Hanuka şamdanının El Halil Camii’nde yakılması öfkeye neden oldu: Filistinliler, Araplar ve solcu İsraillilerden eleştiri

İsrail Cumhurbaşkanı'nın dün El Halil Camii ziyaretini protesto eden sol görüşlü İsraillilerin düzenlediği gösteriden bir kare (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı'nın dün El Halil Camii ziyaretini protesto eden sol görüşlü İsraillilerin düzenlediği gösteriden bir kare (AFP)
TT

Hanuka şamdanının El Halil Camii’nde yakılması öfkeye neden oldu: Filistinliler, Araplar ve solcu İsraillilerden eleştiri

İsrail Cumhurbaşkanı'nın dün El Halil Camii ziyaretini protesto eden sol görüşlü İsraillilerin düzenlediği gösteriden bir kare (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı'nın dün El Halil Camii ziyaretini protesto eden sol görüşlü İsraillilerin düzenlediği gösteriden bir kare (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un, dün, Yahudilerin Işık Bayramı’nı (Hanuka) kutlamak için Batı Şeria’nın el-Halil kentindeki El Halil (Harem-i İbrahim) Camii'ne gelmesi, Filistinliler arasında öfkeye neden olurken ‘Yahudi yerleşim bölgelerini meşrulaştırdığı’ eleştirileri yapıldı.
Cumhurbaşkanı Herzog, Yahudi yerleşimcilerin liderleri, Knesset (İsrail parlamentosu) üyeleri ve İsrail ordusunun üst düzey subayları eşliğinde El Halil Camii'ne gitmeden önce Filistinlilerin girmesinin yasak olduğu askeri bir kışlaya dönüşen el-Halil kentine gecikmeli olarak geldi. Herzog, burada Yahudilerin Işık Bayramı’nın başladığına işaret eden geleneksel bir törenle Hanuka şamdanını yaktı ve ardından beraberindekilerle birlikte ibadet etti.
Herzog, camiye girerken, aralarında Meretz Partisi milletvekili Mossi Raz’ın da bulunduğu onlarca sol görüşlü İsrailli eylemci camii yakınlarında protesto gösterileri düzenledi. Eylemcilerin camiye yaklaşmaları engellendi.
Herzog, birkaç gün önce, Pazar günü el-Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'nde yapılacak dini törene katılmaya karar verdi. Herzog'un ofisinden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın Pazar günü talmudik Işık Bayramı vesilesiyle Patrikler (Mahpela) Mağarası’ndaki (El Halil Camii'nin İbranice adı) şamdanı yakacağı belirtildi.
Harem-i İbrahim Camii, 25 Şubat 1994 tarihinde bir Ramazan ayında sabah namazını kılan Müslümanların üzerine ateş açan Baruch Goldstein adlı Yahudi fanatiğin eyleminden sonra kapatılmış ve yeniden açıldığında ise yarısından fazlası Yahudi yerleşimciler için sinagoga dönüştürülmüş şekilde ikiye bölünmüştü.
UNESCO Dünya Mirası Komitesi, Temmuz 2017’de Harem-i İbrahim Camii’ni Dünya Mirası Listesi'ne dahil etmişti. Camii, El Halil kentinde her zaman bir gerilim noktası olurken iki taraf arasında kanlı çatışmalara da sahne olmuştur.
Herzog'un bu hamlesi, Filistinlileri ve Arap Birliği'ni (AL) kızdırdı.

Herzog'un el-Halil kentine gelişi Yahudi yerleşimcilerin faaliyetlerini meşrulaştırdı
Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi Fetih’in Merkez Komite Üyesi Hüseyin eş-Şeyh, Herzog'un el-Halil kentine gelişinin, ‘Yahudi yerleşim bölgelerini ve Yahudi yerleşimcilerin faaliyetlerini meşrulaştırdığını ve uluslararası meşruiyeti ihlal eden siyasi, ahlaki ve dini bir provokasyon olduğunu’ söyledi.
İslami Cihad Hareketi’nden yapılan açıklamada ise “Harem-i İbrahim Camii'ne camiyi ve El Halil kentini hedef alan Yahudileştirme planları kapsamında, İsrail Cumhurbaşkanı tarafından baskın düzenlenmiştir” ifadeleri yer aldı. Hareket, bu hamleyi, ‘herkesin tüm gücüyle karşı koyması gereken düşmanca bir eylem’ olarak nitelendirdi.
İslami Cihad Hareketi’nin Batı Şeria’daki Sözcüsü Tarık İzzeddin, tarafından yapılan açıklamada, bu düşmanca eylemlerin sonuçları konusunda uyarıda bulunulurken, bunun tüm sorumlusunun İsrail olduğu vurgulandı.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) de ziyaretin yansımaları konusunda uyarırken İsrail’in El Halil Camii’nin Yahudileştirilmesini tamamlamaya yönelik ırkçı hedeflerini engellemeye çağırıyor. FHKC, bu hamleyi, işgal altındaki Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimciliği projesinin ve ilhakın desteklenmesi ve güçlendirilmesi, başta el Halil ve Kudüs kentleri olmak üzere tüm Filistin coğrafyasının ve kutsal mekanlarının Yahudileştirilmesi ve bu projenin işgalci İsrail devletinin en tepesindeki ismin himayesinde sürdürülmesi çerçevesinde atılan bir adım olarak niteledi. Hamas Hareketi ise İsrail’i bu hamlenin tüm yansımalarından sorumlu tuttu. AL Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada da Herzog'un El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'ne düzenlediği baskın kınandı. Açıklamada, bu baskının, 1994 yılında bir aşırılık yanlısı tarafından 29 Müslümanın namaz kıldıkları sırada katledildiği katliamın ardından iki bölünen Harem-i İbrahim Camii'nin Yahudileştirilmesi projesi çerçevesinde gerçekleştiği vurgulandı. Açıklamada, “El Halil kentinde ve özellikle de Harem-i İbrahim Camii'nde olanlar, işgalci yetkililerin, Filistin halkına, haklarına ve kutsallarına karşı saldırganlık ve ırkçılıkta ısrar ettiklerini, Kudüs'ü Yahudileştirmede uyguladıkları yaklaşımla resmi ve örgütlü terörizmlerini sürdürdüklerini ve mübarek Mescid-i Aksa'yı ve işgal altındaki Filistin topraklarının geri kalanını hedef aldıklarını gösteriyor” denildi.
Açıklamada ayrıca, işgalci İsrailli yetkililer tarafından Ocak 2019'da El-Halil kentindeki Uluslararası Geçici Mevcudiyet Gücü'nün (TIPH) çalışmalarını zorla sonlandırıldığı hatırlatıldı.

Michal Rozin, Herzog'un hareketinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi
Bu son gelişme, sadece Filistinliler ve Araplar tarafından eleştirilmedi. İsrailli parlamenterlerden bazıları da eleştirilerini dile getirdi. Koalisyon hükümetinin ortaklarından sol çizgideki Meretz Partisi milletvekili Michal Rozin, Twitter hesabından paylaştığı bir tweette, bir ‘hata’ olarak nitelendirdiği Herzog'un hareketinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Rozin, söz konusu tweette, “Cumhurbaşkanı uyumlu bir karakter olmalıdır” yazdı. El-Halil kentindeki Yahudi yerleşim birimlerini ‘son derece provokatif’ olduğuna işaret eden Rozin, “Cumhurbaşkanı’nın buna öncelik vermesi üzücü” dedi.
İsrail'deki solcu hareketlerden Şimdi Barış Hareketi de Herzog'un davranışını eleştirdi. Hareketten yapılan açıklamada, “Birleştirici bir karakter olması gereken Herzog'un, şamdanı baskı ve şiddetin yuvası haline gelmiş bir yerde yakmayı seçmesi akıl almaz bir durum” ifadeleri yer aldı. Sessizliği Bozmak Adlı İsrailli İnsan Hakları Örgütü’nden yapılan açıklamada ise, el-Halil kentinde görev yapan binlerce askerin, oradaki yerleşim politikasının ürettiği şiddet ve ırkçılıkla ilgili ifadelerinden bazılarının okunması çağrısı yapıldı. Ardından “Herzog'un Kahanizm'in (Haham Meir Kahane'nin başını çektiği aşırı ırkçı fikirler) kalesinde Hanuka şamdanını yakmayı tercih etmesi utanç verici bir karardır” denildi.
Yukarıdakiler gibi İsrail’deki insan haklarını savunan örgütler, Herzog'a karşı el-Halil kentinde düzenlenen protesto gösterilerine katıldılar.
Öte yandan Ortak Arap Listesi milletvekili Ofer Cassif, İsrail Cumhurbaşkanı’nın el-Halil ziyaretini ‘utanç verici ve kışkırtıcı bir karar’ olarak nitelendirdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.