Nükleer anlaşmanın geleceği 8’inci turda verilecek sınava bağlı

İran önceki 6 turda üzerinde anlaşma sağlanan temel ilkelerden geri adım attı.

Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
TT

Nükleer anlaşmanın geleceği 8’inci turda verilecek sınava bağlı

Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Avrupalı müzakereci Enrique Mora Viyana’da 7’nci nükleer müzakere turunun bitmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İran’ın 5 ay süren geciktirmesinden sonra başlayan Viyana’daki 7’nci tur müzakerelerin başarısız olduğu haberini hızlı verdi. Bu gelişme, nükleer anlaşmanın geleceğinin 8’inci turda verilecek sınava bağlı olduğu anlamına geliyor. Resmi ziyaret kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) giden Macron, Dubai’de basına yaptığı açıklamada, müzakere turunun başarılı olamayacağına yönelik inancını dile getirerek, İran'ın tutumu göz önüne alındığında bu müzakerelerin uzun vadede devam etmeyeceğini vurguladı. Macron bu ifadesiyle bu hafta sonu Avusturya’nın başkenti Viyana’ya dönüş için prensipte üzerinde anlaşma sağlanan tarihe işaret ediyor. Bu açıklama, 5+1 grubu (3 Avrupa ülkesi, Rusya, Çin ve İran) ortak komitesinin düzenlediği iki toplantıdan sadece beş gün sonra geldi. Görüşmeler Salı ve Çarşamba günleri gerçekleşti. Birinci görüşmede ABD’nin kaldırabileceği yaptırımlar gözden geçirilirken, ikinci görüşmede Tahran’ın 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya yönelik ihlallerinden geri adım atması meselesi ele alındı.

Temel ilkelerden geri adım
Viyana sürecini takip eden Avrupalı kaynaklar, bardağı taşıran son damlanın İran’ın ‘önceki 6 turda üzerinde müzakere edilen temel ilkelerden geri adım atması’ olduğunu söylüyor. Nitekim İran müzakere heyetinin ‘saati geriye almak istediği’ görünüyor. Batılılar da Viyana’ya gelmeden önce böyle bir ihtimalden endişeleniyordu. Müzakerelere dönmeden en az iki ay önce Batılı taraflar, İran’a yaptıkları dönüş çağrısında önceki turlarda üzerinde anlaşmaya varılan meselelere de odaklanıyorlardı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Keni geçtiğimiz günlerde yaptıkları açıklamalarda Tahran’ın önceki turlarda alınan sonuçları kabul edeceğinin sinyalini vermişti. Aynı meseleyi Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı Enrique Mora da müzakerelerin hemen öncesinde dile getirdi. Ancak Bakıri, daha sonra yaptığı bir açıklamada, “(Daha önce) üzerinde uzlaşmaya varılan her şey müzakereye açık bir taslaktır” ifadesini kullandı. Bunun anlamı Tahran, Nisan’dan başlayarak Haziran’a kadar süren ve Avrupalılara göre muhtemel yeni bir anlaşmanın yüzde 70 ila 80 içeriğini oluşturan müzakere görüşmelerinin sonuçlarını geçersiz kılma hakkını kendinde görüyor.

Gerçek niyetin gizlenmesi
Söz konusu kaynaklar, son beş günde yaşananlar karşısında yaşadıkları şaşkınlığı ifade ederek, müzakereleri başlatacak zemini hazırlamak için haftalardır süren hazırlık mahiyetindeki istişarelerin ne anlamının olduğunu soruyor. Kaynaklar İran’ın ‘gerçek niyetini gizlediği’ görüşünde. Nitekim Tahran perşembe günü 5+1 temsilcileri ve Mora’ya verdiği iki öneri belgesinde gerçek niyetini belli etti. Zira listede Washington’ın yaptırımları kaldırmasıyla ilgili birçok öneriye yer verilirken, buna karşılık İran’ın, nükleer programıyla ilgili yaptığı ihlallerden geri adım atmaya hazır olduğuna dair bir ibare yer almıyordu. Nitekim Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi sunduğu raporda, İran'ın Fordo'daki nükleer tesisinde yüzde 20 saflığında uranyum zenginleştirdiğine işaret etmişti. Bakıri sundukları iki belgenin önümüzdeki müzakerelerin temelini oluşturması gerektiğini belirtti.
İran, ister nükleer dosya, ister terörizm meseleleri ister insan hakları konularında olsun üzerindeki tüm yaptırımların tek seferde kaldırılmasını, Washington’ın bu yaptırımları fiilen kaldırıp kaldırmadığını anlamak için kendisine süre tanınmasını, yeniden petrol ihraç etmeyi ve uluslararası piyasalardaki alacaklarını tahsil etmeyi talep ediyor. Batı, talep çıtasının çok yüksek olduğu ve acilen bir anlaşmaya varmak için İran’ın bazılarından taviz vermesi gerektiği kanaatinde.
Bakıri’nin, tüm noktaların tekrar gözden geçirilmesini talep ettiği iki belgeyi sunması, 3 Avrupa ülkesinde ve aynı zamanda Washington’da İran’ın müzakere masasını devirmeye çalıştığı izlenimi yarattı. Bunun temel nedeni İran’ın iki ilkeyi terk ettiği anlamına gelmesidir: Birincisi simetri, ikincisi aşamalık. Bu nedenle Avrupalı çevrelere göre, Batı tarafı, İran’ın şartlarının kabul edilmesinin, tavrını yumuşatması ve tavizler vermesi için gereken üçüncü ilkenin, ‘denklik ilkesi’nin çökmesine sebep olabileceği görüşünde. Zira İran, Batı’nın Tahran ile ilişkileri normalleştirip nükleer programından emin olduktan sonra atmak istediği adımların önden gelmesini istiyor. Batı’nın bu taleplerinin yanı sıra ABD Başkanı Joe Biden, Avrupalı yetkililer ve Körfez ülkeleri müzakere konularına iki dosyanın daha eklenmesini arzuluyor: Birincisi İran’ın balistik füze programı, ikincisi ise bölgesel politikaları ve özellikle vekalet savaşları üzerinden komşularının içişlerine karışması.
İlk müzakere turunun başladığı Nisan ayında bu yana görüşmelere Mora’nın arabulucuğuyla dolaylı katılan Washington, hızlı bir şekilde çıkmaz sokağa girdiği için müzakerelerin 7’nci turunun durdurulmasını talep etti. Çünkü müzakereler Nitekim bu istek, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki açıklamalarında da görülebiliyor. Blinken, açıklamasında, “İran, anlaşmaya dönmek için yapması gereken şeyi yapma konusunda ciddi görünmüyor. Bu nedenle Viyana’daki görüşmelerin bu turunu sonlandırdık” ifadesini kullandı. İran’ın katı tavrı ve geçtiğimiz süreçte ABD ile Avrupalıların üzerinde tam mutabakat sağladığı hiçe sayması sebebiyle Avrupalılar İran heyetinin ve Bakıri’nin sunduğu belgelere karşı duydukları hayal kırıklıklarını ABD’den önce dile getirdi.

Bakıri, Berlin, Londra ve Paris’i ziyaret etti
Bakıri müzakerelere hazırlık kapsamında ülkesinin pozisyonunu anlatmak ve Avrupa’nın desteğini almak amacıyla Viyana’ya gitmeden önce Avrupa’nın üç başkentini, Berlin, Londra ve Paris’i ziyaret etti. İran sadece Viyana’da değil aynı zamanda IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’ye karşı da katı bir tavır sergiledi. Grossi’nin Tahran’dan eli boş dönmesinin ve müzakerelerin başlamasından sonra İran Fordo'daki nükleer tesisinde uranyum zenginleştirme çalışmalarına başladı. ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İran’ın nükleer programına hız vermesini ‘provokasyon’ diye niteleyerek, bu adımla zaman kazanmak ve oyalanmak amacıyla müzakereler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ifade etti. Böyle bir durumun mümkün olmayacağını söyleyen Blinken, İran’ın önünde gelecek günlerde alması gereken önemli kararlar bulunduğunu kaydetti.
Her seferinde karşılıklı suçlamalarda bulunan İran ve ABD, bu kez de birbirini müzakerelerde ciddi olmamakla suçladı. Blinken, İran’ın üzerine düşeni yapma noktasında ciddi olmadığını ifade ederken, İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Twitter hesabı üzerinden Blinken’a verdiği yanıtta, “Batı iyi niyet gösterirse iyi bir anlaşmaya varılabilir. Biz akla uygun, ölçülü ve sonuç odaklı diyalog arıyoruz” ifadelerini kullandı. Abdullahiyan, Japon mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Ciddi bir irade ile Viyana'ya gittik. ABD ve 3 Avrupa ülkesinin irade ve niyetine dair iyimser değiliz” ifadelerini kullandı.
Avrupalılar hayal kırıklığı ve endişe hali arasında gidip gelirken, ABD ‘başka seçeneklere başvurma’ tehditlerinde bulunuyor. İsrail ise Washington ve Avrupa başkentlerine yönelik baskılarını artırarak, Blinken’dan derhal müzakereleri durdurmasını talep ediyor ve herhangi bir anlaşmanın kendisini bağlamadığını ifade ediyor. Avrupalıların değerlendirmelerine göre tüm bunlar gerginliğin tırmanacağına işaret ediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’nin “Halen diplomatik yakınlaşmayı umuyoruz. Çünkü bu daima en iyi seçenektir” demesine rağmen Avrupalılar ‘tamamen bir diplomatik çözüm arayışına girmiş durumda’. Müzakere sürecinin tıkanması, olayları başka bir yöne çevirebilir. Fakat hatırlanacağı üzere 2015 yılında yapılan nükleer anlaşma üzerindeki müzakereler sürdü. Bu doğru. Aynı şekilde İran’ın nükleer programının günümüzde ulaşılan teknolojik ilerlemeyi yakalamadığı da doğru. Öyle ki birçok gözlemeci Tahran’ın nükleer geliştirmenin ve sözde ‘break out’un (yani bu projeyi sürdürme kararı alması halinde nükleer silah edinmesi için gereken süreyi ifade etmek için kullanılıyor) sınırına ulaşmak üzere olduğu görüşünde. Halbuki Tahran’ın nükleer bomba üretimi için daha iki yıla ihtiyacı var ve bunun için gerekli kapasiteye sahip değil. Bu nedenle önümüzdeki günler, Viyana’nın kaderinin netleşmesi, batılıların anlaşmaya dönüş vesilesi olarak iyileştirme arayışlarında ısrar edip etmeyeceklerini yoksa İran’ın daha çok manevra sunacak güçlü bir pozisyona mı hazırlandığını görme açısından için son derece önemli olacak.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe