Paris’ten İran-BM  iş birliği için diplomasi trafiği

Viyana’daki müzakerelerin yeniden başlamasından günler önce Batılıların Tahran’ı sıkıştırıp sıkıştırmadığına dair sorular gündemde

UAEA Direktörü Rafael Grossi, 4 Kasım’da Glasgow’daki iklim zirvesinin oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (UAEA)
UAEA Direktörü Rafael Grossi, 4 Kasım’da Glasgow’daki iklim zirvesinin oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (UAEA)
TT

Paris’ten İran-BM  iş birliği için diplomasi trafiği

UAEA Direktörü Rafael Grossi, 4 Kasım’da Glasgow’daki iklim zirvesinin oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (UAEA)
UAEA Direktörü Rafael Grossi, 4 Kasım’da Glasgow’daki iklim zirvesinin oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (UAEA)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi, 12 Eylül’de Tahran’a ziyarette bulunurken, İran Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Muhammed İslami ile bir araya geldi. Ziyaret, İran’ın UAEA Yönetim Kurulu tarafından ‘Tahran’ın uluslararası müfettişlerle iş birliği eksikliğini kınayan’ suçlayıcı bir açıklamayla karşılaşmasının önünü keserken, gelişmeyle birlikte bir ‘son dakika uzlaşısı’ sağlanmış oldu.
Grossi’nin ziyaretinin ikinci sonucu ise İran’ın geçen Haziran ayında duraksayan Viyana’daki müzakerelere geri dönme olasılığını korumuş olmasıydı. Öyle ki İranlı yetkililer, böyle bir açıklamanın ‘nükleer meselenin Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşınmasına yol açabileceği’ ve ‘müzakereleri canlandırma şansını yok edeceği’ konusunda kamuoyu önünde ve en üst düzeylerde uyarılar yaptı.
Bugün, eski sahnenin bir benzeri yaşanıyor. Zira bu ay sonlanmadan, yani Viyana müzakerelerine geri dönüş için belirlenen tarihten birkaç gün önce (29 Kasım) 35 ülkeden oluşan UAEA Guvernörler Kurulu toplantısı gerçekleştirilecek. Bu tarih, Avrupalı ​​arabulucular tarafından açıklanırken, İran müzakerecisi Ali Bakıri de geçen çarşamba günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada bu tarihe yer verdi. Bu nedenle güçlü bir şekilde ortaya çıkacak soru şu;
Guvernörler Kurulu ihtiyat ve çekincelerinden vazgeçip, İran tarafının uluslararası denetçilerle olan iş birliği eksikliğini sert bir dille eleştirecek mi yoksa diplomatik yaklaşım bu eleştirinin önüne mi geçecek? Bu yaklaşımın benimsenmesi, Avusturya’nın başkentinde müzakerelerin yeniden başlaması için İran’a yönelik güçlü bir kınamadan kaçınma anlamına geliyor
İran Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve dört Batılı taraf (ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere), Avrupalı ​​arabulucuya ek olarak, İran’ın iş birliğinin yetersiz olduğuna tamamen ikna olmuş durumda.
Geçen pazartesi günü Associated Press’e (AP) konuşan Grossi, İran’ın nükleer programı üzerindeki uluslararası kontrolün hızla ilerlemekte olduğu gerçeğini, “Yoğun bulutlar arasında uçtuğumuzu söyleyebilirim. Böyle devam edebiliriz ama uzun sürmez” sözleriyle açıkladı. Yetkili, “Hükümet değişikliğinin yanı sıra, İran tesisleri çevresinde artan sıkı güvenlik seviyelerine tanık olduk. Bu durum, genellikle müfettişlerimizin görevlerini engellemiştir” dedi. İran’ın nükleer tesislerde yayınlanan video kayıtlarına müfettişlerin erişimini engellediği ve bunu İran parlamentosunun geçen yılın sonunda hazırladığı bir kararla büyük güçlerle anlaşmaya bağladığı sır değil. Ayrıca UAEA’nın, santrifüj parçalarının üretimi için Kerec sahasına verilen hasarı onarmasını da engelledi. Grossi, daha önce Washington’a yaptığı uzun bir ziyarette, ‘müzakerelerde yer alan tarafların İran nükleer programının gerçekliğini ve ne elde ettiğini bilmemesi halinde bir anlaşmaya varmalarının zor olacağını’ açıklamıştı.
Viyana müzakerelerine geri dönmeyi kabul ettiğini açıklamadan önce Tahran’ın, bu kartı, başta ABD’li müzakereciler olmak üzere Batılı müzakerecilere baskı yapmak ve nükleer programını hızlandırmak için kullandığı sır değil. Haftalardır Grossi, Tahran’a ziyarette bulunma ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile üst düzey görüşmeler yapma arzusunu dile getiriyor. Nihayetinde Abdullahiyan, bu talebi kabul ederken, ancak Kovid-19’a yakalandığının açıklanması sonrasında en azından ilerleyen günlerde böyle bir görüşmenin gerçekleşmesi olası değil.
Bu çerçevede Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından 4 Kasım’da yayınlanan açıklama, Paris’in Tahran’ın UAEA ile iş birliği yapma konusundaki isteksizliğine nasıl yanıt vereceği konusunda ortaklarına danıştığını açıklayan sözcü Anne-Claire Legendre’den geldi. Legendre, “Biz ve ortaklarımız, İran’ın taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda teyakkuz halindeyiz. İran’ın iş birliği yapmamasına nasıl yanıt verileceği konusunda ortaklarımızla yakından istişareye devam ediyoruz” şeklinde konuştu. İlerleyen saatlerde Washington, Berlin ve Londra tarafından da tavırların açıklanması bekleniyor.
Paris’in uyarısının, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve UAEA Direktörü’nün Glasgow İklim Zirvesi oturum aralarında yaptığı istişarelerden birkaç saat sonra ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) açıklanmasından bir gün sonra gelmesi dikkat çekici. Ayrıca uyarı öncesinde Viyana’ya dönme konusunda fikir birliğine varılmıştı. Tahran’ın UAEA müfettişleriyle acil ve daha yakın iş birliği ve karşılarına konulan engellerin kaldırılması çağrısının yeni olmadığını belirtmek gerekiyor. ABD Başkanı Biden, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Başbakanı Merkel ve Birleşik Krallık Başbakanı Johnson tarafından 30 Ekim’de yayınlanan ortak açıklamada, ‘özellikle de UAEA ile iş birliğini azalttığından beri’ İran’ın faaliyetlerine karşı ciddi bir endişe duyulduğu ifade edildi. Dört liderin görünüşüne göre İran nükleer programında devam eden ilerleme ve Tahran’ın UAEA’nın faaliyetlerine getirdiği engeller, nükleer anlaşmaya geri dönüş olasılığını baltalıyor.
Bu çerçevede ortaya şu soru çıkıyor; Batılı güçler, Rusya ve Çin, İran’ı UAEA ile yeniden iş birliği yapmaya zorlamak için hangi konuda anlaşacaklar? İran’ın daha fazla iş birliğinden kaçınmaya yönelik ‘resmi’ gerekçesi, parlamentonun kararına uyuyor mu?
İran’ın ilerleyen günlerde Batılı taraflara Yönetim Kurulu’nda herhangi bir kınamanın, (Viyana müzakerelerinin başlamasından bu yana geçmiş aylarda uyguladığı siyasi ve diplomatik taktiğe benzer şekilde) Viyana’ya dönüşünü engelleyeceğini anlatacağını söylemek doğru olur.
Aynı şekilde Avrupa’da ve ABD’de hâkim olan atmosfer, 4 ay boyunca İranlı yetkililerin ‘müzakerelerin yeniden başlaması için bir tarih belirlemesini’ bekleyen tarafların, sert bir açıklama ‘riskine’ girmeyecekleri yönünde. Avrupalılardan daha önce hazırladıkları karar taslaklarını geri çekmelerini isteyenin Washington olduğuna dair doğrulanmış bilgiler mevcut. Bugün beklenen şey ise; İranlı yetkililerin BM yetkilisinin (Grossi) ilerleyen birkaç gün içinde Tahran’ı ziyaret etmesine izin vermesi, Kerec’teki güvenlik kameralarında meydana gelen arızaların onarımına izin vermek gibi sınırlı bir teknik anlaşmaya geri dönülmesi ve hafıza kartının ve çalışan pillerin ‘sonuç’ alındığını teyit edecek şekilde değiştirilmesi. Dolayısıyla Viyana’daki müzakere masasından yeni gelişmeler bekleniyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.