ABD, Sudan krizinin duvarını delmeyi başardı mı?

Ülke, ordunun devrilmesi için çağrıda bulunan milyonluk yürüyüşe hazırlanırken Molly Faye’in ziyaretinin sonucu hakkında farklı görüşler var.

13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
TT

ABD, Sudan krizinin duvarını delmeyi başardı mı?

13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Afrika İşlerinden Sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Faye’nin Hartum’a yaptığı ziyaretin ‘Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim’de olağanüstü hâl ilan ederek anayasal belgeyi askıya alma kararlarının tetiklediği olaylara ilişkin’ sonuçları hakkında farklı görüşler ortaya çıktı. Öyle ki bir kesim krizi çözmek için şimdiden önemli bir atılım gerçekleştirildiğini belirtirken, bir kesim de Temmuz 2023’ten sonra geçiş döneminde yönetim sürecine dair ulusal bir uzlaşı yoluyla durumu normal seyrine döndürmek için hiçbir şey yapılmayacağını ve yalnızca baskı yapıldığını savunuyor.
Independent Arabia’ya demeç veren direniş komitelerinin bazı üyelerine göre 17 Kasım’da üç başkent (Hartum, Kuzey Hartum, Omdurman) ve diğer bazı şehirler, orduyu siyaset sahnesinden uzaklaştırmak için barışçıl bir protesto yürüyüşüne tanık oluyor.

Önemli pencereler
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın ziyareti ve ziyaretin ülkedeki durumun yansımalarına etkisi ile ilgili olarak, Ulusal Ümmet Partisi’nde Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmed Hüseyin, “ABD’li yetkilinin bu dönemdeki ziyaretinin, Sudan’ın siyasi krizini çözme yolunda önemli pencereler açmak ve büyük bir atılım gerçekleştirmek üzere büyük bir iyilik ve umudun habercisi olduğunu düşünüyorum. Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile Sudan sokaklarını temsil eden siyasi güçlerin, Başbakan Abdullah Hamduk da dahil olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılması, anayasal belgeye dönüş, olağanüstü halin kaldırılması, internet hizmetinin yeniden sağlanması, barışçıl protestoculara karşı aşırı şiddetin durdurulması ve hükümetin meşruiyetinin iade edilmesi taleplerini görüştüm” açıklamasında bulundu.
Burhan ve ABD’li yetkilinin görüşmesinin ardından Egemenlik Konseyi tarafından yapılan açıklamaya dikkati çeken Hüseyin, ‘sivillerle ortaklık taahhüdünü teyit ederek, tutukluları serbest bırakarak, anayasal belge üzerinde çalışarak, genel seçimleri zamanında yaparak ve demokratik dönüşüm yolunda ilerleyerek’ somut ve olumlu bir ilerlemenin ortaya koyulduğunu ifade etti.
Ahmed Hüseyin, ABD’li yetkili ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki görüşlerin, tamamen aynı olduğunu dile getirdi.

Köklü düzenleme
ÖDBG’nin, önceki deneyimlerde hatalar olduğunu kabul ettiğini söyleyen Hüseyin, ancak anayasal sistemi baltalayarak tedavi yöntemi yürütmenin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ahmed Hüseyin, sivil unsurun, pozisyon ve ilkelerde daha etkin ve sağlam yeni yüzler göstererek bir sonraki aşama için plan ve kadrolarında köklü bir düzenleme yapacağını belirtti.
Hüseyin, askeri bileşenin pozisyonlarındaki değişikliği ve ABD hamlesine tepkisini, ikili ve diğer finansman programlarının durdurulmasının yanı sıra dış yardımın kesilmesinden sonra ekonomik açıdan karşılaştığı felaket durumuna bağladı. Dış yardımlar, özellikle Dünya Bankası’nın Sudanlı aileleri desteklemek ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) prosedür ve programına uygun olarak geçiş hükümeti tarafından uygulanan stratejik mallar üzerindeki sübvansiyonların kaldırılması politikasının etkilerini azaltmak için sunduğu destek programını kapsıyor. Washington da daha önce, terörü destekleyen ülkeler listesinden Sudan’ın adını çıkararak Hartum hükümetiyle birlikte finans kurumlarının ufkunun açılmasına katkıda bulunmuştu. 

Pozisyon dağılımı 
Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanlığı’nda eski büyükelçi Abdulvahab es-Savi, Washington’un ‘ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın ziyareti aracılığıyla krizdeki çıkmazı kırmak için’ ortaya koyduğu net bir atılım görmediğine dikkati çekti. Savi, “Her iki taraf da kendi pozisyonuna bağlı. Anlaşma ve farklılıklar gösteren ortak bir diyalog yok, ancak önümüzdeki birkaç gün içerisinde neler olacağını beklemek zorundayız” dedi.
Yetkili, tüm konunun iki yön etrafında döndüğünü belirtti. Öte yandan ABD ve Avrupa, 25 Ekim öncesi duruma dönülmesi çağrısı yapıyor. Askeri bileşen ise bu krizi çözmek için pratik bir adım ortaya koymaksızın, anayasal belgeye ve demokratik geçişe bağlı olduğunu tekrarlıyor.
Bu çerçevede Abdulvahab es-Savi, “İlgili taraflar arasında yapıcı ve şeffaf bir diyalog için uygun ortam oluşturulmalıdır. Bu durum, Hamduk da dahil olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını gerektiriyor. Askeri taraf bu konudaki taahhüdünü dile getirse de bu talebin hayata geçirilmesinde bir isteksizlik olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Eski büyükelçiye göre ABD, çözümün askeri ve sivil taraflardan tavizler gelene kadar azami ölçüde baskı uygulamakta olduğuna inanıyor. Ordunun 25 Ekim kararlarından geri çekilmesinin, özellikle sokakta halk desteğine sahip olmadıkları için konumlarını son derece zayıflattığına dikkati çeken Savi, “Eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejiminin yaptığı gibi eylemlerini desteklemek için çok sayıda insanı harekete geçiremezler” şeklinde konuştu.

Yoğun temaslar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, ABD’li yetkili, 14 Kasım’da başlayan üç günlük ziyareti sırasında Burhan, Hamduk ve görevden alınan Dışişleri Bakanı Meryen As-Sadık’ın yanı sıra ÖDBG Merkez Konseyi ve Cuba Anlaşması tarafları ile bir araya geldi.
Burhan, salı günü Molly Faye ile gerçekleştirdiği görüşmede anayasal belgeye bağlılığını ve geçiş otoritesinin yapılarını tamamlamak için tüm siyasi güçlerle kapsamlı bir diyalog yürüttüğünü ifade etti.
Burhan’a göre ABD’li yetkili, ülkesinin Sudan’daki demokratik geçişi desteklediğini ve geçiş döneminin başarısında ısrar ettiğini belirtti. Burhan ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden’in Sudan’da yaşananlara kişisel bir ilgi gösterdiğini ve geçiş dönemini başarılı kılma ve demokrasiyi sağlama konusunda istekli olduğunu ifade etti.
Faye, Hamduk ile yaptığı görüşmede ülkede demokratik geçiş yolunu yeniden kurmanın yollarını ele aldı.

Egemenlik Konseyi’nin ilk toplantısı
Burhan, 14 Kasım Pazar günü yeni Egemenlik Konseyi’nin ilk toplantısında, ilerleyen birkaç gün içinde sivil bir hükümet kurma ve ülke işlerinin yönetiminde örnek bir model sağlama sözü vermişti.
Resmi Sudan haber ajansı SUNA’ya göre geçici Egemenlik Konseyi, devrimin özgürlük, barış ve adalet sloganlarının uygulanması başta olmak üzere Aralık devriminin hedeflerine ulaşacak yeni bir gelecek vizyonu vaat eden Burhan başkanlığında bir toplantı düzenledi.
Konsey, “Konsey üyeleri, ülke işlerinin Sudan halkını memnun edecek şekilde yönetilmesi için ideal bir model sağlama ve önümüzdeki birkaç gün içinde sivil bir hükümet kurma sözü verdi” dedi.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.