5 soruda Etiyopya krizi: Geçen yıl başlayan iç savaşla ilgili bilinenler

Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
TT

5 soruda Etiyopya krizi: Geçen yıl başlayan iç savaşla ilgili bilinenler

Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)

Etiyopya'da hükümet yanlılarıyla isyancı Tigray Bölgesi yönetimi Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne (TPLF) bağlı birlikler arasındaki çatışmalar 1 yılı aşkın süredir devam ediyor.
Ülkenin ordusu Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDP) ve Başbakan Abey Ahmed hükümetini destekleyen yerel milislerle TPLF güçleri ve isyancı gruplar, bugüne dek birçok noktada karşı karşıya geldi.
Etiyopya'daki çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi yerinden olurken, ülkede ciddi bir insani kriz de baş gösterdi. Her iki taraf da farklı sayılar açıklasa da, bugüne dek toplamda 100 binlerce asker ve sivilin yaşamını kaybettiği düşünülüyor.
Independent Türkçe, 5 soruda ülkedeki çatışmaların tarihçesini, nedenlerini ve son durumu ele aldı.

1- Etiyopya'daki çatışmalarda son durum nedir?
Ülkede taraflar arasındaki gerginlik her geçen gün daha da artıyor. TPFL'nin ülkenin başkenti Addis Ababa'ya yaklaştığını öne sürmesi nedeniyle 2 Kasım'da Abiy Ahmed hükümeti olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti.
Bu hafta TPLF'den yapılan açıklamadaysa birliklerin Addis Ababa'ya yaklaşık 195 kilometre mesafedeki Debre Sina'ya ulaştığı iddia edilmişti.

Askeri kamuflajla cepheye giden Abiy Ahmed, çatışmalara ilişkin açıklamada "durumun hayli başarılı şekilde kontrol edildiğini" söyledi (FARA/Guardian)
Bunun üzerinde 2019'da Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Abiy Ahmed, "şehitliğe ihtiyaç olduğunu" söyleyerek ülkesine cephede liderlik edeceğini açıklamıştı. Dün devlet kanalı FARA'nın yayımladığı görüntülerde Abiy Ahmed askeri üniformayla cephede askerlerin yanında görülmüştü.
Ayrıca mayısta meclisten geçen bir kararla Etiyopya hükümeti TPLF'yi "terör örgütü" olarak tanımıştı.

2- Çatışmaların temel sebebi nedir?
Birçok farklı etnik kökenin bulunduğu ülkede, etnik ayrılıkçılık hala süren savaşın temel nedenlerinden biri. Başbakan Abiy Ahmed'in de aralarında bulunduğu Oromolular nüfusun yüzde 34,7'sine tekabül ederken, genellikle TPFL'nin temsil ettiği Tigraylılarsa toplumun yüzde 6,1'ini oluşturuyor.
Abiy Ahmed'in göreve geldikten sonra 2019'da iktidardaki Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF) koalisyonunu ortadan kaldırarak daha büyük bir koalisyonla kendi partisini kurması, TPFL'nin de bu partiye katılmaması iki taraf arasındaki gerginliği artırdı.
Ayrıca TPFL lideri Debretsion Gebremichael'in Abiy Ahmed hükümetini tanımaması, Başbakan'ın da Tigray'da ülkedeki genel seçimlerden ayrı olarak düzenlenen bölgesel seçimlerin sonuçlarını kabul etmemesi de süren çatışmalara zemin hazırladı. 
Bunlara ek olarak TPFL, Etiyopya ordusu ENDF'ye ait üslere 4 Kasım 2020'de saldırı düzenlemişti. Bunun üzerine Abiy Ahmed hükümeti de karşı taarruza geçmiş ve bölgede çatışmalar başlamıştı.
4 Kasım'daki saldırılar, bugün ülkede hala süren gerginliğin fitilini ateşleyen önemli bir olay niteliğinde.
Ancak 28 Haziran'da Etiyopya hükümeti Tigray Bölgesi'nden çekilerek tek taraflı ateşkes ilan edildiğini duyurmuştu.

TPFL lideri Debretsion Gebremichael'in Abiy Ahmed hükümetini tanımaması, ülkedeki gerginliği artırmıştı (Reuters)
Açıklamada bunun bölgedeki çiftçilerin haziran, temmuz ve ağustostaki hasat mevsimini değerlendirmelerini sağlamak için alındığı bildirilmişti.
Öte yandan TPFL'nin ilerleyişini sürdürmesi üzerine yeniden çatışmalar başlamıştı.

3- Etiyopya'daki krizin arka planı ve bağlamı nedir?
Bir dönem ülke siyasetinde etkin güç olan TPLF, dönemin Başbakanı Hailemariam Desalegn'in 2018'de artan protestolar ve iç karışıklık nedeniyle istifa etmesi ve yerine şimdiki Başbakan Abiy Ahmed'in geçmesiyle ciddi güç kaybetmişti.
Abiy Ahmed, 1988'den kurulan ve TPLF, Amhara Demokratik Parti (ADP), Oromo Demokratik Parti (ODP) ve Güney Etiyopya Halkları Demokratik Hareketi'nden (SEPDM) oluşan 4'lü koalisyon EPRDF'yi 2019'da lağvetmişti.
Güney, Amhara, Oromiya ve Tigray eyaletlerini temsil eden bu koalisyondan sonra Abiy Ahmed, aynı yıl Refah Partisi'ni (PP) kurmuştu. Başbakan, bu partide EPRDF'deki partileri ve birkaç muhalefet partisini daha bir araya getirmişti.

 Abiy Ahmed hükümetine karşı isyancı TPFL güçlerine binlerce kişi katılmıştı (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Öte yandan 27 yıl boyunca EPRDF koalisyonunu yöneten TPLF'yse Abiy Ahmed'in partisine katılmayı reddetmiş, bu da iki taraf arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden olmuştu.
Bu sırada Etiyopya'da 29 Ağustos 2020'de düzenlenmesi öngörülen genel seçimler, dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle 2021'e ertelenmişti. Daha sonra Etiyopya Ulusal Seçim Kurulu, bölge ve belediye seçimlerinin de dahil olduğu genel seçimlerin 21 Haziran 2021 ve 30 Eylül 2021'de düzenleneceğini açıklamıştı.
Ancak TPLF, 9 Eylül 2020'de Tigray Bölgesi'nde ayrı bir seçim düzenlemiş ve burada oyların yüzde 98,2'sini alarak lider olmuştu. Abiy Ahmed hükümetiyse bu seçimlerin meşru olmadığını söyleyerek sonuçların geçersiz kabul edileceğini bildirmişti. TPFL lideri Debretsion Gebremichael de aynı şekilde Abiy Ahmed'in başbakanlığının meşru olmadığını savunmuştu.
Federal hükümetle Tigray Bölgesi arasındaki gerginliği tırmandıran bu gelişmelerden sonra 2 Kasım 2020'de yaptığı bir açıklamada Debretsion, bölgede ayrı seçim düzenledikleri için hükümete bağlı ENDF'nin kendilerine saldıracağını iddia etmişti.
TPFL'ye bağlı güçler, bundan iki gün sonra 4 Kasım'da Tigray Bölgesi'nin başkenti Mekelle olmak üzere farklı noktalardaki ENDF üslerine saldırı düzenlemişti.

TPFL'nin Mekelle'ye düzenlediği saldırıda binlerce ENDF askeri isyancılar tarafından yakalanmıştı (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Debretsion saldırının "önleyici" olduğunu savunurken, Abiy Ahmed hükümetiyse TPFL'nin ENDF'ye ait üsleri yağmalamaya çalıştığını iddia ederek Tigray Bölgesi yönetimine karşı askeri saldırı emri vermişti. Hükümet ayrıca bölgede 6 aylık OHAL ilan etmiş, bunun üzerine Tigray'da elektrik, telefon ve internet hizmetleri bir süreliğine kesintiye uğramıştı.
4 Kasım saldırıları Tigray Bölgesi'yle hükümet arasındaki gerginlikte yeni bir dönüm noktası olmuştu.

4- ABD'nin Etiyopya krizindeki rolü nedir?
ABD Başkanı Joe Biden, mayısta yayımladığı bir açıklamada bölgedeki taraflara ateşkes çağrısında bulunmuştu.
Biden ayrıca 2 Kasım'da Etiyopya hükümetinin insanlık suçu işlediğini öne sürmüş ve ülkeyi Afrika Kalkınma ve Fırsat Kanunu dahilinde uygulanan gümrük muafiyeti kapsamından çıkarmayı planladıklarını söylemişti.
Fakat bazı kesimler ABD'yi TPFL'ye destek vermek ve Abiy Ahmed hükümetini zayıflatmaya çalışmakla suçluyor.

7 Kasım'da Addis Ababa'da düzenlenen bir gösteride binlerce Abiy Ahmed yanlısı protestocu sokaklara dökülmüştü​​​​ (AP)
ABD ayrıca Etiyopya hükümetine destek için birlik gönderen Eritre'nin Savunma Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Direktörü Abraha Kassa Nemariam'la birlikte bazı kuruluş ve kişileri yaptırım listesine eklemişti.  
Öte yandan Eritre Dışişleri Bakanı Osman Sahel, BM'ye yazdığı bir mektupta Biden hükümetinin "TPFL rejiminin kalıntılarını canlandırmaya çalıştığını" söyleyerek çatışmaları körüklediğini iddia etmişti.

Biden bölgede ateşkes ilan edilmesine yönelik açıklamalar yaparken, Etiyopya hükümeti ABD'nin bölgedeki çatışmaları körüklediğini savunuyor (AP)
Benzer şekilde Etiyopya hükümeti de ABD'yi bölgedeki istikrarsızlığı artırmakla ve "demokratik olarak seçilmiş hükümetle terörist grup ilan edilen TPLF'yi aynı kefeye koymakla" suçlamıştı.

5- Çatışmalar şu ana dek nelere yol açtı?
TPFL ve hükümet güçleri arasında süren çatışmalar bölgede uzun vadede ciddi bir insani krize neden oldu.
7 Eylül'de TPFL tarafından yapılan bir açıklamada Tigray Bölgesi'ndeki gıda stoklarının neredeyse tükendiği ve 150 kişinin açlıktan öldüğü iddia edilmişti. BM ise Etiyopya hükümetinin bölgeye ambargo uyguladığını ve insani yardımların girmesini engellediğini öne sürmüştü.

Tigray Bölgesi'nde 800 gram doğan bir bebek, yetersiz beslenme nedeniyle annesiyle birlikte hayatını kaybetmişti (AP)
Taraflara ateşkes çağrısı yapan Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı'nın (WFP) yeni paylaştığı verilere göre ülkedeki çatışmalardan ötürü 9,4 milyon kişi gıda yardımına ihtiyaç duyuyor.
Açıklamada özellikle Tigray ve Amhara'da sağlık kontrolünden geçen hamile ve emziren kadınların yüzde 50'sinin yetersiz beslendiğinin anlaşıldığı da kaydedildi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi ve Etiyopya İnsan Hakları Komisyonu'nun 3 Kasım'da yayımladığı bir rapordaysa iki tarafın da savaş suçu işlediği öne sürülmüştü.

UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)
Çatışmalarda yargısız infaz, etnik kökenden ötürü tutuklama, işkence, toplu tecavüz ve saldırı gibi olaylara dair deliller bulunduğu iddia edilmiş, bunların savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği belirtilmişti.
BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, 8 Kasım'da yaptığı açıklamada çatışmaların feci boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, "Hiç kimse, 110 milyondan fazla insanın, 90'dan fazla farklı etnik grubun olduğu ve 80 farklı dilin konuşulduğu bir ülkede devam eden çatışmaların ne getireceğini tahmin edemez ama kesin olan Etiyopya'nın büyüyen bir iç savaşa ve insani felakete sürüklendiği gerçeği" ifadelerini kullanmıştı.
Ülkede 2,5 milyon kişi yerinden olurken, 400 bin kişinin de kıtlık benzeri koşullarda yaşadığı bildirildi.
Independent Türkçe, New York Times, AP, VOA, Reuters, Guardian, BBC, Wikipedia, AA, The East African, The Conversation



ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters

 


Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
TT

Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) bugün yayımladığı özel habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birlikte çalıştığı savunma şirketlerine yönelik baskısını artırdı.

Bu endüstrideki şirketlere önceki günlerde gönderilen mesajda, kontratlarındaki hükümleri yerine getirip getirmediklerinin dikkatli bir şekilde inceleneceği ve detaylı performans değerlendirmelerinin yapılacağı bildirildi. 

Donald Trump ocak ayında yayımladığı başkanlık emrinde, beklenenden daha düşük performans sergileyen savunma şirketlerinin kontratlarını iptal edebileceği tehdidini savurmuştu. 

Pentagon'un belirleyeceği şirketlere üretimdeki gecikmelere dair düzeltme planlarını göndermek için 15 gün tanınacağı da başkanlık emrinde belirtilmişti. 

Silah alımından sorumlu Pentagon müsteşarı Michael Duffey'nin 6 Şubat'ta gönderdiği e-postada şu ifadeler kullanıldı:

Bu başkanlık emri gereğince şirket performansını değerlendirmeye yönelik ilk incelemeleri tamamladık ve uyumsuzluk belirlemeleri yapacağımız kapsamlı soruşturma dönemine giriyoruz. Önümüzdeki karar döneminde belirlenen şirketlerle düzeltme planlarını başlatmak için temasa geçeceğiz.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da The Hill'e yaptığı açıklamada bu şirketlerin üretim kapasitelerine yatırım yapıp yapmadıklarının denetlendiğini duyurdu. Trump yönetiminin bu hamlesi sonrasında şirketlerin performanslarını geliştirmeye başladığını öne sürdü. 

WSJ, savunma şirketlerinin Pentagon'un silah üretimini hızlandırma talebiyle, yatırımcıların temettü beklentisini aynı anda karşılamaya çalıştığını vurguladı.

Independent Türkçe, WSJ, The Hill


Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
TT

Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)

Japonya'da düzenlenen erken genel seçimde Başbakan Takaiçi Sanae'nin zafer elde etmesi Çin'le ilişkilerde gerginliği artırabilir. 

Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP), 8 Ocak'ta düzenlen seçimde Parlamento'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'ndeki 465 sandalyeden 352'sini kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, "nitelikli çoğunluk" kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, böylelikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Parlamento'da bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti unvanını elde etti. 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim zaferini kutladığı Takaiçi'nin, özellikle Tayvan meselesi nedeniyle Çin'le yaşanan gerginliği tırmandırmasından endişeleniliyor. 

Tayvan'ın fiili Japonya Büyükelçisi Lee Yi-yang, Facebook'taki paylaşımında Takaiçi'yi tebrik ederek, zaferinin Japonya'nın Çin'in "tehdit ve baskılarından" korkmadığını gösterdiğini savundu.

Japonya merkezli düşünce kuruluşu Sasakawa Barış Vakfı'ndan Shingo Yamagami de X'teki paylaşımında seçimin "gizli gündeminin" Çin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

Saldırgan eylemler ve ekonomik baskı karşısında Japonya boyun mu eğmeli yoksa dik mi durmalı? Japon halkı açıkça ikincisini seçti.

Reuters'ın analizinde, Japonya'nın ilk kadın başbakanının savunma harcamalarını daha da artırabileceğine dikkat çekiliyor. Takaiçi, bu harcamaları hızlandırıp mart sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmayı düşünüyor. 

Tokyo yönetimi, muhtemelen yıl sonuna kadar askeri harcamaları daha da artıracak yeni bir ulusal güvenlik stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Böylelikle sözkonusu harcamalar GSYH'nin yüzde 3'üne ulaşabilir. 

Analizde, Takaiçi hükümetinin Anayasa'da değişikliğe giderek Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni resmi ordu olarak kabul edebileceğine de dikkat çekiliyor. Japonya Anayasası'nın 9. maddesi gereğince ülke hukuki olarak resmi bir silahlı kuvvetlere sahip değil. 

Takaiçi, ülkesinin II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinin ardından ABD'nin kontrolü altında hazırlanan maddeyle ilgili değişikliğe gitmesi halinde, Parlamento'nun üst kanadı Senato'nun üçte ikisinin oyunu ve referandumla halkın onayını alması gerekiyor. LDP, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde tutsa da Senato'da durum böyle değil. 

Tokyo-Pekin çekişmesi

Pekin ve Tokyo'yu karşı karşıya getiren gerginlik, Takaiçi'nin Parlamento'da 7 Kasım'da düzenlenen oturumda yaptığı açıklamayla patlak vermişti. 

Takaiçi, Tayvan Boğazı'na yönelik muhtemel müdahaleyi "ülkesini tehdit eden bir hareket" olarak göreceğini, böyle bir durumda askeri güç kullanılabileceğini belirtmişti. Böylelikle ilk kez bir Japon başbakanı, Tayvan'ın işgali halinde ülkenin askeri müdahalede bulunacağını açıkça söylemişti. 

Pekin yönetimiyse Takaiçi'den sözlerini geri almasını istemiş, başbakan bunu reddedince Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi çağırarak Tokyo'ya protesto notası vermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Takaiçi'ye tekrar sözlerini geri alması çağrısı yaptı. 

Açıklamada, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" dendi.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times