İsrail ordusu, Hizbullah adına çalışan bir Suriyeli subayın adını açıkladı

Ordu, Yüzbaşı Beşşar el-Hüseyin’in “el-Hac Haşim ile yakın bir iş birliği içerisinde” olduğunu söyledi

İsrail askerleri 27 Ekim’de Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yaparken (AFP)
İsrail askerleri 27 Ekim’de Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yaparken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Hizbullah adına çalışan bir Suriyeli subayın adını açıkladı

İsrail askerleri 27 Ekim’de Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yaparken (AFP)
İsrail askerleri 27 Ekim’de Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yaparken (AFP)

İsrail ordu sözcüsü, bölgedeki İran amaçlarına hizmet eden Suriye ordusunda görevli subaylara yönelik uyarı ve tehditleri bağlamında, Beşar El Hüseyin'in adını ve fotoğrafını yayınladı. Sözcü El Hüseyin'in "Suriye ordusunda görevli Yüzbaşı rütbesinde görevli bir subay olduğunu ve Golan bölgesinde keşif sorumlusu olarak askerden arındırılmış bölgede Hizbullah'ın Güney Komutanlığı'ndaki faaliyetlerine yardım ettiğini” belirtti.
Sözcü yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Suriye ordusuna mensup bir subay ve 90. Tugay'daki keşif bölüğünün komutanı olan Yüzbaşı Beşşar el-Hüseyin Humus'un İkrime mahallesinde ikamet ediyor. Hizbullah'a bağlı Güney Komutanlığı ile Suriye ordusunun 1. Tümeni arasında ana irtibat görevi görüyor. Suriye'nin güney bölgesinin liderliğini üstlenen el-Hac Haşim ve Güney Komutanlığı'ndaki 7. Tümen bölgesinden sorumlu olan oğlu Cevad Haşim ile yakın iş birliği içerisindedir. Beşşar el-Hüseyin bulunduğu makamdan ve keşif bölüğüne komutanlık etmesinden ötürü gözlem noktalarını inceliyor ve ön cephe hattı boyunca devriyeler düzenliyor. 1974 ateşkes anlaşması uyarınca Suriye askerlerinin bulunmasına izin verilmeyen askerden arındırılmış bir bölgede faaliyet gösteriyor. Beşşar görevinin bir parçası olarak, Hizbullah unsurlarına eşlik ediyor ve Hizbullah'a ait gözlem noktalarının ve bazen de İran'a ait gözlem noktalarının idaresini ve onarımını koordine ediyor. Pek çok durumda Hizbullah, Suriye subayı tarafından yönetilen gözlem noktalarının verilerini kullanıyor. Beşşar ve mensup olduğu 90. Tugay, Suriye'nin güneyindeki zor durumu ve yerel halkın yaşadığı kötü şeyleri kullanarak terör örgütü Hizbullah ve İran ile iş birliği yapıyor.”
İsrail ordu sözcüsü “İsrail Savunma Kuvvetleri, sınırın diğer tarafındaki gelişmeleri ve İsrail'in ve vatandaşlarının güvenliğine zarar vermeye çalışan herkesi izliyor. Suriye rejimi, topraklarından İsrail Devleti’ne karşı yürütülen tüm faaliyetlerden sorumludur” ifadelerini kullandı.
İsrail Ordusu’nun Arap Medyası Sözcüsü Avichai Adraee bu anlattıklarını Twitter hesabı üzerinden birkaç gönderiyle yayınladı. Adraee Hüseyin’in “Hizbullah'a bağlı Güney Komutanlığı ile Suriye ordusunun 1. Tümeni arasında ana irtibat görevi gördüğünü” söyleyerek “Suriye'nin güney bölgesinin liderliğini üstlenen el-Hac Haşim ve Güney Komutanlığı'ndaki 7. Tümen bölgesinden sorumlu olan oğlu Cevad Haşim ile yakın iş birliği içinde” olduğuna dikkat çekti.
İsrail 2013 yılından beri Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) lehine çalışan Suriye rejimi subaylarının bir kısmının Suriye'nin Lübnan sınırındaki Kuseyr kentinde ortak operasyonlar yürütürken çekilmiş fotoğraflarını yayınlayarak faaliyetlerini belgelemişti.
O zamandan beri MOSSAD bu iş birliğini takip ediyor. Suriye muhalefet güçlerine yönelik olduğu için bu iş birliği hakkında başta sessiz kaldı. Ancak bu iş birliği Golan Tepeleri bölgesine taşındığında ve İran bunu güçlendirmek için büyük paralar tahsis etti ve İsrail bundan bahsetmeye, uyarılar yayınlamaya ve karşı operasyonlar yapmaya başladı. Şarku'l Avsat'ın daha önce yayımladığı gibi bu ayın başında Tel Aviv'deki istihbarat kaynakları, destekçi toplamak ve Şiilik ideolojisini (Sünni ve Dürzilerin Şiilere dönüştürülmesini) desteklemek için güney Suriye'ye çantalarla dolar taşındığını ortaya çıkardı.
Bu çerçevede, Suriye'nin güneyindeki vatandaşları milislerle iş birliği yapmamaları konusunda uyaran ve Suriyeli subayları da ikaz eden on binlerce broşür dağıtıldı. Yüzbaşı Beşşar el-Hüseyin'in adının ve fotoğrafının yayınlanması, kendisi ve diğerleri için bir uyarı ve tehdit niteliğinde. Geçen yıl, el-Hac Haşim ve oğlu Cevad'ın isimleri ve fotoğrafları yayınlanmıştı. Bu, onlar için doğrudan bir tehdit olarak görülmüştü.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett'ın Ekim 22'sinde Soçi'ye yaptığı ziyaret ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeden sonra İsrail, Suriye'deki İran bölgelerine birçok hava saldırısı düzenledi. İsrail topçuları da Golan Tepeleri’ndeki mevzileri bombaladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.