Lockheed Martin Uluslararası İşletme Başkan Yardımcısı Ray Beasley, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan, askeri ürünlerimizin parça üretimi için ideal fırsatlar sunuyor

Lockheed Martin Uluslararası İşletme Başkan Yardımcısı Ray Beasley, Şarku’l Avsat’a konuştu: Körfez ülkelerinde büyüme potansiyeli var

Ray Beasley (Şarku’l Avsat)
Ray Beasley (Şarku’l Avsat)
TT

Lockheed Martin Uluslararası İşletme Başkan Yardımcısı Ray Beasley, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan, askeri ürünlerimizin parça üretimi için ideal fırsatlar sunuyor

Ray Beasley (Şarku’l Avsat)
Ray Beasley (Şarku’l Avsat)

ABD merkezli küresel savunma-teknoloji şirketi Lockheed Martin’in Uluslararası İşletme Başkan Yardımcısı Ray Beasley, Suudi Arabistan'ın, şirketin ürettiği askeri ürünlerin parçalarının üretilebileceği bir yer olarak ideal fırsatlar sunduğunu söyledi. Beasley, Lockheed Martin’in dünya çapında askeri üretici olmak için Riyad ile birlikte çalıştığına dikkati çekti.
Lockheed Martin Uluslararası İşletme Başkan Yardımcısı Beasley, ‘Dubai Havacılık Fuarı 2021’in başlamasından önce Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ulusal bütçeler üzerinde bir takım baskılar olmasının beklenmesine rağmen, bölgede şirketin ürünlerine güçlü bir talep olduğunu belirterek, “Bölgedeki ana hedefimiz, gelecek nesillerin korunmasına yardımcı olmaktır” ifadelerini kullandı. Beasley, rakiplerin, stratejilerini ve yeteneklerini hızla geliştirdiği modern savaş alanında bir karmaşanın yaşandığına işaret etti.
İşte bölgedeki insan kadrolarının rehabilite edilmesindeki rollerine, şirketin performansına ve ürünlerinde yapay zeka kullanımına değinen Beasley'in Şarku'l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı:

Dünya, birden fazla siyasi ve ekonomik cephede değişimlere ve değişen ittifaklara tanık olurken Lockheed Martin'in önümüzdeki dönem için stratejisi nedir?
Lockheed Martin, dünyanın en büyük havacılık ve savunma şirketi olması çerçevesinde uçakları, uyduları ve gemileri aracılığıyla dünyanın farklı yerlerinde gün boyunca her dakika gerçek zamanlı olarak çalışmalarını sürdürüyor. 100'den fazla ülke, güvenlikleri için çalışanlarımıza, ürünlerimize ve teknolojimize güveniyor. Lockheed Martin’de, günümüzün hızla gelişen karmaşık savunma ortamında tek hedefli çözümlere yer olmadığına inanıyoruz. Bu nedenle, gelecekteki stratejimiz, tüm alanlarda hızla gelişen tehditleri caydırmak için ortaklarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya dayanıyor. Ayrıca, düşman tehditlerine karşı savaş alanında belirleyici bir güç olarak esnek bir şekilde çalışan birden fazla platformu birbirine bağlayan bir ağ oluşturmak için savunma teknolojisindeki gelişmiş ağlarla ilgili bir araştırma yapıyoruz. Günümüzde savunma güçlerince kullanılan uçaklar, uydular, gemiler ve kara ekipmanları, zengin bir bilgi birikimi sağlıyor. Bu kadar büyük miktarda veriyi işlemek ve analiz etmek, özellikle bu sistemlerin birlikte çalıştığı çoklu güvenlik seviyeleri düşünüldüğünde zorlu bir görev haline geliyor. Lockheed Martin'de bu faktörü ele almak amacıyla tüm alanlarda ortak veya çoklu operasyonlar olarak bilinen yeni bir konseptin geliştirilmesine yardımcı oluyoruz. Bu konsept, veri devriminin basitliği ile temel sistemleri, kritik veri kaynaklarını ve kapsamlı birleşik operasyon çözümlerinin senkronize ederek, modern savaş alanlarının eksiksiz bir resmini sunup ortaklarımızın karar vermelerini ve hızlı hareket etmelerini sağlayacak.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve genel olarak Körfez ülkeleriyle çalışmanın size ne gibi getirileri olacağını düşünüyorsunuz?
Lockheed Martin, 55 yılı aşkın bir süredir Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) güvenilir bir ortağıdır. Aynı zamanda yerel havacılık ve savunma sektöründe işgücü becerilerini ve egemen kapasite geliştirme alanında bölgesel bir liderdir. Bölgesel ortaklarımızın ulusal vizyonlarını anlıyor ve ekonomik çeşitlilik hedeflerine ulaşmalarında onları desteklemeye devam ediyoruz. Lockheed Martin’de bilgi aktarımı, endüstrilerin yerelleştirilmesi ve insan sermayesinin geliştirilmesini içeren üç sütunlu bir yaklaşımı benimsedik. Küresel sektör uzmanlarından oluşan ağımızın ve yerel ortaklarımızın uzmanlığının katkısıyla bir takım girişimleri hayata geçiriyoruz. Ayrıca ülke içi değer yaratmaya ve ortak ülkelerde savunma sektörlerinin gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Suudi Arabistan ile ilişkinizi ve 2030 Vizyonu’na olan katkınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Lockheed Martin, ilk Lockheed C-130 Hercules model uçağın teslim edildiği 1965 yılından bu yana Suudi Arabistan’da bulunuyor. Şirket o tarihten bu yana, Suudi Arabistan’daki varlığını entegre hava ve füze savunma sistemleri, taktik ve helikopter teknolojisi, deniz sistemleri ve uydu iletişimi alanlarında genişletmeye devam etti. Aynı zamanda Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu çerçevesinde yerel havacılık ve savunma sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yeni nesil yetenekler için eğitim girişimleri geliştiriyor ve uyguluyoruz.

Faaliyet gösterdiğiniz savunma sektörü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından etkilendi mi? İyileşme sonrası dönem için ne gibi planlarınız var?
Salgına rağmen öngörülemeyen şekillerde gelişen bölgesel tehditlerin oluşturduğu tablo ve tehditlerin sürekliliği, Ortadoğu ülkelerinin savunmaya yaptıkları harcamaların sabit kalmasını sağladı. Sektörümüz, yenilik ve uyumlu çabalar gerektiren bir takım yeni karmaşık zorlukların üstesinden gelmek için sürekli olarak test ediliyor. İyileşme sonrası aşamada, müttefiklerimizin, karmaşık savaş alanlarının mevcut zorluklarını aşmalarını ve ortaya çıkan tehditlerle mücadele etmelerini sağlamaları için yapay zeka, gelişmiş bilgi işlem ve 5G iletişimi dahil olmak üzere ileri teknolojiden yararlanmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. 5G teknolojisi önceliklerimizden biri. Çünkü müttefiklerimizin daha fazla esneklik, daha yüksek verim ve çok düşük gecikme ile hızlı ve kararlı eylemlerde bulunmalarına izin verir. Teknoloji ayrıca, savaş alanında benzersiz bir hızla kararlar almak için yapay zekanın gücünden tam olarak yararlanmamızı sağlıyor. Hızlı bir şekilde yeni teknolojiler sunmak, maliyetleri azaltmak ve sürdürülebilirliği geliştirmek için dijital mühendisliği, akıllı uygulamaları ve açık mimarileri bir araya getiriyoruz. Ayrıca modern savaş alanlarına en son teknolojinin kullanımını sağlamak amacıyla savunma sanayi üssünü güçlendirmek için ticari şirketlere yatırım yapıyor ve ortak oluyoruz.

Teknoloji kullanımı, son dönemde çarpıcı bir şekilde yaygınlaşıyor. Yapay zekânın sektörünüzde bir rolü olacak mı ve hangi uygulamalarda kullanılacak?
Sistemlerimizde, her düzeyde karar alma hızını artırmak için dijital dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapıyoruz. Örneğin bir F-16 savaş uçağı ile uluslararası ortak filolardaki temel iletişim sistemleri ve dördüncü nesil savaş uçaklarının birbiriyle iletişim kurmaları gibi konulara odaklanıyoruz. Maliyeti düşürmek, teslim süresini kısaltmak ve ürün kalitesini artırmak için daha hızlı ve daha akıllı çalışan dijital fabrikalar kurma vizyonumuzun bir parçası olarak F-16 üretim hattındaki teknolojileri ve otomasyonu yükseltmek için de gayret sarf ediyoruz.

Şirketin ilerleyen yıllarda büyümesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce daha fazla büyümenize yardımcı olacak ürünler nelerdir?
Daha önce tüm alanlarda ortak yahut çoklu operasyonlardan bahsetmiştim. MDO ve JADO platformlarımız şuan ki önceliklerimizdir. Savaş alanını birbirine bağlayan, komuta ve kontrol eden, operasyonel komuta ve kontrol verilerini toplayan ve gelecekteki tehditlere yanıt vermek için çözümler sunan yeni nesil çok alanlı bir savaş yönetim sistemi olan DIAMONDshield platformunda da büyük potansiyel görüyoruz. DIAMONDshield platformu hava, kara, deniz ve uzay sistemlerini ve platformlarını birbirine bağlayarak istihbarat, gözetleme ve keşif verilerini entegre ederken strateji oluşturma, hedefleme, planlama, görev yapma ve ortak operasyonları değerlendirme yeteneğini otomatikleştirir ve kolaylaştırır. Tüm alanlarda ortak veya çoklu operasyon kavramı için önemli bir etkinleştirici faktör olarak Lockheed Martin F-35 Lightning II model savaş uçağının geliştirilmesine de devam ediyoruz. Bu uçak, geleceğin savaş alanını değiştirecek şekilde operasyonlarda ve tatbikatlarda merkezi bir iletişim noktası görevi görebilir. Savaş alanının yakınında ve yüksek bir konumda çalışırken, sensörleri ve iletişim kitleri, hava, deniz, uzay, yüzey ve yer ağı platformları ağının yeteneklerini önemli ölçüde artırır ve komutanlara saniyeler içinde kritik bilgiler sağlayarak, çevredeki operasyon ortamı hakkında önemli ölçüde farkındalık yaratır. Bunlar son olarak Hydra, Northern Edge, Orange Flag ve Flighttest-6 projeleri çerçevesinde bir dizi uçuş testi ve tatbikatı sırasında kanıtlanmış yeteneklerdir.

Ürünlerinizin bazı parçalarını bölgede mi üretmeyi düşünüyorsunuz?
Evet. Suudi Arabistan bu noktada bize ideal fırsatlar sunuyor. Suudi Arabistan’ın 2018 yılındaki savunma bütçesi, 80 milyar dolarla dünyanın en yüksek üçüncü bütçesi oldu. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın 2030 yılına kadar askeri harcamaların yüzde 50'sini yerelleştirmeye yönelik çabalarını takdir ediyoruz. Bu konuda, iki ana alanı kapsayan bir planımız var. ABD hükümetiyle birlikte ortağımız olan ülkelere sunulabilecek teknolojileri belirlemeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra Suudi yetkililerle, yerelleştirme çalışmaları kapsamında bu teknolojileri üretecek en uygun yerel şirketlerin belirlenmesi için iş birliği yapıyoruz. Suudi ortaklarımızın dünya çapında askeri teçhizat üreticileri haline gelmelerine yardımcı olmak için de bir takım çalışmalarımız var. Geçtiğimiz Ekim ayında Riyad’a tedarikçiler için özel bir çalıştaya ev sahipliği yaptık. Bu çalıştay bize yerel işletmelerle ortaklık fırsatlarını keşfetmemiz için ideal bir platform sağladı.  Ayrıca, yerel imkanların geliştirilmesine yardımcı olmak için bölgedeki diğer ülkelerde faaliyet gösteren savunma ve havacılık şirketleriyle iş birliği yapmakla da ilgileniyoruz.

Bölgedeki platformlarınızda çalışan sayısını artırmaya yönelik planlarınız nelerdir?
Lockheed Martin'de eğitim ve öğretime büyük bir önceliğimiz var. Çünkü yetenekli genç mühendisler ve bilim insanlarından oluşan güçlü bir yapı, savunma sanayinin geleceği için en önemli temeldir. BAE'de, 2017 yılında, yerel endüstri çalışanları için liyakate dayalı teknoloji eğitimi ve geliştirme programlarına ev sahipliği yapan Masdar Şehri’nde, Yenilik ve Güvenlik Çözümleri Merkezi'ni kurduk. Bunu diğer birçok yenilikçi çözüme eklediğimiz belirtmekten gurur duyuyorum. Yenilik ve Güvenlik Çözümleri Merkezi'ndeki kursiyerler, bugün ABD’deki Lockheed Martin uçak fabrikasında kullanılan uçakların kontrolleri için yapay zeka tabanlı bir yenilik geliştirdiler. Masdar Şehri’ni inşa eden Mubadala şirketi ile 2017-2018 yıllarında The Unmanned Air Systems Payload Design Challenge ve 2020 yılında Uluslararası Savunma Eğitim Programı’nı organize ettik. 2016 yılında, BAE’li 17 gence eğitim veren BAE Uzay Ajansı ile ortak olarak Uzay Temelleri Programı’nı yürüttük. Suudi Arabistan'da, Cidde şehrindeki Prens Muhammed bin Selman Yönetim ve Girişimcilik Okulu'nu güçlü bir şekilde destekliyoruz. Kral Abdulaziz Üniversitesi, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Kral Suud Üniversitesi ile büyük araştırma anlaşmaları imzaladık. Ayrıca Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri, Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi ve Cidde Üniversitesi ile birçok bağımsız araştırma ve geliştirme projesi yürüttük.

Sizce genel olarak savunma sanayi sektörünün karşılaştığı zorluklar nelerdir?
En büyük zorluk, rakiplerimizin müttefiklerimizin zayıflıklarından yararlanmak için stratejilerini ve yeteneklerini hızla geliştirdiği modern savaş alanının karmaşık oluşudur. Bu durum, muharebe, hava, kara, deniz, uzay ve elektronik gibi tüm alanlarda ekonomik refahı ve ulusal güvenliği tehdit ediyor. Bunun yanı sıra teknoloji açığını kapatmak için büyük yatırımlar yapıyorlar. Daima önde olmak, ortaya çıkan tehditleri öngörmek ve bunları etkin bir şekilde ele almak için esnek ve çevik olmalıyız.

Şirketin 2021 yılındaki iş performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yakın gelecekte büyüme için hangi pazarlar başı çekecek?
Havacılık ve savunma sektörü 2020 yılındaki güçlü performansın ardından, 2021 yılında da gelişmeye devam etti. Kovid-19 salgını ile ilgili devam eden zorluklar karşısında güçlü kaldı. Salgın sırasında ulusal güvenlik gereksinimleri devam etti ve ürünlerimiz ve çözümlerimiz yoğun talep gördü. Ülkeler salgının ardından ekonomik toparlanma aşamasına girmeye başladıkça, Körfez bölgesinde büyüme potansiyelinin arttığını görüyoruz. Tedarik zinciri sorunlarına ve küresel olarak kilit sektörleri etkileyen diğer baskılara rağmen müşterilerimize hizmetlerimizi sunmaya devam edeceğiz. Ulusal bütçeler üzerinde baskı olması beklentilerine rağmen, hizmetlerimize ve çözümlerimize yönelik güçlü talebin devam edeceği ortada. Bölgedeki ana hedefimiz, yeni nesil uçaklar, gelişmiş hava ve füze savunma teknolojileri, komuta kontrol sistemleri, gelişmiş simülasyon ve eğitim yöntemleri şeklinde destek sağlayarak gelecek nesillerin korunmasına yardımcı olmaktır.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.