Irak: Mukteda es-Sadr hükümet kurma maratonunu başlattı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Irak: Mukteda es-Sadr hükümet kurma maratonunu başlattı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Irak’ta Sadr Hareketi Mukteda es-Sadr, önceki akşam Bağdat’ta Takaddum (İlerleyiş) Partisi lideri Muhammed el-Halbusi’yi ziyaret ederek, ileri gelen din adamlarının alıştığı ‘yüksek düzeyli olsa bile yetkilileri ziyaret etmeme’ geleneğini kırdı ve herkesi şaşırttı.
Bu tür durumlarda yerleşik olan gelenek, yetkililerin din adamlarını evinde ziyaret etmesidir. Tabi bunun tek bir istinası var o da Iraklı Şiilerin en üst dini mercii Ali es-Sistani. Nitekim Sistani 2015’ten bu yana hiçbir Iraklı siyasinin görüşme talebini kabul etmiyor. Bu durum, Sistani’nin ülkedeki siyasi elitlerden duyduğu rahatsızlığı gösteriyor.
Gözlemcilere göre, Ekim ayında yapılan seçimlerden galibiyetle ayrılan Sadr, 2018 seçimlerinde yaşadığı deneyimin bir daha tekrarlanmasını istemiyor. Nitekim o seçimde de Sadr liderliğindeki Sairun Koalisyonu birinci gelmiş ancak Adil Abdulmehdi hükümeti uzlaşı yoluyla kurulmuştu.
Sadr’ın Halbusi ile görüşmesi, Irak’ın eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari başkanlığındaki bir Kürt heyetinin Bağdat’ta temaslarda bulunduğu bir sırada gerçekleşmesi dikkati çekti. Kürt heyetinin ziyareti, hükümet kurma çalışmaları kapsamında ittifak kurmaktan ziyade siyasi taraflar arasında ‘nabız yoklama’ girişimi olarak değerlendiriliyor. Zebari ile Sadr arasında bir görüşme yapılması beklenirken Kürt heyeti sadece Sadr Hareketi’nin Siyasi Kurulu ile görüşmekle yetindi. Görüşme hakkında yapılan kısa açıklamada, temkinli bir dil kullanıldığı ve tarafların taahhüt vermekten kaçındığı görülüyor.
Aynı tutum Sadr ile Eski Meclis Başkanı Halbusi görüşmesinde de hakimdi. Zira görüşmeyle ilgili yapılan açıklamada genel kapsamlı ifadeler kullanılmaya özen gösterildiği anlaşılıyor.
Devlet Güçleri Koalisyonu Başkanı Ammar el-Hekim ile Sadr görüşmesi sonrasında yapılan ortak açıklamada da benzer bir tutum hakimdi. Hekim’in evinde gerçekleşen görüşmeye ilişkin yapılan ortak açıklamada, tarafların siyasi gelişmeleri, son seçim sonuçlarını, gelecek döneme dair beklentiler ve öncelikli çıkarları ele aldıkları bildirildi. Açıklamaya göre iki isim ayrıca “seçim sonuçlarına yapılacak itirazlarda barışçıl ve yasal yolların izlenmesi ve Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği ile yargının itirazları ve şikayetleri ciddi bir şekilde değerlendirmesi” çağrısında bulundu. Bu açıklama, seçim sonuçlarına karşı alınacak tutum noktasında Koordinasyon Grubu tarafları arasında ihtilafların baş gösterdiğine işaret ediyor. Nitekim Grubun üyeleri olan Hekim ile Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki, seçimlerde şaibe yapıldığı iddialarını ispatlamak için barışçıl olmayan yollara başvurulmasını reddederken, Sadr’ın siyasi müzakereleri yürütme sorumluluğunu üstlendiği görülüyor.
Irak’ta siyasi gelişmeleri ve koalisyon görüşmelerini takip eden gözlemcilere göre, seçimden galip çıkan Sadr yaptığı son hamlelerle, Şii cephede yer alıp da yanlış siyaset izledikleri için kaybeden ve kaybettiklerini de kabullenmeyen rakiplerine ‘can simidi’ atmaya hazır olmadığını gösteriyor. Nitekim söz konusu çevreler Seçim Komiserliği’ni ya ülke genelinde tüm oyların tekrar elle sayılması veya seçimlerin yeniden düzenlenmesi için güç kullanmakla tehdit ediyor.
El-Irakiyye Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Fadıl el-Bedrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sadr’ın yaptığı siyasi hamleler, Halbusi ve Hekim ile yüz yüze görüşmeleri ve Sadr Hareketi’nin Kürdistan Demokrat Partisi heyetiyle bir araya gelmesi açıkça gösteriyor ki Sadr, hükümeti kurma sürecini ciddi bir şekilde başlattığını ve seçim sonuçlarına şüphe düşürülmesi yoluyla oluşan durgunluğu gidermek istediğini ifade ediyor. Sadr seçim sonuçlarına itiraz edenlerin oluşturduğu sorunu aşmak ve onları bakanlık kotaları konusunda razı etmek için ulusal birlik hükümeti seçeneğine yönelecektir. Buna karşılık yeni başbakan, bizzat Sadr Hareketi’nin saflarından olmasa da harekete bağlılığı bulunan ve herkesten çok harekete yakın bir isim olacak. Bedrani, Sadr’ın görüşme maratonunu başlattı. Bu nedenle herkes seçimde elde ettiği sandalyelerin sayısına ve siyasi ağırlığına göre müzakereler yürütecek. Sadr’ın bu yolla siyasi sürecin sütunlarının inşasında bölgesel ve uluslararası müdahalelerin önünü kesmek istediği açıktır” ifadelerini kullandı.
Bağdat’ta temaslarda bulunan Kürt heyetine de değinen Bedrani, “Kürtlerin seçeneği herkesin (Şii partilerin) uzlaşması olacaktır. Onların hükümet kabinesi ve cumhurbaşkanlığı koltuğu şartları var. Sünni partilerin durumuna gelince, merkezde iki taraf var. Muhammed el-Halbusi’nin başkanlığındaki Takaddum Partisi ile Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu. Görünüşe göre bu iki taraf, Meclis Başkanlığı koltuğu, ardından hükümet kabinesi ve en son cumhurbaşkanı yardımcılığıyla ilgili beklentilerini dile getirmek için Şii partiler arasındaki meselelerin çözüme bağlanmasını bekliyor” diye konuştu.
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı Dr. İhsan eş-Şammari, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları kaydetti:
“Sadr’ın Bağdat’ı ziyaret etmesinin amacı siyasetteki donukluğu çözmektir. Nitekim mevcut durum nihai seçim sonuçlarına takılıp kaldı. Bu ziyaret ayrıca hükümet kurma müzakerelerinin ve önümüzdeki döneme ait siyasi haritasının resmen şekillenmeye başladığını ifade ediyor. Ziyaretin bir amacı daha var o da ulusal çoğunluk hükümeti düşüncesini netleştirmek amacıyla güçlülerle müzakere etmeye doğru bir hamle yapmaktır. Ancak bu ziyaret aynı zamanda geri kalan tarafların görmezden gelineceği anlamı taşımıyor. Sadr önümüzdeki dönemde Şiilerden yüzde 75 oranında bir destek almak için görüşmelerini sürdürüyor. Bundan sonra anlaşma yapmak Kürt ve Sünni cephelerine yönelecek. Sadr ile Kürt ve Sünni partilerin bir arada olacağı bir arenayla karşı karşıya kalacağız. Buna karşılık siyasi haritada yer almayacak bazı Şii siyasi gruplar muhalefet saflarına katılacak.”



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.