Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Gözlemciler, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü kararlarını açıkladığı zaman yaşanan coşkuda azalma olduğunda hemfikirler

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
TT

Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)

Hammadi Maameri
Tunus Parlamentosu’nda devam eden kaos, hükümet organları arasındaki diyalogun engellenmesi ve ülkede sağlık, ekonomik ve sosyal durumun bozulması, Cumhurbaşkanı Kays Said’i 25 Temmuz 2021 tarihinde olağanüstü kararlar almaya itti. Said’in olağanüstü kararları çerçevesinde parlamentonun çalışmaları askıya alındı ​​ve tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Said, o dönem, ülkedeki siyasi gidişatı düzeltmek için bir takım siyasi ve anayasal reformlar planlandığını söyledi.
Bugün, Tunus'un çağdaş tarihinde belirleyici siyasi bir an olan 25 Temmuz’un üzerinden dört ay geçti. Peki, Cumhurbaşkanı, bu büyük siyasi reformları açıklamayı neden geciktirdi? Bu gecikmenin siyasi, ekonomik ve sosyal yansımaları neler?

Siyasi başarı gecikti
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Tunuslu gözlemciler, Cumhurbaşkanı'nın olağanüstü kararlarını duyurduğu anda ortaya çıkan coşkunun, söz verilen reformların açıklanmasının gecikmesi ve gelecek vizyonunun bulanıklaşması nedeniyle zayıfladığını, bunun da, Tunusluların gelecekle ilgili iyimserliğinde bir düşüş olduğunu ortaya koyan anketlerle kanıtlandığını söylediler. Ayrıca yine anketlere göre bazı bölgelerde Cumhurbaşkanı'nın oy oranlarında değilse de popülaritesinde bir düşüş söz konusu.
İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri Ubeyd el-Bureyki, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Kays Said, söz verdiği reformları açıklamakta geç kaldı” dedi. Bureyki, Said’in olağanüstü kararlarına karşı olan siyasi partilerin, kalkınmada ilerleme olmaması ve işsizlik nedeniyle oluşan toplumsal gerilimi, 25 Temmuz 2021 sonrası dönemi şeytanlaştırmak için kullanabilecekleri uyarısında bulundu. Burayki, güvenlik güçlerinin istihdam talebiyle düzenlenen protestolara karşı sert müdahalesine son verilmesi, alternatif çözümler bulunması ve özellikle uzun süredir işsiz olanlar başta olmak üzere iş arayanların dinlenmesi çağrısında bulundu. 25 Temmuz’u, ‘bütün bir siyasi sistemin yozlaşmasına son veren, ancak siyasi başarının ertelendiği tarihi bir an’ olarak tanımlayan İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ulusal diyaloga ulusal organizasyonların dahil edilmesinin önemini vurguladı.

Vizyonun netleştirilmesi
Tunuslu kamu hukuku profesörü Sagir ez-Zekravi de gazeteciler yaptığı açıklamada, Said'in olağanüstü kararlar açıkladığı için tek taraflı bir yaklaşım benimsemesinin yanı sıra yasal ve anayasal reformlarla ilgili vizyonu netleştirmekte gecikmesini de eleştirdi.  Zekravi, “Reformlar için bir tarih belirlenmemesi ve içeriğinin açıklanmaması nedeniyle net bir vizyon yok” şeklinde konuştu. Zekravi, mevcut durumun ulusal ekonomi üzerindeki olumsuz yansımalarını önlemek için bir zaman sınırı koymanın gerektiğini vurguladı.

Bir an önce hesap sorulsun
Halk Hareketi Genel Sekreteri Zuheyr Hamdi, Cumhurbaşkanı tarafından vaat edilen siyasi reformların açıklanmasında bir nebze yavaşlık olduğunu söyledi. Halk Hareketi Partisi'nin, Tunusluların hayatında köklü bir değişiklik meydana getireceği umuduyla, Kays Said’in olağanüstü kararlarını desteklediğine dikkati çeken Hamdi, Halk Hareketi’nin Cumhurbaşkanı'na 25 Temmuz’un hedeflerine ulaşması için bir takım önlemler alması çağrısında bulunduğuna dikkati çekti. Hamdi, Cumhurbaşkanı'na 10 yıl boyunca Tunuslulara karşı suç işleyenlere derhal hesap sorulmaya ve mali ve siyasi yolsuzluk, siyasi suikast ve terör dosyalarına karışanları Tunus siyasetinden arındırmaya çağırdı. Adı yolsuzluğa karışanların yasama seçimlerinde karar verici konuma gelmelerini sağlayan sistemde reform yapılmasının önemini vurgulayan Halk Hareketi Genel Sekreteri, aynı zamanda anayasayı gözden geçirerek, yürütme organlarını birleştirerek ve yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilerek siyasi sistemde reform yapılmasının da önemli olduğunu belirtti. Ülkeyi kurtarmak için acil ekonomik ve sosyal önlemler alınmasının gerekli olduğu belirten Hamdi, erken genel seçimler düzenleyerek olağanüstü durumdan çıkılması gerektiğini vurguladı.

Göreceli gecikme
Eski Ulusal Kurucu Meclis Başkanı Yardımcısı olan kamu hukuku profesörü Rabih el-Hurayfi, Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformlarda nispeten geç kaldığını düşünüyor.
Prof. Hurayfi, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı, önceki siyasi sistemi etkileyen kararlar alarak bu gecikmeyi önleyebilir. Nahda Hareketi ve müttefikleri ile on yıldır ülkenin sistematik yıkımına katkıda bulunan herkesin boynundaki ilmeği sıkılaştırabilir. Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformları gerçekleştirmek ve siyasi sistemi değiştirmek üzere oluşturduğunu açıkladığı komisyon, Cumhurbaşkanı'nın talep ettiği ve elektronik ortamda yapılacak olan ulusal diyalogun tamamlanmasının ardından bu reformları netleştirecektir.”
Prof. Hureyfi, Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü kararlarına karşı çıkan siyasi partilerin güçlerini toplamak için mevcut durumdan yararlanabilecekleri ve toplumsal gerilimi kullanarak yeniden sahneye dönmeye çalışabilecekleri uyarısında bulundu.
Büyük siyasi reformların açıklanmasındaki gecikme, Cumhurbaşkanı Said’in destekçilerini utandırmaya ve 25 Temmuz 2021'deki alınan kararlara ilişkin güven kaybına katkıda bulunabilir. Ancak bunun yanı sıra Said'in oy oranlarında, son anketlerin verilerine göre herhangi bir değişiklik olmadı.
Gözlemciler, olağanüstü kararlara karşı harekete geçmek ve bu kararları şeytanlaştırmak için toplumsal gerilimi kullanılmak adına yapılacak girişimlerin engellenmesi amacıyla Cumhurbaşkanı’na gerekli reformların bir an önce açıklanması için çağrılar yapıldığını düşünüyorlar.

Tunus yeni bir döneme girdi
Cumhurbaşkanı Kays Said, 24 Kasım 2021 tarihinde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısında, olağanüstü kararların süresini kısaltmak ve Tunuslularla hem yurtiçinde hem de yurtdışında yenilikçi bir şekilde düzenlenecek diyalogla ilgili metni dikkate almak niyetinde olduğunu açıkladı. Said, Tunus'un tarihinde, önceki dönemlerden farklı olarak, kamu işlerini geleneksel çerçeveler ve kavramlar dışında yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdiğini de sözlerine ekledi.



Suikasttan 6 gün önce Haddam, Hariri'yi uyardı: Lübnan'dan ayrıl

Abdülhalim Haddam, Haziran 2001'de Refik Hariri ile birlikte (AFP)
Abdülhalim Haddam, Haziran 2001'de Refik Hariri ile birlikte (AFP)
TT

Suikasttan 6 gün önce Haddam, Hariri'yi uyardı: Lübnan'dan ayrıl

Abdülhalim Haddam, Haziran 2001'de Refik Hariri ile birlikte (AFP)
Abdülhalim Haddam, Haziran 2001'de Refik Hariri ile birlikte (AFP)

Refik Hariri'nin suikastından altı gün önce, Abdülhalim Haddam anılarında, Beyrut'taki evinde dönemin Lübnan Başbakanı ile kaygıların hâkim olduğu bir öğle yemeğinde buluştuğunu ve ona tek bir tavsiyeyi tekrarladığını anlatıyor: Lübnan'ı derhal terk et.

Şarku’l Avsat’ın Mecelle (Al Majalla) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi tarafından hazırlanan ve Suudi Araştırma ve Medya Grubu'na (SRMG) bağlı Raf Yayınevi tarafından eylül ayı başında yayımlanacak olan anılara göre hikâye, bu buluşmadan haftalar önce başladı.

Ocak 2005'te, Suriye Devlet Başkanlığı Sarayı'nda iktidardaki Baas Partisi'nin bölgesel yönetim toplantısı sırasında gündem örgütsel konularla sınırlıyken, Beşar Esad yönetim kurulu üyelerine şöyle dedi: “Suriye'ye karşı Amerikan-Fransız komplosu var ve Refik Hariri bunun içinde.”

Haddam, bu tehlikeli açıklama karşısında kendisi gibi toplantıya katılanların da şaşkına döndüğünü belirtiyor. Haddam, iki gün sonra eski Lübnan Savunma Bakanı Muhsin Dellul aracılığıyla Hariri'ye sözlü bir mesaj göndererek durumunun karmaşık olduğunu ve derhal Lübnan'ı terk etmesi gerektiğini iletti.

sfergthyj
Kitabın kapağı

Haddam, 8 Şubat 2005'te Amerikan Beyrut Üniversitesi Hastanesi'nde bazı tıbbi kontroller yaptırmak üzere Beyrut'a gitti. Ardından Hariri'nin öğle yemeği davetini kabul etti. Hariri'nin endişeli olduğunu belirten Haddam, Dellul'un ilettiği mesajı sorduğunu, kendisinin de durumu açıklayarak Hariri'ye derhal ülkeden ayrılmasını tavsiye ettiğini aktarıyor.

Hariri ise “Seçimlerim var... İnsanları nasıl bırakıp gidebilirim?” diye yanıtladı. Haddam da “Senin hayatın insanlardan daha önemli, ailen de seçimlerden daha önemli” karşılığını verdi.

Anılarda, bu öğle yemeğine ilişkin dikkat çekici iki ayrıntı daha aktarılıyor.

Bunlardan ilki, Hariri'nin Mahir Esad'ın rolüne ilişkin sorusu. Hariri, eş-Şark gazetesinin sahibi Avni el-Kaaki'nin kendisine Mahir Esad'ın kendisiyle ilişki kurmaya önem verdiğini, aralarındaki mevcut sorunları çözmeye hazır olduğunu ve onu “Suriye'nin sadık bir dostu” olarak gördüğünü söylediğini aktardı.

Haddam'ın buna yanıtı ise şöyle oldu: “Dikkatli olmalı ve Lübnan'dan ayrılmalısın.”

İkinci ayrıntı ise Hariri'nin güvenliğine ilişkin sorusuna verdiği yanıt oldu. Hariri, “50 kişilik koruma ekibim vardı. Onları geri çektiler ve yalnızca altı kişi bıraktılar” dedi.

fghyju
Abdülhalim Haddam, 16 Şubat 2005'te Hariri'nin cenaze törenine katılırken (AFP)

Altı gün sonra, 14 Şubat'ta Haddam Şam'da Baas Partisi'nin bölgesel yönetim toplantısındaydı. Bir arkadaşının ofisinde televizyonda Beyrut'ta İngiliz Bankası yakınlarında meydana gelen büyük bir patlamaya ilişkin son dakika haberini gördü. Ardından patlamanın Hariri'nin konvoyunu hedef aldığı ve Hariri'nin korumaları ile çok sayıda vatandaşla birlikte hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haddam, Beyrut'a giderek taziyelerini sunmak istediğini yönetime bildirdiğini, ancak Devlet Başkanı'nın ofis müdürü aracılığıyla kendisine “Gitmek istiyorsan şahsi sıfatınla git” yanıtının verildiğini anlatıyor.

Haddam, eşi ve iki oğluyla birlikte Beyrut'a gitti. Buna karşılık Suriye yönetimi cenaze törenini ve taziye meclisini boykot etme kararı aldı. Suriye'nin resmi gazeteleri de olayı “Beyrut'ta büyük patlama” başlığıyla duyurdu. Hariri'nin adı ilk sayfalarda öne çıkarılmazken, haberlerin içinde yalnızca “kurbanlar arasında” olduğu belirtildi.

Haddam'a göre bu ayrıntı, suçlamaların Beşar Esad'a yönelmesine daha da katkıda bulundu.

Anılar, öğle yemeğinden dört ay önce yaşanan bir başka gelişmeye de ışık tutuyor: Velid Canbolat'ın müttefiki milletvekili ve eski Bakan Mervan Hamade'nin Ekim 2004'ün başında uğradığı suikast girişimi.

cfvju
Abdülhalim Haddam, suikast girişiminin ardından Mervan Hamade'nin kaldırıldığı hastanenin önünde Velid Canbolat ile birlikte, 2004'ün başları (AFP)

Haddam, bu saldırıyı “Lübnan'da Cumhurbaşkanı Emil Lahud'a karşı çıkan tüm muhaliflere gönderilmiş bir uyarı” olarak nitelendiriyor.

Haddam, saldırının ertesi günü Suriye'nin Lübnan'daki askeri istihbaratının başındaki Tuğgeneral Rüstem Gazali'yi arayarak Hamade'yi ziyaret etmek üzere Beyrut'a geleceğini bildirdiğini anlatıyor. Ardından Amerikan Beyrut Üniversitesi Hastanesi'ne giden Haddam'ı, yaralı Hamade ameliyathanedeyken Canbolat, parti yöneticileri ve Cibran Tüeyni karşıladı.

Haddam ayrıca Devlet Başkanı ile doğrudan iletişiminin Ekim 2004'ün sonlarından itibaren fiilen kesildiğini, iletişimin Devlet Başkanı'nın ofis müdürü aracılığıyla veya yazılı mesajlarla yürütülmeye başlandığını belirtiyor.

Bu tanıklığın önemi, kamuoyunca belgelenmiş olaylar zincirindeki konumundan kaynaklanıyor: Lahud'un görev süresinin uzatılması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararı, Haddam'ın Velid Canbolat ile birlikte hastanede ziyaret ettiğini anlattığı Mervan Hamade suikast girişimi, ardından Hariri'ye yönelik siyasi ve medya kampanyası ve nihayet suikast.

vfgbhnjk
Abdülhalim Haddam, Haziran 2005'teki bir toplantı sırasında Beşar Esad'ın yanında (AFP)

Anılar yeni bir hüküm ortaya koymuyor. Ancak olayların merkezinden yeni bir halka ve tamamlanmış bir geri sayım sunuyor: yönetim içindeki suçlama, ardından uyarı mesajı, son öğle yemeği ve 14 Şubat'taki patlama.

Son öğle yemeğinin ayrıntıları ve öncesinde gönderilen mesajlar, kitabın “Refik Hariri Suikastı” başlıklı bölümünde eksiksiz biçimde yer alıyor.


İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
TT

İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)

Güney Lübnan’da İsrail’in yıkım operasyonları giderek artan bir hızla sürüyor. Evleri, mahalleleri, ormanlık alanları ve çeşitli coğrafi noktaları hedef alan operasyonların, askeri Uzman Hasan Cuni’ye göre “coğrafyayı şekillendirme” ve gelecekte tehdit oluşturabilecek ya da görüş alanını kısıtlayabilecek bina ve engelleri ortadan kaldırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. 

Cuni, yıkımın aynı zamanda “Hizbullah’ın toplumsal çevresini cezalandırma” ve yaşam koşullarını ortadan kaldırarak bölge sakinlerinin yıllar boyunca geri dönmesini zorlaştırma amacı taşıdığını da belirtiyor.

İsrail savaş uçakları dün sabah, Ali Tahir Tepeleri ile Nebatiye el-Fevka’daki Deyr Mahallesi’nin yanı sıra Debşe bölgesi, Deyr Seryan çevresi ve Mansuriye arazilerini iki ayrı hava saldırısıyla hedef aldı. Bölgedeki saldırı ve yıkım faaliyetlerinin son günlerde yoğunlaştığı bildiriliyor. 

Güvenlik koşulları, yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte Güney Lübnan halkını zor kararlarla karşı karşıya bırakıyor. Çok sayıda aile, savaşın yeniden başlaması veya eğitimin tekrar uzaktan sürdürülmesi ihtimaline karşı çocuklarını okullara kaydettirme konusunda tereddüt yaşıyor.


Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
TT

Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi çatısı altındaki savaş karşıtı siyasi ve sivil güçlerin toplantıları, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Genel Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın ülke içinde bir Sudan-Sudan diyaloğu başlatılması çağrısına yönelik ortak koordinasyonu görüşmek başta olmak üzere çeşitli konuları istişare etmek amacıyla dün Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da başladı.

Ulusal Ümmet Partisi tarafından Facebook sayfası üzerinden yapılan basın açıklamasında toplantının, geçtiğimiz mayıs ayında Nairobi'de imzalanan Sudan İlkeler Bildirgesi yol haritasına dayanarak 3 yılı aşkın süredir devam eden savaşın gelişimini ve kapsamlı barış sürecini ele alacağını belirtildi.

Açıklamaya göre bu müzakereler, koordinasyonu güçlendirmeyi ve Sudan'da gerçek ve entegre bir barış sürecini kolaylaştırmada dış arabuluculuk çabalarını değerlendirip güçlendirmenin yanı sıra, Burhan'ın ülke içindeki diyalog çağrısına karşı ortak bir tutum şekillendirmeyi hedefliyor.

Toplantılara Sumud (Direniş) İttifakı, Arap Sosyalist Baas Partisi, Abdulvahid Muhammed Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi'nin yanı sıra Mubarek el-Fadıl liderliğindeki Ulusal Ümmet Partisi ile bağımsız ulusal şahsiyetler, sivil toplum örgütleri, kadın ve gençlik kuruluşlarının yer aldığı Sudan İlkeler Bildirgesi’ne taraf olan güçleri katılıyor.

cdfg
Sudanlı siyasi ve sivil güçler Addis Ababa’da bir araya geldi (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan, bu ayın ortalarında, tüm siyasi ve sivil güçlerin katılımıyla ülke içinde tamamen Sudanlılara özgü bir diyalog başlatılması amacıyla bir grup Sudanlı tarafından sunulan girişimi resmi olarak onayladığını duyurmuş ve sürece katılacak taraflara geçici dokunulmazlık sağlama taahhüdünde bulunmuştu.

Eski Başbakan Abdullah Hamdok liderliğindeki Devrim Güçleri Sivil Demokratik İttifakı - Sumud, top sesleri altında düzenlenecek herhangi bir diyaloğa katılmayı kesin bir dille reddettiğini açıkladı ve herhangi bir siyasi sürecin savaşın taraflarından (Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri/HDK) hiçbirinin hegemonyası altında olmaması gerektiğini vurguladı.

Daha önce, mevcut toplantılara katılan siyasi ve sivil güçler, ‘krizin askeri bir çözümü yoktur ve savaşın derhal durdurulması en yüksek ulusal önceliktir’ maddesini içeren ‘Sudan İlkeler Bildirgesi’ üzerinde uzlaşmaya varmış ve kalıcı çözümlere ulaşma şansını artıracak şekilde, savaş karşıtı güçlerin geniş katılımıyla tamamen Sudanlıların sahipleneceği bir siyasi sürecin tasarlanması çağrısında bulunmuştu.

tyjkyu
Sudan’ı Kurtarma Hareketi lideri Abdulvahid Nur toplantılara katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi güçleri, diyalog sürecinin yönetimi ve katılımcı taraflar konusunda ‘mekanizma’ ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle, geçtiğimiz temmuz ayında Addis Ababa'da Afrika Birliği (AfB), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği (AL) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan Beşli Mekanizma’nın savaşı durdurma dosyasını görüşmek ve siyasi süreci yeniden canlandırmak amacıyla düzenlediği toplantıları boykot etmişti.

Daha önceki açıklamalarında bu boykotun ‘diyaloğu reddetmek veya arabuluculuk çabalarından çekilmek anlamına gelmediğini; aksine siyasi sürecin gidişatını gözden geçirmeyi ve düzeltmeyi amaçladığını’ belirten gruplar, Beşli Mekanizma’ya ‘Sudanlı taraflar arasındaki güveni pekiştirecek şekilde yöntemini yeniden gözden geçirme’ çağrısında bulunmuştu.

Nairobi Bildirgesi’ne taraf olan güçler, İslami Hareket ve Ulusal Kongre Partisi’nin gelecekteki herhangi bir siyasi sürece katılmasının engellenmesi ve 15 Nisan 2023 tarihinde başlayan savaşın fitilini ateşledikleri için hesap vermeleri gerektiğinin altını çiziyor.