Nükleer anlaşmanın geleceği 8’inci turda verilecek sınava bağlı

İran önceki 6 turda üzerinde anlaşma sağlanan temel ilkelerden geri adım attı.

Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
TT

Nükleer anlaşmanın geleceği 8’inci turda verilecek sınava bağlı

Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İran’ın 5 ay süren geciktirmesinden sonra başlayan Viyana’daki 7’nci tur müzakerelerin başarısız olduğu haberini hızlı verdi. Bu gelişme, nükleer anlaşmanın geleceğinin 8’inci turda verilecek sınava bağlı olduğu anlamına geliyor. Resmi ziyaret kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) giden Macron, Dubai’de basına yaptığı açıklamada, müzakere turunun başarılı olamayacağına yönelik inancını dile getirerek, İran'ın tutumu göz önüne alındığında bu müzakerelerin uzun vadede devam etmeyeceğini vurguladı. Macron bu ifadesiyle bu hafta sonu Avusturya’nın başkenti Viyana’ya dönüş için prensipte üzerinde anlaşma sağlanan tarihe işaret ediyor. Bu açıklama, 5+1 grubu (3 Avrupa ülkesi, Rusya, Çin ve İran) ortak komitesinin düzenlediği iki toplantıdan sadece beş gün sonra geldi. Görüşmeler Salı ve Çarşamba günleri gerçekleşti. Birinci görüşmede ABD’nin kaldırabileceği yaptırımlar gözden geçirilirken, ikinci görüşmede Tahran’ın 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya yönelik ihlallerinden geri adım atması meselesi ele alındı.

Temel ilkelerden geri adım
Viyana sürecini takip eden Avrupalı kaynaklar, bardağı taşıran son damlanın İran’ın ‘önceki 6 turda üzerinde müzakere edilen temel ilkelerden geri adım atması’ olduğunu söylüyor. Nitekim İran müzakere heyetinin ‘saati geriye almak istediği’ görünüyor. Batılılar da Viyana’ya gelmeden önce böyle bir ihtimalden endişeleniyordu. Müzakerelere dönmeden en az iki ay önce Batılı taraflar, İran’a yaptıkları dönüş çağrısında önceki turlarda üzerinde anlaşmaya varılan meselelere de odaklanıyorlardı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Keni geçtiğimiz günlerde yaptıkları açıklamalarda Tahran’ın önceki turlarda alınan sonuçları kabul edeceğinin sinyalini vermişti. Aynı meseleyi Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı Enrique Mora da müzakerelerin hemen öncesinde dile getirdi. Ancak Bakıri, daha sonra yaptığı bir açıklamada, “(Daha önce) üzerinde uzlaşmaya varılan her şey müzakereye açık bir taslaktır” ifadesini kullandı. Bunun anlamı Tahran, Nisan’dan başlayarak Haziran’a kadar süren ve Avrupalılara göre muhtemel yeni bir anlaşmanın yüzde 70 ila 80 içeriğini oluşturan müzakere görüşmelerinin sonuçlarını geçersiz kılma hakkını kendinde görüyor.

Gerçek niyetin gizlenmesi
Söz konusu kaynaklar, son beş günde yaşananlar karşısında yaşadıkları şaşkınlığı ifade ederek, müzakereleri başlatacak zemini hazırlamak için haftalardır süren hazırlık mahiyetindeki istişarelerin ne anlamının olduğunu soruyor. Kaynaklar İran’ın ‘gerçek niyetini gizlediği’ görüşünde. Nitekim Tahran perşembe günü 5+1 temsilcileri ve Mora’ya verdiği iki öneri belgesinde gerçek niyetini belli etti. Zira listede Washington’ın yaptırımları kaldırmasıyla ilgili birçok öneriye yer verilirken, buna karşılık İran’ın, nükleer programıyla ilgili yaptığı ihlallerden geri adım atmaya hazır olduğuna dair bir ibare yer almıyordu. Nitekim Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi sunduğu raporda, İran'ın Fordo'daki nükleer tesisinde yüzde 20 saflığında uranyum zenginleştirdiğine işaret etmişti. Bakıri sundukları iki belgenin önümüzdeki müzakerelerin temelini oluşturması gerektiğini belirtti.
İran, ister nükleer dosya, ister terörizm meseleleri ister insan hakları konularında olsun üzerindeki tüm yaptırımların tek seferde kaldırılmasını, Washington’ın bu yaptırımları fiilen kaldırıp kaldırmadığını anlamak için kendisine süre tanınmasını, yeniden petrol ihraç etmeyi ve uluslararası piyasalardaki alacaklarını tahsil etmeyi talep ediyor. Batı, talep çıtasının çok yüksek olduğu ve acilen bir anlaşmaya varmak için İran’ın bazılarından taviz vermesi gerektiği kanaatinde.
Bakıri’nin, tüm noktaların tekrar gözden geçirilmesini talep ettiği iki belgeyi sunması, 3 Avrupa ülkesinde ve aynı zamanda Washington’da İran’ın müzakere masasını devirmeye çalıştığı izlenimi yarattı. Bunun temel nedeni İran’ın iki ilkeyi terk ettiği anlamına gelmesidir: Birincisi simetri, ikincisi aşamalık. Bu nedenle Avrupalı çevrelere göre, Batı tarafı, İran’ın şartlarının kabul edilmesinin, tavrını yumuşatması ve tavizler vermesi için gereken üçüncü ilkenin, ‘denklik ilkesi’nin çökmesine sebep olabileceği görüşünde. Zira İran, Batı’nın Tahran ile ilişkileri normalleştirip nükleer programından emin olduktan sonra atmak istediği adımların önden gelmesini istiyor. Batı’nın bu taleplerinin yanı sıra ABD Başkanı Joe Biden, Avrupalı yetkililer ve Körfez ülkeleri müzakere konularına iki dosyanın daha eklenmesini arzuluyor: Birincisi İran’ın balistik füze programı, ikincisi ise bölgesel politikaları ve özellikle vekalet savaşları üzerinden komşularının içişlerine karışması.
İlk müzakere turunun başladığı Nisan ayında bu yana görüşmelere Mora’nın arabulucuğuyla dolaylı katılan Washington, hızlı bir şekilde çıkmaz sokağa girdiği için müzakerelerin 7’nci turunun durdurulmasını talep etti. Çünkü müzakereler Nitekim bu istek, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki açıklamalarında da görülebiliyor. Blinken, açıklamasında, “İran, anlaşmaya dönmek için yapması gereken şeyi yapma konusunda ciddi görünmüyor. Bu nedenle Viyana’daki görüşmelerin bu turunu sonlandırdık” ifadesini kullandı. İran’ın katı tavrı ve geçtiğimiz süreçte ABD ile Avrupalıların üzerinde tam mutabakat sağladığı hiçe sayması sebebiyle Avrupalılar İran heyetinin ve Bakıri’nin sunduğu belgelere karşı duydukları hayal kırıklıklarını ABD’den önce dile getirdi.

Bakıri, Berlin, Londra ve Paris’i ziyaret etti
Bakıri müzakerelere hazırlık kapsamında ülkesinin pozisyonunu anlatmak ve Avrupa’nın desteğini almak amacıyla Viyana’ya gitmeden önce Avrupa’nın üç başkentini, Berlin, Londra ve Paris’i ziyaret etti. İran sadece Viyana’da değil aynı zamanda IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’ye karşı da katı bir tavır sergiledi. Grossi’nin Tahran’dan eli boş dönmesinin ve müzakerelerin başlamasından sonra İran Fordo'daki nükleer tesisinde uranyum zenginleştirme çalışmalarına başladı. ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İran’ın nükleer programına hız vermesini ‘provokasyon’ diye niteleyerek, bu adımla zaman kazanmak ve oyalanmak amacıyla müzakereler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ifade etti. Böyle bir durumun mümkün olmayacağını söyleyen Blinken, İran’ın önünde gelecek günlerde alması gereken önemli kararlar bulunduğunu kaydetti.
Her seferinde karşılıklı suçlamalarda bulunan İran ve ABD, bu kez de birbirini müzakerelerde ciddi olmamakla suçladı. Blinken, İran’ın üzerine düşeni yapma noktasında ciddi olmadığını ifade ederken, İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Twitter hesabı üzerinden Blinken’a verdiği yanıtta, “Batı iyi niyet gösterirse iyi bir anlaşmaya varılabilir. Biz akla uygun, ölçülü ve sonuç odaklı diyalog arıyoruz” ifadelerini kullandı. Abdullahiyan, Japon mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Ciddi bir irade ile Viyana'ya gittik. ABD ve 3 Avrupa ülkesinin irade ve niyetine dair iyimser değiliz” ifadelerini kullandı.
Avrupalılar hayal kırıklığı ve endişe hali arasında gidip gelirken, ABD ‘başka seçeneklere başvurma’ tehditlerinde bulunuyor. İsrail ise Washington ve Avrupa başkentlerine yönelik baskılarını artırarak, Blinken’dan derhal müzakereleri durdurmasını talep ediyor ve herhangi bir anlaşmanın kendisini bağlamadığını ifade ediyor. Avrupalıların değerlendirmelerine göre tüm bunlar gerginliğin tırmanacağına işaret ediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’nin “Halen diplomatik yakınlaşmayı umuyoruz. Çünkü bu daima en iyi seçenektir” demesine rağmen Avrupalılar ‘tamamen bir diplomatik çözüm arayışına girmiş durumda’. Müzakere sürecinin tıkanması, olayları başka bir yöne çevirebilir. Fakat hatırlanacağı üzere 2015 yılında yapılan nükleer anlaşma üzerindeki müzakereler sürdü. Bu doğru. Aynı şekilde İran’ın nükleer programının günümüzde ulaşılan teknolojik ilerlemeyi yakalamadığı da doğru. Öyle ki birçok gözlemeci Tahran’ın nükleer geliştirmenin ve sözde ‘break out’un (yani bu projeyi sürdürme kararı alması halinde nükleer silah edinmesi için gereken süreyi ifade etmek için kullanılıyor) sınırına ulaşmak üzere olduğu görüşünde. Halbuki Tahran’ın nükleer bomba üretimi için daha iki yıla ihtiyacı var ve bunun için gerekli kapasiteye sahip değil. Bu nedenle önümüzdeki günler, Viyana’nın kaderinin netleşmesi, batılıların anlaşmaya dönüş vesilesi olarak iyileştirme arayışlarında ısrar edip etmeyeceklerini yoksa İran’ın daha çok manevra sunacak güçlü bir pozisyona mı hazırlandığını görme açısından için son derece önemli olacak.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.