Galatasaray, Lokomotiv Moskova maçında seyirci kısıtlaması uygulamayacak

Galatasaray, Lokomotiv Moskova maçında seyirci kısıtlaması uygulamayacak
TT

Galatasaray, Lokomotiv Moskova maçında seyirci kısıtlaması uygulamayacak

Galatasaray, Lokomotiv Moskova maçında seyirci kısıtlaması uygulamayacak

Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi E Grubu'nda Rusya'nın Lokomotiv Moskova ekibi ile oynayacağı maçın hazırlıklarını tamamladı. Galatasaray Kulübü, maçta herhangi bir seyirci kısıtlaması uygulanmayacağını duyurdu. 
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde teknik direktör Fatih Terim yönetiminde 15 dakikası basına açık olarak gerçekleşen antrenmanda, futbolcular ısınma hareketlerinin ardından 3 grup halinde top kapma çalışması yaptı.
Antrenmanın basına kapalı bölümünde ise taktik çalışmasının yapıldığı aktarıldı.
Tedavilerine devam edilen Sacha Boey ve Arda Turan idmanda yer almadı.
Seyirci kısıtlaması uygulanmayacak
Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, karşılaşmaya yüzde 100 kapasite ile seyirci alımına yönelik yapılan başvurunun Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından reddedildiği bildirildi.
TFF'nin 9 Kasım Salı gününden itibaren Türkiye'de oynanacak tüm maçlarda yüzde 50 olan seyirci kapasitesini yüzde 100'e çıkardığı hatırlatılarak, "Kulübümüzce alınan karar gereği, saat 20.45'te Lokomotiv Moskova ile UEFA Avrupa Ligi E Grubu'nda oynayacağımız müsabakada herhangi bir seyirci kapasite kısıtlamasına gidilmeyecektir." denildi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle uzun süredir dolu tribünler önünde maça çıkmadıklarının aktarıldığı açıklama, "Uzun bir aradan sonra, büyük Galatasaray taraftarının güçlü desteğini hissedeceğimiz bu müsabakada buluşmayı heyecanla bekliyoruz." ifadeleriyle sona erdi.
Galatasaray Teknik Direktörü Terim: Kimse maçın kolay geçeceğini beklemesin
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan tecrübeli teknik adam, Lokomotiv Moskova'nın teknik direktör Markus Gisdol geldikten sonra çıkışa geçtiğini belirtti.
Rus ekibinin Gisdol yönetiminde oynadığı 4 maçta sadece Galatasaray'a yenildiğini hatırlatan Terim, "Kimse maçın kolay geçeceğini beklemesin. Bir puanları var ama matematiksel olarak hala iddiaları var. Deplasmanda oynadığımız maç planladığımız şekilde bitti. Gruptan birinci çıkmamız için Lokomotiv Moskova maçı stratejik bir önem taşıyor. Bizden sonra Marsilya-Lazio maçı var. Eğer kazanırsak 10 puan yapıyoruz. Oradan çıkacak sonucun da önemi var. Grup liderinin doğrudan son 16 turuna gittiği bir ortamda, grup ikincisinin Şampiyonlar Ligi'nden gelen rakiplerle oynayacağını düşünecek olursak grup birinciliğinin önemi çok açık. Lokomotiv Moskova bireysel olarak önemli oyunculara sahip. Baskıyı seven, topun kendisinde kalmasını isteyen bir takım. Ama zayıf ve güçlü yanlarını da iyi tespit ettiğimizi düşünüyorum. İlk maça göre daha zor geçeceğini tahmin ediyorum. Biz de çalışmalarımızı yaptık ve ona göre de oynayacağız." diye konuştu.
Fatih Terim, Avrupa'da tekrar kupa kazanmak gibi bir hedeflerinin olup olmadığına yönelik soruyu, "Hayaller olmadan hiçbir şey olmaz. 'Bu gruptan çıkarsak bizim de söyleyeceğiz çok şey olur.' demiştim. Şu ana kadar iyi gidiyoruz. Bu gruptan çıkarsak birçok şeyi hayal edebiliriz. Niye olmasın. Hakikaten çok zorlu bir grupta yarışıyoruz. Neredeyse Şampiyonlar Ligi grubu çektik diyorum ısrarla. Buradan çıktığımız zaman zaten son 16 turuna çıkıyoruz. Turu geçersek, bundan sonra çıkacak rakibimiz aşağı yukarı burada karşılaştığımız rakipler ayarında olacak. O yüzden ikili maçlarda her şey olabilir." şeklinde yanıtladı.
Fatih Terim, Lokomotiv Moskova ile yapacakları maçın tam seyirci kapasitesiyle oynanması için Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) yaptıkları başvurunun kabul edilmediğini anlatarak, "Galatasaray Kulübü olarak pandemi süreci başladığından itibaren tüm mevzuatlara uyduk, uymaya da devam ediyoruz. Rakiplerimizin üçer dörder bin taraftar aldığı durumlarda daha biz Ali Sami Yen'de TFF ne demişse onlara uyduk. Bugün Türkiye Futbol Federasyonumuz tarafından alınan bu karara da uyarız. Yüzde 100 kapasiteye 9 Kasım'da geçiliyor ama 4 Kasım'da geçilemiyor. Federasyonumuzun bu 5 gün için bildiği bir şey var ki biz de saygıyla karşılıyoruz. 5 gün için merak etmiyor değiliz ama yine uyacağız. Ancak ben 20-25 bin kişinin 50 bin kişilik bir efekt yaratacağını düşünüyorum. Ali Sami Yen'de biz bunlara alışkınız." değerlendirmesinde bulundu.
Tecrübeli teknik adam, Avrupa Ligi'nde oynadıkları futbol, genç oyuncuları, takımın durumu ve grup lideri olmalarının Avrupa'da takip edildiğini vurgulayarak, "Galatasaray son yıllarda ilk defa bir maça favori olarak çıkıyor. Bu bile bizim nereye gideceğimizi gösterecek bir şey. Onun için durumayız. Başkanımızla da konuştuk, ocak ayında bazı plan ve projelerimiz var. Bazı şeylere hazırız. Herkes de değişime hazır olmalıdır. Sadece alma ile değil verme ve alma arasında geçecek olan hadisede hazır olmalıdır. Mevcut takımımızdan memnunuz ama her zaman daha iyisi vardır. Ocak ayında o felsefeyle hareket edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörü görevinde bulunurken uygulamaya koydukları yabancı futbolcu kontenjanında son dönemde yapılan değişikliğin sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"Bu konuyu kulüplere anlatırken 3-4 tane durum üzerinde durmuştum. Çok büyük paralarla Türkiye'de yedek kalan Türk oyuncuların dışarıya gitmek istememesi. Büyük para alıyor, niye gitsin. 'Dışarda oynama zorunluğu olacaktır.' dedik. Geldi geçti, kural değişiyor ama bu kuralın ana hedefinin 14 Türk olduğunu bir türlü anlatamadım ben çok kişiye. Yabancı zaten serbestti. Arkadaşlar, bu bir bakış açısı, bir anlayış. Yasaklarla hiçbir yere varamayız. Bugün Rusya tekrardan yabancıyı serbest bırakma aşamasında. Oyuncuyu Türk ya da yabancı diye ayırt edemezsiniz. Ben geçen sene aşağı yukarı 10-15 Türk oynattım. Oynatan birçok takım var. Dolayısıyla parayı kulüplerin verdiği bir yerde kararı da onların vermesi gerekir. Bunun için UEFA ve TFF'nin kriterleri var zaten. Yoksa ceza görüyorsunuz. Yani asgari bir müşterekte birleşmekte yarar var. 'Bu kadar fazla yabancı olduğu zaman Türk oyuncusu yetişmiyor.' anlayışına hiçbir gün inanmadım. Türk Milli Takımı Teknik Direktörü olarak o gün o kararı uygulayan ve bundan zarar görecek olan da bendim. Biz 2016 Avrupa Şampiyonası'na gittik."
Yabancı futbolcu kontenjanıyla ilgili bazı ülkelerden örnek veren Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben Türk oyuncuların kaybolmasına göz yumabilir miyim? Bunu yabancı yerli diye ayırmamak lazım. Bugün Anadolu takımları bu kuraldan dolayı hepimize kafa tutmuyorlar mı, daha zevkli geçmiyor mu? Gidiyorlar en ekonomik oyuncuyu buluyor ve gelip bizi de başkalarını da her yerde yeniyorlar. Neredeyse maçtan önce favoriyi kaldırdılar. Türk oyuncuya zarar gelsin ister miyiz ? 'Yabancı futbolcu olduğu için Türk Milli Takımı'na oyuncu bulamıyoruz.' şeklindeki bir düşünce nasıl olabilir. Bu çok inandırıcı değil. Bugün dünyanın en önemli takımlarında oynuyorlar. 21 kişi çağıracaksan bunun 15'i dışarıdan geliyor. 30 kişi çağıracaksan 20'si oradan geliyor. Futbol dinamik bir oyun her gün değişime ayak uydurmalısınız. Kulüplerin ikna olması lazım, rekabet olması lazım. Her oyuncu bizim için aynı dilde, aynı mesafededir. Yoksa benim için sorun değil. Ben 4+2'de de oynadım, 6+2'de de oynadım, 3+1'de de oynadım. UEFA Kupası şampiyonu olurken karşımızdakiler 18, 20, 21 yabancıyla oynarken biz 4+2 ile oynadık. İnandırıcı, mantıklı, makul olmak lazım. Ortak bir kansensüs sağlayarak karar almak lazım. Bu asla Türk futbolcularına zarar veren bir hadise değildir."
Fatih Terim, sakatlığı bulunan futbolcuları Sacha Boey'in durumuyla ilgili olarak "Kas sakatlığından dolayı Marsilya maçına kadar oynamadı. Marsilya maçında forma giydi, 65 dakika çok iyi oynadı. O dakika işaret etti, ağrısı olduğunu. Riske girmeden oyundan aldık. Çünkü milli maçlar arasında kendine getiririz diye düşündük. Beşiktaş maçında da olabilir diye ben söylemiştim. Tedavisi tamamlanmıştı. Testlerde hızlara çıktığı zaman biraz ağrı hissetti. Kendisinden bir süre daha faydalanamayacağız. Maalesef futbol içinde bu tip sakatlıklar ve şanssızlıklar var. Sacha genç bir oyuncu ve kendisinden beklentilerimiz büyük. Sezonun en erken açan takım biziz. Buna rağmen en az kas sakatlığı yaşayan takım da biziz. İnşallah böyle devam eder. Sacha 'Paris'te tedavi olabilir miyim?' dedi. Ben de makul karşıladım." diye konuştu.
Tedavisine devam edilen Arda Turan'ın da ciddi bir sakatlık geçirdiğini anlatan Terim, "Arda çok ağır bir sakatlık geçirdi. Arda koşmaya başladığı an ağrısı var. Alçısı çıktı. Her gün tedavide, her gün çalışmada. 'Böyle bir durumda çok küçük bir eşik var. Ağırlarla o eşiği atladığımızda bir hafta gibi kısa bir sürede takıma bile verebiliriz.' dediler. Biz de onu bekliyoruz. Çok üzülüyor. Onun olması gereken bazı maçlar vardı. Sahanın içinde halledebileceği maçlar vardı. Oynamasa da görevini fazlasıyla yapıyor. Biz de özledik. İnşallah bir an evvel gelecek." değerlendirmesinde bulundu.
Fatih Terim, Beşiktaş ile oynadıkları maçtan sonra kulüp yöneticilerinden Remzi Sanver ve ardından başkan yardımcısı Rezan Epözdemir'in yaptığı açıklamaların sorulması üzerine, "Ben Gaziantep maçından sonra konu ile ilgili yorumumu yaptım. Üzerine söyleyebileceğim yeni bir şey yok. Ancak rakiplerinin kaybettiği haftada kazanan bir Galatasaray var. Avrupa grubunda gol yemeden lider olan Galatasaray var. Oynadığı futbolla, genç kadrosuyla Avrupa'da kendinden söz ettiren bir Galatasaray var. Son zamanlarda ilk defa Avrupa maçına favori olarak çıkan Galatasaray var. Ben bunun konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Müsaade ederseniz sadece sahaya motive olmak istiyorum." ifadelerini kullandı.
Marcao: Aslında yarın yapmamız gereken, bundan önceki 3 maçta yaptığımız şeyler olmalı
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Galatasaray'ın Brezilyalı futbolcusu Marcao Teixeira,Avrupa Ligi'nde bu sezon iyi bir performans sergilediklerini dile getirerek, "Aslında yapmamız gereken, bundan önceki 3 maçta yaptığımız şeyler olmalı. Hem defansif hem de ofansif anlamda. Avrupa Ligi'nde telafisi olmayan maçlara çıkıyorsunuz. Süper Lig'de telafi edebiliyorsunuz ama Avrupa'da telafisi pek mümkün olmuyor. Bu bilinçle çıkacağız. Hocamız her zamanki gibi bizi en iyi şekilde hazırladı. Defansif anlamda kompakt oynayan bir Galatasaray olacak. İleride de çok yetenekli, gole giden arkadaşlarımız var. Takım olarak savunmada iyi oynayıp, rakibimize şans vermediğimiz zaman hücumda mutlaka golü bulacağımızı düşünüyorum." diye konuştu.
Avrupa Ligi'nde her maça ayrı motive olarak ilerlemeleri gerektiğini aktaran Marcao, şunları kaydetti:
"Çok uzun vadeli konuşmak anlamsız. Maç maç bakmamız lazım. Avrupa Ligi'nde bu zamana kadar çok iyi performans göstermiş bir Galatasaray var. Ben ve arkadaşlarım bugüne kadar çıkıp elimizden geleni yaptık ve çok güzel sonuçlar aldık. Burada çok önemli bir parantezi Fatih hocamıza açmamız gerekiyor. Liderimiz, hocamız bütün maçlara bizi çok iyi hazırlıyor. Maçlarda olabilecek her şeyi bize anlattı. Bizi çok iyi çalıştırdığı için onun da meyvelerini sahada yedik. Genç bir takımız, öğrenmeye açık bir takımız. Tecrübeleneceğiz. Fatih hocamızın önderliğinde bu tip başarıları elde ediyoruz. Umarım her maça final gözüyle bakarak, devam ederiz."
Marcao, Spor Toto Süper Lig'de cezalı olduğu dönemde Avrupa Ligi maçlarında oynadığını hatırlatarak, "Bu dönemde Avrupa maçları bana yardımcı oldu. Hem fizik hem de psikolojik olarak zor bir dönem geçirdim. Bu dönemde başta Fatih hocamız olmak üzere bütün hocalarımız yanımdaydı. Takım arkadaşlarım da aynı şekilde. Beni en iyi şekilde hazırladılar. Bu da Avrupa maçlarındaki performansıma yansıdı." şeklinde görüş belirtti.
Bir gazetecinin, "Portekiz Milli Takımı'nı tercih edeceğine yönelik iddialar hakkında neler söylemek istersin?" şeklindeki sorusu üzerine Marcao, "Brezilya pasaportum var. Portekiz'de 1,5 sene oynadım. Portekiz vatandaşlığını almanız için 5 seneyi tamamlamanız lazım. Gerçeği yansıtmayan haberler." değerlendirmesinde bulundu. Bu sırada araya giren Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, "Biz Brezilya'da oynayabileceğini düşünüyoruz." ifadesini kullandı.
Brezilyalı futbolcu, takım arkadaşı Kerem Aktürkoğlu ile yaşadığı olaya ilişkin soruya da "Bazen kötü olaylar iyi şeyler getirebiliyor. Ben bu olayı böyle değerlendirdim. Belli bir dönem takımdan uzak kalmam, takımı dışardan izlemem bana bir yönden avantaj sağladı. Kendi analizimi yapma adına bana yardımcı oldu. Bazen kötü şeylerden önemli dersler çıkartılabiliyor. Belki de bu dönem benim için hayırlı oldu." cevabını verdi.

Lokomotiv Moskova Teknik Direktörü Gisdol: Yarınki maçta alacağımız puanlar bizim için çok önemli
UEFA Avrupa Ligi E Grubu'nda Galatasaray'la karşılaşacak Rusya ekibi Lokomotiv Moskova'da teknik direktör Markus Gisdol grupta şanslarının devam etmesi için yarınki maçtan puan almak istediklerini söyledi.
Karşılaşmanın oynanacağı Nef Stadı'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Gisdol, "Bu statta oynamaktan çok mutlu olacağız. Buradaki atmosfer çok farklı olacak ve o heyecanı yaşamak istiyoruz. Kendi şansımızı maksimum şekilde değerlendirmek için elimizden geleni yapacağız. Buradan puan kazanmayı ümit ediyoruz. Bu ligde devam etmek için yarınki maçta alacağımız puanlar bizim için çok önemli. Gruptaki geleceğimiz için maç maç düşünmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Son ana kadar iyi bir netice almaya çalışacaklarını söyleyen Alman teknik adam, "Sahaya çıkacak her futbolcu son dakikaya kadar elinden geleni yapacak. Rus takımlarının böyle bir özelliği var. Sona geldiklerinde becerilerini gösterirler. Buradan iyi bir neticeyle dönmek istiyoruz." şeklinde konuştu.
İlk maçta alınan mağlubiyete değinen Gisdol, "Galatasaray'ın yaptığı gibi oyuncuları vaktinde değiştiremedik. Bu konuda Galatasaray daha başarılıydı." dedi.

Jedvaj: 3 puan alarak dönmeyi planlıyoruz
Basın toplantısına katılan Lokomotiv Moskovalı futbolcu Tin Jedvaj ise, "Moskova'daki oyundan memnun kalmadık, bunu telafi etmek için İstanbul'dayız. Buradan zafer kazanarak, 3 puan alarak dönmeyi planlıyoruz. Gruptan çıkmak istiyoruz ve kalan maçlarımızı kazanabileceğimize inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Lokomotiv Moskova son çalışmasını yaptı
Rus ekibi oynanacak mücadelenin son çalışmasını Nef Stadı'nda gerçekleştirdi.
15 dakikası basına açık olan bölümde Lokomotiv Moskovalı futbolcular koşu ve pas çalışması gerçekleştirdi.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM