WHO: Omikron, küresel tehdit teşkil ediyor

Omikron varyantından korkulurken Münih'teki bir afişte aşılama çağrısı yapılıyor (AFP)
Omikron varyantından korkulurken Münih'teki bir afişte aşılama çağrısı yapılıyor (AFP)
TT

WHO: Omikron, küresel tehdit teşkil ediyor

Omikron varyantından korkulurken Münih'teki bir afişte aşılama çağrısı yapılıyor (AFP)
Omikron varyantından korkulurken Münih'teki bir afişte aşılama çağrısı yapılıyor (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), üye devletlerin koronavirüs salgınındaki son gelişmeleri tartışmak üzere dün bir araya geldiği toplantıda yayınladığı raporunda, Omikron varyantını ‘oldukça yüksek riskli’ olarak sınıflandırdı. WHO tarafından yapılan açıklamada, “Omikron'un bulaşı kabiliyeti, gerek önceki enfeksiyondan edinilmiş gerek ise aşılamanın bir neticesi olarak, klinik semptomları, sebep olduğu hastalığın şiddeti, tanı ve tedavi gibi diğer önlemlere verdiği yanıt konusunda ciddi bir belirsizlik mevcut” ifadelerine başvuruldu. Örgüt, bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini de açıkladı.
WHO’nun değerlendirmesi, ilk olarak Güney Afrika'da keşfedilen Omikron varyantının, koronavirüsün tanınan mutasyonlarını atlatan hastalarda tekrar enfeksiyon riskini artıran bir takım mutasyonlar içerdiği yönünde. Omikron'a bağlı enfeksiyonlarda keskin bir artış olduğu taktirde durumun vahim bir hal alabileceğini öngören WHO, dolaylı yoldan Güney Afrika'ya atıfta bulunarak yalnızca bazı vatandaşlarına aşı sağlayabilen ülkelerin ciddi şekilde bundan etkilenebileceğini aktardı.
Cenevre'deki WHO Bakanlar Konferansı’nın açılışı sırasında yaptığı konuşmada koronavirüs aşılarının dünya çapında adil bir şekilde dağıtılması gerektiğini vurgulayan WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Aşı kotaları bir hayır bağışı değildir, her ülkenin çıkarınadır” dedi.  
Kendi ifade ettiğine göre gelecekteki salgın hastalıklarla ortaklaşa mücadelede en iyi temeli sağlayacak yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma çağrısında bulunan Tedros, ‘artık tüm ülkelerin daha sağlıklı, daha güvenli ve daha adil bir geleceğe yatırım yapmayı seçme zamanı’ vurgusunda bulundu.
WHO’ya üye 194 devletten bakanlar, Avrupa Birliği (AB) ve diğer bazı ülkelerin söz konusu ‘pandemi anlaşmasını’ bir sonuca bağlama önerisini tartışıyor. Teklif taslağı, WHO’nun pandemiyi önleme, bu yönde hazırlık ve müdahaleye ilişkin bir tüzük, anlaşma veya başka bir uluslararası belgenin müzakere edilmesini öneriyor. Böyle bir anlaşmaya şüphe ile yaklaşan ABD ve Çin, çok taraflı yeni taahhütlere direniyor.

Omikron yayılmaya devam ediyor
Diğer yandan yeni varyant ise birçok ülkede yayılmaya devam ediyor. Portekiz, bir futbolcunun yakın zamanda Güney Afrika'dan dönmesinin ardından Lizbon futbol kulübü Belenenses oyuncuları ve üyelerinden 13 kişide Omikron varyantının tespit edildiğini aktardı. Vakaların Cumartesi günü Belenenses- Benfica maçının ardından kaydedildiği de belirtildi. Kulüpten bir sözcü, bu kapsamda 44 kişinin evde tecrit altında olduğunu söyledi.
İsviçre hükümeti, ilk olası Omikron vakasının tespit edildiğini, bu yönde ülkeye girişteki kısıtlamaların artırıldığını bildirdi. Federal Halk Sağlığı Ofisi Pazar günü geç saatlerde Twitter hesabından yaptığı açıklamada, vakanın yaklaşık bir hafta önce Güney Afrika'dan İsviçre'ye dönen bir kişiyle ilişkili olduğunu söyledi. İsviçre, Avustralya, Danimarka, İngiltere, Çekya, Güney Afrika ve İsrail dahil olmak üzere 19 ülkeden yolculardan, varışta 10 günlük karantinaya girmeleri koşuluyla, uçağa binişlerinde negatif test sonucu vermelerini istiyor.
Avusturya'dan sağlık kaynakları da ülkede ilk Omikron vakasının tespit edildiğini söyledi. İskoçya’da ise 6 Omikron vakasının kaydedildiği bildirildi. Halk sağlığı yetkilileri, bu vakaların hastalığı nereden kaptıklarının belirlenmesi yönünde çalışıldığını belirtti.
Dün Avustralya hükümeti, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mutasyona uğrayan yeni varyantı Omikron’un ortaya çıkmasıyla ilgili endişeler nedeniyle sınırı vasıflı işçilere, uluslararası öğrencilere ve diğer vize sahiplerine yeniden açma planlarını erteledi. Sınırın planlandığı gibi 1 Aralık’ta açılmayacağını söyleyen Başbakan Scott Morrison, bu ertelemenin ‘gerekli ve geçici bir karar’ olduğuna dikkati çekti. Aynı zamanda, “Bu gecikme, Avustralya’nın aşının etkinliği, daha hafif semptomlar oluşturup oluşturmayacağı da dahil olmak üzere hastalık aralığı ve bulaşma düzeyi dahil olmak üzere Omikron varyantını daha iyi anlamak için ihtiyaç duyduğumuz bilgileri toplamasını sağlayacak” dedi.
Avustralya, sınırlarını çoğu yabancıya en az 20 aydır kapalı tutması, işgücünde ve turizm sektöründe sorunlara neden oldu. Ülkede şuana kadar 5 farklı Omikron vakası tespit edildi.
Dün yaptığı açıklamada, WHO’nun üye devletlerden daha büyük bağışlar yoluyla güvenli finansmana ihtiyacı olduğunu söyleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, WHO’nun salgının önlenmesi yönünde bağlayıcı bir uluslararası anlaşmaya varılması için müzakereleri başlatmasını desteklediğini de ekledi.
Diplomatların söylediğine göre WHO üye ülkelerinin salgın önleme ve AB ile ABD arasındaki boşluğu kapatma konusunda gelecekte bir anlaşmayı müzakere etme yönünde pratikte fikir birliğine varması ardından Merkel, WHO’nun özel oturumu başlangıcında sağlık bakanlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yaptığı açıklamada, “Biz görüşmelerde bulunurken küresel toplum ise Kovid-19'un yeni ve hızla bulaşan Omikron varyantı nedeniyle risk altında” dedi.



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy