10 Avrupa ülkesi salgının yayılmasında ciddi endişe oluşturuyor

Almanya ücretsiz testler uyguluyor, Hollanda ise kısmi bir kapanma uyguluyor

Perşembe günü Maastricht’ta Kovid-19 hastalarına ayrılan bir bölüme girmeden önce hazırlanan sağlık personelleri (EPA)
Perşembe günü Maastricht’ta Kovid-19 hastalarına ayrılan bir bölüme girmeden önce hazırlanan sağlık personelleri (EPA)
TT

10 Avrupa ülkesi salgının yayılmasında ciddi endişe oluşturuyor

Perşembe günü Maastricht’ta Kovid-19 hastalarına ayrılan bir bölüme girmeden önce hazırlanan sağlık personelleri (EPA)
Perşembe günü Maastricht’ta Kovid-19 hastalarına ayrılan bir bölüme girmeden önce hazırlanan sağlık personelleri (EPA)

Avrupa sağlık otoriteleri, tahminlere göre geçen yıla kıyasla iki katı enfeksiyona neden olacağı düşünülen, influenza mevsimi ve kış mevsiminin kapıda olması sebebiyle epidemiyolojik sahnedeki gelişmelere yönelik uyarı sirenlerini çalmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Avrupa Bölge Ofisi, Şubat ayı başlarına kadar Avrupa’da Kovid-19’a bağlı olarak yarım milyon kişinin daha hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunmuştu. Şimdi ise, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) günlük yeni vaka sayılarındaki hızlı artışın yanı sıra can kayıplarındaki büyük oranda artışın sonucu olarak, Avrupa ülkelerindeki genel epidemiyolojik durumun, son derece endişe verici olduğu uyarısında bulundu.
ECDC’nin güncel haftalık raporunda, şu anda en çok endişe verici olan durumun, yeni vaka sayılarında, günlük ölüm oranlarında ve hastane ve yoğun bakım ünitelerinde tedavi gerektiren vaka sayılarındaki artış olduğu belirtilirken, artışın en azından bu ayın sonuna kadar devam etmesinin muhtemel olduğu da bildirildi.
Raporda, haftalardır Avrupa’da yeni vaka sayılarındaki en yüksek yüzdenin 50 yaşın altındaki yetişkinler arasında kaydedildiği, yaşlılar arasındaki vaka sayılarının da istikrarlı bir şekilde artış gözlemlendiği belirtilirken, ülkeler arasında rakam ve oranların büyük oranda değiştiği vurgulandı.
ECDC uzmanları, Avrupa’daki genel epidemiyolojik sahne endişe kaynağı olurken, düşük aşılama oranlarının kaydedildiği ülkelerdeki durumun, acil ve katı önleyici tedbirler gerektiren ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ettiği uyarısında bulunuldu.
ECDC’nin yayınladığı veriler, Avrupa’da yeni vaka oranının geçtiğimiz hafta her 100 bin vatandaşta 383 vakaya ulaştığını, bu oranının art arda dördüncü hafta için önemli bir artış olduğunu ayrıca haftalık ölüm oranlarında da geçen ayın başından bu yana artış kaydedilmesi ile her 100 bin kişide 35 ölüme ulaştığını gösterdi. Raporda, 27 Avrupa ülkesinin geçen hafta hastaneye yatış veya yoğun bakım gerektiren vaka oranlarında, önceki haftaya göre önemli bir artış yaşandığı bildirildi.
Merkezin uzmanlarının, üye ülkelerdeki epidemiyolojik sahnelerde 5 hafta boyunca gözlemlediği epidemiyolojik göstergelere dayanarak yapılan tahminlerinde, epidemiyolojik sahnenin ciddi oranda endişe verici olacağı 10 ülke belirlendi. Söz konusu ülkeler arasında Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Yunanistan, Macaristan, Hollanda, Polonya ve Slovenya yer alıyordu. Aynı zamanda, epidemiyolojik sahnenin endişe verici olacağı 13 ülke de belirlendi. Bu ülkeler arasında Avusturya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İzlanda, İrlanda, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Norveç, Romanya ve Slovakya yer alıyordu. Merkez uzmanlarına göre, Kıbrıs, Fransa, Portekiz, İtalya, Malta, İsveç ve İspanya’daki epidemiyolojik durumun ise düşük seviyede endişeye neden olması öngörüldü. Uzmanlar aynı zamanda, Avrupa epidemiyolojik sahnesinin haftalardır daima daha kötüye doğru ilerlediğini vurgularken, sağlık yetkililerine salgını yakından takip etme ve son derece dikkat gösterme çağrısında bulundu.
Raporda, Avrupa epidemiyolojik sahnesinin en azından önümüzdeki üç hafta boyunca, günlük yeni vaka sayılarında, hastaneye yatış ve yoğun bakım ünitesinde tedavi gerektiren vaka sayılarında ve ölüm oranlarında istikrarlı bir artışa tanık olunması öngörülüyor.

Almanya, salgının başlangıcından bu yana 5 milyon vaka sayısına ulaştı
Diğer yandan, Almanya dün, art arda 6 gün boyunca yeni vaka sayılarında rekor kırmasının ardından salgının başlangıcından bu yana kaydedilen vaka sayısında 5 milyon vaka sayısına ulaştı. Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, mümkün olan en fazla sayıda vakanın tespit edilmesi ve vakaların virüsü yaymasını durdurmak amacıyla bugünden (Cumartesi) itibaren ücretsiz Kovid-19 testlerin dağıtımının yeniden başladığını duyurdu. Almanya, vatandaşları aşı olmaya zorlamak amacıyla geçen ayın başlarında testlerin ücretli hale getirmişti ancak bu adım istenen sonucu vermedi ve aşılama oranlarında gözle görülür bir iyileşme kaydedilmedi.
Almanya’da günlük yeni vaka ve can kaybı sayısındaki keskin ve hızlı artış karşısında, Angela Merkel aşı olmayan vatandaşlara hitaben, ülkenin korunmasına katkıda bulunmanın görevleri olduğunu ayrıca salgına karşı aşıların bulunmasının bilimsel ve teknolojik açıdan tarihi başarılardan biri olduğunu hatırlattı.
Hollanda sağlık yetkilileri, son üç hafta içerisinde ülkedeki yeni vaka sayısında önemli artış sebebiyle, yeni bir önleyici tedbirler paketini duyurdu. Temel gereklilik olmayan mağazaların 19.00’da kapatılması kararlaştırıldı. Yetkililer, şirket ve kurumlara mümkün olduğunca uzaktan çalışma sistemine yönelme çağrısında bulundu. Aynı zamanda epidemiyolojik sahnede somut bir iyileşme olmazsa yakında daha sıkı önlemler alınabileceği uyarısı yapıldı.
Hollandalı yayın kuruluşu NOS, Perşembe günü vaka sayılarında rekor seviyelere ulaşılmasının ardından vaka sayısı artışını durdurmak amacıyla kapanma önleminin bu akşam (Cumartesi) itibariyle yürürlüğe gireceğini aktardı. Bu önlemler, Batı Avrupa’da yaz aylarından bu yana uygulanan ilk önlemler oldu.
Kapanma gereğince, yetkililer vatandaşları mümkün olduğunca evden çalışmaya teşvik ediyor. Aynı zamanda önümüzdeki haftalarda, taraftarların futbol maçları da dahil olmak üzere spor müsabakalarına katılmalarına izin verilmeyecek. Okullar, tiyatrolar ve sinemalar ise açık kalacak.
17,5 milyonluk bir nüfusa sahip olan Hollanda’da, Eylül ayı sonlarında sosyal mesafe önlemlerinin kaldırılmasının ardından Kovid-19 vakaları hızla arttı Perşembe günü rekor bir seviyeye ulaşılarak yaklaşık 16 bin 300 vaka kaydedildi.
Avusturya ise, aşılanmamış kişiler için ülke çapında kapanma uygulamayı planlıyor. Avusturya Başbakanı Alexander Schallenberg pandemiyi kontrol altına alma önlemleri kapsamında Kovid-19 karşıtı aşı olmayan kişilere sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu. Schallenberg Cuma günü yaptığı açıklamada, söz konusu kararın Kovid-19 vakalarındaki keskin artış sebebiyle geldiğini ve Pazar günü itibariyle uygulamaya konulacağını söyledi.



Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)
TT

Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)

İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak, ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein ile ilk cinsel suç mahkûmiyetinin ardından da yakın ilişkisini sürdürmüş olmaktan pişmanlık duyduğunu açıkladı. Bu ilişkinin, Epstein hakkında 2019’da başlatılan daha kapsamlı soruşturmadan önce devam ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın The Times of Israel’den aktardığına göre Barak, dün akşam yayımlanan röportajında herhangi bir yasa dışı faaliyete katıldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Röportajda Barak’a, ABD ziyaretleri sırasında Epstein’a ait bir dairede birkaç kez konakladığının ortaya çıkması ve geçen hafta yayımlanan ‘Epstein dosyaları’ olarak anılan belgelerde, Filistinli nüfus artışının Rus göçmenlerle dengelenmesi fikrine ilişkin yorumlarının yer aldığı bir kayda dair sorular yöneltildi.

Barak, tüm eylemlerinin sorumluluğunu üstlendiğini belirterek, “Daha temkinli ve daha dikkatli olmam gerekip gerekmediği konusunda elbette soru işaretleri var” dedi ve Epstein’ın davranışlarına ilişkin daha fazla bilgi talep ettiğini ifade etti. “2003’te onunla tanıştığım andan pişmanım” diyen Barak, “Onu tanıdığım 15 yıl boyunca hiçbir makul olmayan ya da mantık dışı davranışına tanık olmadım. Bu tür suçlarından 2019’a kadar haberdar değildim; muhtemelen siz de değildiniz” ifadelerini kullandı.

rv
Jeffrey Epstein (Reuters)

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, 2016 yılında Jeffrey Epstein’a ait Manhattan’daki eve boynunu kısmen kapatan bir atkıyla girerken çekilen fotoğrafı hakkında yöneltilen soruya, soğuktan korunmak için kalın kıyafetler giydiğini söyledi. Aynı gün binadan yüzü açık şekilde çıkarken de görüntülendiğini belirten Barak, herhangi bir şeyi gizlemeye çalışmadığının açık olduğunu ifade etti.

Barak, 2015-2019 yılları arasında eşiyle birlikte Epstein’a ait bir dairede birçok kez konaklamasıyla ilgili soruya ise New York ziyaretlerinde eşyalarını bırakabildiği için bunun kendisi açısından pratik olduğunu dile getirdi. Bir kişinin tanıdığı birine ait dairede kalmasının ‘herkesin hakkı’ olduğunu savunan Barak, bunda yasa dışı bir durum bulunmadığını kaydetti. Söz konusu dönemde başbakanlık görevinde olmadığını da vurguladı.

Yakın zamanda gizliliği kaldırılan ve 2014 yılına ait bir ses kaydında, Epstein ile konuşmasında Rusya’dan İsrail’e ‘çok sayıda genç, güzel, uzun boylu ve zayıf kızın’ geleceğini söylediği yönündeki ifadeler de Barak’a soruldu.

Kayıtta, Rus göçünün Filistinlilerin nüfus artışını sınırlamaya katkı sağlayabileceğini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilettiğini belirttiği aktarılan Barak, bu sözlerinde ‘yerinde olmayan ve mantık dışı çağrışımlar içeren ifadeler’ kullandığını kabul etti. İzleyicilere, özel konuşmalarında benzer bir dil kullanıp kullanmadıklarını kendilerine sormalarını istedi.

Röportajı yapan sunucunun kendisine ‘sıradan bir kişi olmadığını’ hatırlatması üzerine Barak, “Yüz yüze konuşmalarda sıradan olmayan insanlar da biraz farklı konuşur” diyerek sözlerini savundu.

Barak, 1999-2001 yılları arasında İsrail Başbakanı, 2007-2013 döneminde ise Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 2014 yılına ait ses kaydının, özel sektöre geçiş hazırlığı yaptığı bir dönemde kaydedildiği anlaşılıyor. Barak, Kanal 12’ye yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Epstein ile ilişkilerine dair yeni materyallerin yayımlanabileceğini kabul etti.

Barak, “Önümüzdeki haftalarda bu konuyla bağlantılı daha birçok unsurun ortaya çıkması mantıklı; çünkü 15 yıl boyunca kendisiyle hem iş hem de sosyal ilişkim vardı” dedi. Ancak kamuoyuna yansıyacak herhangi bir bilginin ‘uygunsuz’ olmayacağını vurguladı.

Haberde, Epstein’ın küresel ölçekte etkili isimlerden oluşan geniş bir ilişki ağına sahip olduğu, Barak ile ilişkilerinin yıllardır bilindiği ve Barak’ın herhangi bir suç işlediğine dair kanıt bulunmadığı belirtildi. Epstein dosyalarında, aralarında eski ABD Başkanı Bill Clinton ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da bulunduğu başka dünya liderlerinin isimlerinin geçtiği ifade edildi.

Epstein, 2008 yılında bir çocuğun fuhşa zorlanması suçunu kabul etmiş ve 18 aylık cezasının 13 ayını cezaevinde geçirmişti. 2019 yılında ise reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken cezaevinde intihar etmişti.


İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
TT

İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)

Özellikle Gazze savaşında ABD’den büyük destek alan İsrail, Washington’a bağımlılığını azaltmak istiyor.

Times of Israel’in analizine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “azami bağımsızlık” vurgusuyla gündeme gelen bu yönelim, İsrail - ABD ilişkilerinde yeni bir döneme geçilebileceğinin işareti. 

Diğer yandan uzmanlar, böyle bir hamlenin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. 

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Gazze Savaşı’nda Washington yönetimi, Tel Aviv hükümetine 22 milyar dolar civarında askeri yardım sağladı. Bunun, yıllık 3,8 milyar dolarlık düzenli savunma yardımına ek olarak yapıldığı belirtiliyor. 

Diğer yandan bu yardımlar, ABD’ye İsrail’in askeri harcamaları ve öncelikleri üzerinde ciddi nüfuz sağlıyor. 

Netanyahu, geçen ay The Economist’e verdiği röportajda, askeri yardımları 10 yıl içinde sıfıra indirmek istediğini söylemişti. Askeri yardım almak yerine ABD’yle ortak silah ve savunma projeleri geliştirmeye odaklanmayı planladıklarını belirtmişti.

İki ülke arasındaki yardımları düzenleyen sözleşme en son 2016’da yenilenmişti. 10 yıllık anlaşma kapsamında ABD, İsrail’e yılda 3,3 milyar dolar Yabancı Askeri Finansman (FMF) ve füze savunması için 500 milyon dolar sağlıyor. Bu 500 milyon dolar özellikle Demir Kubbe sistemine ayrılıyor.

Diğer yandan eski anlaşmalarda İsrail yardımların yüzde 25’ten fazlasını kendi savunma sanayisine harcayabilirken, Barack Obama yönetimi bu esnekliği kademeli olarak azalttı. Analize göre 2028’de İsrail, ABD’den gönderilen yardımları sadece Amerikan menşeli ekipmanların bakımı ve geliştirilmesi için harcayabilecek. 

İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Michael Oren, ABD’ye bağımlılığın İsrail’i saldırıya yönelik stratejiler yerine savunma odaklı alternatiflere yoğunlaşmak zorunda bıraktığını savunuyor.

Öte yandan ABD'nin eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro’ya göre yardımların tamamen durdurulması, İran ve müttefiklerini cesaretlendirebileceği gibi, Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki normalleşme sürecini de sekteye uğratabilir. Eski diplomat, birçok Arap ülkesinin İsrail’le yakınlaşmasının arkasında ABD’yle ilişkileri güçlendirme motivasyonunun olduğunu söylüyor. 

Böyle bir hamle bölgede domino etkisi yaratabilir. Shapiro’ya göre Washington’ın Tel Aviv’e yardımları kesmesi, Kongre’nin Mısır ve Ürdün’e yapılan yardımları da sorgulamasına yol açabilir. Ürdün’de oluşabilecek istikrarsızlık Batı Şeria, Suriye ve Irak’a yayılabilir; Mısır ise silah alımında Rusya ve Çin’e yönelebilir.

ABD ve İsrail arasında NATO’nun 5. maddesine benzer bir karşılıklı savunma anlaşması ihtimali de zaman zaman gündeme geliyor. Ancak İsrail, askeri kararları üzerinde ABD’nin veto gücü kazanabileceği endişesiyle tarihsel olarak bu tür anlaşmalara mesafeli durdu.

Independent Türkçe, Times of Israel, JNS


İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
TT

İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)

İran, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki yeraltı kompleksini güçlendiriyor. 

ABD merkezli düşünce kuruluşu Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün (ISIS) incelediği uydu görüntülerine göre, İsfahan eyaletinde yer alan Kazma Dağı'ndaki yeraltı tesisinin girişleri güçlendiriliyor. 

Uzmanlar, tesisin İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ya da kritik ekipmanlarını korumak için tasarlanmış olabileceğini belirtiyor. Ancak tesisin tam olarak ne amaçla kullanıldığı ve faal olup olmadığı net değil.

10 Şubat tarihli uydu görüntüsünde, dağdaki tünel girişlerine yeni betonlar döküldüğü görülüyor. Bazı noktalarda zeminin düzleştirilip betonla güçlendirilmiş yeni yapıların inşa edildiği anlaşılıyor.

ISIS analistlerine göre bu değişiklikler, olası bir hava saldırısına karşı tünel girişlerini güçlendirmeyi ve ek koruma sağlamayı amaçlıyor.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. ABD ve İran'ın yürüttüğü nükleer müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran da vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Hazirandaki saldırılarda Kazma Dağı hedef alınmamıştı ancak yeraltı tesisi, Natanz'a yaklaşık 2 kilometre mesafede. 

BBC'nin de incelediği uydu görüntülerine göre, geçen yılki İsrail - ABD saldırılarında Natanz'da hasar gören bir dronesavar sistemi de tekrar güçlendirilmiş. 

Natanz’ın 125 kilometre kuzeyindeki İsfahan tesisinin tünel girişleri ise toprakla kapatılmış. Uzmanlar, bunun hava saldırılarının etkisini azaltmak ya da tesisteki malzemeleri imha etmeye yönelik kara saldırılarına karşı savunma sağlamak amacıyla yapıldığını belirtiyor. 

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti. 

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, anlaşma sağlanamaması halinde ikinci bir uçak gemisini daha Ortadoğu'ya göndereceği tehdidini savurmuştu. 

New York Times'ın son haberinde, Karayipler'de konuşlu uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve beraberindeki taarruz grubunun Ortadoğu'ya gönderilmesinin kararlaştırıldığı savunuluyor. Geçen ay Venezuela'ya düzenlenen askeri harekat öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi, halihazırda Ortadoğu'daki USS Abraham Lincoln'a katılacak.

Independent Türkçe, BBC, Jerusalem Post, New York Times