Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan'ı dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi yapacak

Mühendislik, tedarik ve inşaat işlerinin geliştirilmesi için 10 milyar dolarlık sözleşme imzalandı

Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
TT

Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan'ı dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi yapacak

Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)

Saudi Aramco, dün faaliyet göstermeye devam edeceği duyurulan Cafura Doğalgaz Sahası’nın 2030 yılına kadar günde yaklaşık iki milyar fit küp gaz sağlayacağını açıkladı. Saudi Aramco'nun önümüzdeki on yılın sonunda dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi olması bekleniyor.
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesinin devlet bütçesine maliyetinin 5 ila 6 milyar riyalin (1,3 ila 1,6 milyar dolar) çok üzerinde olmayacağını söyledi. Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesiyle ilgili tartışmaların, Suudi Arabistan’da enerji karışımı konseptini geliştirmek için yeni kapılar açtığını ve yeni umutlar yeşerttiğini belirten Enerji Bakanı, böylece 17'den fazla katılımcı tarafından hazırlanan kapsamlı bir enerji karışımı programının başlatılacağını kaydetti.
Saudi Aramco gibi milli şirketlerin güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Bakan Prens Abdulaziz bin Selman, dünyada devlet ve Enerji Bakanlığı tarafından imtiyaz alanında devletin çıkarlarını korumakla yetkilendirilmiş Saudi Aramco gibi başka bir hidrokarbon kaynakları şirketi daha olmadığını vurguladı.
Öte yandan Saudi Aramco, dün, Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Zahran'da bulunan Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesi çalışmalarının başlanmasını kutladı. Çok uluslu petrol sahası hizmetleri sunan Fransa merkezli Schlumberger ve ABD merkezli Halliburton şirketleriyle geliştirme projesi çalışmaları konusunda sözleşmelerin imzalandığı Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan’ın en büyük petrolle ilişkisiz doğalgaz sahası olarak kabul ediliyor. Saudi Aramco, sahadaki doğalgaz üretiminin 2036 yılına kadar günlük yaklaşık 2,2 milyar fit küpe ulaşmasının beklediğini açıkladı. Sahadan aynı zamanda etan ile ilişkili günlük 425 milyon fit küp doğalgaz üretilmesi de planlanıyor.
Açıklamada, Cafura Doğalgaz Sahası’nın günde yaklaşık 550 bin varil sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ve hidrokarbonlar üreteceği ve Cafura’daki harcamaların geliştirme projesinin ilk on yılında 68 milyar dolara ulaşmasının beklediği belirtildi.
Saudi Aramco, 16 şirketle Cafura’daki doğalgaz ve gaz sıkıştırma tesislerinin yanı sıra ilgili altyapı ve yüzey tesislerinin mühendislik, tedarik ve inşaat işleri ve yer altı kaynaklarını geliştirme projeleri için toplam 10 milyar dolarlık sözleşme imzaladı.
Saudi Aramco’nun açıklamasına göre bu alanda hizmet sunan yerel ve uluslararası şirketlerle, Cafura’da yerin üstünde ve altında kaynakların geliştirilmesine yönelik birçok projenin yer aldığı çeşitli sözleşmeler imzalandı. Bu da doğalgaz işleme ve sıkıştırma tesislerinin yanı sıra bu işe özel olarak tasarlanmış ana iletim boru hatları, akış hatları ve yaklaşık bin 500 kilometre uzunluğundaki doğalgaz toplama boru hatlarının yer aldığı bir ağ aracılığıyla LNG ve hidrokarbonların güvenli bir şekilde aktarılması anlamına geliyor.
Proje ayrıca Cafura’da bir tedarik noktasının inşa edilmesi ve iletim boru hatlarını ve Cafura doğalgaz tesisi ile yeni ortak üretim tesisleri arasındaki elektrik bağlantısını da kapsıyor.
Suudi Arabistan'daki en büyük petrolle ilişkisiz gaz sahası olarak kabul edilen Cafura Doğalgaz Sahası’nın rezervlerinin 200 trilyon fit küp olduğu tahmin ediliyor. Saudi Aramco'nun CEO'su Emin Nasır, Cafura Doğalgaz Sahası ile ilgili yaptığı açıklamada, buradaki gazın ‘yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin temel taşı’ olacağını söyledi.
Bloomberg’in haberine göre Nasır, Suudi Arabistan'ın doğusundaki Zahran'da yaptığı açıklamada, Cafura Doğalgaz Sahası’nın geliştirilmesinin Suudi Arabistan’ı elektrik üretimi için günlük yarım milyon varil yakıt tüketmekten kurtaracağına işaret ederek, “Cafura Doğalgaz Sahası’nda yapılan üretim, Suudi Arabistan’ın önümüzdeki on yılın sonunda dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz üreticisi yapacak” ifadelerini kullandı.
Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirilmesiyle ilgili olarak Nasır, “Devasa kaynaklarımızı ticari olarak uygulanabilir hale getirmeye katkıda bulunacak” şeklinde konuştu. Cafura’da faaliyetlerin başlamasıyla ilgili düzenlenen törende konuşan Nasır, “Doğalgaz, yakıt olarak yenilenebilir enerji geçişinde önemli bir köprüdür” dedi.
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ve Saudi Aramco, Cafura Doğalgaz Sahası’nın proje ömrü boyunca 230 bin kişinin istihdam edileceğini açıklamışlardı.
Saudi Aramco'ya göre Cafura Doğalgaz Sahası’nın toplam alanının 170 kilometre uzunluğunda ve 100 kilometre genişliğinde olduğu tahmin ediliyor. Cafura Doğalgaz Sahası’nda, petrokimya ve metal endüstrilerine hammadde sağlayan doğalgaz sıvıları bakımından zengin gaz kaynakları bulunuyor.
Üretimin 2024 yılı başlarında başlaması beklenen Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirme aşamaları, sahanın gaz üretiminde kademeli bir artışa yol açacak ve 2036 yılında sahada günlük yaklaşık 2,2 milyar fit küp gaz üretilecek.
Günlük yaklaşık 425 milyon fit küp doğalgaz üretebilecek olan Cafura Doğalgaz Sahası’nın üretimi, mevcut üretimin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturacak. Saha ayrıca petrokimya endüstrileri için ihtiyaç duyulan LNG ve hidrokarbondan günlük yaklaşık 550 bin varil üretecek.
Cafura Doğalgaz Sahası, Saudi Aramco'nun taahhüt ettiği en yüksek çevre standartlarına uygun olarak geliştirilecektir. Sahanın gelişiminin uzun vadede olumlu bir mali etkiye sahip olmasını bekleyen Şirkete göre bu mali etki, sahanın geliştirilmesi ile ilgili çalışmalarla eş zamanlı olarak şirketin mali sonuçlarında görülmeye başlanacak.
Saudi Aramco Arama ve Üretim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nasır en-Nuaymi, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Şuan, en yüksek güvenlik ve çevre koruma standartlarını dikkate alarak, sahayı verimli ve karlı bir şekilde geliştirme yeteneğine sahibiz. Cafura Doğalgaz Sahası, gelecekteki hedeflerimize ulaşma kararlılığımızı artıracak. Şirket, yeni sahalar keşfetmeye devam ediyor. Şirket, mevcut sahaların yeniden gözden geçirilmesinin yanı sıra uzun vadeli enerji ve petrokimya talebini karşılamak için entegre bir küresel gaz iş portföyü geliştirme hedefine ulaşmak amacıyla doğalgaz ve LNG alanındaki ortak yatırım fırsatlarını değerlendiriyor.”
Saudi Aramco'nun dijital dönüşüm programına göre şirket, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için nesnelerin interneti, inşa, işletme ve güvenlik çalışmalarını geliştirmek için video analitiğini içeren Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) ileri teknolojilerini kullanacak.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times