Reuters: Birleşik Arap Emirlikleri, Kabil Havalimanı'nın işletmesi için Taliban'la görüşüyor

Taliban'ın Afganistan'da kontrolü sağlamasının ardından binlerce kişi Kabil Havalimanı'ndan kaçmıştı (Reuters)
Taliban'ın Afganistan'da kontrolü sağlamasının ardından binlerce kişi Kabil Havalimanı'ndan kaçmıştı (Reuters)
TT

Reuters: Birleşik Arap Emirlikleri, Kabil Havalimanı'nın işletmesi için Taliban'la görüşüyor

Taliban'ın Afganistan'da kontrolü sağlamasının ardından binlerce kişi Kabil Havalimanı'ndan kaçmıştı (Reuters)
Taliban'ın Afganistan'da kontrolü sağlamasının ardından binlerce kişi Kabil Havalimanı'ndan kaçmıştı (Reuters)

Afganistan'ın başkenti Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın işletmesiyle ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.
Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı körfez ülkelerinden 4 diplomata dayandırdığı haberde Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE), havalimanının işletmesi için Taliban'la görüştüğünü öne sürdü.
"Konunun hassasiyeti sebebiyle adı açıklanmayan" diplomatlar, BAE yetkililerinin birkaç haftadır Taliban'la istişarelerde bulunduğunu söyledi.
Havalimanının işletmesinde Taliban'a şu an Katar ve Türkiye yardım ediyor. Katar işletmeyi devralmayı istese de diplomatlar taraflar arasında resmi bir anlaşmanın henüz olmadığını söyledi.
Kaynaklar ayrıca BAE'nin, Katar'ın Afganistan'da sahip olduğu siyasi nüfuzu kırmak istediğini de öne sürdü.

"Taliban, BAE'den mali yardım istedi"
Reuters, Taliban'ın iktidara gelmesinden önce havalimanını BAE'nin işlettiğini ve üst düzey bir BAE yetkilisinin daha önce "işletmeye yardımcı olmaya devam etmek istediklerini" söylediğini yazdı.
Öte yandan iki diplomat, Taliban'ın BAE'den mali yardım istediğini ancak bunun havalimanı tartışmalarıyla ilgili olup olmadığını bilmediklerini söyledi.
Kaynaklar, havalimanının işletmesini isteyen tarafların Taliban'la güvenlik sorununu çözmesi gerektiğini vurguladı. Zira Taliban ülkede hiçbir yabancı güç istemediğinin altını çiziyor.
Ancak diplomatlar Kabil Havalimanı'nda şu an güvenliği Katar kuvvetlerinin sağladığını, Taliban güçlerininse havalimanı dışında devriye gezdiğini aktardı.
Kaynaklar, havalimanını kontrol etmenin istihbarat açısından çok önemli olduğunu savundu. 4 kişi de ABD'nin geri çekilmesinden bu yana pek çok ülkenin bölgeden gerçek zamanlı bilgiler alamadığını öne sürdü.
Ortadoğuda nüfuz artırmak için birbirleriyle rekabet halinde olan BAE ve Katar arasındaki ilişkiler yıllardır gergin. BAE, terörizmi desteklediği iddiasıyla Katar'a bir süredir boykot uyguluyor. Doha ise bu iddiayı reddediyor.
Öte yandan Katar, Taliban'ın uzun zamandır dünyaya açılan "kapısı." Taliban'ın siyasi ofisi 2013'ten bu yana Doha'da. Katar ayrıca ABD'yle iki hafta önce imzaladığı anlaşmayla Washington'ın Afganistan'daki "hami devleti" oldu.
Reuters'a konuşan iki diplomat, BAE'nin de Taliban'la ilişkisinin bir süredir devam ettiğini söyledi. Kaynaklar, şu an Taliban hükümetinde dışişleri bakan yardımcısı görevinde bulunan Şer Muhammed Abbas Stanikzai gibi bazı Taliban üyelerinin son yıllarda BAE'de bulunduğunu iddia etti.
İddiaların, BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan'ın uzun süren gergin ilişkilerin ardından Türkiye'ye bugün yapacağı ziyaretin hemen öncesinde gündeme gelmesi dikkat çekti.
Independent Türkçe, Reuters



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.