Fransa, İran’ı ‘sahte müzakerelere’ karşı uyardı

Fransa müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesinden yana.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (EPA)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (EPA)
TT

Fransa, İran’ı ‘sahte müzakerelere’ karşı uyardı

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (EPA)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (EPA)

Batılılar beş aylık bir aranın ardından, İran nükleer programıyla ilgili Viyana müzakerelerinin yeniden başlamasına sadece on gün kala nisan ve haziran ayları arasındaki altı uzun müzakere turundan sonra askıda kalan anlaşmazlık noktalarını aşmayı hedefliyor. Ancak ilerleme kaydedebilecekleri veya hızla bir anlaşmaya varabilecekleri konularında emin değiller. Son müzakere turu ile bugün arasında iki ana değişken var. Bunlardan ilki, ‘ılımlı’ Hasan Ruhani’nin yerine sert bir isim olarak görülen İbrahim Reisi’nin ortaya çıkmasıyla İran’da meydana gelen siyasi değişim. İkincisi de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ve İran’ın kendisine göre uranyum zenginleştirme oranını çok yüksek bir dereceye çıkarma konusunda Tahran’ın nükleer programı tarafından kaydedilen kayda değer ilerleme ve İran’da sivil amaçlı olmayan uranyum metalinin üretiminin yüzde 60’a ulaşması.
Ayrıca UAEA da dahil olmak üzere birçok uluslararası raporun belirttiği gibi İran, daha modern santrifüjler üretmeye devam ediyor. Böylece zenginleştirmeyi hızlandırmayı ve uranyum saflığını artırmayı hedefliyor. En önemlisi de bu durum İran’ı ‘nükleer’ eşiğe yaklaştırarak nükleer silah üretmeye karar vermesi durumunda ihtiyaç duyduğu süreyi kısaltıyor.
ABD 2015 nükleer anlaşmasını imzalayan üç Avrupa ülkesi ve bölgesel yönetimlerle Viyana’ya dönüş hazırlıkları kapsamındaki istişarelerini yoğunlaştırdı. Paris ise İran ile 4+1 (Almanya’nın yanı sıra Fransa, İngiltere, Rusya ve Çin) arasındaki doğrudan müzakerelerin ve Avrupalı ​​müzakereci Enrique Mora aracılığıyla ABD ile dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasıyla Viyana’da ortaya çıkabilecek tabloya dair şüphelerini bir kez daha dile getirdi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, 19 Kasım’da Le Monde gazetesine konuya dair açıklamalarda bulundu.
Fransız Bakan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Toplantının Viyana’da olması önemli. İlk kontrol etmemiz gereken şey, yeni İranlı yetkililerle görüşmelere geçen haziran ayında kalınan yerden devam edip etmeyeceğimizdir. Ancak bu tartışmalar bir aldatmacaysa, kapsamlı eylem planının (nükleer anlaşma) anlamsız hale geldiği sonucuna varmalıyız. ABD’nin hızlı bir anlaşmaya imkân sağlayacak şekilde, haziran ayında kaldığımız yerden müzakerelere geri dönmeye hazır olduğunu düşünüyorum. İran tarafının da buna istekli olup olmadığını doğrulamalıyız.”
Anlaşmaya varılmasının önünde engel teşkil edebilecek bir dizi noktaya dikkat çeken Fransız Bakan, ilk olarak Tahran’ın ilk altı turda elde edilen tüm ilerlemeyi terk etme anlamına gelebilecek şekilde zamanı geri çevirmek isteyeceğine ilişkin endişe olduğunu söyledi. Eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif defalarca haziran ayında yapılacak İran seçimlerinden önce anlaşmanın tamamlanması için bir fırsat olduğunu açıklamıştı. Bununla birlikte müzakereler duraksadı. Dolayısıyla Le Drian’ın ifade ettiği gibi Batı’nın endişeleri, Tahran’ın altı turda yaşananları benimseyip benimsemediği ve en önemlisi ABD tarafından uygulanamaz bir talep listesiyle Viyana’ya gelerek yeni bir sayfa açmak isteyip istemediğine ilişkin sorulara dayanıyor. Batı’nın odak noktası, müzakereleri durduğu noktadan sürdürmek. Yani daha önce elde edilen ‘başarıları’ benimsemek ve geri kalan tartışmalı başlıkları görüşmek. Bu durum, ABD’nin ve İran’ın geri dönmesi için ‘hızlı’ bir anlaşmaya varılmasına olanak sağlayacak. Le Drian’ın ‘aldatmaca’ hakkındaki sözleri ve önceki anlaşmanın anlamsız hale gelmiş olabileceği görüşü, Batı’nın ‘Tahran’ın nükleer silahlar konusundaki teknolojik ilerlemenin, ABD yönetiminin odaklandığı 2015 anlaşmasını içeriğini boşaltacağına’ dair korkularını yansıtıyor.
İran’ın açıklamaları, Tahran’ın ‘tüm yaptırımları kaldırmaya ve Washington’dan anlaşmayı bir daha terk etmeyeceğine dair güvence almaya’ odaklanmak istediğini gösteriyor. Buna paralel olarak açıklamada, balistik füze programına ve İran’ın bölgesel politikasına ise herhangi bir atıf yapılmıyor. Bu noktada Viyana’da ilk 29 turda yaşananlar, İran’ın ne istediğinin güçlü bir göstergesi olacak. Tahran’ın müzakerelere geri döndüğü açık. Tahran, ABD yaptırımlarını bir dereceye kadar atlatmayı başardığını düşünüyor. İran’ın Çin ile ‘stratejik’ anlaşması, kendisi ve Rusya arasındaki görüşmeler ve genel olarak doğuya eğilim, Tahran’ın Batı baskılarına ‘direnmesini’ sağlıyor.
Ayrıca nükleer programını ilerletmek, onu kullanmaktan çekinmeyeceği bir koz olarak duruyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Biden ve Avrupalı ​​liderlerin 29 Ekim’de Roma’da nükleer meseleyle ilgili yaptığı açıklamalarda da belirtildiği gibi Fransız Bakan, Rusya ile iş birliğinin önemine değindi. Le Drian verdiği bir röportajda Rusya ile ‘koordine edilebilecek’ çok sayıda konu olduğunu ve bunların başında da İran nükleer meselesi bulunduğunu söyledi. İşin aslı, Viyana’dan ne çıkacağı konusunda bugün kesin bir görüş yok. Tüm olasılıklar ortada. ABD yönetiminin diplomatik sürece bağlı kalacağını açıkladı. Ancak buna rağmen son çözüm olarak askeri de dahil olmak üzere diğer seçeneklerin masada olduğu biliniyor.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.