Cumhurbaşkanı Erdoğan: FETÖ'cü firariler ile elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: FETÖ'cü firariler ile elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa FETÖ'cü firariler ile bölücü örgüt elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz" dedi.
Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) 89. Genel Kurul Toplantısı, İstanbul'da başladı.
Haliç Kongre Merkezi'ndeki açılış töreninde, polis memurlarından oluşan tören mangasının taşıdığı Türk bayrağı ve flamalar, salondaki tüm katılımcılar tarafından ayakta karşılandı.
İstiklal Marşı ve Interpol Marşı'nı Polis Akademisi Bando Ekibi'nin çaldığı törende, bugüne kadar şehit verilen tüm polis memurları anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Açılış oturumunda Emniyet Genel Müdürlüğünün faaliyetlerinin anlatıldığı bir video film gösterildi. Açılış törenine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: DEAŞ'ı hezimete uğratan tek ülkeyiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıya gönderdiği video mesajında, geçen sene planlanan toplantıyı küresel koronavirüs salgını sebebiyle ertelemek durumunda kaldıklarını anımsattı.
Salgın şartlarının hafiflemesiyle katılımcıları Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, toplantının ülkeler, halklar ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diledi. Erdoğan, koronavirüs salgınında hayatını kaybeden Interpol mensuplarına taziyelerini sundu.
Interpol'ün 194 üyesiyle dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olduğunu, Türkiye'nin Interpol'ün öncüsü konumundaki Uluslararası Kriminal Polis Komisyonu'na 1930'da katıldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Teşkilatın kurucu üyelerinden birisi olarak, şimdiye kadar iki kez genel kurul toplantısına ev sahipliği yaptık. Önce 24. Genel Kurul Toplantısı vesilesiyle 1955 yılında İstanbul'da, ardından da 65. Genel Kurul Toplantısı münasebetiyle 1996 yılında Antalya'da Interpol mensuplarını ülkemizde misafir ettik. Teşkilatın bu en önemli etkinliğine, tarih, kültür ve medeniyet şehri güzel İstanbul'umuzda 25 yıl sonra yeniden ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz."
Erdoğan, Asya, Avrupa ve Afrika'nın merkezinde yer alan Türkiye'nin farklı güvenlik riskleriyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin PKK terör örgütüne karşı 40 yılı bulan mücadelesine, bölgedeki istikrarsızlıklar sebebiyle yeni tehditlerin eklendiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye, özellikle komşularımız Suriye ve Irak'taki çatışmalardan en fazla etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Halihazırda çeşitli nedenlerle ülkelerinden göçe zorlanan 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere, toplam 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. DEAŞ'tan FETÖ'ye, PKK-PYD'den diğer eli kanlı yapılara kadar terörün, terörizmin her çeşidiyle yoğun ve kararlı bir mücadelenin içindeyiz. Aynı şekilde Balkanlar'dan Kuzey Afrika'ya, Kafkaslar'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada vuku bulan her gelişmeden doğrudan etkileniyoruz. Bu güvenlik sınamaları karşısında bir taraftan vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini ülkemizin birlik ve bütünlüğünü garanti altına alırken diğer taraftan da uluslararası güvenliğe katkıda bulunuyoruz. DEAŞ'a karşı göğüs göğüse mücadele eden ve bu örgütü hezimete uğratan tek ülkeyiz. Yabancı terörist savaşçılar konusunda kaynak ülkelere temin ettiğimiz istihbari bilgilerle birçok terör eyleminin önüne geçtik. PKK terör örgütünün Suriye koluna karşı gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla 4 milyondan fazla insanı bu örgütün tasallutundan kurtardık."

"2 binin üzerindeki kırmızı bülten sayısıyla Türkiye, ilk on ülke içinde"
Erdoğan, 15 Temmuz gecesi 251 vatandaşı şehit eden FETÖ'ye karşı sınırlar içinde ve dışında etkin tedbirler aldıklarını dile getirdi.
Ege Denizi'nde uygulamaya koydukları önlemler sayesinde 10 binlerce insanın hayatına mal olacak dramların yaşanmasına engel olduklarını, göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti ve örgütlü suçlarla mücadelede son dönemde büyük başarılara imza attıklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye olarak tüm bu alanlarda elde ettiğimiz tecrübeleri dost ve kardeş ülkelerin kolluk birimleriyle paylaşmaya önem atfediyoruz. Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol, iş birliğimizi güçlendirdiğimiz kurumların başında geliyor. 90 yılı aşkın bir süredir Interpol'ün faaliyetlerini etkin bir şekilde destek veriyoruz. Gerek çıkarılan bülten sayısı gerekse Interpol veri tabanlarına girilen veriler açısından önde gelen ülkelerden biriyiz. 2 binin üzerindeki kırmızı bülten sayısıyla Türkiye ilk on ülke içindedir. Son dönemde kamuoyu tarafından takip dilen suçluların yakalanarak ülkemize iade edilmesinde kırmızı bültenlerin büyük faydasını gördük. 2021 yılı içerisinde organize suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, dolandırıcılık, adam öldürme, çocuğun cinsel istismarı, yağma, hırsızlık gibi pek çok suçtan aranan 64 şahıs ülkemize iade edildi."

"Interpol'e müdahale eder nitelikte çalışmalarını tasvip etmiyoruz"
Suç ve suçluya karşı verdikleri mücadeleye destek olan Interpol Genel Sekreterliğine ve ilgili ülke makamlarına teşekkürlerini sunan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Adi suçlar konusundaki iş birliğinin terörle mücadelede de sergilenmesini bekliyoruz. Bilhassa FETÖ'cü firariler ile bölücü örgüt elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz. Unutmayalım ki cezasız kalan her suç faili daha da azgınlaştıracaktır. Demokrasiye kast eden kadın, çocuk, yaşlı, sivil kamu görevlisi demeden masumları katleden teröristlerin elini kolunu sallayarak dolaşmalarını izin verilmemelidir. Öte yandan bazı Batılı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların doğrudan Interpol'e müdahale eder nitelikte çalışmalarını tasvip etmiyoruz. Interpol'ün üye ülkelerin bakış açısına göre tavır almadan koşulsuz bir şekilde terörle mücadeleye destek vermesi önemlidir. Genel Kurul vesilesiyle ele alınacak meselelerin ülkelerimizin güvenlik ve istikrarına anlamlı katkılar yapacağına inanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, 89. Genel Kurul Toplantısı'nın başarılı geçmesini, Interpol çatısı altında yürütülen çalışmaların etkinliğini artırmasını diliyorum. Toplantının düzenlenmesinde emeği geçenleri kutluyor, sizlere, dünyamızı daha güvenli bir yer haline getirme mücadelemize verdiğiniz destekler için şimdiden teşekkür ediyorum."

160'ın üzerinde ülkeden temsilci katılıyor
Bu yılki genel kurul toplantısına bakan, bakan yardımcısı, müsteşar, uluslararası kuruluş temsilcisi düzeyinde olmak üzere, 160'tan fazla ülkeden temsilci katılıyor.
Genel kurul kapsamında Interpol Başkanı, Başkan Yardımcıları ve İcra Komitesi üyelerinin seçimi de İstanbul'da gerçekleştirilecek seçimle belirlenecek.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.