Libya’nın çözülemeyen sorunu yabancı güçler ve paralı askerler: Rusya, Wagner ile bağlantısının olmadığını, Ankara ise UMH ile anlaşmayı işaret ediyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’nin Libya’dan çekilme noktasında ‘bazı çekinceleri’ olduğunu söyledi. Rusya ise Wagner paralı askerleriyle bir ilişkisi olmadığını belirtiyor

Fransa Cumhurbaşkanı dün Libya konulu Paris Konferansı’na katılan Muhammed el-Menfi ile tokalaşırken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı dün Libya konulu Paris Konferansı’na katılan Muhammed el-Menfi ile tokalaşırken (AFP)
TT

Libya’nın çözülemeyen sorunu yabancı güçler ve paralı askerler: Rusya, Wagner ile bağlantısının olmadığını, Ankara ise UMH ile anlaşmayı işaret ediyor

Fransa Cumhurbaşkanı dün Libya konulu Paris Konferansı’na katılan Muhammed el-Menfi ile tokalaşırken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı dün Libya konulu Paris Konferansı’na katılan Muhammed el-Menfi ile tokalaşırken (AFP)

Fransa’nın başkenti Paris’in önceki gün ev sahipliği yaptığı Libya konulu Paris Konferansı’nın sonuç bildirisini hazırlayanlar, yabancı güçler ve paralı askerlerin Libya’dan çekilmesi hususunda diplomasi dilinin zenginliklerine başvurdu. Uluslararası açıklamaların yazımı konusunda tecrübe sahibi kişiler açıklamada yer alacak tavsiyelerde herkesi memnun etmek ve hiçbir tarafın hedefe konulduğunu düşünmesine ve imzasını geri çekmesine neden olmamak için kelimelerin özenle seçildiğini çok iyi bilir. Bu sebeple Arapça, Fransızca ve İngilizce yayınlanan Paris Konferansı sonuç bildirisinde de Rusya ve Türkiye başta olmak üzere hiçbir tarafı kızdırmamaya özen gösterildi.
Bildirinin 5’inci maddesinde şu ifadelere yer verildi:
“Libya Siyasi Diyalog Konferansı’na bağlı 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin, Libya topraklarındaki paralı askerlerin ve yabancı güçlerin çekilmesi için hazırladığı kapsamlı eylem planına tam desteğimizi ifade ediyoruz. Ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasına yönelik ilk adım olarak acilen bir zaman sınırı belirlenmelidir. Eylem planında belirtilenlere uygun olarak, ateşkes anlaşmasının eş zamanlı, aşamalı, kademeli ve dengeli bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmayı taahhüt ediyoruz. İlgili tüm aktörleri sözlerini gecikmeden uygulamaya çağırıyoruz. Ayrıca, paralı askerlerin, yabancı savaşçıların, yabancı kuvvetlerin ve devlet dışı silahlı tarafların çıkarılmasında Libya Siyasi Diyalog Konferansı’na bağlı 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin rehberliğini gerektirdiğini de not ediyoruz.”
Bildiriden de anlaşılacağı üzere katılımcılar, paralı askerlerin ve yabancı güçlerin Libya’dan çekilmesi hususunda 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin arkasına sığınma çabası içinde. Halbuki açıklamada bu çekilme için doğrudan bir çağrı yapılabilirdi. Bildiride ayrıca paralı askerlerin kimliği ve onlara emir verenlerin ‘görmezden gelinmesi’ dikkat çekici. Oysaki bu konuda tüm detaylar biliniyor. Yabancı güçlerin kimliğinin belirtilmemesinde de aynı durum geçerli. Her ne kadar paralı askerlerin uyrukları (sayıları binlerle ifade edilen Sudanlı, Çadlı, Suriyeli, Rus, Ukraynalı) farklı olsa da yabancı güçlerden maksadın özellikle Türkiye olduğu biliniyor.
Bildiride yabancı milislerin çıkarılması noktasında bağlı kalınacak bir takvim de belirlenmediği gibi bunu yerine getirmeyen taraflara uygulanacak uluslararası, ikili veya toplu yaptırımlardan da bahsedilmiyor. Oysaki seçimlerle ilgili maddede yaptırımlar bulunuyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, söz konusu maddede, seçim sürecini ve siyasi geçişi engellemeye veya baltalamaya, manipüle etmeye, hile karıştırmaya çalışan Libya içinde ve dışındaki kişiler ve yapıların yargı önüne çıkarılacağı ve Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Yaptırımlar Komitesi listesine alınabileceği belirtiliyor.

Macron: Türkiye ve Rusya askeri güçlerini çekmelidir
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in konferansın ardından düzenlenen basın toplantısında söyledikleri de bildiride yer almadı. Eleştiri oklarını Türkiye ve Rusya’ya yöneltmekte tereddüt etmeyen Macron, “Türkiye ve Rusya geciktirmeden paralı askerlerini ve askeri güçlerini çekmelidir. Çünkü bunların (paralı askerlerin) varlığı sadece Libya’nın değil tüm bölgenin istikrarını tehdit ediyor” dedi. Merkel ise Macron’un sözlerine ekleme yaparak, Türk tarafının çekilme konusunda ‘biraz çekince gösterdiğini’ söyledi. Konferans oturumlarına katılan kaynaklara göre, Konferans’ta Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal, ülkesine doğrudan işaret edilmesine tepki göstererek, Libya’daki Türk güçlerinin varlığının 2018 sonbaharında Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türk tarafı arasında imzalanan resmi anlaşmaya dayandığını ifade etti. Dolayısıyla yabancı askerlerin çekilmesi için yapılan çağrıların Türkiye’yi bağlamadığını belirten Önal, bu meselenin Ankara ve Trablus arasındaki bir mesele olduğunu kaydetti. Halihazırda herkes Libya’nın doğusu ile batısı arasında derin ihtilafların olduğunu biliyor. Libya’nın doğusu Türk güçlerini ‘işgalci’ diye nitelerken, Libya’nın batısı ise bu güçleri kendisinin garantörü ve koruyucusu olarak görüyor. Paralı askerler grubu Wagner aracılığıyla Libya’ya askeri müdahalede bulunan Moskova’ya gelince, Rus yetkililer Libya’daki askeri güçlerle ve Wagner ile bir bağlantısı olmadığını vurguluyor. Özetle, Libya’nın egemenliğini geri alması ve istikrara yeniden kavuşması için temel bir mesele olan yabancı güçlerin çekilmesi noktasında kayda değer bir ilerleme kaydedilmedi.

Kırılgan anlaşmalar çökebilir
Libya’daki gelişmeleri takip edenler, çekilme hususunun temel ihtilaf noktası olmaya devam etmesi ve gerçek anlamda bir uluslararası baskının bulunmaması nedeniyle bölgesel ve uluslararası güçlerin birer uzantıları olan Libya’daki siyasi aktörler arasındaki kırılgan anlaşmaların her an çökebileceğine dikkati çekiyor.
Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndaki kaynaklar, ‘eşzamanlı, aşamalı ve toplu’ yapılması istenen çekilmeler noktasında adım atılması için parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması ve tüm tarafların kabul edeceği meşruiyetinden şüphe edilmeyen yeni bir yönetimin kurulmasının beklendiği görüşünde. Bu ifadeden, böyle bir yönetimin kurulması halinde uluslararası toplumun desteğiyle tek bir sesle ve Libyalıların adına konuşabileceği, içerdeki aktörlerin dışardaki güçlerin arkasına sığınmasına engel olacağı anlamı çıkıyor. Bu nedenle söz konusu kaynaklar, seçimler ile çekilme meselelerinin birbirine bağlı olduğuna işaret ederek, Paris Konferansı’nın odaklandığı ve önceliği arasına aldığı seçimlerin başarılı olmasının “çekilmeler için gerekli ancak yeterli” olmadığını belirtiyor.

Menfi ve Dibeybe arasındaki ihtilaf!
Görünüşe göre çekilme meselesi akıllarda soru işareti yaratan tek mesele değil. Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe arasında seçimler hususunda ihtilaf söz konusu. Zira Dibeybe’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı yönünde bazı tahminler yürütülüyor.
Yetkililer seçimlerin tarafsızlığı, şeffaflığı ve uzlaşmacılığına bağlı kalırken, Dibeybe 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimler için Seçim Yasası’nda değişiklik talebinde bulundu ve parlamento ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ‘eşzamanlı’ yapılmasını istedi. Ancak durum şu ki üzerinde ciddi tartışmaların yapıldığı Seçim Yasası’nı değiştirmek için zaman kalmadı. İkincisi, Yüksek Seçim Kurulu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun önümüzdeki ayın sonlarında parlamento seçimlerinin ilk turuyla eşzamanlı yapılmasına ve bundan birkaç hafta sonra da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun düzenlenmesine karar verdi. Bu durum aynı zamanda birçok şüpheye yol açtı.
Menfi, herkesin seçimlere katılması ve sonuçlarını kabul etmesi için tüm ihtilaflı konuların çözülmesi gerektiğini vurgularken, Dibeybe ise seçim sürecinin tarafsız ve tüm aktörler arasında uzlaşmacı bir şekilde gerçekleşmesi halinde yönetimi devredeceğini kaydetti.
Her hâlükârda iki yetkili de yönetimi devretmeyi ‘garantilerin’ verilmesi şartına bağlıyor. Zira Dibeybe yönetimi devretmeyi, seçimlerin ihlaller olmadan yapılması, uluslararası gözetim ve siyasi desteğin sağlanması, seçim sonuçlarının kabul edileceğine dair gerçekçi garantilerin verilmesi ve sonuçlara itiraz edenlere uluslararası yaptırımların uygulanması şartlarına bağlıyor. Bu şartlar birçok yorum ve değerlendirmenin yanı sıra bazı sorulara kapı aralıyor. Bu garantileri kim verecek? Seçim döneminde bu şartların sağlanıp sağlanmadığına kim karar verecek?



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.