Macron ve Sisi terörle mücadelede iş birliğini görüştü

Akdeniz ülkelerine yasadışı göç akışını engelleme gerekliliği üzerinde duruldu

Cumhurbaşkanı Sisi, 12 Kasım’da Elysee’de Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşme sırasında (Reuters)
Cumhurbaşkanı Sisi, 12 Kasım’da Elysee’de Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşme sırasında (Reuters)
TT

Macron ve Sisi terörle mücadelede iş birliğini görüştü

Cumhurbaşkanı Sisi, 12 Kasım’da Elysee’de Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşme sırasında (Reuters)
Cumhurbaşkanı Sisi, 12 Kasım’da Elysee’de Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşme sırasında (Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı barışı koruma operasyonlarına destek yoluyla ve bu konuda uluslararası hareketleri destekleyerek, özellikle Afrika’da olmak üzere yerel, bölgesel ve uluslararası arenalardaki terör gruplarıyla mücadelede iki ülke arasındaki ikili iş birliğini ele aldı. Görüşme, terörist grupların yayılma krizine yönelik çözümleri karmaşıklaştıran ‘koordinasyonsuz dış müdahalelerin’ artışı ortasında gerçekleşti. İki lider, 12 Kasım’da Paris’te Uluslararası Libya Konferansı’nın oturum aralarında bir araya geldi. İki Cumhurbaşkanı, (Akdeniz Havzası ülkelerine yasadışı göç akışlarının azaltılmasının yanı sıra, bölge ülkeleri ve komşu ülkeler için istikrar ve büyüme sağlamaya çalışmak amacıyla) ortak öneme sahip değişiklikler, sağlık, çevresel, ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan uluslararası arenadaki krizlerin gölgesinde Mısır ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki Avrupa- Akdeniz iş birliğini (EUROMED) güçlendirmenin önemine dikkati çekti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi’nin 12 Kasım’da yaptığı açıklamada göre Fransa Cumhurbaşkanı, Mısır ve Fransa arasındaki ikili ilişkilerde her alanda görülen niteliksel gelişmeye övgüde bulundu. Macron, bu gelişmenin iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında yoğunlaşan karşılıklı ziyaretlere de yansıdığını ifade etti. Sözcüye göre Macron, özellikle Mısır’ın Fransa’nın Orta Doğu’daki en önemli ortaklarından biri olduğu gerçeği ışığında ülkesinin, ‘gelecek dönemde ikili iş birliğini en üst düzeye çıkarmayı, siyasi koordinasyonu geliştirmeyi, ortak öneme sahip çeşitli konular hakkında vizyon alışverişinde bulunmayı’ sabırsızlıkla beklediğini söyledi.
Öte yandan Sisi, başta siyasi, ekonomik, ticari ve askeri düzeyler olmak üzere iki ülke arasındaki çeşitli alanlarda seçkin ikili ve stratejik ilişkiler düzeyine övgüde bulundu. Sisi ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı ile hem ikili iş birliği hem de Mısır - Fransa ortaklığını derinleştirme konularında periyodik istişarelere devam etme konusundaki arzusunu dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı ise “İki cumhurbaşkanı, son yıllarda imzalanan birçok önemli silah anlaşmasının ardından iki ülke ilişkilerini ayırt edici kılan Mısır- Fransa askeri ilişkilerine övgüde bulunurken, bu ilişkileri güçlendirmeye devam etme arzularını dile getirdi” açıklamasında bulundu.
Diğer taraftan Mısır ve AB, uluslararası forumlarda ‘Orta Doğu’daki barış süreci, Libya, Suriye ve Yemen’deki koşullar gibi’ birçok önemli bölgesel meseleye ilişkin istişare kanallarının güçlendirilme gerekliliği konusunda uzlaşı sağladı. Mısır ve AB, bölgede istikrarın yeniden sağlanabilmesi ve halkların daha iyi bir geleceğe ulaşabilmesi için siyasi anlaşmalara ulaşma yolunda çalışmaya devam edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Açıklama, Mısır Cumhurbaşkanının 12 Kasım’da AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile yaptığı görüşmede geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsüne göre Cumhurbaşkanı Sisi, her iki tarafın özelliklerine saygı ve karşılıklı takdire dayanan Mısır’ın dış politikası çerçevesinde AB’nin önemli bir konumda olduğunu söylerken, bu önemin Avrupa tarafının Mısır’ın ilk ticaret ortağı olmasından kaynaklanmadığına dikkati çekti.
Avrupa Konseyi Başkanı, Mısır’ın yasadışı göçle mücadele alanındaki çabalarını övmek istediğini söyleyen Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, “AB, bu konuyla ilgili bu çabaları takdir ettiğini dile getirdi. Öyle ki sarf edilen çabalar, 2016’dan bu yana Mısır’dan yasadışı göç olaylarının kesilmesine yansıdı” dedi.
Öte yandan Michel, AB ile Mısır arasındaki seçkin ilişkilere övgüde bulunarak, özellikle Mısır’ın uluslararası ve bölgesel olarak sahip olduğu siyasi ağırlık ışığında Avrupa’nın, bu ilişkileri tüm yönleriyle güçlendirmeye önem gösterdiğini vurguladı. Avrupalı yetkili ayrıca Mısır’ın, şu anda ciddi bir kargaşa ve siyasi gerginliğin kritik bir aşamasına tanık olan bölgede bir güvenlik ve istikrar vahası olduğunu kaydetti.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, 12 Kasım’da Tunus Başbakanı Necla Buden ile yaptığı görüşmede, Mısır’ın Tunus’a ve Cumhurbaşkanı Kays Said ve yeni hükümetin ‘Tunus halkının lehine’ istikrar ve kalkınma sağlama çabalarına tam destek verdiğini dile getirdi. Mısır cumhurbaşkanlığı açıklamasına göre görüşmede, Mısır ve Tunus arasındaki iş birliği çerçevelerinin güçlendirilmesi ve ortak iletişim kanallarının en üst düzeye çıkarılması yönündeki siyasi irade ve ortak arzuya dikkat çekildi. Toplantıda ayrıca, Nadha (Rönesans) Barajı’na ilişkin son gelişmeler de ele alındı. Abdulfettah es-Sisi de Tunus’un ‘Mısır’ın, barajı doldurma ve işletme konusunda ‘kapsamlı ve yasal olarak bağlayıcı’ bir anlaşmaya varma konusundaki tutumuna’ verdiği desteği takdir ettiğini söyledi. Mısır’ın tutumu, BMGK’nın yayınladığı başkanlık bildirisine de yansımıştı. Öyle ki BMGK, Eylül ayı ortalarında Nahda Barajı ile ilgili bir başkanlık bildirisi yayınlayarak üç tarafı (Mısır, Sudan ve Etiyopya), ‘makul bir süre içinde’ Afrika Birliği himayesinde müzakerelere geri dönmeye çağırdı.
Aynı şekilde Mısır Cumhurbaşkanı, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Floransa Parly ile ‘Mısır ve Fransa arasındaki askeri iş birliğinin geliştirilmesi ve bölgesel meseleler’ konularını görüştü. Fransa Ordu Bakanı, ülkesinin ‘terörle mücadelede ortak çabalar çerçevesinde iki ülke arasındaki askeri iş birliği başta olmak üzere, Mısır ile Fransa arasındaki ortaklık ilişkilerinin ve koordinasyonun güçlendirilmesine’ verdiği önemi dile getirdi. Cumhurbaşkanı Sisi ise, bölgedeki zorluklarla ve terörle mücadelenin ‘çabaların birleştirilmesini ve ortak koordinasyonu’ gerektirdiğini vurguladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.