ABD’den Suriye’nin kuzeybatısına hava saldırısı: El Kaide yöneticisi öldürüldü

Yerel kaynaklar Huras ed-Din örgütü yetkilisinin hedef alındığını söylüyor.

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bir motosikleti hedef alan hava saldırısında zarar gören bir arazi aracı (İdlib Haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bir motosikleti hedef alan hava saldırısında zarar gören bir arazi aracı (İdlib Haberleri)
TT

ABD’den Suriye’nin kuzeybatısına hava saldırısı: El Kaide yöneticisi öldürüldü

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bir motosikleti hedef alan hava saldırısında zarar gören bir arazi aracı (İdlib Haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bir motosikleti hedef alan hava saldırısında zarar gören bir arazi aracı (İdlib Haberleri)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında yer alan Eriha ve El-Mastuma ilçeleri arasında sivilleri taşıyan seyir halindeki bir aracın yakınında ilerleyen ve askeri bir yöneticinin kullandığı motosikletin hava saldırısıyla hedef alındığı bildirildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) uluslararası koalisyona ait silahlı insansız hava aracı ile (SİHA) ‘İdlib kenti kırsalındaki El-Mastuma yolu üzerinde kimliği belirsiz bir motosikletli sürücünün üç roketle hedef alındığını, sürücünün olay yerinde öldüğünü ve cesedinin parçalara bölündüğünü’ bildirdi. Gözlemevi, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 6 kişilik aileyi taşıyan bir aracın saldırının gerçekleştiği esnada olay yerinden geçerken isabet aldığını, aile üyelerinin bölgedeki sahra hastanelerine sevk edildiğini ve bazılarında ciddi yaralanmalar meydana geldiğini belirtti.
Gözlemevi’ne konuşan başka kaynaklar, “Büyük olasılıkla uluslararası koalisyona ait bir SİHA, İdlib’in güney kırsalındaki Eriha-El-Mastuma otobanında Hurras ed-Din’in (El Kaide örgütüne bağlı) bir askeri yetkilisine ait motosikleti hedef aldı. Saldırı sivil bir otomobilin geçişi sırasında gerçekleşti ve 6 kişinin bulunduğu otomobil isabet aldı” ifadelerini kullandı.
Gözlemevi yayınladığı raporda İdlib kırsalındaki El-Mastuma yolu üzerinde bir otomobilin isabet aldığına işaret etti. Ancak bu saldırının şekli hakkında halen çelişkili bilgiler aktarılıyor. Özellikle dün (cuma) sabah saatlerinden itibaren uluslararası koalisyona ve İranlı milislere ait drone’ların uçuş gerçekleştirdiği bölgede söz konusu otomobilin bir SİHA tarafından mı yoksa karadan yapılan bir saldırı sonucu mu isabet aldığı ve saldırıda can kaybının yaşanıp yaşanmadığına dair teyitli bilgi bulunmuyor.
ABD ordusu 23 Ekim’de Suriye’de bir El-Kaide yöneticisinin SİHA ile düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı. Bu saldırıdan iki gün sonra Suriye’nin güneyinde ABD liderliğindeki uluslararası koalisyona ait bir askeri üsse saldırı gerçekleşti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü John Rigsbee, söz konusu tarihte yaptığı açıklamada, “ABD'nin, Suriye'nin kuzeybatısındaki hava saldırısında üst düzey El Kaide yöneticisi Abdul Hamid al-Matar öldürüldü” açıklamasında bulundu.
Saldırı Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin kontrol ettiği Suluk bölgesinde gerçekleştirildi.
Rigsbee, “MQ-9 tipi (reaper ismiyle bilinir) insansız hava aracı ile gerçekleştirilen saldırıda sivil kayıplara dair herhangi bir bilgimiz yok” ifadelerini kullandı.
ABD ordusu Eylül ayının sonunda Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib bölgesinde üst düzey El Kaide yöneticisi Selim Ebu Ahmed’in hava saldırısında öldürüldüğünü, Ebu Ahmed’in El Kaide’nin bölgedeki saldırılarını planlamak, finansa etmek ve onaylamaktan sorumlu olduğunu belirtti.
Gözlemevi Eylül ayında yayınladığı bir raporda, büyük olasılıkla uluslararası koalisyona ait bir SİHA’nın İdlib kırsalında Benş-İdlib karayolu üzerinde seyir halindeki bir araca hava saldırısı düzenlediğini ve büyük olasılıkla sürücünün bir radikal örgüt mensubu olabileceğini ifade etti.
Gözlemevi geçtiğimiz aylarda İdlib kırsalındaki Ram Hamdan köyü yakınlarında Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) bilimsel araştırmalar için kullandığı bir eğitim kampının hedef alınması sonucu 8 HTŞ unsurunun öldüğünü, 10 unsurun da çeşitli şekillerde yaralandığını aktardı. Gözlemevi, HTŞ kampının top mermisiyle hedef alındığı yönünde değerlendirmelerin bulunduğuna işaret etti. 
Geçen yılın ortasında ABD’ye ait bir SİHA, Suriye’nin kuzeybatısında Hurras ed-Din (HED) yöneticisi Ebu’l Kasım el-Ürdüni’yi ABD yapımı Ninja roketiyle hedef almıştı.
Hurras ed-Din örgütü, Nusra Cephesi’nin 2016’da El-Kaide ile bağlarını kopardığını ilan etmesi nedeniyle örgüt lideri Muhammed Colani’ye (el-Cevlani)’ye muhalefet eden yöneticiler tarafından 2018’de kuruldu. Bu yeni örgütün yöneticileri arasında Ebul Kasım el-Ürdüni olarak tanınan Halid el-Aruri, Şura Meclisi üyeleri Samir Hicazi (Ebu Hammam eş-Şami veya Faruk es-Suri), Sami el-Uraydi (Ebu Mahmud eş-Şami) ve Bilal Harisat (Ebu Hadice el-Ürdüni) yer alıyor. Hurras ed-Din’in çağrısı üzerine Suriye’de birbiriyle çatışan en az 16 silahlı grup örgüte katıldı. Hurras ed-Din’in çoğu Suriye uyruklu olmayan yaklaşık bin 800 savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.
Hurras ed-Din ile Ensar et-Tevhid Nisan 2018’de Nusretul İslam isimli gurubu kurdu. Bu grup daha sonraları başka örgütlerin de katılımıyla genişleyerek Ekim 2018’de Müslümanları Teşvik Et isimli operasyon odası kuruldu. Operasyon odası, 2018’de Türkiye ve Rusya’nın İdlib’le ilgili imzaladığı Soçi Mutabakatı’nı baltalamak amacıyla bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 2019’un sonlarına doğru Hurras ed-Din’i yabancı terör örgütü listesine aldığını ve Ebu Hammam el-Haşimi’yi (Nusra Cephesi’nin eski askeri yöneticisi) kara listeye eklediğini duyurdu. Bakanlık, Eylül 2019’da ‘Adalet İçin Ödül' adlı programı çerçevesinde Hurras ed-Din’in üst düzey yöneticileri olarak nitelenen Ebu Abdulkerim el-Mısri, Faruk es-Suri ve Sami el-Uraydi'nin başına 5'er milyon dolar ödül koydu.
El Kaide’nin iki numaralı ismi, Usame Bin Ladin’in damadı ve merkezi istihbaratta yer alan Ebu’l Hayr el-Mısri’nin Şubat 2017’de İdlib’de öldürüldüğü operasyon ile Ebu’l Kasım’a düzenlenen operasyon arasında açık bir benzerlik bulunuyor.
Uluslararası koalisyon daha önce El-Kaide veya ona yakın grupların liderlerine birçok hava saldırısı düzenledi. ABD aynı şekilde Ekim 2019’da İdlib kırsalında düzenlediği hava saldırısıyla DEAŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi’yi öldürdü.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.