ABD’nin casusluk suçlamasıyla yargılamak istediği Julian Assange, ister ‘ileri teknoloji teröristi’ ister medya özgürlüğü savunucusu olarak kabul edilsin, imajı yıllar içinde zedelenmiş olsa bile kendisini her ne pahasına olursa olsun şeffaflığın ateşli bir savunucusu olarak sunuyor.
Bir İngiliz mahkemesi ocak ayında, saçları beyazlayan 50 yaşındaki Avustralyalı Assange'ın intihar etme riski nedeniyle ABD'ye iadesinin reddine karar verdi.
ABD’nin Girişimi
Ancak çok sayıda gizli belgeyi sızdırdığı için Assange'ın peşini bırakmayan ABD söz konusu karara itiraz etti. İtiraz, çarşamba günü görülecek duruşmada değerlendirilecek.
Assange, 2010 yılında Washington'un askeri ve diplomatik faaliyetleriyle ilgili 700 binin üzerinde belgeyi WikiLeaks'te yayınladı. Ardından ABD’nin hedefi haline geldi ve hakkında 175 yıla kadar hapis cezası istendi.
Assange şu an güneydoğu Londra'daki Belmarsh Hapishanesi’nde tutuluyor. Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü Nils Melzer, Assenge’nin gözaltı koşullarını kınadı. Hayatını tehlikeye atan insanlık dışı şartlara tepki gösterdi.
Assange, yedi yıl önce tecavüz nedeniyle İsveç'te yargılandı. Davanın düşmesinin ardından Müslüman kılığında sığındığı Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği’nden Nisan 2019'da çıktı ve sıkı korunan hapishaneye nakledildi.
Assange’ın büyükelçilikte kaldığı dönemde 37 yaşındaki Güney Afrikalı Stella Morris ile ilişkisi vardı. Bu ilişkiden iki çocuğu dünyaya geldi.
Assange-Rusya ilişkisi
Bununla Assange’ın bir "siber savaşçı" olarak imajı, özellikle 2016’daki ABD başkanlık seçimlerinde, kritik bir anda Demokratların kaderini etkileyen ve Demokrat Parti ve Hillary Clinton'ın kampanya ekibinden gelen binlerce e-postayı yayınlamasıyla azaldı.
Bu sızıntılar, bir miting sırasında ‘WikiLeaks'i seviyorum!’ diyen Cumhuriyetçi aday Donald Trump tarafından övülürken, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), WikiLeaks'in belgelerinin Rus ajanlarından alındığını savundu. Sitede ise bu iddialar yalanlandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre on beş yaşındayken, matematik, fizik ve bilişim okuyan ve Melbourne'e yerleşmeden önce Avustralya’ nın otuzdan fazla şehrinde yaşayan Assange. Daha sonra hacker çevrelerine karıştı. ‘Mindex’ takma adını kullanarak ABD Uzay Ajansı (NASA), ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve benzeri kurum ve kuruluşların internet sitelerini hacklemeye başladı.
Söz konusu dönemde velayeti konusunda annesiyle anlaşamadığı ilk oğlu Daniel doğdu. WikiLeaks'i ‘basını özgürleştirmek’ ve ‘devletin sırlarını ve suistimallerini ortaya çıkarmak’ için kurduğunu söyledi. Bir biyografi yazarına göre kendisi bu noktadan sonra ‘dünyanın en tehlikeli adamı’ oldu.
700 binden fazla gizli belge
Assange, 2010 yılında ABD'de karışıklığa yol açan 250 binin üzerinde diplomatik yazışma da dahil Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binden fazla gizli belgeyi sızdırdı ve geniş çapta tanındı. Assange’ı savunanlar onu bir ‘medya özgürlüğü şampiyonu’ olarak gördü.
Söz konusu dönemde ABD Başkanı Barack Obama’nın yardımcısı olan Joe Biden, Assange'ı Vietnam Savaşı hakkında 1970'lerde ABD'nin yalanlarını ifşa eden ‘Pentagon Belgeleri’ meselesinin varisi olmaktan çok ‘ileri teknolojiye sahip bir terörist’ olarak gördü.
Biden’a göre gerçek bir terrist olan Assange hakkındaki eleştiriler hız kazandıkça ünü de arttı.
2011 yılında aralarında New York Times, The Guardian ve Le Monde’un da bulunduğu WikiLeaks belgelerini aktaran beş gazete, ‘belgeler bazı kaynakları riske atabilir’ uyarısı ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nın mesajlarını düzenlemeden yayınlayan sitenin çalışma şeklini kınadı. Bu eleştiriler, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın uyguladığı iletişim izleme programlarını basına açıklayan Edward Snowden tarafından da tekrarlandı. Tüm bunlara rağmen Assange, İngiliz tasarımcı Vivienne Westwood ve iade edilmesine karşı çıkan bir dizi gazeteci derneği de dahil olmak üzere halen ciddi bir desteğe sahip.