Cumhurbaşkanı Erdoğan: FETÖ'cü firariler ile elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: FETÖ'cü firariler ile elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa FETÖ'cü firariler ile bölücü örgüt elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz" dedi.
Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) 89. Genel Kurul Toplantısı, İstanbul'da başladı.
Haliç Kongre Merkezi'ndeki açılış töreninde, polis memurlarından oluşan tören mangasının taşıdığı Türk bayrağı ve flamalar, salondaki tüm katılımcılar tarafından ayakta karşılandı.
İstiklal Marşı ve Interpol Marşı'nı Polis Akademisi Bando Ekibi'nin çaldığı törende, bugüne kadar şehit verilen tüm polis memurları anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Açılış oturumunda Emniyet Genel Müdürlüğünün faaliyetlerinin anlatıldığı bir video film gösterildi. Açılış törenine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: DEAŞ'ı hezimete uğratan tek ülkeyiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıya gönderdiği video mesajında, geçen sene planlanan toplantıyı küresel koronavirüs salgını sebebiyle ertelemek durumunda kaldıklarını anımsattı.
Salgın şartlarının hafiflemesiyle katılımcıları Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, toplantının ülkeler, halklar ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diledi. Erdoğan, koronavirüs salgınında hayatını kaybeden Interpol mensuplarına taziyelerini sundu.
Interpol'ün 194 üyesiyle dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olduğunu, Türkiye'nin Interpol'ün öncüsü konumundaki Uluslararası Kriminal Polis Komisyonu'na 1930'da katıldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Teşkilatın kurucu üyelerinden birisi olarak, şimdiye kadar iki kez genel kurul toplantısına ev sahipliği yaptık. Önce 24. Genel Kurul Toplantısı vesilesiyle 1955 yılında İstanbul'da, ardından da 65. Genel Kurul Toplantısı münasebetiyle 1996 yılında Antalya'da Interpol mensuplarını ülkemizde misafir ettik. Teşkilatın bu en önemli etkinliğine, tarih, kültür ve medeniyet şehri güzel İstanbul'umuzda 25 yıl sonra yeniden ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz."
Erdoğan, Asya, Avrupa ve Afrika'nın merkezinde yer alan Türkiye'nin farklı güvenlik riskleriyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin PKK terör örgütüne karşı 40 yılı bulan mücadelesine, bölgedeki istikrarsızlıklar sebebiyle yeni tehditlerin eklendiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye, özellikle komşularımız Suriye ve Irak'taki çatışmalardan en fazla etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Halihazırda çeşitli nedenlerle ülkelerinden göçe zorlanan 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere, toplam 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. DEAŞ'tan FETÖ'ye, PKK-PYD'den diğer eli kanlı yapılara kadar terörün, terörizmin her çeşidiyle yoğun ve kararlı bir mücadelenin içindeyiz. Aynı şekilde Balkanlar'dan Kuzey Afrika'ya, Kafkaslar'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada vuku bulan her gelişmeden doğrudan etkileniyoruz. Bu güvenlik sınamaları karşısında bir taraftan vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini ülkemizin birlik ve bütünlüğünü garanti altına alırken diğer taraftan da uluslararası güvenliğe katkıda bulunuyoruz. DEAŞ'a karşı göğüs göğüse mücadele eden ve bu örgütü hezimete uğratan tek ülkeyiz. Yabancı terörist savaşçılar konusunda kaynak ülkelere temin ettiğimiz istihbari bilgilerle birçok terör eyleminin önüne geçtik. PKK terör örgütünün Suriye koluna karşı gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla 4 milyondan fazla insanı bu örgütün tasallutundan kurtardık."

"2 binin üzerindeki kırmızı bülten sayısıyla Türkiye, ilk on ülke içinde"
Erdoğan, 15 Temmuz gecesi 251 vatandaşı şehit eden FETÖ'ye karşı sınırlar içinde ve dışında etkin tedbirler aldıklarını dile getirdi.
Ege Denizi'nde uygulamaya koydukları önlemler sayesinde 10 binlerce insanın hayatına mal olacak dramların yaşanmasına engel olduklarını, göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti ve örgütlü suçlarla mücadelede son dönemde büyük başarılara imza attıklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye olarak tüm bu alanlarda elde ettiğimiz tecrübeleri dost ve kardeş ülkelerin kolluk birimleriyle paylaşmaya önem atfediyoruz. Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol, iş birliğimizi güçlendirdiğimiz kurumların başında geliyor. 90 yılı aşkın bir süredir Interpol'ün faaliyetlerini etkin bir şekilde destek veriyoruz. Gerek çıkarılan bülten sayısı gerekse Interpol veri tabanlarına girilen veriler açısından önde gelen ülkelerden biriyiz. 2 binin üzerindeki kırmızı bülten sayısıyla Türkiye ilk on ülke içindedir. Son dönemde kamuoyu tarafından takip dilen suçluların yakalanarak ülkemize iade edilmesinde kırmızı bültenlerin büyük faydasını gördük. 2021 yılı içerisinde organize suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, dolandırıcılık, adam öldürme, çocuğun cinsel istismarı, yağma, hırsızlık gibi pek çok suçtan aranan 64 şahıs ülkemize iade edildi."

"Interpol'e müdahale eder nitelikte çalışmalarını tasvip etmiyoruz"
Suç ve suçluya karşı verdikleri mücadeleye destek olan Interpol Genel Sekreterliğine ve ilgili ülke makamlarına teşekkürlerini sunan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Adi suçlar konusundaki iş birliğinin terörle mücadelede de sergilenmesini bekliyoruz. Bilhassa FETÖ'cü firariler ile bölücü örgüt elebaşlarının ülkemize iadesi hususunda güçlü dayanışma bekliyoruz. Unutmayalım ki cezasız kalan her suç faili daha da azgınlaştıracaktır. Demokrasiye kast eden kadın, çocuk, yaşlı, sivil kamu görevlisi demeden masumları katleden teröristlerin elini kolunu sallayarak dolaşmalarını izin verilmemelidir. Öte yandan bazı Batılı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların doğrudan Interpol'e müdahale eder nitelikte çalışmalarını tasvip etmiyoruz. Interpol'ün üye ülkelerin bakış açısına göre tavır almadan koşulsuz bir şekilde terörle mücadeleye destek vermesi önemlidir. Genel Kurul vesilesiyle ele alınacak meselelerin ülkelerimizin güvenlik ve istikrarına anlamlı katkılar yapacağına inanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, 89. Genel Kurul Toplantısı'nın başarılı geçmesini, Interpol çatısı altında yürütülen çalışmaların etkinliğini artırmasını diliyorum. Toplantının düzenlenmesinde emeği geçenleri kutluyor, sizlere, dünyamızı daha güvenli bir yer haline getirme mücadelemize verdiğiniz destekler için şimdiden teşekkür ediyorum."

160'ın üzerinde ülkeden temsilci katılıyor
Bu yılki genel kurul toplantısına bakan, bakan yardımcısı, müsteşar, uluslararası kuruluş temsilcisi düzeyinde olmak üzere, 160'tan fazla ülkeden temsilci katılıyor.
Genel kurul kapsamında Interpol Başkanı, Başkan Yardımcıları ve İcra Komitesi üyelerinin seçimi de İstanbul'da gerçekleştirilecek seçimle belirlenecek.



Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
TT

Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)

ABD eski Başkanı Bill Clinton, cinsel suçlardan hüküm giymiş iş insanı Jeffrey Epstein ile olan ilişkisi hakkında ifade vermek üzere ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi önüne çıkacak. Oturum kapalı yapılacak olsa da Clinton, görüşmenin video kaydına alınması planına itiraz ediyor.

Clinton, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu düzenlemeden kim fayda sağlıyor? Epstein’ın adaleti hak eden mağdurları değil, gerçeği hak eden kamuoyu da değil. Bu yalnızca partizan çıkarlara hizmet ediyor. Bu, gerçekleri ortaya çıkarma çabası değil, düpedüz siyasettir” ifadelerini kullandı.

Komite Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci James Comer ise Bill Clinton ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ifadelerinin kapalı kapılar ardında alınmasında, video ile kaydedilmesinde ve yazılı tutanağa dökülmesinde ısrarını sürdürüyor. AP’nin haberine göre Clinton’ın dün yaptığı açıklamalar, Comer üzerinde baskı kurmayı amaçlayan ve kendisi ile eşinin ifadelerinin kamuoyuna açık şekilde alınmasını talep eden süregelen kampanyanın bir parçası.

Demokratlar, söz konusu soruşturmanın meşru bir denetim aracı olarak kullanılmak yerine, Başkan Donald Trump’ın siyasi rakiplerine saldırmak için silaha dönüştürüldüğünü savunuyor. Demokratlar ayrıca, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Trump’ın ifadeye çağrılmamış olmasına dikkat çekiyor.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler daha önce, Bill ve Hillary Clinton’ın ifadeye gelmemeleri halinde “mahkemeye saygısızlık” oylaması yapılabileceği tehdidinde bulunmuştu. Çift,sonradan ifade vermeyi kabul etti.

Dışişleri Eski Bakanı Hillary Clinton, kendisinin ve eşinin Cumhuriyetçilerin liderliğindeki Denetim Komitesi’ne “bildikleri her şeyi” ilettiklerini söyledi. Clinton perşembe günü yaptığı açıklamada, “Eğer bu mücadeleyi istiyorsanız… gelin bunu açıkça yapalım” ifadelerini kullandı.

Jeffrey Epstein (Reuters)Jeffrey Epstein (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, geçen hafta Epstein dosyaları olarak bilinen belgelerin son bölümünü yayımladı. Bu belgeler, 2019 yılında cezaevindeyken intihar ettiği açıklanan Epstein’a ilişkin soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla belge, fotoğraf ve videodan oluşuyor.

Bu dosyalarda Bill Clinton’ın adı sıkça gemesine rağmen, Clinton ailesinden herhangi birinin suç teşkil eden bir faaliyete karıştığını gösteren delil bulunmuyor. Eski başkan, 2000’li yılların başında Clinton Vakfı’yla bağlantılı insani çalışmalar kapsamında Epstein’ın uçağıyla seyahat ettiğini kabul etmiş, ancak Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğini reddetmişti.

2016 yılında Trump’a karşı başkan adayı olan Hillary Clinton ise Epstein ile anlamlı bir etkileşimi olmadığını, uçağıyla hiç seyahat etmediğini ve adasını asla ziyaret etmediğini ifade etti.


Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.