Pfizer: Aşının çocuklardaki faydaları risklerine ağır basıyor

Koronavirüs enfeksiyonun atlatılmış olması uzun süreli bağışıklık sağlamıyor

Kamboçya’da çocuklara özel aşı merkezlerinden biri (AFP)
Kamboçya’da çocuklara özel aşı merkezlerinden biri (AFP)
TT

Pfizer: Aşının çocuklardaki faydaları risklerine ağır basıyor

Kamboçya’da çocuklara özel aşı merkezlerinden biri (AFP)
Kamboçya’da çocuklara özel aşı merkezlerinden biri (AFP)

Pfizer şirketi, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşısının 5-11 yaş arası çocuklarda hastalığın enfeksiyonlarını engelleme etkinliğinin yüzde 90’ı aştığını duyurdu. Bu açıklama, şirketin aşının çocuklarda kullanımına yönelik izin alma talebini destekleyen bir açıklamada geldi. Yeni veriler ise, bağımsız uzmanlardan oluşan bir Danışma Komitesi’ni aşının söz konusu yaş grubunda kullanılmasına yeşil ışık verip vermeme konusunda oylama yapmak üzere Salı günü toplantı çağrısında bulunan ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) web sitesinde yayınlandı.
Söz konusu veriler, rastgele bir şekilde gerçek aşı ve plasebo olmak üzere iki gruba ayrılan 2 bin 250 kişi üzerinde yapılan testlerin 8 Ekim’e kadar biriken verilerinin analizine dayanıyordu. Vakaların çoğu, ABD’de ve dünya genelinde Delta varyantının baskında olduğu bir zamanda kaydedildi. Pfizer açıklamasında, daha önce SARS-CoV-2 enfeksiyonu olmayan katılımcılarda aşının ikinci dozundan en az 7 gün sonra ortaya çıkan, laboratuvar tarafından doğrulanmış semptomatik Kovid-19 enfeksiyonuna karşı yüzde 90,7 olduğu belirtildi.
Denemelerde, çocuklar için 10 mikrogramlık bir doz kullanılırken, daha büyük yaş grupları için 30 mikrogram kullanıldı. Aşının dozları 3 hafta ara ile uygulandı.
Aşı uygulanan kişiler arasında tehlikeli semptomları olan hiçbir Kovid-19 vakası kaydedilmedi. Aynı zamanda, Kovid-19 enfeksiyon sonrası görülebilen nadir ancak ciddi bir durum olan, çocuklarda multisistem inflamatuar sendrom (MIS-C) vakası da kaydedilmedi.
Resmi verilere göre, ABD’de pandeminin başlangıcından bu yana 5-11 yaş arasında Kovid-19’a bağlı olarak 158 çocuk hayatını kaybetti. Pfizer yaptığı açıklamada çocukların Kovid-19’a bağlı can kaybı oranının yetişkinlere göre çok daha düşük olmasına rağmen, Kovid-19’un ABD’de 2021 Ocak-Mayıs aylarında 5-14 yaş arası çocuklarda ilk 10 ölüm nedeni arasında yer aldığını belirtti.
Pfizer, herhangi bir kalp kası iltihabı veya kalp zarı iltihabı vakasının kaydedilmediğini bununla birlikte çalışmadaki katılımcı sayısının çok nadir görülen yan etkileri incelemek için yeterli olmadığını vurguladı. Her halükârda ergen ve yetişkin erkeklerin bu gibi durumlara karşı daha duyarlı olduğu düşünülüyor. Söz konusu çalışma ile Pfizer ilk kez verilerle birlikte aşının çocuklar üzerindeki etkinliğine ilişkin tahminler yayınlamış oldu. Şirket önceki verilerinde, aşısının güvenli olduğunu ve güçlü bir bağışıklık tepkisi sağladığını belirtmekle yetiniyordu.
Pandemi süresince, birkaç ilaç şirketi büyük başarılar elde ettiklerini açıkladılar ancak söz konusu şirketler bazı uzmanları kızdıran bir şekilde, yetersiz verilerle basın açıklamaları yayınlamakla yetindiler. FDA’nın yakın bir zamanda Pfizer’in çocuklar üzerinde uygulanmasına yönelik analizlerini içeren bir belge yayınlanması bekleniyor. Söz konusu belge FDA’nın, Kovid-19 aşısının belirtilen yaş grubu üzerinde kullanımının faydalarının risklerine ağır basıp basmadığı konusundaki görüşünü de içerecek.
Joe Biden başkanlığındaki ABD yönetimi, bilimsel kuruluşlar izin verir vermez ülkenin, 5-11 yaş arasındaki toplam 28 milyon çocuk için aşı dozları dağıtmaya hazır olduğunu duyurdu. Uzman heyetin toplantısının ardından, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) 2 ve 3 Kasım tarihlerinde bir toplantı yapacak. Bu iki toplantıda söz konusu yaş grubu için aşı kullanılması için oy kullanılması halinde, resmi onay günler veya haftalar içinde verilebilir.
Diğer yandan, geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir çalışma, Kovid-19 enfeksiyonunun atlatılmış olmasının, aşı olmamış kişiler için virüse karşı uzun süreli bağışıklık sağlamadığını, bu kişilerin aylar sonra yeniden enfekte olabileceklerini öne sürdü. Çalışma, Yale ve Kuzey Carolina üniversitelerinden araştırmacılar tarafından yürütüldü ve sonuçları The Lancet dergisinde yayınlandı. Söz konusu çalışmaya göre, koronavirüs aşısı olmayan kişiler, her 16 ila 17 ayda bir enfekte olma ihtimalini göz önünde bulundurmaları gerekiyor.
Koronavirüs yeni bir virüs ve bununla ilgili çalışmalar henüz ilk aşamalarında, bu nedenle bir önceki enfeksiyonun sağladığı bağışıklığın süresi hakkında soru işaretleri oluşuyor. Yeni araştırmaya göre, bu soruya koronavirüs benzeri virüsler cevap veriyor. Araştırmacılar, SARS-CoV-2 virüsüne benzeyen 6 virüsün 1948’e kadar uzanan geçmişini inceleyerek enfeksiyon sonrası verilerini incelediler. Söz konusu incelemede aşılanmamış kişilerin benzer virüsler ile yeniden enfekte olmalarını ele aldılar ve enfeksiyonun bir kere atlatılmış olmasının kişiye ömür boyu koruma sağlamadığı sonucuna ulaştılar.
Araştırmacılar bu verileri kullanarak, aşı olmamış kişilerin ortalama olarak 16 ay içerisinde yeniden enfekte olabilecekleri tahmininde bulundular. Bununla birlikte, enfeksiyonun geri dönüşünün üç ay veya daha kısa sürede de olabileceğine yönelik uyarıda da bulundular. Araştırmacılar, önceden geçirilmiş bir enfeksiyonun sonraki enfeksiyonlara karşı uzun vadede çok az seviyede koruma sağlayabileceğini belirterek aşı olmaları gerektiğini vurguladılar. Ayrıca, virüsle yeniden enfekte olunmasının bazı kişilerde aylar, bazılarında ise yıllar sürebileceği belirtildi.



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy