Filistinliler iki devletli çözümü korumak için acil müdahale talep ediyor

Filistin Dışişleri Bakanlığı: Çatışmayı çözmek için siyasi ufkun yeniden kurulması, yerleşim projelerinin durdurulmasıyla başlar

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin davasıyla ilgili uluslararası bir konferans için baskı yapıyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin davasıyla ilgili uluslararası bir konferans için baskı yapıyor (EPA)
TT

Filistinliler iki devletli çözümü korumak için acil müdahale talep ediyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin davasıyla ilgili uluslararası bir konferans için baskı yapıyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin davasıyla ilgili uluslararası bir konferans için baskı yapıyor (EPA)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “Filistin halkımızın içinde bulunduğu, ulusal projemizi tehdit etmekle kalmayıp iki devletli çözümü ve barış şansını da baltalayan hassas durum, ‘İsrail’i bu ciddi ihlalleri durdurmaya, halkımıza işgalin ve yerleşimcilerinin saldırılarından etkili bir uluslararası koruma sağlamaya zorlamak’ amacıyla, tüm dünya ülkelerinin acil müdahalesini gerektirmektedir” dedi.
Abbas, ülkesinin ulusal günü münasebetiyle Romanya’nın Ramallah büyükelçiliği tarafından düzenlenen törende, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi üyesi Ahmed Macdalani aracılığıyla bir açıklamada bulundu. Bu bağlamda Abbas, “Barış süreci ufkunu tıkayan ve iki devletli çözüm ufkunu baltalayan tanık olduğumuz değişiklikler ve koşullar ortasında, Filistin devletini henüz tanımamış olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki dostları, iki devletli çözümü korumaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.
Abbas’ın iki ülkeyi kurtarmak için küresel müdahale çağrısı yeni değil. Ancak Filistinliler, ABD yönetiminin siyasi süreci desteklemekteki yavaşlığından gittikçe daha fazla hayal kırıklığına uğradıkça, son birkaç hafta içinde bu duruma daha fazla yoğunlaştı. Öyle ki Abbas da Fetih hareketinin Merkez Komitesi ve FKÖ Yürütme Komitesi toplantılarında ABD’nin bu yavaşlığını eleştirdi.
Abbas, esasen Uluslararası Dörtlü Komite’yi canlandırmak üzere ve ardından Uluslararası Dörtlü ve diğer ülkelerin Filistinliler ve İsrailliler arasındaki müzakerelere sponsor olması için uluslararası çok taraflı bir mekanizmasıyla sonuçlanan, uluslararası bir barış konferansının başlatılması amacıyla uluslararası toplumun, planına yanıt vereceğini umuyor.
Uluslararası Dörtlü, 2002 yılında Filistin- İsrail müzakerelerine sponsor olmak amacıyla kuruldu. Ancak tarafların rolünün etkisiz olduğuna dair inancı nedeniyle faaliyetlerini durdurdu.
Abbas, geçen Eylül ayında Birleşmiş Milletler’de (BM) yaptığı konuşmada bir girişim ortaya koymuş ve İsrail’e işgalini sona erdirmesi için bir yıllık süre tanımıştı. Abbas, aksi takdirde önlem alınacağını da dile getirmişti. Filistin’in en yüksek yasama organı olan Merkez Konseyi, gelecek ayın başlarında yapılması planlanan bir toplantıda, çeşitli seçenekleri ele alacak. Öyle ki Filistin liderliğinin karşısından birçok seçenek bulunuyor. İsrail ile yapılan anlaşmaların durdurulması, İsrail’in tanınmasının askıya alınması, Filistin’in işgal altındaki bir devlet olduğu ilan edilerek geçiş döneminin sonlandırılması ve uluslararası meşruiyet kararlarının kaldırılması da bu seçenekler arasında. Tüm bu seçenekler, ‘FKÖ içerisindeki kağıtların düzenlenmesi ve boşlukların doldurulması’ da dahil, Merkez Konseyi toplantısında dikkatçe ele alınacak.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, 2 Aralık’ta Filistin- İsrail anlaşmazlığını çözmek için siyasi ufkun yeniden kazanılmasının, yerleşim projelerinin durdurulması ve Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması ile başladığını ifade etti.
Bakanlık, yaptığı açıklamada “Filistin davasını ve halkımızın adil ve meşru haklarını destekleyen uluslararası oybirliği ile, son zamanlarda Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü’nde olanlar ve BM’nin konsey kurum ve kuruluşlarında davamızla ilgili olarak kabul ettiği kararlar; İsrail işgaline son verilmesi çağrısında bulunan ve halkımızın adil ve meşru ulusal haklarına ulaşmasını destekleyen uluslararası konsensüse vurgu yapmaktadır” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık, “Özellikle devam eden yerleşim projeleri, işgal ve yerleşimcilerin devam eden ihlal ve suçları ortasında bu kararların alınması yeterli değildir” diyerek, kararların halk için uluslararası koruma sağlayacak ve haklarına yönelik topyekûn savaşı durduracak pratik önlemlere dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Ayrıca Uluslararası Dörtlü’nün denetiminde, belirli bir süre içinde işgali sona erdirmek ve iki devletli çözüm ilkesini uygulamak için ciddi bir barış sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı, “Yerleşimcilerin saldırılarının devam etmesi; işgalcilerin daha fazla Filistin topraklarını çalmak, yerleşim yerlerini genişletmek, yerleşkeleri birbirlerine bağlamak ve Batı Şeria’nın kuzeyini merkezinden ayıran devasa bir yerleşim birimine dönüştürmek amacıyla başta Nablus’un güneyi olmak üzere tüm bölgelerde vatandaşlara yönelik şiddetli saldırısının bir uzantısıdır” dedi.
Bakanlık, saldırıların Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’da, kasaba ve mahallelerinde Filistinlilerin evlerinin ve dükkanlarının yıkılmasında gözle görülür bir artışla çakıştığını ifade etti.
Bakanlık, İsrail’in siyasi ve askeri koruması altında saldırılarını gerçekleştiren yerleşimcileri terörize etmekten tamamen ve doğrudan işgal hükümetini sorumlu tuttu.
Dışişleri Bakanlığı, özellikle iki devletli çözüm ilkesi ve uluslararası barış kriterleri doğrultusunda barışı sağlama fırsatına ilişkin, yerleşimcilerin suçlarının devam etmesi ve bunların tüm çatışma arenası üzerindeki sonuçları ve yansımaları konusunda uyardı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.