzeylerdeki tüm tarafların dayanışma ve iş birliğinde bulunması da dördüncü hedefi teşkil ediyor.”
Rogan ayrıca gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolar iklim fonu sağlanması hedefine ulaşma ve bu fonun projelerde kullanılmasını kolaylaştırma yönünde çalışmanın gerekliliğini vurguladı.

Dünyanın karşı karşıya kaldığı tehditler
Tüm bölgelerin artık iklim değişikliğiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Rogan, Ortadoğu'nun eskiden sıcak olan bölgelerinde şimdi şiddetli sel, orman yangınları ve kar yağışının yaşandığına, Kuveyt ve Irak’taki sıcaklıkların 53 dereceye çıktığına dikkat çekti. Yağışların azalması ve sıcaklıklardaki artış sebebiyle 2000 yılından bu yana üçte bir oranında küçülen Kızıldeniz'in kuruduğunu vurgulayan Rogan, İskenderiye şehrinde deniz seviyesinin yükseldiğini, 5 milyon nüfuslu bu antik kentin denize batmakta olduğunu ve Cidde’nin de hayati tehlike arz eden ani fırtınalar nedeniyle altı ayda bir sel felaketine tanık olduğunu söyledi.  
Sudan’da şiddetli sellerin kaydedildiğini hatırlatan Rogan “Bir şeyleri değiştirmediğimiz müddetçe bu durum hızla kötüleşecek” dedi. Rogan, sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılmasının 2030 yılına kadar küresel emisyonların yarıya indirilmesini gerekli kıldığını vurguladığı açıklamasında “Dayanıklılığımızı artırmalıyız. Sel savunma ve uyarı sistemlerini, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin adaptasyonunu örnek verebiliriz” ifadesini kullandı.  
İngiltere’nin son 30 yılda sera gazı emisyonlarını yüzde 44 oranında azaltmasıyla ekonomide yüzde 78 oranında artışa sahne olan yeşil büyümenin gerçek potansiyelini ortaya koyduğunu vurgulayan Rogan, Birleşik Krallık'ın 2035 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 78 oranında azaltmayı taahhüt eden ilk ülke olduğunu kaydetti. 2024 yılına kadar fosil enerji kullanımının tamamen sonlanması, 2030 yılına kadar da benzinli ve dizel araçların satışına son verilmesi de söz konusu plan kapsamına giriyor.
Birleşik Krallık'ın doğa konusunda yasal olarak bağlayıcı hedefler sunduğunu ve tarımsal sübvansiyonlarda kökten reformlar uyguladığını belirten Rogan şu ifadeleri kullandı:
“Birleşik Krallık, COP26 konferansının bir sonraki başkanı olarak  diğer ülkeleri dünyanın ihtiyaç duyduğu kapsamlı politik kararları almaya zorlamaya devam edecek. Kömür enerjisinin sonlandırılması, çevreyi kirleten araçların aşamalı olarak kaldırılması, tarımın daha sürdürülebilir hale getirilmesi, ormansızlaşma ile mücadele, gelişmekte olan ülkelerin desteklenmesi de bu kapsamda yer alıyor.”

ABD'nin Paris Anlaşması tutumu
Rogan, ABD'nin Paris İklim Anlaşması’na yönelik tutumu hakkında da şu değerlenidrmelerde bulundu:
“Başkan Biden'ın Paris Anlaşması'na yeniden katılma kararını elbette memnuniyetle karşılıyoruz. Güncel NCD’sini Nisan 2021'de sunan ABD, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005’teki seviyelerden daha aşağı, yüzde 50 ile 52’nin altına düşürmeyi taahhüt etti.”
Rogan ayrıca ABD’nin Haziran 2021'de Cornwall'da gerçekleştirilen G7 zirvesinde 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmaya, 2025 yılına kadar iklim finansmanını artırmaya ve iyileştirmeye, 2030 yılına kadar da kara ve okyanusların en az yüzde 30'unu korumaya söz verdiğini hatırlattı.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.