Derbi geride kaldı, hakem kararları tartışılıyor... "Serdar'ın pozisyonuyla Diagne'ninki arasında hiçbir fark yok"

Halil Umut Meler'in kararları derbi maçtaki kararları tartışılıyor / Fotoğraf: AA
Halil Umut Meler'in kararları derbi maçtaki kararları tartışılıyor / Fotoğraf: AA
TT

Derbi geride kaldı, hakem kararları tartışılıyor... "Serdar'ın pozisyonuyla Diagne'ninki arasında hiçbir fark yok"

Halil Umut Meler'in kararları derbi maçtaki kararları tartışılıyor / Fotoğraf: AA
Halil Umut Meler'in kararları derbi maçtaki kararları tartışılıyor / Fotoğraf: AA

Süper Lig'in 13. haftasında Galatasaray ile Fenerbahçe'nin karşılaştığı müsabakaya oynanan futbol değil hakem kararları damga vurdu. 
Karşılaşma sonrası Fenerbahçe cephesinden hakemle ilgili açıklama gelmezken sarı-kırmızılılarda başta başkan Burak Elmas olmak üzere tepkiler Halil Umut Meler'e yöneldi.
Galatasaray, NEF Stadı'nda Fenerbahçe'yi konuk etti. 
Karşılaşmaya hızlı başlayan ev sahibi ekip, müsabakanın 16. dakikasında Kerem Aktürkoğlu'nun golüyle 1-0 öne geçti.
Fenerbahçe ise bu gole 31. dakikada Mesut Özil ile yanıt vererek ilk yarının skorunu tayin etti.
Müsabakanın ikinci yarısında da atak oyununu sürdüren sarı-kırmızılılar, Diagne ile golü bulsa da VAR uyarısının ardından gol geçerli sayılmadı.
Karşılaşmanın son bölümlerinde ani gelişen Fenerbahçe atağında Miguel Crespo, 90+4. dakikada kaleci Muslera'yı geçmeyi başararak takımı öne geçirdi.
Kalan dakikalarda başka gol olmadı ve müsabaka 2-1 konuk ekibin üstünlüğüyle tamamlandı.
Maçın ardından tepkiler ise karşılaşmayı yöneten hakem Halil Umut Meler'e yöneldi.

Galatasaray Başkanı Burak Elmas, maç sonu basın toplantısı odasında açıklamalarda bulunarak TFF'ye gideceğini belirtti ve Meler'e ağır eleştirilerde bulundu:
"Çok direndim. Konuşmayalım, bu iş düzelsin, bu kirli zihniyet Türk sporuna hakim olmasın diye. Galatasaray'ın haklarını savunmaktan imtina etmeyeceğimizi de bilmenizi isterim. TFF'den randevu isteyerek, yarın TFF'ye gideceğim. Bugün, Nef Stadyumu'nda, çok çok çok kötü ve art niyetli bir hakem yönetimi vardı. Bunu tahmin etmemize rağmen, iyi niyetliyiz ya, bir şans verelim dedik. Son derece art niyetli, takımımızı yavaşlatan, bize kart ve kartlar vermeye çalışan bir saha yönetimi vardı... Bu toplantıda MHK başkanının olmasını ve Halil Umut Meler'in hakem raporunun da olmasını isteyeceğim. Bazı kulüpler el altından bunu alıyor. Biz bunun açıklanmasını ve kamuoyuyla paylaşılmasını istiyoruz. Yarın diğer başkanları da arzu ederlerse, TFF ve MHK ile yapacağım toplantıya davet edeceğim, hep birlikte gidelim. Bu tür iyi niyetli olmayan hareketler Türk futbolunun sorunu. Bunlar bugün bana, yarın sana olan şeyler. Hepimizin sorunu."
Müsabakanın bitimiyle Türk spor kamuoyunun gündemi de tıpkı Galatasaray Başkanı Elmas'ın gündemiyle benzer yönde oldu.
Meler, başta verdiği vermediği kartlar ve tartışmalı pozisyonlar nedeniyle eleştiriliyor ve karşılaşmanın skoruna etki etmekle itham ediliyor.

Seçim Demirel / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Maçın altından kalkabilecek potansiyele sahipti ancak başarısız oldu, skora etki etti"
Eski hakemler Seçim Demirel ile Deniz Ateş Bitnel, Meler'in maç yönetimini ve tartışmalı pozisyonları Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Halil Umut Meler'in derbi maça atanmasının doğru karar olduğunu dile getiren Demirel, "Meler, dün akşamki maça atanması gereken doğru isimdi. Kariyeriyle, buraya geldiği sürece bakıldığında maçın altından kalkabilecek potansiyele sahipti. Ancak maçı başarısız tamamladı ve skora etki eden hataları oldu" dedi.

"Herkesin hakemliğini bitirelim gibi bir yaklaşım var"
Her ne olursa olsun maçlardan sonra mağlup olan takımların idarecilerinin sorumluluğu yalnızca hakeme yüklemenin yanlış olduğunu belirten Demirel, şöyle konuştu:
"Mağlup olan takımların başkanlarının yenilginin tek sorumlusu olarak hakemleri göstermelerini çok doğru bulmuyorum. Bu şekilde devam ederse ligde maç yönetecek hakem bulamayacağız. Herkesin hakemliğini bitirelim gibi bir yaklaşım var. O zaman kime yönettireceğiz bu maçları? 'Genç hakem' diyoruz, onlar hata yaptığında kabul etmeyip 'Tecrübeli olsun' diyoruz. Tecrübeli hata yapınca da 'Hakemlikleri bitsin' diyoruz. Bu böyle bir kısır döngü ve bu şekilde devam ediyor. Bence mağlubiyetlerde hatayı herkes kendisinde ararsa hakem de kendisini değerlendirecektir."

"Marcao kesinlikle atılmalıydı çünkü rakibinin dizine kramponlarıyla bir müdahalesi var"
Marcao'nun Ferdi Kadıoğlu'na hareketi sonrası ikinci sarıdan atılması gerektiği iddialarını değerlendiren Demirel, "Marcao kesinlikle atılmalıydı çünkü rakibinin dizine kramponlarıyla bir müdahalesi var. Ayak düz, dizden bükülmeden devam etse direkt kırmızı bile olabilirdi ama diz hafif bükülmüş ve şiddeti hafifti. Kontrolsüz hareketten mutlaka ve mutlaka atılması gerekiyordu" şeklinde görüş belirtti.

"Üç itme pozisyonu karşılaştırıldığında İrfan Can'ınki daha masum kalıyor"
Fenerbahçe'nin attığı ilk golden önce İrfan Can Kahveci'nin Kerem Aktürkoğlu'na faul yaptığı yönündeki eleştirileri de yorumlayan Demirel, şunları kaydetti:
"İkili mücadele var. Burada İrfan Can ve Kerem birbirini görüyor. Bunun gibi maç içerisinde gerçekleşen 2 tane daha itme pozisyonu var. Üçü karşılaştırıldığında İrfan Can'ınki daha masum kalıyor. Diğer iki itmede de önlü-arkalı pozisyondalar ve rakipler birbirlerini görmüyor. Ancak burada birbirlerini görüyorlar. İrfan Can ayağını koyarak topu alıyor. Burada faul verilmesinin hatalı bir karar olacağını düşünüyorum. O nedenle gol kararı doğru."

"Kısa mesafeden hızlı gelen bir top var, el doğal konumda, penaltıdan söz edemeyiz"
Müsabakanın çok tartışılan konularından biri de Berkan'ın ceza sahası içerisinde eline gelen top sonrası yaşandı.
Demirel, Fenerbahçelilerin penaltı beklediği pozisyonla ilgili şunları kaydetti:
"Çok yakın, kısa mesafeden ve çok hızlı gelen bir top var. El doğal konumda. Burada hiçbir şekilde elle oynama ve penaltıdan söz edemeyiz."

"Terim çizgide, top ona geldi ve o da dokundu, sarı kart doğru karar"
Fatih Terim'in gördüğü ilk sarı kart, Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın'ın kırmızı kartıyla kıyaslandı ve gecenin en çok konuşulanlarından biri oldu.
Demirel, "Sergen Yalçın'ın pozisyonuyla aynı mı diye kafalarda çok soru işareti var" diyerek şöyle konuştu:
"Kurallar gereği değerlendirildiğinde kesinlikle aynı değil. Eğer Fatih Terim protesto amaçlı sahaya girseydi, topa vurarak oyuna müdahalede bulunsaydı o zaman ihraçtan bahsedebilirdik ancak dün akşam görüntülerden gördüğümüz üzere Terim çizgide, top ona geldi ve o da topa dokundu. Kasıtlı, bilerek bir oynama söz konusu değil, sarı kart doğru karar."

"Tisserand'ın ikinci kırmızıdan atılmasına katılmıyorum"
Fenerbahçe'nin ikinci yarıda Tisserand'ın ikinci sarıdan atıldığı pozisyonla ilgili de açıklamalarda bulunan Demirel, şunları aktardı:
"Tisserand'ın ikinci kırmızıdan atılmasına katılmıyorum. Yaptığı müdahale sadece dikkatsiz bir hareket. Ayağa basmalarda sarı kartta aranan kriter üstüne tam basmadır ama burada öyle bir görüntü yok. O nedenle hatalı bir karar olduğunu düşünüyorum."

"Serdar'ın pozisyonuyla Diagne'ninki arasında hiçbir fark yok"
Müsabakanın en çok tartışılan konularından bir diğeri ise Mbaye Diagne'nin golünün VAR uyarısıyla iptal edilmesi ve son dakikada Serdar Dursun'un ceza sahasında Berkan'ı itmesiyle yaşanan pozisyonlar oldu.
Demirel, pozisyonlarla ilgili şu yorumu yaptı:
"Diagne'nin iptal edilen golünde hem ayağıyla minimal bir temas hem de üstten itme var. Top oynanan bölgede ve gelen ortadan sonra gol kaydediliyor. Bu pozisyonun tamamen hakem müdahalesi olması gerektiğini düşünüyor, VAR müdahalesini gereksiz buluyorum. Hakem burada golü kendi görerek iptal etseydi bir şey demezdin ancak VAR'da izleyerek iptal etmesi çok güzel olmadı. Aynı şekilde 90+10'da Serdar Dursun'un rakibini ittiği pozisyonla bunun arasında hiçbir fark olduğunu düşünmüyorum. Hatta Serdar Dursun'un itmesinde tam topa vuracakken yapılan profesyonelce bir itme var. O hareketin daha da faul olduğunu düşünüyorum. Eğer VAR ilkinde müdahale ettiyse son dakikadakine de müdahale edip penaltı vermeliydi. Her iki pozisyona da hakem devam deseydi kabul ederdim. Her iki pozisyona da birine gol iptal edip diğerine penaltı verseydi yine kabul ederdim. Faul standartlarındaki tutarsızlık bu müsabakada ciddi boyuttaydı."

Deniz Ateş Bitnel / Fotoğraf: AA
Bitnel: Meler'e bir kumpas olduğunu düşünüyorum
Halil Umut Meler'in maçtan önce derbiye atanması gerektiğini belirten isimlerden birinin kendisi olduğunu ancak Meler'in salı günü Şampiyonlar Ligi maçı yöneteceğini kimsenin bilmediğini aktaran Bitnel, şöyle konuştu:
"Bunu bilen TFF, MHK ve hakem ekibi ve ne hikmetse bazı kimden nasıl haber aldığını bilmediğimiz yorumcular. Skandal burada şu: Bir maça çıkan hakem, 48 saatten az bir süre sonra Şampiyonlar Ligi'nde maça çıkmamalı. Pazar günü maç 9'u 10 geçe bitti ve salı günü 20.45'te Şampiyonlar Ligi maçı yönetecek. Teamüllere aykırı şekilde MHK tarafından maça verildi. Aynı tarihte Cüneyt Çakır'ın da maçı var ancak Çakır cumartesi müsabaka yönetiyor. Bu tablodan Halil Umut Meler'in FIFA'da elit kategoriye yükselmesini istemeyen bazı yöneticiler olduğunu düşünüyorum. Çünkü Halil Umut Meler'e bir kumpas olduğunu düşünüyorum. Elinde başka hakemler varken neden Meler'i derbiye atadı. Düşünmüş olabilirler, maçın olduğunu bilmiyor olabilirler ancak neden açıklama yapmadan başka bir hakem atanmadığının cevabını vermeleri lazım. Bu skandal MHK'ya yazar."

"Meler, maçın skoruna etki eden hatalar yaptı ama her iki takım için de lehte aleyhte hataları var"
Bitnel, Burak Elmas ve Galatasaray camiasının tepki gösterdiği Halil Umut Meler'in maç yönetimini şöyle yorumladı:
"Meler, maçın skoruna etki eden hatalar yaptı ama hep bir takımın lehine veya aleyhine yapmadı. Her iki takım için de lehte aleyhte hataları var. Marcao'nun maçın son dakikasında ikinci sarıdan atılması gerektiği pozisyonda Fatih Terim'in dikkatleri üzerine çekerek oyuncunun atılmadığı pozisyonda olduğu gibi. Marcao rakibin kaval kemiğine müdahalede bulunuyor. Direkt kırmızı diyemeyiz ancak ikinci sarıdan kesinlikle atılmalıydı. Bu pozisyonun hemen ardından Fatih Terim oyun alanının dışına çıkmamış topa müdahale ederek tüm dikkatleri üzerine çekiyor ve Marcao'yu kurtarıyor. Bu Fenerbahçe aleyhine yapılmış bir hata. Üç siyah-beyaz hatadan birincisi Marcao'nun atılmaması oldu."

"Golün iptal edilmesi doğru, sıkıntı topla hiç alakası olmayan pozisyonda Serdar'ın Berkan'ı itmesinin görülmemesi"
Gecenin en çok konuşulan konularından olan Galatasaray'ın iptal edilen golünde Meler'in doğru karar verdiğini belirten Bitnel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Galatasaray'ın attığı ve iptal edilen gol kararı doğru. Bu skandal bir hata değil. Hakemin yaptığı yorum da doğru. Diagne'nin hem baldırı hem de dirseğiyle rakibe müdahalesi var. Rakibini bozuyor ve golü öyle atıyor. İptal edilmesi ve VAR müdahalesi doğru. Burada sıkıntı şu: Benzer pozisyonda Serdar Dursun'un Berkan'ı ittiği durumda neden VAR müdahale etmiyor? Neden topla hiç alakası olmayan pozisyonda Serdar Dursun'un Berkan'ı itmesini görmüyorlar? Standartsızlık da burada. Yapılan üç siyah-beyaz hatadan biri de bu. 'Penaltının verilmemesi maçın skorunu etkiledi' diyorlar ancak Marcao atılsaydı öncesinde belki çok farklı bir maç hikayesi olacaktı."
 
"Hiçbir hakemin düdüğünün asılması taraftarı değilim, böyle bir algı var"
Bu nedenle Meler'in kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini söyleyen Bitnel, şu ifadeleri kullandı:
"MHK'nın kendisine vermiş olduğu bu maçtan sonra kariyerini düşünerek, Şampiyonlar Ligi maçını düşünerek bu karşılaşmaya daha az motive olduğunu söyleyebiliriz. Şampiyonlar Ligi'ne gideceği için daha az performans gösterdiğinden söz edebiliriz ama kötü niyetli olduğundan bahsedemeyiz bunu belirtelim. Hiçbir hakemin düdüğünün asılması taraftarı değilim. Böyle bir algı var. Meler önümüzdeki 10 yılın Cüneyt Çakır'ı olacak, Avrupa'da bizleri temsil edecek. Türkiye Ligi'ndeki her derbi için de adı geçecek. Şampiyonlar Ligi'nde elit kategoride sadece Çakır var bir hakemimiz daha olacak ve o da Meler. Tabii yarınki performansı UEFA tarafından yeterli görülürse."

"Bir oyuncu topu savunurken rakibi perdelerse faul olmaz"
Karşılaşmada Fenerbahçe'nin ilk golünden önce faul olduğu iddialarına da yanıt veren Bitnel, şunları kaydetti:
"Top İrfan Can'ın kontrolündeyken çok hızlı olan Kerem'den topu savunmak için kendine alan yarattı. Bu müdahale de rakibi bozdu. Bu pozisyonlar faul olarak değerlendirilmez. Bir oyuncu topu savunurken rakibi perdelerse faul olmaz. Bu da benzer. Skandal bir hata değildir. Bana göre hata da değildir. Devam ettirilmesi doğru. Hemen pas sonrasında 'ofsayt neden çalınmadı' diye soruluyor. Mesut kendi yarı alanından çıktığı için ofsayttan söz etmek mümkün değil. Mesut kendi yarı alanında orta saha çizgisine basıyor olsaydı dahi ofsayt olmazdı çünkü çizgiler alana dahildir."

"Berkan'ın duruşu doğal, elini kaçırma şansı yok, penaltıdan söz edemeyiz"
Fenerbahçelilerin Berkan'ın eline çarpan topta penaltı bekledikleri pozisyonu da yorumlayan Bitnel, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Sezon başı hakem seminerinde 'bir oyuncunun eli doğal aksiyon halindeyse ve top eline temas ediyorsa penaltı verilmez' diye özellikle vurguladılar. Burada Berkan'ın duruşu doğal, elini genişletmiyor, top çok yakın mesafeden geliyor ve alini kaçırma şansı yok. Dolayısıyla penaltıdan söz edemeyiz."

"Fenerbahçe açısından aleyhteki ikinci siyah-beyaz hata"
Marcel Tisserand'ın ikinci sarıdan atıldığı pozisyonun müsabakadaki siyah-beyaz hatalardan bir diğer olduğunu söyleyen Bitnel, gerekçesini şöyle anlattı:
"Yine sezon başı seminerinde ayağa basmanın sarı kartla değerlendirilebilmesi için 'ayağın üstüne net şekilde gelmesi ve tam ayak ayak üstüne gelmesi' gerektiğini söylediler. Tisserand'ın pozisyonunda bunu göremedik. Verilen talimatlara göre sarı kart olmayacak bir pozisyonda ikinci sarıdan oyuncu ihracını kabul edemeyiz. Bu pozisyon Fenerbahçe açısından aleyhteki ikinci siyah-beyaz hatadır."

"Aynı pozisyon içerisinde iki sıkıntılı durum var"
Tisserand'ın pozisyonunun devamında ise bu kez Galatasaraylıların itirazı olduğunu hatırlatan Bitnel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Pozisyonun devamına gelelim. İkinci sarıdan ihraçlarda avantaj olmaz. Bu kesin talimat. Sadece ikinci sarıdan atılacak oyuncularda bariz gol şansı veya çok önemli bir atak olduğunda devam ettirilir. Devamında top Diagne'ye geldi ve o da pozisyona girdi. Diagne'ye bir müdahale yapıldı. Bu pozisyonda penaltı yorumu yapılabilir. Böyle bir pozisyonda hakemin aceleyle karar vermesi ve hemen oyunu durdurması da hakemlik tekniği açısından bir hata oldu. Aynı pozisyon içerisinde iki sıkıntılı durum var. Bir nefes alsaydı pozisyonun devamını farklı şekilde yorumlamamıza sebep olabilirdi."

"Verilmesi gereken penaltı skora etki olarak görülüyor ama aleyhine daha çok hata yapılan taraf Fenerbahçe"
Galatasaray cephesinin hakeme çok fazla tepki gösterdiğini bildiren Bitnel, "Marcao'nun atılmaması ve Tisserand'ın kırmızı kartı Fenerbahçe aleyhine iki büyük hata. Galatasaray'ın son dakikada lehine verilmesi gereken penaltı maçın skoruna etki olarak görülüyor. Serzenişler buradan kaynaklanıyor ama aleyhine daha çok hata yapılan taraf Fenerbahçe olarak gözümüze çarpıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM