Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki değişiklikten sonra ne olacak?

Göstergeler, zamanlama, stratejik ve politik mesajlar

Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
TT

Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki değişiklikten sonra ne olacak?

Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)

Tarık Fehmi
İsrail, Ordu Sözcüsü Avichay Adraee aracılığıyla Arapça ve İbranice olarak yapılan yazılı açıklamada, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nda Mısır’ın Refah'taki askeri varlığının güçlendirilmesi noktasında bir değişiklik için anlaşmaya varıldığını duyurdu. Açıklamada, anlaşmaya İsrail ve Mısır ordularına bağlı Ortak Askeri Komite’nin ikili konuları ele aldığı bir toplantıda varıldığı belirtildi. İsrail’in açıklamasına göre bu değişiklik, siyasi düzeyde onaylandı. Ardından Mısır Ordu Sözcüsü bir açıklama yaptı ve değişikliğin Mısır'ın ulusal güvenliğini koruma çabaları çerçevesinde ordunun ülkenin kuzeydoğusundaki stratejik sınırları kontrol etme ve güvence altına alma çabalarının devamı olarak geldiğini söyledi. Ortak Askeri Komite, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nda İsrail tarafıyla yaptığı koordinasyon toplantısı çerçevesinde Mısır’ın Refah’ta sınırdaki askeri varlığını ve imkânlarını artırması yönünde bir değişiklik yapmayı başardı.

Bu değişiklik, başka değişikliklere de kapıyı açar mı?
Bu değişiklik, 17 Eylül 1978 tarihinde Mısır ile İsrail arasında imzalanan barış antlaşmasında yapılan ilk değişikliktir. (Daha önce Selahaddin Koridoru olarak bilinen bölgede, yapılan plan çerçevesinde İsrail’in Gazze Şeridi'nden çekilmesinden sonra İsrail'in bölgedeki sorumluluğu üstlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varılmıştı.) Bu nedenle önümüzdeki dönemde başka değişikliklere de kapı aralanabilir. Bu değişiklik aynı zamanda Mısır-İsrail ilişkilerinin istikrarına ve her iki tarafın da ilişkileri geliştirme konusundaki istekliliğine işaret ederken, İsrail ile Mısır arasında 1979 yılında imzalanan Camp David Barış Anlaşması'na askeri bir ek olması dikkat çekicidir. Camp David Barış Anlaşması çerçevesinde askerlerin sınır bölgelerinde konuşlanması engellenirken yalnızca sivil polis devriyelerine izin verildi. İsrail, bunun emsal olmasını önlemek için Mısır ile barış anlaşmasında değişiklik yapılmasına karşı çıktı.  Bu nedenle söz konusu anlaşma bir protokol olarak tanımlandı.
Bu değişiklik, başta eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hükümeti olmak üzere birbirini izleyen İsrail hükümetlerini, 25 Ocak devrimi sonrası Mısır askerlerinin sayısının sürekli artmasına işaret ederek Mısır ordusunu askerlerini sınırların yakınlarına konuşlandırmakla suçlayan eleştirilerini de sona erdirdi. Anlaşmaya göre Mısır’ın sınırlara konuşlandırabileceği asker sayısı 750 ile sınırlandırırken bunların da sadece askeri polis güçleri olmasını ve hafif silahlarla donatılmasını öngörüyordu. Ancak son değişiklikle, askeri tahkimatlar kurulabilir. Böylece silah kaçakçılığı ve terörist unsurların Mısır'dan Gazze Şeridi'ne sızması önleyebilir. Fakat bunun tersi de olabilir.

Mısır-İsrail İlişkileri
Mısır ve İsrail arasındaki barış anlaşmasının değiştirileceğine ilişkin açıklama, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri’nin Kahire ile Washington arasındaki stratejik diyalog için barış anlaşmasını imzalayan taraflardan olan ABD'de bulunduğu sırada yapıldı. Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, eski Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında 17 Eylül 1978 tarihinde bir anlaşma imzalandı. Anlaşmadaki değişiklik, Mısır ve İsrail’in ABD yönetimine aralarındaki ilişkilerin doğası ve geleceği hakkında bir mesaj iletmek istediklerinin de bir göstergesi.
Yeni değişiklik, Mısır’daki belirli bir siyasi ve güvenlik atmosferinin hakim olduğu bir dönemde yapıldı. Öyle ki Kahire, olağanüstü hali  (OHAL) resmen kaldırırken terör operasyonlarını da sona erdirmek üzere. Mısır ayrıca, stratejik öneme sahip Sina'da bazı milis güçlerin yeniden ortaya çıkmasına olanak sağlayabileceği gerekçesiyle askeri operasyonların devam ettirerek Sina'daki terör kaynaklarını kurutmayı başardı. Aynı zamanda Sina'da Mısır ordusunun yeniden konuşlandırılması gibi birtakım ihtiyati tedbirler alındı.
Resmi olarak, A bölgesindeki Mısır askeri sayısı 22 bini geçmezken, B bölgesinde 4 bin ve C bölgesinde de 750 askere sahip. Ancak daha sonra bölgede izin verilen asker sayısı önemli ölçüde arttı. Bu da Mısır ordusunun teröristlerin mevzilerine ulaşmasını sağladı.
Fakat bu duruma başta muhalefet kanadı olmak üzere İsrail tarafından itirazlar yükseldi ve konu stratejik çevrelerde gündeme geldi. A bölgesinin doğuda A hattı (kırmızı çizgi) ile batıda Süveyş Kanalı ve Süveyş Körfezi’nin doğu kıyısı ile sınırlandığı biliniyor.  Bu bölgede, Mısır ordusundan bir mekanize piyade alayı bulunuyor. B bölgesi ise doğuda B hattı (yeşil çizgi) ve batıda “A” çizgisi ile sınırlıyken, C bölgesi ise batıda B hattı (yeşil çizgi), doğuda uluslararası sınır ve Akabe Körfezi ile sınırlıdır.
Mısır-İsrail ilişkileri, barış anlaşması metnine uygun olarak güvenlik ve istihbarat iş birliği de dahil olmak üzere çok sayıda faktöre bağlı olsa da ekonomik alanlarda Mısır-İsrail ilişkilerini yöneten nitelikli sanayi bölgesi anlaşmaları var. İsrail daha önce uygulamanın kapsamının genişletilmesini talep etmişti ve bu dosya ve diğerleriyle ilgili başka dosyaların açılması beklenmesine rağmen bu yapıldı.
Kahire'nin, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in Şarm eş-Şeyh'e (Sina’nın güneyi) yaptığı ziyarette Tel Aviv ile ilişkilere en büyük desteği veren taraf olduğu açıkça görüldü. Bu, Kahire'nin daha önce Netanyahu'ya sunmadığı gerçek ve önemli bir karttı. Kahire ve Washington'ın Bennett/Yair Lapid hükümetine destek arayışında olması dikkati çekiyor. Bu, özellikle Kahire’nin, Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji, gaz taşımacılığı ve geri dönüşüm dosyasında iş birliğini geliştirmeye istekli olmasından ötürü ikili düzeyde siyasi gelişme için bir başlangıca ve çeşitli alanlarda iş birliğine yol açabilir. Bu, aynı zamanda diğer alanlarda da iş birliğine kapıyı aralayacaktır. Mısır ile İsrail arasında daha önce Camp David Barış Anlaşması ve Ürdün ile İsrail arasında da Vadi Arabe Barış Anlaşması imzalanmış olduğundan özellikle Mısır ve Ürdün arasında gerçek bir karşılaştırma olacaktır.

Ertelenen dosyalar açılır mı?
Asıl soru, bir Mısırlı ve bir İsraillinin barış anlaşmasında yer alan ve tazminat dosyaları gibi bazıları ertelenen maddeleri hayata geçirip geçirmeyecekleridir. İlişkilerdeki mevcut atmosferin buna izin vermesi ve Bennett hükümetinin istikrarının önemli olması nedeniyle bunu uygulamaya veya gözden geçirmeye başlamanın zamanı geldi. Bu nedenle Mısır ve onun ardından ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail hükümetini, bir devlet ve hükümet olarak, Mısır ve Ürdün ile olan başarılı barış deneyimleri göz önüne alındığında, Filistin tarafıyla barış ve uzlaşı yoluna girmesi için kapıyı açması ve İsrail'i cesaretlendirmesi için desteklemeye çalışacaktır. Mısır ve İsrail arasında yıllardır süregelen barış anlaşması, çatışmaların ve anlaşmazlıkların üstesinden gelebileceklerini kanıtladı. Aralarında herhangi bir çatışma ya da bir sınır gerilimi yahut başka bir gerilim olmadı. Daha ziyade ilişkiler, yıllar sonra dahi temkinli bir tepki ve çatışma unsurlarının öngörülmesiyle istikrarlı bir şekilde sürdürüldü. Mısır'ın ordusunu silahlandırma, yeteneklerini geliştirme, silahlarını çeşitlendirme ve belirli bir savaş sistemine göre çalışma konusunda yönelimleri, bir takım çevrelerde itirazların yükselmesine neden olsa da İsrail hükümetinin siyasi ve stratejik rehberlikle ayırt edilen bir yaklaşım sergilediği söylenebilir. Kapsamlı bir modernizasyon ve kalkınma planına (İsrailli milletvekilleri Maoz, Tiffin, Gideon, Deri'nin planları) ve diğerlerine göre İsrail ordusu yıllardır sadece 100 bin askerden oluşan akıllı bir orduya dönüşüyor. Ancak mesele, gerçek yeteneklere ve dünyadaki ordularda meydana gelen değişiklikleri hesaba katan üstün yeteneklerle ilgili. İsrail de güçlü, etkili ve uluslararası düzeyde sınıflandırılmış bir ordu inşa etmeye doğru ilerleyerek bunu gerçekleştiriyor. Sonuç olarak, İsrail hükümetinin anlaşmada değişiklik yapılmasını kabul etmesi de bununla alakalıdır. Tel Aviv'in bölgedeki en önemli ülke olmasından ötürü Mısır ile olan ilişkilerine desteğini vurgulama konusundaki istekliliği de bundan kaynaklanıyor. İsrail hükümetinin, barış anlaşmasında değişikliğin yapılması ve son yıllarda art arda gelen yanıtlardan sonra Mısır’ın talebine gayri resmi bir şekilde yanıt vereceğini tek taraflı açıkladığı İsraillilere iletmek istediği mesaj da buydu.

Sonuç
Burada barış antlaşmasında değişiklik yapmanın siyasi olarak Mısır ile İsrail arasında daha fazla yakınlaşmaya yol açabileceği gibi başka yeni yollara da açılabileceğini söyleyebiliriz. Mısır ve Arap dünyasındaki mevcut barış sürecini geliştirip, İsrail’i yalnızca Doğu Akdeniz bölgesinde tanımakla kalmayıp aynı zamanda İsrail'in Mısır’a resmi olarak açılması gibi yansımaları da olacaktır. Turizmin yanı sıra nitelikli sanayi bölgeleri anlaşması dosyası gibi yıllardır kapalı olan dosyaların yeniden açılması şansını da artıracaktır.
Stratejik olarak, Mısır ordusunun terör operasyonlarını sürdürmesi sayesinde Mısır'ın istikrarını ve egemenliğini sağlamayı başarmasından sonra İsrail hükümeti, Sina'daki çok uluslu güçler dosyasının geleceğini değerlendirebilir ve görevlerini yeniden tanımlayabilir. Bu kadar da değil, Sina ve stratejik öneme sahip komşu bölgelere yoğunlaşacaktır. İsrail-Mısır Barış Antlaşması hükümleri uyarınca uzun yıllardır devam eden güvenlik ve istihbarat iş birliğinin yanı sıra İsrail hükümetinin siyasi rolünü ve popülaritesini de güçlendirecektir. Mısır-İsrail ilişkilerinde yaşanacak herhangi bir gelişme, genel olarak bölgede, İsrail ile barış anlaşması yapan ülkelerde ve Filistin tarafında siyasi yansımaları olacaktır.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.