Hudeyde'de son yaşanan gelişmelerin arkasında ne var?

Suudi Arabistan, meşru hükümete verdiği desteğin güçlü ve sürekli olduğunu belirtti

Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
TT

Hudeyde'de son yaşanan gelişmelerin arkasında ne var?

Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)

Tevfik Ali
Yemen'de Cumartesi akşamı geç saatlerde Kızıldeniz'e bakan Hudeyde şehrinin güneyinde Yemenli güçler ile Husi milisleri arasında çatışmalar yaşandı. Çatışmaların yakınında bulunan askeri kaynaklara ve görgü tanıklarına göre söz konusu çatışmalar İran bağlantılı Husi milislerin Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'na bağlı Ortak Kuvvetler’in çekildiği bölgeye ilerlemesinin ardından geldi. İki askeri kaynak ve bölge sakinleri, koalisyona ait askeri uçakların Hudeyde'nin güneyindeki El-Faze bölgesine hava saldırısı düzenlediğini söyledi. Diğer yandan, Husi savaşçıları dün gece yarısına kadar BAE destekli güçlerle çatıştı.
 El-Faze bölgesi, koalisyon tarafından kontrol edilen ve Husi milislerinin ilerleyişinden sonra yüzlerce Yemenlinin kaçtığı yer olan El-Hoha kentinden 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
 Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA), Cumartesi günü yaptığı açıklamada iki tarafı sivillerin güvenliğini sağlamaya çağırdı. Misyon ayrıca son gelişmelere dair önceden bilgilendirilmediğini açıkladı.

Suudi Arabistan’dan Yemen hükümetine sürekli ve güçlü destek sözü
 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, önceki gün France 24 TV kanalına verdiği röportajda koalisyonun Suudi ordusunun geri çekilmesini reddettiğini yineledi. Suudi Bakan açıklamasında, “Yemen hükümeti ve koalisyon güçlerine yönelik güçlü destek sürüyor” ifadelerini kullandı.
 Washington, Husilerin ateşkes görüşmelerini başlatma şartı olan ‘grubun kontrolündeki limanlara yönelik ambargonun kaldırılması’ için baskı yapıyor.
 Öte yandan ortak kuvvetlerin sürpriz bir gelişmeyle Kızıldeniz kıyılarına bakan Hudeyde şehrinin eteklerinden aniden çekilmesinin ardından Husi milisleri, son iki gün içinde Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı.
 Yemen’deki meşru hükümet ve Birleşmiş Milletler olaylara dair önceden bilgi sahibi olmadığını açıkladı.
 Henüz nedeni bilinmeyen bir gelişme ile Yemen ordusuna bağlı 1., 5. ve 6. Amalika Tugayları ve 21. Piyade Tugayı da dahil olmak üzere bir dizi hükümet yanlısı askeri tugay Perşembe günü, Hudeyde cephelerindeki mevzilerinden El-Hoha kentine çekildi. El-Hoha kenti, Hudeyde kentinin merkezinin yaklaşık 170 km güneyinde bulunuyor.
 Independent Arabia’ya konuşan özel bir yerel kaynağa göre, Hudeyde kentindeki temas hatlarında bulunan güçler, Hudeyde vilayetinin güneyine ve idari olarak Taiz Valiliğine bağlı olan Muha şehrine doğru çekilmek için toplanma noktalarında buluştu.
 Sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılan bazı görüntülerde, Amalika Tugaylarına mensup askerlerin çekilme emri aldıklarını ancak atılan bu adımdan pişmanlık duyduklarını, detay vermeden, ifade ettikleri görülüyor.
 Bu gelişme, BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'in, Yemen Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in yeğeni Ulusal Direniş lideri Tarık Salih'in görev yaptığı kıyı kenti Muha'yı ziyaretinden bir gün sonra yaşandı.

Ulusal savaşın bir parçası
 Husilere dünyanın en önemli uluslararası su yollarından birinin dışında stratejik bir kıyı şeridinde ek alanlar veren çekilmenin nedenleri henüz bilinmiyor. Gözlemcilerin düşündüğü gibi, geri çekilmenin koalisyonun daha geniş bir yeniden konuşlandırılma hedefinin bir parçası olarak gelip gelmediği de bilinmiyor.
Ancak ortak kuvvetler, ani geri çekilmelerinin sebebini, bu bölgeleri "siviller için askerden arındırılmış ve güvenli" kılan uluslararası anlaşmaya (Stockholm Anlaşması) bağlılıkları ile ilişkilendirdi. Ortak kuvvetler Cuma akşamı yaptığı açıklamada, "bu kararın ulusal savaşın bir parçası ve Stockholm Anlaşması’nda belirtilen yeniden konuşlandırma planı ışığında" geldiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Meşru hükümet Stockholm Anlaşması’nı, Husi milislerinin ihlallerine ve bugüne kadar anlaşmayı sürekli baltalamalarına rağmen uygulamakta ısrar ediyor.
 Ortak Kuvvetler Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Meşru hükümet ortak kuvvetlere Hudeyde kentinin kurtarılması için yeşil ışık yakmadı ve ortak kuvvetleri Yemen ve Arap ulusal güvenliği için stratejik bir hedefe ulaşmaktan mahrum etti.” ifadelerine yer verildi.
Yeniden Yerleşim Koordinasyon Komitesi’ndeki (RCC) hükümet ekibi, kuvvetlerin yeniden konuşlandırılmasının hükümet ekibinin bilgisi olmadan ve herhangi bir koordinasyon olmaksızın gerçekleştiğini dile getirdi.
 Ekip resmi açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yeniden konuşlandırma prosedürlerinin, hükümet ekibi aracılığıyla Hudeyde'deki Birleşmiş Milletler Misyonu (UNMHA) ile koordinasyon ve uzlaşı içinde her zamanki gibi gerçekleşmesi gerekiyor. Husilerin Hudeyde kentindeki meşru kontrol alanlarındaki herhangi bir ilerleme, Stockholm Anlaşmasının ruhunu ve maddelerini açıkça ihlal etmektir. Bu, uluslararası toplumun açık ve net bir duruş sergilemesi gereken anlaşmanın aleni bir şekilde ihlal edilmesidir.”

Gizli bir "yeşil" pazarlık
 Son gelişmeler geniş tepkilere yol açarken, Yemen'deki çeşitli medya platformları ve sosyal paylaşım siteleri çekilmeye ilişkin spekülasyonlar ve analizlerle doldu. Bazıları, Husilerle yapılan şiddetli savaşların ardından bu geri çekilmeyi "ortak kuvvetler tarafından ortaya konan büyük fedakarlıklara ihanet" olarak nitelendirdi. Bazıları ise geri çekilmeyi yerel ve uluslararası anlayışlar çerçevesinde atılan bir ilk adım olarak gördü.
  Yemen medyasında, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'in, Çarşamba günü Muha şehrine yaptığı ve Ulusal Direniş lideri Tarık Salih ile bir araya geldiği ziyaretin ardından geri çekilmenin açıklanmayan bir anlaşmanın sonucu olarak geldiği bildirildi. Grundberg ile Husi karşıtı güçlerin Hudeyde şehrinin içindeki tüm bölgelerden tamamen geri çekilmesini öngören bir anlaşmanın yapıldığı ifade edilirken, bu anlaşmanın amacının iki tarafı ayıran yeşil bir alan yaratmak ve şehri Husilerin kontrolündeki başkent Sana'ya bağlayan bir ana yol açmak olduğu dile getirildi.

Yerinden edilme
 Husi milislerinin saldırıları sonucu her zaman olduğu gibi binlerce aile milislerin baskısından korkarak bulundukları bölgelerden kaçmak zorunda kaldı.
 İlgili kuruluşlar, meşru hükümete bağlı ortak kuvvetlerin çekildiği bölgelerden ve ilçelerden büyük bir yerinden edilme hareketi kaydetti. Yerinden edilme Yemenli ktivistlerin aktardığına göre, El-Hoha, Muha ve Taiz vilayetinin batısındaki kıyı bölgelerine doğru gerçekleşti.
 
Husiler memnun
 Husilere sadık medya araçları son gelişmeleri “yeni ilahi zaferler” olarak nitelendirirken, Husiler durumdan memnun.
Husiler tarafından atanan Hudeyde valisi, kenti başkent Sanaa'ya bağlayan ana yolun yeniden açıldığını duyurdu.
 Husilerin Hudeyde Valisi Muhammed Ayyaş, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Sevgili ziyaretçilerimiz hoş geldiniz, Hudeyde sizi ana kapısı olan 16. Kilo’dan karşılıyor" ifadelerine yer verdi. Koalisyon güçleri 2018'den beri bu yolu kapalı tutuyordu.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA), Twitter hesabından yaptığı açıklamada yeniden konuşlanma hakkında önceden bilgisi olduğu iddiasını yalanladı.
 BM misyonunun açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “UNMHA, ortak kuvvetlerin Hudeyde kentinden Tuhayta'ya doğru çekilmesi ve Ensarullah'ın (Husiler) tahliye edilen yerler üzerindeki kontrolüne ilişkin raporları takip ediyor. Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA) önceden bilgilendirilmedi. Misyon sahada gerçekleri tespit etmek için taraflarla koordineli çalışır ve onları, cephe hatlarında değişimlerin gerçekleştiği bölgelerde ve çevresinde sivillerin emniyetini ve güvenliğini sağlamaya çağırır.”
UNMHA, Yemen hükümeti ve Husi grubu arasında Stockholm Anlaşması’nın imzalanmasından kısa bir süre sonra Güvenlik Konseyi'nin 2452 sayılı Kararı uyarınca 13 Aralık 2018 tarihinde kurulmuştur. UNMHA, Yemenli taraflara Hudeyde, Es-Salif ve Ras İsa limanlarında bulunan ve Stockholm Anlaşmasında belirtilen güçlerin (835 askeri ve polis gözlemcisi ve 20 sivil çalışan olmak üzere toplam 55 personel) yeniden konuşlandırılmasına yardım etmeyi amaçlar.

Yaşananlar tesadüf mü?
Birleşmiş Milletler himayesinde uluslararası bir anlaşma yapılacağı şeklinde spekülasyonlar hızla artarken Yemen sahnesindeki gelişmelerdeki hızlanma da paralel olarak arttı.  Bu gelişmeler özellikle Grundberg'in Aden'e ziyaretinin ertesi günü gerçekleşmesi nedeniyle dillendirilen bu tür bir anlaşmanın koşullarını hazırlayabilir.
 Aden ziyaretinin ardından bu ayın sekizinde Taiz şehrine ziyaret gerçekleştiren BM Elçisi, Husiler tarafından kuşatılan bu şehre ilk kez gelmiş oldu.
 Grundberg, Taiz ziyaretinin ardından Ulusal Direniş lideri Tarık Salih ile "ülkedeki savaşı sona erdirmenin yollarını" görüştü. Grundberg'in ziyareti ile eşzamanlı olarak, ABD'nin Yemen Özel Elçisi Tim Lenderking, geçen Şubat ayında göreve gelmesinden bu yana Yemen'e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Lenderking, Başbakan Muin Abdulmelik ve Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek ile bir araya geldi.
Lenderking'in Yemen ziyareti, Umman ziyaretinden iki gün sonra geldi. ABD'nin Yemen Özel Elçisi Umman’ın başkenti Maskat'ta, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi ile bir araya geldi. Aden'e yaptığı ziyaretin ardından Riyad'a geçen Lenderking, burada Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman liderliğindeki Suudi yetkililerle bir araya geldi.
 Grundberg ise Yemen ziyaretinden birkaç gün önce İran'a ziyaret gerçekleştirmişti. BM elçisinin ofisinden yapılan açıklamaya göre, Grundberg ziyareti sırasında Tahran'da üst düzey yetkililer ve uluslararası toplum temsilcileriyle bir araya geldi.
 



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.