Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Paylaşım mekanizmasına dair bir tutarsızlığın ortasında pozisyonlar için yakın bir mücadele

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
TT

Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)

Basim Fransis
Kürt siyasiler, yeni Irak hükümetini kurmak için Sünni ve Şii güçlerle ‘maraton’ müzakerelerine girmeden önce kendi aralarında ittifak istişareleri yapıyor. Kürdistan özerk bölgesindeki iki iktidar partisi arasında koltuk farkının açılmasıyla pekişen pozisyon paylaşımında ‘çoğunluk’ ve ‘uzlaşı’ formüllerinde beklenen anlaşmazlıklar devam ediyor.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 33 koltukla en yakın rakibine büyük fark atarak bölgede birinci olurken onu, 16 koltukla geleneksel rakibi eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin geçmişte lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) takip etti. İş insanı Şasvar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi 9 koltukla üçüncü, Kürdistan İslami Birlik (Yekgırtu) Partisi 4 koltukla dördüncü oldu. Ayrıca İslamcı çizgideki Adalet Toplumu tek koltuk ele ederken, Kürt güçlerin toplam koltuk sayısı 63 sandalyeye ulaştı. 

İlk istişareler
KDP yetkilileri, KYB ve Yekgırtu partilerindeki yetkililerle görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada, “Anlık diyaloglar rutin toplantılardan öteye geçmeyecek. Daha sonra gerçekleşmesini umduğumuz siyasi görüşmelere de girmeyeceğiz” dedi.
KDP müzakerecileri “tüm güçlerle temas halinde olduklarını ve seçeneklerini belirli bir kategoriye göre sınırlamadıklarını” ifade etti. Müzakereciler, “İki partinin liderlerinin yaptığı açıklamalar, Kürtlerin çıkarına olan stratejik konularda tutumlarının birliğini gösteriyor. Ama buna rağmen özellikle de KYB’nin KDP ile eski dönemden bir hak olarak talep ettiği Cumhurbaşkanlığı makamına dair, eski oturumdaki seçimlerin tekrarında federal pozisyonları paylaşma hususunda bir bölünme ile karşılaşılabilir. Zira Barzani’nin partisi önceki mekanizmayı reddederken, denklemi ‘temsili ağırlık’ kriterine göre yeniden formüle etmeye bağlı” şeklinde konuştu.
KDP, KYB’nin 3 koltuğuna ve muhalif Yeni Nesil Hareketi’nin 1 koltuğuna kıyasla 2 koltuk alarak ilk kez kazanımlar elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar da çatışmanın bir parçası. KYB ve Yeni Nesil Hareketi, vilayete tahsis edilen 12 koltuktan 6’sını elde eden Arap ve Türkmen güçlerin muhalefeti karşısında ek engellerle karşılaşacaklar.
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise KYB liderleriyle Süleymaniye’de gerçekleştirdiği görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Belki seçim kampanyası sırasında iki partimiz arasında bazı görüş alışverişleri oldu ama aramızda hiçbir anlaşmazlık yok” dedi. Muhammed, “Cumhurbaşkanlığı makamının Federasyona veya diğerlerine ait olduğu söylenemez ve biz sadece gerçek ortaklığı görüştük. Pozisyonlara dokunmadık” şeklinde konuştu.
KDP Heyeti, seçim sonuçlarında eli boş dönen ‘Değişim’ hareketinin liderleriyle de bir araya geldi. Parti lideri Ömer Seyyid Ali, sonuçların açıklanmasının ardından liderliğin tüm üyeleriyle birlikte istifasını açıkladıktan toplantıya katılmadı.

Önce Kürt çıkarı
KDP’nin, müzakerelerinde çoğunluk kriterini esas alıp almayacağını belirlemek için, Barzani’nin danışmanı Mesud Haydar, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamasında “Önceliğimiz, Irak devletinin yönetimi, politikaların oluşturulması ve 140. maddenin (Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlık alanları) uygulanması açısından Kürdistan halkının anayasal haklarının güvence altına alınmasıdır. Ülkenin, öncekilerden tamamen farklı, anayasa ihlallerine ve kararlarda tekliklere tanık olduğumuz bir sahne çizmesi gerekiyor. Bu önemli bir noktadır” açıklamasında bulundu. Haydar, “Pozisyonların ve diğer ayrıntıların ele alınması; federal devletin yönetimine ilişkin net bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varıldıktan ve ortaklık, denge ve uzlaşmanın ilke ve temellerinin vurgulanmasından sonra gelecektir” şeklinde konuştu.
Yeni Irak hükümetinin kurulmasına yönelik istişarelerin fiilen başlamasından önce Kürt güçler arasındaki görüşmelerin sonuçları, ‘anayasada öngörülen ve cumhuriyet kararnamesi ile görevlendirilen en büyük parlamenter bloğun özelliklerini belirlemeyi’ amaçlayan Şii mevkidaşları arasındaki anlayışların sonuçları netleşene kadar askıya alındı. 2005 yılındaki ilk seçimlerin yapılmasından bu yana Irak’ta hüküm süren siyasi gelenek, Şiilerin başbakanlığı, Sünnilerin meclis başkanlığını ve Kürtlerin cumhurbaşkanlığını üstlenmesini gerektiriyor.
Bu bağlamda Mesud Haydar, parlamenter ağırlığın Kürt Meclisi içindeki müzakerelerde belirleyici bir rol oynayacağını belirtti. Haydar, “Mesud Barzani ve parti liderlerinden, Kürt müzakere kağıdını desteklemek için mecliste koltuk alamamış olanlar da dahil olmak üzere Kürt güçlerinden oluşan bir grup veya ittifak oluşturulması yönünde bir talep var” dedi. Mesud Haydar, “Partimiz Kürdistan kuvvetlerinin koltuklarının yüzde 52’sinden fazlasını temsil ediyor. Buna rağmen bölgenin anayasal hakları için birleşeceğiz. Bölgedeki Kürtlerin ve bileşenlerinin haklarını da savunuyoruz. Aynı durum Şii ve Sünni vatandaşlar için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.
KYB liderleri de daha önce partinin konumunun ve rolünün meclisteki koltuklara göre değil, tarihi ve askeri rolüne göre belirlendiğini ifade etmişti. KYB’ye bağlı medya organları, KDP’nin Kerkük’ü siyasi anlaşmaları kapsamına sokmaya yönelik herhangi bir girişimi karşısında durduklarını söylerken, “Bu, kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Siyasi kazanımlar elde etmek için pazarlıklara konu edilmesini bir daha kabul etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Bu tavır karşısında Haydar, “Tüm siyasi süreç uzlaşmalara dayalıdır. Kürt siyaseti içinde de uzlaşma gereklidir. Sonuçta herkes bölge halkını koltuğuna göre temsil edecektir. Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere makamların paylaşımı ise, hâkim siyasi geleneklere göre, Kürtlerin hakkıdır ve aynı zamanda uzlaşmaya tabidir. Ancak birlikteki kardeşlerin payından olması şart değildir, kimsenin tekelinde de değildir. Kürt bloklarıyla anlaştıktan sonra pozisyon için kimin Kürtlerin adayı olacağına Başkan Barzani karar verecektir. Kürtler vilayet düzeyinde parlamenter temsilde çoğunluğa sahip ve buradaki en önemli şey istikrarı sağlamak. Arapların, Türkmenlerin ve Hristiyanların olduğu kadar Kürtlerin de haklarını savunacağız. Bu bir Kürt şehridir, ancak çok çeşitli bir renk tonuna sahiptir” dedi.

Zayıf ve güçlü yönler
KYB’nin iki lideri olan Molla Bahtiyar ve Latif Raşid de dahil olmak üzere iki ana partinin cumhurbaşkanlığını devralması için önerilmesi beklenen isimler medyaya yansıdı. KDP’den sunulan isimler ise mevcut Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, eski Maliye Bakanı Hoşyar Zebari ve Azad Barvari.
KDP’nin kendi koşullarını ne ölçüde empoze edebildiğine ilişkin olarak Kürt siyasi analist Mesud Abdulhalık, “Mevki paylaşımında çoğunluk ilkesinin dayatılmasında Barzani’nin partisinin çıkarına olan noktalar var ve etkili görünen diğer noktalar, bu çabanın karşısında KYB’nin lehine duruyor” şeklinde konuştu. Abdulhalık, “Güçlü yönleri, parlamenter üstünlüğe ek olarak, Lahor, Yekgırtu Eş Başkanı Şeyh Cengi’nin, mevkidaşı ve amcasının oğlu Bafel Talabani lehine sahneden uzaklaştırılmasında yatmaktadır. Aksi takdirde bugün farklı sonuçlara ve partinin toplam seçmen oylarında düşüşe tanık olurduk” ifadelerini kullandı.
Ancak Abdulhalık, zayıf noktaların Barzani’nin partisinin ‘çoğunluk ilkesini kendi istediği şekilde takip etme’ çabalarını engellemede en etkili olduğunu belirtti. Siyasi analist, “Irak düzeyinde, bölgesel ve uluslararası düzeylerde KDP’nin konumu geçmişe göre daha zayıf görünüyor. Koltuk sayısının arttığı doğru. Ama önceki seçimlere göre 300 binden fazla oy kaybetti. Değişim Hareketi, Adalet Toplumu ve Yekgırtu gibi seçimlerde kaybeden partiler de var. Onlar da bu başarısızlığın sebeplerini      KDP’ye bağlıyorlar. Bu durum, Barzani’nin çabalarıyla uyumlu değil. Bunlar, KYB’nin güçlü yönleridir” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik anlaşma
Mesud Abdulhalık, “Anlaşmazlıklar, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, koltuk sayısına göre çözülür. Çünkü iki taraf, bölgedeki idari bölümün kurulduğu uzlaşıya dayalı bir stratejik anlaşmaya bağlıdır. Öyle ki Yekgırtu lideri Molla Bahtiyar, daha önce partinin nüfuz kriterinin parlamenter ağırlıkta değil, siyasi, askeri ve tarihi ağırlığında olduğunu vurgulamıştı” dedi. Yekgırtu düzeyinde ise Abdulhalık, “Genel olarak koltuk sayısını korumasına rağmen seçmen sayısı da önemli ölçüde azaldı. KDP rakibine göre bu sayı artarken, Kerkük düzeyinde azaldı. Belki KDP, Kerkük vilayeti ve cumhurbaşkanlığı pozisyonları arasında pazarlık yapmaya çalışacak. Ancak daha önceki anlayışların kökeninde, Cumhurbaşkanının konumu, bölge başkanının konumuna tekabül ediyor. İki partinin vilayet pozisyonuna bir Kürt adayı dayatmak için yeniden çakışması beklenirken, tartışmaların, itme ve çekme girişimlerinin kısa bir zaman almayacağına şüphe yok” şeklinde konuştu.

Muhalif güçler
Bölge parlamentosunda 9 koltuklu muhalif Yeni Nesil Hareketi, hareketin yeni hükümete katılabileceğini reddetti. “Bağdat’ta herhangi bir pozisyon istemiyoruz” diyen Hareket, halkın taleplerinin istişarelerin temeli olduğunu söyledi. Hareket, tepkisini birkaç ön koşulla Kürt pozisyonunun birliğine bağlarken, bu koşulları da ‘bölgede parlamento ve il seçimlerinin yapılması için tarihin belirlenmesi, bağımsız bir seçim komisyonunun oluşturulması, mevcut Yargı Konseyi’nin partizan kotalarından uzaklaştırılarak seçilmiş bir komisyonla değiştirilmesi ve tutuklu politikacıların, aktivistlerin ve gazetecilerin serbest bırakılması’ olarak sıraladı. Hareket ayrıca, “Bağdat’ta pozisyon kavgası yapmak yerine, Bağdat’la anlaşmazlığa düşen bölgeler restore edilmeli, Peşmerge sorunu çözülmeli ve bölgenin federal bütçedeki payı sabitlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde 4 koltuklu Yekgırtu, Kürt siyasetinin birleştirilmesine ilişkin içeriğini açıklamadığı şartlar ortaya koyarken, diğer yandan da Irak hükümetine katılma arzusunu dile getirdi. Ancak İslamcı çizgideki Adalet Toplumu, hükümete katılmayı reddederek, sözcü Muhammed Hakim ise “Herhangi bir diyaloğa veya ittifaka katılmayacağız” dedi.
Ağırlıklar, Kürtler arasındaki ön anlaşmaların varlığına ve Sünnileri (43 koltuk) temsil eden eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Şii Sadr Hareketi (73 koltuk) liderliğindeki bir ittifaktan yana. Kanun Devleti lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin geri dönme olasılığı ve Sadr hareketiyle çatışan Şii güçlerin desteğiyle Sadrcıları aşabilecek kazanımlar elde etmesi durumunda ön plana çıkabileceği hakkında ise bir beklenti hali mevcut. Öyle ki bağımsızların yanı sıra Kürtler ve Sünni partilerin önünde 73 sandalyeye ulaşabilmesi mümkün.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.