Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Gözlemciler, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü kararlarını açıkladığı zaman yaşanan coşkuda azalma olduğunda hemfikirler

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
TT

Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)

Hammadi Maameri
Tunus Parlamentosu’nda devam eden kaos, hükümet organları arasındaki diyalogun engellenmesi ve ülkede sağlık, ekonomik ve sosyal durumun bozulması, Cumhurbaşkanı Kays Said’i 25 Temmuz 2021 tarihinde olağanüstü kararlar almaya itti. Said’in olağanüstü kararları çerçevesinde parlamentonun çalışmaları askıya alındı ​​ve tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Said, o dönem, ülkedeki siyasi gidişatı düzeltmek için bir takım siyasi ve anayasal reformlar planlandığını söyledi.
Bugün, Tunus'un çağdaş tarihinde belirleyici siyasi bir an olan 25 Temmuz’un üzerinden dört ay geçti. Peki, Cumhurbaşkanı, bu büyük siyasi reformları açıklamayı neden geciktirdi? Bu gecikmenin siyasi, ekonomik ve sosyal yansımaları neler?

Siyasi başarı gecikti
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Tunuslu gözlemciler, Cumhurbaşkanı'nın olağanüstü kararlarını duyurduğu anda ortaya çıkan coşkunun, söz verilen reformların açıklanmasının gecikmesi ve gelecek vizyonunun bulanıklaşması nedeniyle zayıfladığını, bunun da, Tunusluların gelecekle ilgili iyimserliğinde bir düşüş olduğunu ortaya koyan anketlerle kanıtlandığını söylediler. Ayrıca yine anketlere göre bazı bölgelerde Cumhurbaşkanı'nın oy oranlarında değilse de popülaritesinde bir düşüş söz konusu.
İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri Ubeyd el-Bureyki, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Kays Said, söz verdiği reformları açıklamakta geç kaldı” dedi. Bureyki, Said’in olağanüstü kararlarına karşı olan siyasi partilerin, kalkınmada ilerleme olmaması ve işsizlik nedeniyle oluşan toplumsal gerilimi, 25 Temmuz 2021 sonrası dönemi şeytanlaştırmak için kullanabilecekleri uyarısında bulundu. Burayki, güvenlik güçlerinin istihdam talebiyle düzenlenen protestolara karşı sert müdahalesine son verilmesi, alternatif çözümler bulunması ve özellikle uzun süredir işsiz olanlar başta olmak üzere iş arayanların dinlenmesi çağrısında bulundu. 25 Temmuz’u, ‘bütün bir siyasi sistemin yozlaşmasına son veren, ancak siyasi başarının ertelendiği tarihi bir an’ olarak tanımlayan İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ulusal diyaloga ulusal organizasyonların dahil edilmesinin önemini vurguladı.

Vizyonun netleştirilmesi
Tunuslu kamu hukuku profesörü Sagir ez-Zekravi de gazeteciler yaptığı açıklamada, Said'in olağanüstü kararlar açıkladığı için tek taraflı bir yaklaşım benimsemesinin yanı sıra yasal ve anayasal reformlarla ilgili vizyonu netleştirmekte gecikmesini de eleştirdi.  Zekravi, “Reformlar için bir tarih belirlenmemesi ve içeriğinin açıklanmaması nedeniyle net bir vizyon yok” şeklinde konuştu. Zekravi, mevcut durumun ulusal ekonomi üzerindeki olumsuz yansımalarını önlemek için bir zaman sınırı koymanın gerektiğini vurguladı.

Bir an önce hesap sorulsun
Halk Hareketi Genel Sekreteri Zuheyr Hamdi, Cumhurbaşkanı tarafından vaat edilen siyasi reformların açıklanmasında bir nebze yavaşlık olduğunu söyledi. Halk Hareketi Partisi'nin, Tunusluların hayatında köklü bir değişiklik meydana getireceği umuduyla, Kays Said’in olağanüstü kararlarını desteklediğine dikkati çeken Hamdi, Halk Hareketi’nin Cumhurbaşkanı'na 25 Temmuz’un hedeflerine ulaşması için bir takım önlemler alması çağrısında bulunduğuna dikkati çekti. Hamdi, Cumhurbaşkanı'na 10 yıl boyunca Tunuslulara karşı suç işleyenlere derhal hesap sorulmaya ve mali ve siyasi yolsuzluk, siyasi suikast ve terör dosyalarına karışanları Tunus siyasetinden arındırmaya çağırdı. Adı yolsuzluğa karışanların yasama seçimlerinde karar verici konuma gelmelerini sağlayan sistemde reform yapılmasının önemini vurgulayan Halk Hareketi Genel Sekreteri, aynı zamanda anayasayı gözden geçirerek, yürütme organlarını birleştirerek ve yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilerek siyasi sistemde reform yapılmasının da önemli olduğunu belirtti. Ülkeyi kurtarmak için acil ekonomik ve sosyal önlemler alınmasının gerekli olduğu belirten Hamdi, erken genel seçimler düzenleyerek olağanüstü durumdan çıkılması gerektiğini vurguladı.

Göreceli gecikme
Eski Ulusal Kurucu Meclis Başkanı Yardımcısı olan kamu hukuku profesörü Rabih el-Hurayfi, Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformlarda nispeten geç kaldığını düşünüyor.
Prof. Hurayfi, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı, önceki siyasi sistemi etkileyen kararlar alarak bu gecikmeyi önleyebilir. Nahda Hareketi ve müttefikleri ile on yıldır ülkenin sistematik yıkımına katkıda bulunan herkesin boynundaki ilmeği sıkılaştırabilir. Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformları gerçekleştirmek ve siyasi sistemi değiştirmek üzere oluşturduğunu açıkladığı komisyon, Cumhurbaşkanı'nın talep ettiği ve elektronik ortamda yapılacak olan ulusal diyalogun tamamlanmasının ardından bu reformları netleştirecektir.”
Prof. Hureyfi, Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü kararlarına karşı çıkan siyasi partilerin güçlerini toplamak için mevcut durumdan yararlanabilecekleri ve toplumsal gerilimi kullanarak yeniden sahneye dönmeye çalışabilecekleri uyarısında bulundu.
Büyük siyasi reformların açıklanmasındaki gecikme, Cumhurbaşkanı Said’in destekçilerini utandırmaya ve 25 Temmuz 2021'deki alınan kararlara ilişkin güven kaybına katkıda bulunabilir. Ancak bunun yanı sıra Said'in oy oranlarında, son anketlerin verilerine göre herhangi bir değişiklik olmadı.
Gözlemciler, olağanüstü kararlara karşı harekete geçmek ve bu kararları şeytanlaştırmak için toplumsal gerilimi kullanılmak adına yapılacak girişimlerin engellenmesi amacıyla Cumhurbaşkanı’na gerekli reformların bir an önce açıklanması için çağrılar yapıldığını düşünüyorlar.

Tunus yeni bir döneme girdi
Cumhurbaşkanı Kays Said, 24 Kasım 2021 tarihinde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısında, olağanüstü kararların süresini kısaltmak ve Tunuslularla hem yurtiçinde hem de yurtdışında yenilikçi bir şekilde düzenlenecek diyalogla ilgili metni dikkate almak niyetinde olduğunu açıkladı. Said, Tunus'un tarihinde, önceki dönemlerden farklı olarak, kamu işlerini geleneksel çerçeveler ve kavramlar dışında yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdiğini de sözlerine ekledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.