Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge Şarku’l Avsat’a konuştu: Avrupa’da koronavirüs vakalarındaki artışın ardında iki faktör bulunuyor

Prag’da maske takan turistler (EPA)
Prag’da maske takan turistler (EPA)
TT

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge Şarku’l Avsat’a konuştu: Avrupa’da koronavirüs vakalarındaki artışın ardında iki faktör bulunuyor

Prag’da maske takan turistler (EPA)
Prag’da maske takan turistler (EPA)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, Avrupa kıtasındaki epidemiyolojik sahnenin gidişatı ve ona eşlik eden, aşılar konusunda yanlış ve uydurma bilgileri ve haberleri içeren ‘medya pandemisi’ ile ilgili endişelerini dile getirdi. Kluge, Şubat ayına kadar Avrupa’da yarım milyondan fazla insanın yeni tip koronavirüse (Kovid-19) bağlı olarak hayatını kaybetmesinden endişelendiğini belirtti.
Avrupa Bölge Direktörü Kluge, bu hafta Barselona’nın ev sahipliği yaptığı Dünya Hastaneler Konferansı’na katılımı sırasında Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, “Çoğu ülkenin Kovid-19’a yönelik korunma ve sınırlama önlemlerini hafiflettiği, bazı ülkelerin aşılama kapsamı seviyelerinde hala çok düşük olduğu bir zamanda, Avrupa kıtasının tekrar salgının küresel bir odak noktası haline geldi” ifadelerini kullandı.
Avrupa’daki yeni vaka sayılarının, 4 haftadan kısa bir süre içerisinde yüzde 55 artmasının nedenlerine yönelik Kluge şu yanıtı verdi:
“İki nedeni bulunuyor. Bunlardan ilki, çoğu Avrupa ülkesinde aşı kampanyalarında görülen aslında tam tersi olması gerekirken durgunlaşmadır. İkincisi ise, yeni vaka sayılarında istikrarlı bir artış gözlemlenen ülkelerde önleyici tedbirlerin ve sosyal kısıtlamaların hafifletilmesidir.” Kluge, birinci nedenle ilgili olarak, konunun artık aşı eksikliğiyle sınırlı olmadığını, aşıların etkinliği ve aşıdan kaynaklanabilecek olası etkilere yönelik şüphe duyulması ile de ilgili olduğunu açıkladı. Ayrıca Kovid-19’a karşı aşı yaptırmayı reddeden kişileri ele alacak bir Avrupa çalışma grubu kurmayı planladığını bildirdi.
Kluge aşı karşıtı hareketlerin yaydıkları iddialarını ve asılsız haberlerin çürütülmesine ve vatandaşları önleyici tedbirlerin kamu özgürlüklerine herhangi bir saldırı teşkil etmediğini aksine bundaki amacın, katı izolasyon ve kapanma önlemlerinin uygulamalarına dönüşten kaçınmak olduğuna ikna etmeye yönelik çalışmaların iki katına çıkarılması çağrısında bulundu.
Kluge “Seattle Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile ortaklaşa yürüttüğümüz son değerlendirmenin sonuçları endişeleri artırıyor. Değerlendirmede, Rusya ve eski Sovyet Birliği ülkeleri de dahil olmak üzere 53 ülkeyi içeren Avrupa bölgesinin, Şubat ayının ilk gününe kadar Kovid-19’a bağlı olarak yarım milyon daha can kaybı öngörülüyor. Ancak hangi önlemleri almamız gerektiğini biliyoruz. Etkili tedavilerin yakında kullanılabilir olacağını umarak, aşılmaya hızlı ve yoğun bir şekilde devam edilmesi, koruyucu maske kullanımı, evlerin ve kapalı kamu alanların havalandırılması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa'daki aşı oranlarında, Bulgaristan’da yüzde 22, Romanya’da yüzde 30, İspanya’da yüzde 80 ve Malta’da yüzde 95 olarak gözlemlenen büyük farklılıkla ile ilgili olarak, Kluge şu ifadeleri kullandı: “Yakın zamanda insanların aşıyı reddetme nedenlerini öğrenmek amacıyla, WHO’da davranışsal çalışmalar birimi kurduk. Çalışma sonunda bu ülkelerdeki tutumların aynı olmadığını ve farklılık gösterdiği ortaya çıktı. Ancak her ülke için değil, her bölge için politikalar oluşturmak ve uygun stratejiler geliştirmek için güvenilir bilimsel verilere ve kanıtlara ihtiyacımız var.”
Aşı isteksizliğinde vatandaşların sağlık makamlarına veya siyasi otoritelere olan güvensizliğinin de etkisi olduğunu kabul eden Kluge, “Politika belirleyen tarafların, bilim adamlarını dinlediği ülkelerdeki epidemiyolojik sahneler daha iyiyken, siyasi çatışmaların veya rekabetlerin baskısı altında, kontrol veya sınırlama kararlarının uygulandığı ülkelerde ise durum tam tersidir. Bu hassas tarihi aşama, tüm siyasi partilerin ortak çalışmasını gerektiriyor. Zira pandemiyi yok etmenin tek yolu, politikacılar, bilim adamları ve vatandaşlar arasında aynı yönde ilerlemek üzere büyük bir fikir birliğinin oluşmasından geçiyor” şeklinde konuştu.

Medya pandemisi ile karşı karşıyayız
WHO Avrupa Bölge Direktörü, aşı karşıtı hareketlerin sağlık otoriteleri için büyük bir zorluk oluştururken, hükümetlerin salgını kontrol altına alma çalışmalarında da ciddi bir engel oluşturduğunu belirtti. Kluge “Bir sağlık pandemisi ve medya pandemisi ile karşı karşıyayız. Birçok kişi etkisi altında kalırken birçok kişi de bunu kurban gidiyor. Aşıyı reddedenler arasındaki, toplam nüfusun yüzde 2’sini geçmeyen tutucu kişilerin ne kadar ikna etmeye çalışsak da fikirlerinin asla değiştirmeyeceklerini biliyoruz. Bu nedenle, Kovid-19’a karşı aşıların şu anda salgın bizi kurtaracak tek araç olduğunun anlaşılması için, doğru ve anlaşılması kolay bir şekilde, aşı konusunda tereddütlü veya şüpheci kişilerin bilgilendirilmesine odaklanılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Kluge, WHO’nun Avrupa’daki Bölge Ofisi’nin önümüzdeki birkaç gün içinde ünlü kişilerin katılımıyla, üç ana mesaja dayalı bir kampanya başlatacağını söyledi. Söz konusu mesajlardan ilki aşıların hayat kurtardığı, ikincisi kapalı mekanlarda ve sosyal mesafenin korunması mümkün olmayan noktalarda koruyucu maske kullanılması üçüncüsü ise evlerin ve kapalı kamu alanlarının havalandırılması olduğunu belirtti. Kluge bunun yanı sıra, çalışmalarda elde edilen ön sonuçlara göre ölüm oranını yüzde 50 azalttığı gözlemlenen tedavi edici ilaçlar için Avrupa İlaç Ajansı’dan (EMA) onay beklediklerini açıkladı.
Yeni varyantların, özellikle de son zamanlarda Delta varyantının İngiltere’de ortaya alt varyantı ile ilgili olarak, Kluge “Söz konusu varyant şu ana kadar endişe kaynağı olmadı ancak virüsün bulaşma hızının yükselmesinin daha fazla mutasyon için verimli bir zemin oluşturduğunu biliyoruz. Bu nedenle aşılara odaklanılırken, yeni varyantın aşılara dirençli olması durumunda ortaya çıkacak tedavi ihtiyacını karşılama konusuna da odaklanılması gerekiyor. WHO, aşıların etkinliğinin bu varyantlara karşı mücadele etmek için yeterli olduğu belirtiyor. Kurum her gün, çoğu endişeye neden olmayan 100’den fazla varyantı takip ediyor” açıklamasında bulundu.

Son çare zorunlu aşı
Zorunlu aşı uygulanması ile ilgili de Kluge şu ifadeleri kullandı: “Şu anda aşı zorunluluğunu uygulamayı düşünen ülkeler var. Bu her ülkenin kendi toplumsal kültürüne ve yasal çerçevesine göre değişiyor. Zorunlu aşılamanın bazen istenen sonuçların tam tersi koşullara yol açabileceğini ve aşılara karşı şüpheleri artırabileceğini biliyoruz. Bu tür bir kararın diğer tüm önlemlerin uygulanmasının ardından ve uygulamaya konulmasında lojistik bir engel bulunmadığından emin olunduktan sonra, son çare olması gerektiğini düşünüyorum.”
Yoksul ülkeler umutsuz bir şekilde aşılara ihtiyaç duyarken, zengin ülkelerin vatandaşlarına üçüncü dozu uygulaması ile ilgili de Kluge şu değerlendirmede bulundu: “Bu noktada bir yanlış anlaşılma ile karşı karşıyayız. Üçüncü doz bir lüks değildir, aşının sağladığı bağışıklığın zamanla düşmesi sebebiyle aşı kriterlerinin bir parçasıdır. Yaşlılara ek dozlar uygulanmazsa, salgının ilk aşamalarında olduğu gibi can kayıplarında artışa tanık olacağız. Bununla birlikte üçüncü dozları vermek, zengin ülkelerin aşı bağışlamasına engel olmuyor zira bu ülkelerin çoğunda süresi dolmak üzere olan çok sayıda kullanılmamış aşı dozu bulunuyor.”
Kluge, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajı sonlandırırken, solunum yolu virüslerinin kapanma ve izolasyon önlemleri nedeniyle son derece düşük oranlarda görüldüğü geçen yıla kıyasla, bu yıl daha fazla oranda yayılması beklendiği için, Kovid-19’un üçüncü dozunun yanı sıra mevsimsel grip aşısı olunması çağrısında bulundu.



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.